![]() |
Muhammet , unutkanlığının ve çelişkilerinin faturasını Tanrı'ya çıkarıyor (Bakara106)
Alıntı:
yukarıda alıntı yaptığım ayette bunu açıkça görebiliyoruz. görünen odur ki etrafındaki gayrımüslimler muhammedin çelişkili hükümlerini ve unutkanlığını koz olarak sıklıkla kullanmakta ve müslümanlarla alay etmektedir. ve her zamanki gibi muhammedin imdadına yine tanrı yetişiyor ve bu çelişkilerin sorumluluğunu ayetler yoluyla üzerine alıyor... |
işte müslümanları dımdızlak ortada bırakacak nesnel, felsefi açıdan tutarlı ve hiç bir demogoji içermeyen bir argüman.
umarım çok ahlakçı bazı ateist arkadaşlar tamamen felsefi bağlamı olan bu argümanı da çarpıtmazlar. |
Benim anlamadığım nokta,
" daha hayırlısını veya mislini getiririz " derken bir ilerleme var demekki. yani eskiye göre daha iyiye yönelme var. İnsanoğlu bilinçlendikçe Allah bu duruma ayak mı uyduruyor? yoksa Allah istediğinde biz mi gelişiyoruz? İnanan için birincisi olamaz tabii, doğru olan ikincisi ise bizi geri bırakan Allah mı yanii |
Alıntı:
şu yürürlükten kalktı yerine bu geldi diye.... |
mesela hemen aklıma gelen bir örnek.
allah israiloğullarını alemlere üstün kıldı.sonra vazgeçti. hatta onları lanetledi. |
Alıntı:
Yani Allah ilkönce hoşgörülü davranıyor Nahl 67 de olduğu gibide denilebilir. 67. Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır. Hem içki ediniyorsunuz hemde güzel rızık yiyorsunuz. Düşünün hangisi hayırlı olan; güzel rızıkmı ,içkimi. 2- Bakara Sûresi, 219. âyet: “Sana içkiyi ve kumarı sorarlar, de ki: Onlarda hem günah hem insanlar için faydalar vardır. Günahları ise faydalarından daha büyüktür.” 3- Nisâ Sûresi, 43. âyet: “Ey İman edenler! Siz, sarhoşken ne söyleyeceğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.” Mâide Sûresi, 90. âyeti: “Ey İman edenler içki, kumar, tapmaya mahsus dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bunlardan kaçının ki murada eresiniz.” 5- Mâide Sûresi, 91. âyeti: “Şeytan içkide ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık siz hepiniz vazgeçtiniz değil mi?” |
Alıntı:
(Kur’anı kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: O halde Allah’tan gayri çağırabildiklerinizi [yardıma] çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sure getirin.) [Hud 13] (Eğer o [peygamber] bize atfen, [Kur’ana] bazı sözler katsaydı, biz onu kuvvetle yakalayıp şah damarını koparır, helak ederdik, hiçbiriniz de buna engel olamazdınız.) [Hakka 44-47] 4 - İnkâr edenler: "Bu Kur'ân Muhammed'in uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular. 5 - "Kur'ân öncekilerin masallarıdır; başkalarına yazdırmış da sabah akşam kendisine okunmaktadır" dediler. 6 - Ey Muhammed! De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir." ( FURKAN SURESİ ) |
Biz kimiz.Bunun içerisinde biz varmıyız yoksa biz yokmuyuz."Biz kaldırırsak "olunca sanki bir oylama sonucu gibi bir şey çıkıyor ortaya.Kimdir bu Allaha ortak koşanlar,O nunla ortak olanlar.
Bazı ayetlerdeki aynı konu üzerinde sarf edilen kelimelerin uslup değişimi mekke ve medine ayetleri olarak ikiye ayrılabiliyor.İktidarı güçlendikçe bazı konuların sertleştiği düşünülebiliyor. |
Allah biz lafını kullanırken, elçisine böyle bir insiyatif tanıma amacıyla kullanmıştır.
Padişahın ferman gönderdiğini düşünün , elçi haberi okur , Osmanlı devleti padişahı 3.selim suriye halkına selam eder, Biz Osmanlı devleti olarak siz<lerle daima beraberiz. Gibi bir örnekle belirtilebilir. Haberi gönderen padişah elçi biz diye okur, ayrıca vahiy meleği ve diğer meleklerin evren olaylarında rol oynaması, misal doğa olaylarına Mikail hak,m, Ölüm meleği Azrail, evreni taşıyan İsrafil, Bunlar Allah tarafından sınıflandırılmış ve Allah'ın mütevaziliği ile yüceltilmiş varlıklar olduğundan , onların o yüklerine karşılık , rollerine karşılıkda biçilebilir. Allah - melek - elçi arasındaki bağdan kaynaklı olabilir. |
Kur’anda ben, biz, o gibi ifadelerin kullanılışı hakkında İsmail Hakkı Bursevi hazretleri buyuruyor ki:
Sultanların dört türlü konuşma tarzı vardır: 1- Ben yaptım der. 2- Biz yaptık der. 3- Kendinden bahsetmeden (Şunlar emredildi) der. 4- Yalnız unvanı ile (Sultanınız size şunu emretti, şunlar size yasak kılındı) der. Üçüncü şahıs olarak, o diye de bildirir. Allahü teâlânın, bazen ben, bazen biz demesi, halkın aşina olduğu sultanlara mahsus bir hitap tarzıdır. O, sultanlar sultanıdır. Yukarıdaki gibi dört tarzla da hitap etmiştir. Kur’an-ı kerimden üçer örnek verelim: 1- Ben dediğine örnekler: Yalnız benden korkun. (Bekara 40) Ben tevbe edenin tevbesini kabul ederim. (Bekara 160) Kullarım beni sorarlarsa, bilsinler ki ben, onlara yakınım. Benden isteyenin, bana dua edenin duasını kabul ederim. (Bekara 186) 2- Biz dediğine örnekler: Biz şükredenlerin mükafatını vereceğiz. (Al-i İmran 145) Biz kâfirler için perişan edici bir azap hazırladık. (Nisa 37) Biz Cehennemi kâfirler için bir zindan yaptık. (İsra 8) 3- Kendinden bahsetmeden verdiği emirlere örnekler: Oruç size farz kılındı. (Bekara 183) Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. (Nisa 24) Namaz, müminlere belirli vakitlerde farz kılınmıştır. (Nisa 103) 4- Üçüncü şahıs olarak bildirdiğine örnekler: Allah ki sizi yarattı. (Rum 40) O Rab ki, yeri sizin için bir zemin, göğü de bir tavan yaptı. (Bekara 22) O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. (Bekara 29) Allahü teâlânın Ben demesi yüce zatına göre, Biz demesi, isim ve sıfatlarına göredir. İsim ve sıfatlarının çokluğu zatının birliğine zıt değildir. Çünkü isim ve sıfatların hepsi, zata aittir. (Ruh-ul-beyan c.1, s.37) |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:51 . |