![]() |
Formulü tutmayan ayet
Ayetin iniş sebebi,
Müslümanlardan bazıları sık sık Muhammed'e gelerek özel görüşme talebinde bulunuyorlardı. Önemli konulardan bahsetmez Muhammed'in değerli vaktini harcarlardı. Hem de eziyetine sebep oluyorlardı. Bu durumda Allah aşağıdaki ayeti indirerek samimi olanlarla olmayanları imtihan etti. Hem de Muhammed'e yönelik olan eziyeti önledi. Muhammed ile özel görüşmek isteyen önce sadaka vermeli (muhammed'in sadaka toplayan adamına) daha sonra görüşmeye gelmesi istenmektedir. İmam (a.s)'dan bu konuda şöyle nakledilmiştir: "Bu ayet nazil olduğunda benim bir dinarım vardı. Onu on dirheme bozdurdum. Her gün bir dirhem sadaka verdikten sonra Resulullah'ın huzuruna varıp istifade ediyordum. Benim dirhemlerim bittiğinde bu hüküm de kaldırıldı." Söz konusu ayetlerin metni şöyledir: "Ey iman edenler! Peygamber ile gizli-özel bir şey konuşmak istediğiniz zaman, bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. ........." (Mücadele,12) Bu ayetle Allah, Muhammed ile özel görüşmenin ön şartı olarak sadaka vermeyi emretmişti. Bu ayet indikten sonra, öncelikle Hz. Ali uygulamış fakat geniş çevrelerce uygulanmadığı için hükmü bir sonraki ayetle kaldırmış ve Allah onları affetmiştir. "Gizli , özel bir şey konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat Allah da sizi affetti. Şu halde namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır." (Mücadele,13) Mücadele 12 ayeti kısa bir süre yürürlükte kalmış, yerine Mücadele 13 ayeti inmiştir. |
Selam,
Başlığı okuduğumda herhalde Miras hukuku ile ilgili diye düşündüm... Ancak beni şaşırttınız:) Ne kadar güzel kaleme almışsınız...Ancak.. Formül bunun neresinde? Tarihte gelmiş geçmiş en DEVRİMCİ adam ... Terihin en Cahil insalarına... Yep yeni bir Düzen getiriyor... Ve öyle sıradan bir Taptıklarınızdan vaz geçin mesajı değil bu... Devrin Kapitalistleri Mekke Önderlerinin Tekerine Çomak sokuyor! Hemde Tek başına...Kim var etrafında? Ali...eşi Hatice ve Bekir Haydi şimdi..şuan...Kapitalizmin Temsilcilerine Meydan okuyun? Kalkın ve bu Düzenin tekerine çomak sokun... Amerika ve İsraili yönetenler ve onların gölgesi yönetiminiz bakın neler yapıyorlar... Yumruğu tepenizde nasıl hissedecsiniz...Ezildiğinizden emin olmadan kalkmayacaktır. Adamlar gerçekten birkaç taçtan Put için mi Kabul etmediler sanıyorsunuz? Para dönüyordu...Kervanlar..Ticaret... Zayıflar eziliyor...Güçlüler sömürüyordu... Elçi öldükten sonra..Sistemlerini tekrar kurdular... 1400 yıldır İslam adı altında Zulum uyguluyorlar... İşte diğer bir başlıkta "HARRE" Araştırması o nedenle çok önemli... Konuyu dağıtmadan... Maide Suresinde YETER Artık Soru Sormayınız deniyor... Allah size Başörtü takmanızı emretmiyor... Allah siz Başörtünüz varsa çıkarmanızı da emretmiyor. Ama tıpkı BAKARA da olduğu gibi... Halk sürekli sorular soruyor... Tıpkı Nasrettin Hocaya olduğu gibi... Hocaya sormuşlar: Hocam Tuvalette Sakız ciğnemek Günah mıdır? Hoca Yok değildir ama...demiş... ne aması??? Sizi tuvalletten çıkarken gören "bi mok" yiyosunuz zannetmesin?:D:D:D sevgi ile... selam |
"Herşeyi bilen Allah" yine "önceden görememiş" bazı şeyleri ve bu şekilde, "herşeyi önceden bilirim" sıfatını zedelemiş.Önceden bilememiş mi bu formülün tutmayacağınıda ayeti NESH edip yerine yenisini getirmiş?
Neresinden tutsan elinde kalıyor.Her hangi bir konuda kesin fikre varmışlığı var mı acaba, yoksa deneme yanılma yolu ile mi devam ettirmekte Tanrısallığını? |
Alıntı:
Dönen parayı...Kervanları...Ticareti kendi tekeline geçirmek için de uğraşmış olabilir? Bilindiği üzere Devrim vardır ve Karşı Devrimde vardır.Belki yaptığı kişisel çıkarları uğruna bir Karşı Devrimdir. (Ne menen bir sebepten ötürüdür bilemem ama bu karşı devrim kelimesi hep kötü anlaşılır.Amacım kesinlikle bu değildir.) Alıntı:
Lakin bir gerçek var ki konulara yaklaşımınız cidden çok başarılıdır.Zorlamalı yorumlara kaçmadan "böylede olmuş olamaz mı" larınız düşünmeye ve araştırmaya sevk ediyor. Saygılarımla. |
"Ey iman edenler! Peygamber ile gizli konuştuğunuz zaman..." Bu âyet de özellikle Resullullah (s.a.v)'ın meclisinde kendisine fısıltı ile bir şey arzetmek isteyenlerin adâbı hakkında nazil olmuştur.
İbnü Abbas'tan rivayet edildiğine göre, "Bazı sahabiler, Resulullah (s.a.v)'ın meclisinde kendilerini göstermek için lüzumlu, lüzumsuz fısıltı ile ona bir şeyler arzetmeğe kalkıyor ve bu, gittikçe çoğalıyordu. Hz. Peygamber de, lütuf ve hoşgörüsü sebebiyle hiç birisini reddetmiyordu. İşte bu yüzden söz konusu âyet indirildi." Katâde'den yapılan rivayete göre de, "Zenginler Peygamber'in huzuruna geliyorlar ve sık sık dilekte bulunarak mecliste fakirlere galebe ediyorlardı. Hz. Peygamber (s.a.v) de bunların çok oturmalarından ve çok fısıldaşmaya kalkışmalarından sıkılıyordu. İşte bunun üzerine bu âyet indirildi. "Böylece buyuruluyor ki: Ey iman edenler Peygamber'e bir şey fısıldamak istediğiniz vakit fısıltınızdan önce bir sadaka veriniz ki miktarı ne olursa olsun bu suretle bir sadaka verilmesi sizin için hayırlıdır. Muhtaçları sevindirecek ve size sevab kazandıracak bir hayırdır. Hem de daha ziyade bir temizliktir ve Peygamber'den dilekte bulunmak hususundaki niyetlerin samimiyetine, mallarınızda fakirlerin gözlerinin kalmamasına ve ahlâkın berraklaştırılmasıyla hayır ve iyilikleri âdet edinmeye sebeb olur. Şayet bulamazsanız sadaka vermeye gücünü yetmezse o halde de Allah, Gafûr'dur Rahim'dir. Öyle sadaka veremeyecek olan fakirlerin de fısıltı ile istekte bulunmasına izin verir. Burada Gafûr isminin zikredilmesi, emrinin ibâha değil vücub ifade ettiğini göstermektedir. Şunu da unutmamak lazımdır ki, Resulullah kendi adına hediye kabul ederdiyse de, sadaka kabul etmezdi. Hatta şunu da belirtmek gerekir ki Peygamber (s.a.v)'in aile fertlerinin bile sadaka ve zekat almaları haramdır. Onun için burada verilmesi emredilen sadakadan maksad, lüzumuna göre fâkirlere sarfedilmek üzere verilen sadakadır. Nitekim Nisâ Sûresi'nde "Onların fısıldaşmalarının bir çoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka verilmesini, yahut bir iyilik yapılmasını yahut da insanların arasının düzeltilmesini isteyenlerin fısıldaşması başka. Kim Allah'ın rızasını elde etmek için onu yaparsa, Biz ona yakında büyük bir mükafat vereceğiz." (Nisâ, 4/114) buyurulmuştu. Bununla beraber burada emrolunan sadakanın vücûbiyyeti, çok geçmeden bundan sonra gelecek olan âyet ile nesh edilmiştir. Hakim, İbnü Münzir, Abd b. Humeyde ve daha başkalarının yaptıkları rivayette Hz. Ali şöyle demiştir: "Allah'ın kitabında bir âyet vardır ki, onunla benden evvel kimse amel etmediği gibi, benden sonra da kimse amel etmeyecektir. Bu âyet, "Necvâ Ayeti"dir: yanımda bir dinar vardı onu on dirheme sattım. Peygamber (s.a.v)'den her ne zaman bir dilekte bulunduysam o fısıltıdan evvel bir dirhem sadaka verdim. Daha sonra da o âyet neshedildi, (yürürlükten kaldırıldı) artık kimse onunla amel etmedi, âyeti indirildi." 13. Fısıltınızın önünde sadakalar vermekten korktunuz öyle mi? Bu âyetten anlaşıldığına göre, demek ki ondan sonra bir iki sadaka veren olmuşsa da, fazla olmamış, böylece fısıltı hevesinin arkası kesilmişti. Yani sadaka vermekle fakirliğe düşeriz diye korktunuz, fısıltıyla konuşmadan önce çok sadaka vermediniz de dileklerinizden vazgeçtiniz değil mi? Madem ki yapmadınız yapabileceğiniz halde yapmadınız Allah da size tevbe ile nazar buyurdu. Kusurunuzu affedip yine sadaka vermeksizin Peygamber'den dilekte bulunmanıza müsaade etti. Bunun bir şükür ifadesi olmak üzere o halde namaza devam edin ve zekatı verin, Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Gerek meclislerin adâbı ve gerek diğer emirlerde itaatsızlık yapmayın da gereğini yerine getirin ki Allah habirdir, haberdardır, bir an bile ilminden kaçırmaz. Her ne yapıyorsanız gerek açıkta gerek gizlide, gerek sevap gerek günah, gerek yapma gerek terk etme gibi hususların hepsini bilir ve ona göre karşılığını verir. |
Alıntı:
Değerli Dost AerA, Bazen şu aşağıda ki Rivayetleri okuyunca...içim daralıyor... Kulaktan dolma bilgiler..ve hep Ebu bilmem kim İbni bilmem kime demiş ki diye başlıyorlar... Acaba bende Sizin gibi "Tanrıtanımaz" mı kalsaydım diyorum .. bunlar yüzünden:) selam... Ama Tanıyorum artık tanımamazlıktan gelemem ki:D Esenlikler dilerim... |
Eklemek istedim...
Bazı arkadaşlar bana İslamın içinden geliyorsun sonra islamı yeriyorsun diyorlar... Bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek adına: 1-İslamı kim temsil ediyor ortaya çıkması gerek. 2-Hanif düşünceye en az bir kez "kafir" olmadan geçilemez. 3-Sevgi yoksa orada...o dinde/sistemde bende yokum. Sevgi ile... selam |
Alıntı:
ELMALILI AYET TEFSİRİ; mücadele 12. ayet tefsiri; Ey iman edenler! Peygamber ile gizli konuştuğunuz zaman..." Bu âyet de özellikle Resullullah (s.a.v)'ın meclisinde kendisine fısıltı ile bir şey arzetmek isteyenlerin adâbı hakkında nazil olmuştur. İbnü Abbas'tan rivayet edildiğine göre, "Bazı sahabiler, Resulullah (s.a.v)'ın meclisinde kendilerini göstermek için lüzumlu, lüzumsuz fısıltı ile ona bir şeyler arzetmeğe kalkıyor ve bu, gittikçe çoğalıyordu. Hz. Peygamber de, lütuf ve hoşgörüsü sebebiyle hiç birisini reddetmiyordu. İşte bu yüzden söz konusu âyet indirildi. " Katâde'den yapılan rivayete göre de, "Zenginler Peygamber'in huzuruna geliyorlar ve sık sık dilekte bulunarak mecliste fakirlere galebe ediyorlardı. Hz. Peygamber (s.a.v) de bunların çok oturmalarından ve çok fısıldaşmaya kalkışmalarından sıkılıyordu. İşte bunun üzerine bu âyet indirildi. "Böylece buyuruluyor ki: Ey iman edenler Peygamber'e bir şey fısıldamak istediğiniz vakit fısıltınızdan önce bir sadaka veriniz ki miktarı ne olursa olsun bu suretle bir sadaka verilmesi sizin için hayırlıdır. Muhtaçları sevindirecek ve size sevab kazandıracak bir hayırdır. Hem de daha ziyade bir temizliktir ve Peygamber'den dilekte bulunmak hususundaki niyetlerin samimiyetine, mallarınızda fakirlerin gözlerinin kalmamasına ve ahlâkın berraklaştırılmasıyla hayır ve iyilikleri âdet edinmeye sebeb olur. Şayet bulamazsanız sadaka vermeye gücünü yetmezse o halde de Allah, Gafûr'dur Rahim'dir. |
Öyle sadaka veremeyecek olan fakirlerin de fısıltı ile istekte bulunmasına izin verir. Burada Gafûr isminin zikredilmesi, emrinin ibâha değil vücub ifade ettiğini göstermektedir. Şunu da unutmamak lazımdır ki, Resulullah kendi adına hediye kabul ederdiyse de, sadaka kabul etmezdi. Hatta şunu da belirtmek gerekir ki Peygamber (s.a.v)'in aile fertlerinin bile sadaka ve zekat almaları haramdır.
Onun için burada verilmesi emredilen sadakadan maksad, lüzumuna göre fâkirlere sarfedilmek üzere verilen sadakadır. Nitekim Nisâ Sûresi'nde "Onların fısıldaşmalarının bir çoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka verilmesini, yahut bir iyilik yapılmasını yahut da insanların arasının düzeltilmesini isteyenlerin fısıldaşması başka. Kim Allah'ın rızasını elde etmek için onu yaparsa, Biz ona yakında büyük bir mükafat vereceğiz." (Nisâ, 4/114) buyurulmuştu. Bununla beraber burada emrolunan sadakanın vücûbiyyeti, çok geçmeden bundan sonra gelecek olan âyet ile nesh edilmiştir. Hakim, İbnü Münzir, Abd b. Humeyde ve daha başkalarının yaptıkları rivayette Hz. Ali şöyle demiştir: "Allah'ın kitabında bir âyet vardır ki, onunla benden evvel kimse amel etmediği gibi, benden sonra da kimse amel etmeyecektir. Bu âyet, "Necvâ Ayeti"dir: yanımda bir dinar vardı onu on dirheme sattım. Peygamber (s.a.v)'den her ne zaman bir dilekte bulunduysam o fısıltıdan evvel bir dirhem sadaka verdim. Daha sonra da o âyet neshedildi, (yürürlükten kaldırıldı) artık kimse onunla amel etmedi, âyeti indirildi." |
mücadele suresi 13. ayet tefsiri;
13. Fısıltınızın önünde sadakalar vermekten korktunuz öyle mi? Bu âyetten anlaşıldığına göre, demek ki ondan sonra bir iki sadaka veren olmuşsa da, fazla olmamış, böylece fısıltı hevesinin arkası kesilmişti. Yani sadaka vermekle fakirliğe düşeriz diye korktunuz, fısıltıyla konuşmadan önce çok sadaka vermediniz de dileklerinizden vazgeçtiniz değil mi? Madem ki yapmadınız yapabileceğiniz halde yapmadınız Allah da size tevbe ile nazar buyurdu. Kusurunuzu affedip yine sadaka vermeksizin Peygamber'den dilekte bulunmanıza müsaade etti. Bunun bir şükür ifadesi olmak üzere o halde namaza devam edin ve zekatı verin, Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Gerek meclislerin adâbı ve gerek diğer emirlerde itaatsızlık yapmayın da gereğini yerine getirin ki Allah habirdir, haberdardır, bir an bile ilminden kaçırmaz. Her ne yapıyorsanız gerek açıkta gerek gizlide, gerek sevap gerek günah, gerek yapma gerek terk etme gibi hususların hepsini bilir ve ona göre karşılığını verir. ( MÜCADELE SURESİ ) |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:57 . |