Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Ateizm (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=104)
-   -   Kötülük Problemi ve Ateizm (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=138)

20-12-2004 04:09

Kötülük Problemi ve Ateizm
 
Kötülüklerin varlığı bazan dünyanın güzel olmadığını göstermek için bazan da Tanrı’nın var olmadığını ispatlamak için kullanılmıştır. Genelde hayatı sıkıntıyla geçen kişilerin ileri sürdüğü bu itiraz bazı dönemlerde çok etkili olmuş ve birçok insanın zihnini meşgul etmiştir. Ancak Tanrı’nın varlığına inanan insanların da bir yere kadar kabul ettiği bu problemin ateizme bir gerekçe olarak gösterilmesi mümkün değildir. Meydana gelen kötü olaylar, ateist olsun veya olmasınhemen hemen herkesin mustarip olduğu ve istemediği olaylardır. Âlemde gerek doğal olaylar açısından ve gerekse insanlar arasındaki ilişkilerde bazan düzen bozulmakta ve arzu edilmeyen acı olaylar yaşanmaktadır. Bunların arasında da öncelikle deprem, yangın, sel, hastalık, savaş, zulüm ve haksızlık gibi olaylar gelmektedir.

Kötülüklerin bir kısmı tabiatla ilgili olup bizim dışımızda gelişmektedir. Kaldı ki biz bunların niçin ve nasıl oluştuğunu da hâlâ tam manasıyla bilmemekteyiz. Ancak alınan tedbirlerle bu felâketlerin zararları da en aza indirgenebilmektedir. Dolayısıyla insanın hazırlıklı olduğu takdirde büyük oranda bunlardan kaçınabilmesi mümkündür. Kötülüklerin bir kısmı ise doğrudan insanla ilgili olan hatta insanın bizzat kendinin rol oynadığı olaylardır. Dolayısıyla bunlardan Tanrı’nın yokluğunun çıkartılması mümkün değildir.


Karşılaşılan kötülüklerin çoğunluğunun insan unsurundan kaynaklandığı görülmektedir. İnsan Tanrı tarafından yaratılırken ona akıl ve irade verilmiştir. Kendine iyinin ve kötünün ne olduğu öğretilmiş ve ahlâklı olması tavsiye edilmiştir. Ancak bütün bunlara rağmen gerek doğaya ve gerekse bütün canlılara (dil, din ve ırk farkı gözetmeksizin) en büyük kötülüğü yapan yine insanın kendisi olmuştur. Hemcinsini öldüren, ona zulmeden, malını çalan, çocuklarını aç bırakan, bir diğerinin kalbini yaralayan insandan başkası değildir. Dolayısıyla karşılaştığımız kötülüklerin çoğunda birinci derecede insanın kendisi rol oynamaktadır. Bunu göz ardı etmemek gerekmektedir. İslâm’a göre canlılara en çok zulmeden ve kötülük yapan kişilerin âhiret gününde en ağır cezalara çarptırılacak olmaları da bunun kanıtıdır.


Tanrı’nın kendine vermiş olduğu doğayı güzelce paylaşmak ve herkesin istifadesine sunmak yerine onu tahrip eden ve yaşanmaz kılan da yine insanın kendi olmuştur. Bunları görmek için olağan üstü bir yeteneğe sahip olmaya gerek yoktur. Dolayısıyla bütün bunlar karşısında kötülüklerin altında yatan etmenleri daha iyi görebilmemiz ve olayları olduğu şekliyle değerlendirmemiz gerekmektedir. Sonuç itibariyle kötülükler karşısında sorgulanması gereken öncelikle insanın kendisidir. Bazı ateistlerin yaptığı gibi olup bitenden Tanrı’yı sorumlu tutmak insanın kendi sorumsuzluğunun bir örneğidir.


Tanrı''nın varlığına inananlar, insan faktörünün yanında, âlemde cereyan eden kötülüklerin varlığıyla, Tanrı anlayışını uzlaştıran birtakım tezler de ileri sürmüşlerdir. Bu tezlerin en başta geleni, tahmin edilebileceği gibi, iyinin daha çok kötünün ise daha az olduğu görüşüdür. Yani bir anlamda âlemde kötülüğün hâkim olmadığı aksine dünyanın iyiliklerle dolu olduğu inancıdır. Bu iyilikler insanın yaratılışından (doğuşundan) itibaren başlamakta gökyüzündeki gezegenlerin işleyişine kadar devam etmektedir. Denizin altındaki varlıklardan, gökyüzünde uçan kuşlara kadar uzanmaktadır. Kötülükler ise bazı gerekçelerle bu düzenin aksaması, duraklaması veya kesilmesidir. Dolayısıyla kötülüklerin kendi başına bir varlığı bulunmamaktadır.


İnsan güzel bir şekilde yaratılmış ona pek çok zenginlik verilmiş ayrıca doğasına merhamet, şefkat, iyilik, sevgi ve aşk gibi hasletler işlenmiştir. Dolayısıyla O yaratılışından kötü bir varlık değildir. Bir çocuğun çevresinden etkilenmeden önce yalan söylememesi, hırsızlık yapmaması, doğruyu konuşması, kötü söz söylememesi gibi hususlar, bunun en güzel kanıtıdır.


Başlangıçta tertemiz olan denizleri ve atmosferi kirleten insanın kendisi olmuştur. Ormanları yok eden ve yakan, doğaya zenginlik katan binbir çeşit hayvanı çeşitli gerekçelerle katleden ve ortadan kaldıran, bütün canlıların yaşamına olanak tanıyan atmosferi kirleten, yaşam için kaçınılmaz olan birtakım âlet ve gereci, teknolojiyi, kasıtlı olarak canlıların zararına kullanan, bırakınız savunmasız zavallı hayvancıkları, kendi neslini dahi acımasızca yok eden yine insanın kendisi olmuştur.


Bütün bu olup bitenlerden sonra ateistlerin günah keçisi araması gülünç olacaktır. Kaldı ki bu bozgunculuğun bir bedelinin olmamasını ya da eninde sonunda hesap gününün gelmeyeceğini düşünmek zor olacaktır. Yaşam ne bir tiyatro oyunu ne de bir rüyadır. Çekilen acı ve ıstıraplarda dramatik bir filmin parçaları değildir. Dolayısıyla varlığımız ve topyekün yaşamın kendisi, ciddiye alınması ve ilerde hesabının verileceğinin düşünülmesi gereken bir gerçektir.


Tanrı varlığını ve güzelliğini, bir çocuğun tebessümün-den, bir akvaryumun rengarenkliliğinden, uçan bir kuşun cıvıltısından, bir çiçeğin kokusundan ya da dolunayın göz kamaştıran parlaklılığından hissettirmektedir. Dolayısıyla topyekün bir şekilde bakıldığında âlemdeki düzen ve intizamı görmemek mümkün değildir. Bütün bunların karşısında karamsar olmak, âlemde bir kaosun varlığından söz etmek her şeyden önce insanın kendi aklına karşı yapacağı bir saygısızlık olacaktır. Zaten bu kadarını göremeyen bir insanın Tanrı’ya inanmasını beklemek de yersiz olacaktır.


Kötülüklerin varlığıyla ilgili diğer bir teze göre ise kötülükler iyiliğin elde edilmesi, bilinmesi ve takdiri için var kılınmıştır. Doğrusu her şeyin tamamen iyi olduğu bir dünyada, iyiliğin “iyi” olarak bilinmesi ve kıymetinin anlaşılması, mümkün olmayacaktır. Ayrıca yardım severlik, şefkat, sempati, kahramanlık, affetme duygusu ve faziletli olmak gibi hasletler kendi başlarına ortaya çıkabilecek durumlar değildir. Zaman zaman görülen acılar ve ıstıraplar da bu tür hasletlerin oluşması için zemin hazırlamaktadırlar.


Yukarıda ifade edildiği gibi kötülüklerin oluşmasında insanların büyük rolü vardır. Bunun nedeni de insanın özgür irade sahibi olması ve bu iradesini zaman zaman kötüye kullanma ihtimalinin bulunmasıdır. Tanrı insana .i.özgür irade vermiş olup bu iradenin kullanımına da müdahale etmemektedir. Gerçi insana özgür irade verilirken ona iyiliği ve güzelliği araması tavsiye edilmiş buna karşın kötülükten iradesiyle kaçınması tavsiye edilmiştir. Ancak iyiyi elde etmesi için kendine özgür irade verilen insanın bu süreçte yanlış karar verme ihtimali de vardır. Çünkü insanın özgürce davranması doğal olarak hata yapma ve kötülüğe neden olma ihtimalini de içermektedir.


İnsan bazan hata yapmakta ve birtakım olumsuz olaylara neden olmaktadır. Dolayısıyla Tanrı’nın insanlara zulmettiği ve kasten onların başına kötülükler verdiği inancı yanlıştır. İslâmiyet’e göre Tanrı öç almayı bekleyen ve insanların acı çekmesinden zevk alan bir varlık değildir. Öç almak, acı çektirmek ya da insanların mağduriyetinden zevk almak kâinatın yaratıcısının işi değildir. Bu tür şeyler olsa olsa gözü dönmüş, hırslı, kana susayan, çocukları öldürecek kadar vahşileşen zalimlerin işi olabilir. Tanrı, daima iyiliği istemektedir. Öyle olsaydı bizleri ve kâinatı yaratmazdı. Yine O kötülüklerin de bir an önce iyiye dönüştürülmesini ve insanların mutlu olmalarını dilemektedir. Acı çeksin veya çekmesin bütün insanlar Tanrı''nın kullarıdır. Var olmalarının temelinde de kötülük ve acı değil, iyilik ve sevgi bulunmak-tadır.


Sonuçta dünyada karşılaşılan fizikî kötülüklere karşı insan çalışıp tedbirini almalı, moral kötülüklere karşı da faziletli ve erdemli bir kişiliğe sahip olarak iyiliği hâkim kılmak için uğraşmalıdır. Zaten İslâm’a göre insanın Tanrı katındaki değeri de iyilikler uğrundaki gayretleri ve kötülüğü berteraf etmedeki çabalarıyla açığa çıkacaktır.


Kötülüklerin varlığını ateizme gerekçe olarak kabul etmeyen teistler onları dinle uzlaştırma ya da izah etme yoluna gitmişlerdir. Bunlara göre çekilen acı ve ıstıraplar hiç de anlamsız değildir. Tam tersine bunlar din için hayâti bir önem taşımaktadır. Meselâ gerçek ve samimi olan inançlar trajedi karşısında açığa çıkmaktadır. Böyle zamanlarda insanlar yaşamın ağırlığını ve ciddiyetini hissetmekte ve tembelliği bir kenara bırakarak davranışlarına çeki düzen vermektedirler. Doğrusu sıkıntılı anlarda inançların kontrol edildiği ve ölçüldüğü bilinmektedir.


Bazı dindarlara göre inançta samimiyet çok önemlidir. İnsanların Tanrı''ya olan inançlarında içten olup olmadıkları normal zamanlarda bilinmemektedir. Böyle zamanlarda insanlar durumlarının farkına varmakta ve seviyelerini ölçmektedirler. Ancak bu durum en azından İslâmiyet''e göre Tanrı''nın sevgisini kazanmanın yolunun belâlardan, acılardan ve trajik durumlardan geçtiği anlamına gelmez. Tanrı inancı böyle durumlarda elbetteki insanlara yardımcı olmakta, onların dayanmalarına ve ayakta durmalarına olanak sağlamaktadır. Ancak acı ve ıstıraplar karşısında böyle bir direnmenin Tanrı''nın katındaki değeriyle, O''nun sevgisini kazanmak için hiçbir gerekçe yokken acı çekmeye çalışmanın ya da tehlikelere atılmanın ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. İslâm peygamberi en küçük bir canlıya dahi eziyeti yasaklamış ve onların öldürülmelerinden rahatsız olmuşken, insanın dinî gerekçelerle acı çekmesine veya çektirilmesine nasıl izin verebilir?


Kötülüklerin varlığı konusunda karşımıza kader meselesi de çıkmaktadır. Ancak bu konu çoğu zaman yanlış anlaşılmış veya anlatılmıştır. Tarihin bazı dönemlerinde Tanrı''nın varlığına inanan bazı insanlar acı ve ıstırapla karşılaştıklarında ümitsizliğe kapılarak bu dünyanın geçiçi olduğunu düşünmüş ve sadece cennette mutluluğun elde edilebileceğine kanaat getirmişlerdir. Dolayısıyla bu tür insanlar bazan kötülüklerle mücadelede pasif kalmış ve kendi kabuklarına çekilmiş, olup bitenlere de seyirci kalarak yaşamlarını devam ettirmişlerdir. Halbuki din (İslâmiyet) ve Tanrı inancı, inanan insanların kötülükler karşısında yılmalarını, miskinleşmelerini, güçsüzleşmelerini, hastalıklı bir biçimde yaşamalarını, başkalarına bağımlı olmalarını, dünyadan el etek çekmelerini yasaklamıştır.


Karşılaştığımız kötü olaylar kendi şartlarında değerlendirilmeli ve öylece yorumlanmalıdır. Aslında bu gibi olaylar Tanrı''nın varlığını, var olması gerektiğini bir kat daha güçlendirmekte ve evrenin Tanrı''sız olamayacağı düşüncesini de pekiştirmektedir. Daha önce ifade edildiği gibi kötülüklerin ortaya çıkışı belirli bir düzenin bozulmasından veya aksamasından kaynaklanmaktadır. Ancak Tanrı olmasaydı zaten belirli bir düzenden, iyilikten veya güzellikten de söz edilemeyecekti. Böyle bir durumda da kötülük diye bir problem olmayacaktı. Sonuç olarak herkes için üzücü olan kötülüklerin varlığından hareketle inançsızlığa düşmek yerine evrene ve hayatımıza hâkim olan iyilikler ve güzelliklerden hareket ederek Tanrı''nın varlığına gitmek daha akılcı olacaktır.

ReS 20-12-2004 15:43

keske sadece, "kotuluk" atheistler icin bir sifat olsa idi ,bunlarin hepsi dinde bulunan guzellikten ve guzel ahlaktan mahrum yasayan insanlar.onlar icin sadece dunya uzerinde,kendileri icin bir cikar saglama inanclari var.

"Bizi zalimlerden eyleme,yarabbi!"

haci 20-12-2004 16:24

Kötülük mü?
Ateistler çok kötüdür..

Çünkü Bosna ve Deprem paralarını çalan Müslüman’ları açığa vururlar.. Onları suçlarlar..

Kötü ateistler!
Ahlaksız ateistler!
Müslüman namusunun olmadığını teşhir eden ateistler!...

Keeeeeeeeeeh keh kehhhhhhhhhhhhhhhhhhh

HACI

20-12-2004 23:54

Onlarin müslüman olduklarini düsünüyorsan, yaniliyorsun, onlar da dinsizlik den nasibini almis hirsizlardir. Gercek bir mümin in böyle yapmayacagini siz ateist gecinen, ateistciler , ya da atatürkcü gecinien atatürkcüler cok iyi bilirsiniz.....

haci 21-12-2004 01:08

Onların Müslüman olmadığı iddiası size ait..
Evet.. Onları dışlamak sizin çok işinize geliyor. Çünkü kimse ahlaksızlarla aynı düşünceyi paylaşmak istemez.
Siz ateistleri ahlaksızlıkla suçluyorsunuz. Ama elinizde delil yok. Biz bazı Müslüman’ları ahlaksızlıkla suçluyoruz ve elimizde kuvvetli deliller var..
Siz onları istediğiniz kadar reddedin. Onlar kendilerini Müslüman saymaktadırlar. Onları biz değil, bizzat kendileri Müslüman saymaktadırlar..
Ateistler dürüsttür. Her zaman dürüsttürler. Ama aynı şeyi bütün Müslüman’lar için iddia etmek çok zordur.
Bunu da biliyorsunuz ama, kabul etmek işinize gelmiyor..

HACI

21-12-2004 01:16

Dogru ateistler durzudurler, pardan klavyemden kacmis durustturler.

Hele haci gibi olanlari tam durusttur

Once komsunun karisini ayartir gecede yatagina atan durustlerden.

Ciplak kadin resmini seven durustlerden, sikisinca ben ona bir sanat olarak bakiyorum diyen, peki neden ciplak erkek resmi degilde kadin resmi deyince "ben normal bir erkegim, ben ****miyim ki ciplak erkek resmine bakayim" diyen durustlerden, dolayisi ile ciplak kadin resmine hangi sanatsal vasiflarla vaktigini gosteren durustlerden.

Evet Ateistler durustturler.

haci 21-12-2004 02:46

SIZINTI...
Bak sen bana iftira atarak kendi inancına göre günaha giriyorsun...
Ben komşunun karısına ters gözle bile bakmam.. Eğer öyle bir şey dediysem, o laf gereğidir. Bence bir insanın namusu çok önemlidir. Hele inancı ne olursa olsun bir kadının namusu çok önemlidir.
Ben evli bir kadına asla ve asla asılmam..
Ama....... Bu demek değildir ki ben hayatımda hiç bir evli kadınla ilişki kurmadım ve zina yapmadım.. Evet, itiraf ediyorum. Yaptım.. Ama ben başlatmadım. Ben asla evli bir kadına asılmam. O bana asıldıysa ve ben bekar isem, ne yapmasını bekliyordun bir erkekten? Ben namazında niyaznda bir Müslüman bile olsaydım, durum değişmezdi. Çünkü onları da biliyoruz.

Ben zina denen suça, hatta günaha inanmıyorum. Bu suç kadınları aşağılıyor. Kadın da insandır ve hisleri vardır. O da hatalı olabilir. Erkek gibi yanlış kararlar alabilir. Kocası tarafından her gün dövülen bir kadına, kendisini seven, okşayan, pohpohlayan ve yükselten, arada bir kollarına alarak onunla sevişen bir aşığı çok mu görüyorsun?

Çıplak kadın resimlerine gelince.. Ben pornografik resimlerden nefret ederim ve onları sapık bulurum. Yani bir erkekle bir kadını birlikte gösteren resimlerden bahsediyorum. Ama çıplak bir kadın vücuduna bakmaktan zevk alırım. Bu senin sandığın gibi cinsel bir zevk bile değil.. Ya da tümüyle öyle değil.. Bir erkek olarak o resme bakmaktan haz duyarım. Hepsi o kadar.

Sen de haz duymuyorsan, erkek değilsin demektir..
Tabii erkek olmaya mecbur değilsin. Bunu hakaret için söylemiyorum. Belki de cazibeli bir bayansın.. Kim bilir?
Keeeeeeh keh kehhhhhhhhhhh

HACI

ReS 21-12-2004 16:28

Haci;

Alıntı:

Bence bir insanın namusu çok önemlidir. Hele inancı ne olursa olsun bir kadının namusu çok önemlidir.
Ben evli bir kadına asla ve asla asılmam..
Ama.......
bakarmisiniz arkadaslar adam evli bir kadina aslimazmis,kadinin namusu onemli imis amma..

Alıntı:

Bu demek değildir ki ben hayatımda hiç bir evli kadınla ilişki kurmadım ve zina yapmadım.. Evet, itiraf ediyorum. Yaptım.. Ama ben başlatmadım. Ben asla evli bir kadına asılmam.
aslian evli kadin dahi olsa,affetmem doserim misali.(hani kadinin namusuna ne oldu ya)

Alıntı:

O bana asıldıysa ve ben bekar isem, ne yapmasını bekliyordun bir erkekten?
hangi erkegi soruyon haci efendi,Allahindan korkanimi,yoksa kormayani veya olmayaninimi?
Allahindan korkan bir muslumani soruyorsan degil kadina dokunmayi,yuzune bile bakmazdi.Haaa senin gibileri soruyorsan durum ortada iste..xxx

Alıntı:

Ben namazında niyaznda bir Müslüman bile olsaydım, durum değişmezdi. Çünkü onları da biliyoruz.
lafa bak izaya gel.."Sen" diyorsun be adam,unutma hic bir mumin boyle bir olay karsisinda kendinden gecmez.iste sizin burada "islamda kadin"sorununuz baslar.yani mumin boyle bir durumda kadina onem vermiyorsa yobazdir ha..biz sadece biize ait olanina bakariz bunu bilin.

iste atheistlerin durumu ne acikli bir son,vallahi bir hayvan bile esini kiskanirken,bunlardaki tutumu gorunce bunlarin hayvandan asagi bir yaratik olduklarina kaaanat getirmemem mumkun degil.

sana sonbir uyarim var haci,dost aci soyler,eee malum etrafta atheist cok
evli veya bekar atheist bayanda tabi,yani namus anlayisiniz varsa bari etrafinizdaki yakinlarinizi koruyunuz demek istiyorumm... :wink:

haci 21-12-2004 16:50

ReS
Senin nasıl bir kafaya sahip Müslüman bir erkek olduğunu biliyoruz.. Bana cevap yazmaya çalışıyorsun ama, biraz daha batağa batıyorsun..
Senden ben olumlu hiç bir şey beklemiyorum. Sen bir Müslüman’sın. Hem de iyi ve tipik bir Müslüman’sın. Müslüman’ların çoğu gibi sen bir YALANCISIN...... Senin hiç bir lafına güvenilmez.. Şimdi burada ahlak dersi mi veriyorsun? Kelin ilacı olsa önce kendi başına sürermiş.. Sen ahlaközürlüsün....
Sen karını kapatmakla onun bir erkeğe şehvetle bakmasını nasıl önleyeceksin?
Sen karını kapatmakla onun bir erkekle sevişmeyi hayal etmesini nasıl önleyeceksin?
Senin ahlakın bu kadar işte..
Kapat kadını.. Aklını da kapat.. O düşünmesin. Bakmasın. Görmesin. Hissetmesin..
Sana göre naylon kadınla insan kadın arasında en ufak bir fark yok.
Sen busun işte...
Bir zavallı.
Ahlak budalası bir zavallı hem de..
İnan senin karına bile kötü gözle bakmam.. Ama sen benimkine bakarsın.. Bundan eminim.. Bakmam dersin ama yalan söylersin..
Senin ahlakının derecesini yazılarından anlamak mümkün.. Bana yönelik yazıların aslında senin kendi ahlakını yansıtıyor.. Kıpti gibi secaat arzediyorsun ama.........
Ne deyim..
Sen Allah’ın kölesi bir Müslüman değil misin?
Hiç bir lafına güvenilmez senin..

HACI

21-12-2004 18:58

Res Bataga falan saplanmiyor haci

sen batakligin icine girtlagina kadar batmissinda haberin bile yok senin.

Sen bir onceki yazinda ateist yasamain tum rezilliklerini gozler onune serdin. Artik ateizm dogru der desen kim inanir, ateist iyi bir insandir desen kim inanir kim sallar seni, hepiniz boylesiniz iste.

Iste Haci gibi iyi egitim almis bir ateist bile yukardaki pislik hayati suruyorasa siz varin dusunun artik.

Ben bir erkegim, ciplak kadin resmine bakmakdan elbette keyf alirim, ama BAKMAM. Burasi onemlidir, ben bir insan olarak elbette kusurluyum vede elbetteki o ciplak kadin resmi beni tahrik eder, ama ben bunu bildigim icin bakmamayi tercih ederim. Ben ciplak kadin resmine hic bir zaman sanat gzuyle bakmam, zira kadin sanat eserine alet olsun diye ortada var olan vazo gibi bir esya degildir.

Sevgili zavalli haci: Benimde hayatimdan seninkine benzer olaylar gecdi, ustelik kimseler bilemez beni kinayamazdi, ama ben sirf allahdan korktugum icin o senin yaptigini(vede gayet normalmis gibi lanse ettigini) yapmadim vede vazgectim. Ha sen sirf erdemli davranmisim diye benim erkekligimden suphe icindeyse o senin sorunu, bende derimki, erkek olmak buldugu hatuna(evli yada bekar, senin icin farketmiyor) atlamak degildir.

Buyurun ateistler hacinin yazdiklarini, bidaha, bidaha okuyun vede ibret alin, sonra bu tip insanlarin neyin modeli olabilecegini dusunun, ancak pisligin, adiligin, kokusmuslugun modeli olabilirler.

Ne mutlu banaki suc islemeye meyilliyken Goklerin ve yerin, bunlarin arasinda vede disinda ne varsa herseyin, Rabbi olan Allahdan korkupta bu meylimden vazgeciyorum.

Ne mutlu banaki ben gaybe inaniyorum. Ne mutlu banaki, tum bunlarin farkina varabilmisim. Yuce Rabbime sukurler olsun.

SIZINTI


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:26 .