![]() |
kolaysa hayal edın...
hayal etmeye kalkın ole bırsey hayal edınkı cevrenızde sımdı olmayan bır nesne olsun ve cevrenısdekı hıc bır nesneyle alakası olmasın....
bunu soyle acalım telefon daha yokken ve buna benzer ıletısım aracları kımse cep telefonu hayal edemesdı.. goreceksınız kı kımse sımdı tanımadıgı bır nesne dısında baska seyler gelıstıremıcektır.. anlatmak ıstedıgım bızım aklımız sınırlı ve bız bu aklımızla sınırsız olan seylerı(ALLAH) anlamakta zorlanıyoruz..yanı nasıl yaratılmıs(haşa)veya neye benzıyor... zorlayın bıraz aklınızı goreceksınızkı bu ımkansız.. |
Mesajimi siliyorum.
Hoca |
yazdıklarının alakası yok bnm demek ıstedıımle...ışınlanma 2 yasındakı cocugun bıle yok olmayı ıstedıınde veya ışının okdar hızlı olmasından dolayı herkesın ztn hayal edebılcegı bırsey...
|
teletouch makinesi (uzaktan dokunma güzel olur), düşünme gücüyle bilgisayar kumandası vs.... Ve en yaratıcı düşünce tanrı dır. tanrı bir düşüncedir. belki tanrı makinesi de yapılır bi gün. kim bilir..
|
İnsan hiç varolmayan ve asla varolmayacak şeyler hayal edebilirler ve etmişlerdirde. Hayal gücü gerçeklikle sınırlı değildir.
İnsanoğlu hortlaklar, vampirler, cinler, ejderhalar hayal etmiştir. Bilimkurgu filmlerinde hayal ürünü pekçok şey görebilirsiniz örneğin Matrix'deki sentineller ya da matrix sistemi hayal ürünü ve varolmayan şeylerdir. Starwars filmindeki ölüm yıldızı ya da ışın kılıcı ya da acaip uzaylı yaratıklar birer hayal ürünüdür. Mitolojide de hayal ürünlerinin pekçok örneği vardır. Mesela yunan mitolojisindeki Centaur, Styx, phoenix, hydra birer hayal ürünüdür. http://www.3dfiction.com/1024_abstract_affinity.htm Bu linkde Serdar Çamlıca'nın "abstract affinity" (soyut benzerlik) adlı resmi var. Bu resimdeki hayali nesnenin gerçekten var olan şeylerden hangisine benzediğini söyleyebilir misiniz? |
carpediem birşeylerin farkındasın ama onu doğru bir şekilde yorumlamaktan çok uzaksın.
Söylediğin aslında düşüncenin maddi olduğu. Sana tamamiyle katılıyorum. Bunu farketmek büyük bir aşama aslında. "anlatmak ıstedıgım bızım aklımız sınırlı ve bız bu aklımızla sınırsız olan seylerı(ALLAH) anlamakta zorlanıyoruz..yanı nasıl yaratılmıs(haşa)veya neye benzıyor..." Bu yorumuna katılmıyorum elbette. Ama doğru yoldasın... :) |
Carpediem;
Hayal etme ile ifade ettiğin konuda çelişkili duruma düşmüşsün.. Şöyle ki; Eğer deseydin ki ; "300 yıl önce yaşayan bir insan , bugünün dünyasını aklından bile geçiremezdi" Tabi bu bir genelleme olarak doğrudur.. Bir milyar insana 300 yıl sonraki dünyayı hayal etmelerini ve yazmalarını söyleseniz; birkaç doğru yaklaşım olabilir.. Ancak telefon , fax , bilgisayar vb. teknolojinin kazandırdığı cihazların tarihi hep hayal etmekle başlar..Mühendisler hayal güçleri ve önceki bilgi birikimlerini kullanırlar.. Kimi hayaller gerçekleşmez..Ya da gelinen aşamada gerçekleşemez.. Ama kiminden de netice alınabilir.. Örneğin; Ben saat gibi kola takılan ve sahibinin tüm gerekli bilgilerini de içeren bir bilek telefonu hayal ediyorum.. İmkansız değil herhalde.. |
:)
Panteidar, hayal gücün çok genişmiş. hemen de çürüttün carpediem in savını. Saat+Telefon = Bileğe takılan telefon. Carpediem "goreceksınız kı kımse sımdı tanımadıgı bır nesne dısında baska seyler gelıstıremıcektır" Sen de yukarıdaki örneği örnek diye veriyorsun :) Tebrik ediyrum. Çok açıklayıcısın. |
Mamuli;
Ben mühendis gözüyle bir örnekleme yaptım.. Yani mevcut bilgi birikimi + bunun bir üst hayali Teknolojik gelişmelerde aşama aşama gerçekleşir.. Hayalleri gerçekleştirenler birden aniden yeni birşey ortaya çıkaramazlar.. Cep telefonunun öncesinde telsiz vardır.. Carpediem'in bakış açısındaki çelişkiyi yazımın başında açıklamıştım.. Ona yönelik örnek verenler olmuştu.. Uçan otomobil , uçuran ayakkabı , teleskop gözlük , yeraltı turizmi , hortumsavar , suni kar bulutu vb. örnekler beklemeyin benden!! :) Hayal gücüm kısa mesafeli!! :o |
Bu konuda anlaşamayacağız. :)
Bari bir fıkra anlatayım. Üç arkadaş bir deniz kazasından kurtulup bir adaya düşmüşler. Adada yamyam bir kabile yaşıyormuş. Kabile üyeleri hemen yakalamış kazazedeleri, kazanları kaynatmaya başlamışlar. Kabilenin büyücüsü gelmiş:"Her gün birinize ne istediğini soracağım. Eğer isteğini yerine getiremezsem hayatını bağışlayacağım, yerine getirirsem kazanlara atıp pişiririz demiş". Birinci gün büyücü birinci adama sormuş: "Ne dilersin" demiş. Birinci adam bunlar yamyam teknolojiden anlamazlar diye düşünmüş. "Bir araba isterim, karada gitsin, havada uçsun, denizde yüzsün" demiş. Büyücü o meşhur dansını yapıp yanmakta olan ateşin içine bir toz atmış, bir anda ateşin içinden adamın istediği gibi bir araba çıkmış. Adamı tutup kazanın içine atmışlar ve afiyetle yemişler. Ertesi gün ikinci adama sıra gelmiş. 2. Adam olmayacak bir şey isteyeyim de paçayı kurtarayım demiş. "Şu karşıda gördügümüz ağacı altına çevir" demiş. Büyücü malum danstan sonra elindeki tozu ağaca atar atmaz ağaç altına dönüşmüş. Adamı pişirip afiyetle yemişler. eRTESİ GÜN 3. Adama sıra gelmiş (rivayete göre Temel). Temel kendini sıkıp gürültülü bir şekilde gaz çıkarmış. "Alın bu osuruğu maviye boyayın sonra da çerçeveletip duvara asın" demiş. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:07 . |