![]() |
Elektrik Kullanımı
Aşağıdaki makale Turan Dursun Sitesi'ne ait MucizeYalanlari.com Sitemizden alıntıdır
ve Mucize Yalanları Sitesi Çalışma Grubumuzun ortak ürünüdür. => Elektrik Kullanımı Sitemizdeki metin, bu başlıktaki öneri, açılım ve eleştirilere binaen veya çalışma grubunun kendi araştırmalarıyla değişebilir. Forumumuzda daha önce bu konu >şu başlıkta< tartışılmıştır. 1. Mucize İddiası 2. Ayet Yorumundaki Çarpıtma 3. Ayetin Kökeni 4. Bakır Kullanımı 5. Mucize Yalancılığında Son Nokta 6. Sonuç 1. Mucize İddiası
2. Ayet Yorumundaki Çarpıtma Aynen alıntıladığımız mucize yalanı metninde okuyabileceğiniz üzere okuyucu ile adeta alay edercesine ayette geçen ”bakır madenini ona sel gibi akıttık” ifadesinde elektrik kullanımına dair bir işaret olabileceği söylenmektedir. Bu ifade tek başına ele alındığında bile böyle bir 'işaret' (!) çıkarmak olası hayâl gücünü aşar. Ayeti somut bağlamı içerisinde ele aldığımızda mucizecilerinin yorumunun ne kadar samimiyetsiz bir çarpıtmadan ibaret olduğu rahatlıkla görülür:
Açıkça görüldüğü gibi bu ayetlerde Süleyman’a verilen bolluklar, nimetler, kolaylıklardan bahsedilmektedir. Bu bağlamda kaleler, heykeller, çanak ve kazanların yapımında kullanmak üzere bolca bakır madeni de verildiği söylenmektedir. Yani ayette kastedilen hem lafzından -hem de bağlamından anlaşıldığı üzere- bakır madeninin bolca verilmiş olmasından başka birşey değil. Bu durum herhangi bir muteber tefsire bakarak da teyid edilebilir. 3. Ayetin Kökeni Davud’un oğlu Süleyman’ın Kuran’da geçen diğer bütün kıssaları gibi kaleler, heykeller, büyük havuzlar, yerinden kalkmaz kazanlar barındıran görkemli bir tapınak inşa ettirmesi hikayesi de Tevrat’tan alıntıdır. Hikâye, Tevrat’ta çok daha ayrıntılı bir şekilde yer alır. Örn. bkz. 1. Krallar 7. Tevrat’ta Süleyman’ın 20 yıl süren bu inşaat sırasında ne kadar bolca maden, işçi ve yardımcı kullandığı da anlatılır. Yukardaki Kuran ayetleri ise bu hikâyenin özetlenmiş bir versiyonundan ibarettir. 4. Bakır Kullanımı Ayetten çıkan tek manâ Süleyman’a bakır madeninin oluk oluk/bolca verildiği rivayetidir. Bunda da ”mucizevi” hiçbir yan bulunmaz. Bakır insanların kullandığı ilk madenlerdendir ve yaklaşık 10.000 yıldır kullanımdadır. Hatta en çok yararlanıldığı dönem olan M.Ö. 5.000 ile M.Ö. 3.000 yılları arası "Bakır Devri” olarak da adlandırılır. Kısacası bakır Kuran’dan ve -elbette ki- elektrik kullanımından da önce binyıllardır bilinmekte ve kullanılmaktadır. bkz.: Bakır Devri Kupfer – Geschichte Copper – History 5. Mucize Yalancılığında Son Nokta Görüldüğü üzere söz konusu ayetten elektrik kullanımına dair bir işaret çıkarmak abes, gülünç ve saçmadır. Ne var ki mucize iddiacılarımız bu noktadan daha da ileri gidebilmektedirler! Yukarda alıntıladığımız mucize yalanı metninin bir bölümünü tekrar okuyalım:
”Bilimsellik” ve ”akla uygunluk” maskesi takmaya çalışan Harun Yahya ve diğer mucizecilerin aslında bilim çevrelerinde ancak alay konusu olabilecek kişilerin iddialarına sarılması ve kendi gayretlerine uyarlaması (uzaylılardan Süleyman’a ve Kuran’a) bilimselliğin sadece maskesinin bile onlara ne denli ağır geldiğinin açık göstergesidir. 6. Sonuç Sebe/12 ayetinde elektrik kullanımından değil Süleyman’a bol bol bakır madeni verildiğinden bahsedilmektedir. Ayetin lafzı ve bağlamından açıkça görülen bu gerçek herhangi bir muteber Kuran tefsirine bakılarak rahatlıkla teyid edilebilir. Zaten Süleyman’ın kaleler, büyük havuzlar, türlü heykeller, kazanlar barındıran görkemli bir tapınak yaptırdığı ve 20 yıl süren bu inşaatta bol maden, yardımcı ve işçi kullandığı hikâyesi de çok daha ayrıntılı olarak Tevrat’ta yer almıştır. Kuran ise özetleyerek ve cinlerle de süsleyerek oradan alıntılamıştır. Bakır, elektrik kullanımından çok önceleri insanlar tarafından bilinen ve kullanılan bir madendir. Ayetten hiç bir şekilde elektrik kullanımına dair bir işaret çıkmaz. Mucize yalancılarının Süleyman döneminde -yani milattan binyıllar öncesinde- insanların elektrik kullanıyor olabileceğini söylemesi ciddiye alınacak bir yönlerinin olmadığının en belirgin göstergesidir. |
Agzi olan konusuyor..
Harun yahya denen zat, cevresindeki insanlarin yazilarina kendi ismini vererek yayinliyor ve her konuda bilgisi oldugunu varsayiyor.
Bir insan her alanda dogru bilgisi olamaz, dogaya aykiridir. Yuzeysel bilgi olabilir ama yeterli degildir. Elektirik konusuna gelince, baska birisi de bakirin akitilmasini baska yonde dusunerek dusuncesini aciklayabilir, o zaman hangisini dogru kabul; edecegiz. Harun yahya ya gore o zat fizik, kimya, biyoloji v.b her konuda inceleme arastirma konusunda yeterlilik goruyor. Her dal kendine gore baslibasina bir konudur. Bir insan yasam zarfinda (70-100) yil yasar. Bir konuyu dahi bu zaman icinde sigdiramaz. Harun yahya denen zat, kurani tahrif ederek, isine geldigi gibi yorumluyor. Inanirlarda tastik ediyor. islama gore ise bu buyuk gunahtir. Nasil hadis ve ayetleri uyduruyorlarsa yorumlarida kendi cikarlarina gore uyduruyorlar. |
Şarlatanların sadece internet sitelerinde değil, gerici iktidarında maarifetiyle, medya ve okullarda da saf insan beyinlerini kendi yalanlarına,yaratılışçı yalanlara ayet mucizeleri safsatalarıyla beyinleri yıkıyor oluşları karşısında, bu siteyi açan ve bilimsel mücadele yöntemiyle gerçekleri ortaya çıkartan Turan Dursun Sitesini kutluyorum.Ömer Çalakıl,Harun Yahya gibi bilim ve tarih karşıtı adamların bilime muhtaç bir ülkede bilim karşıtı yöntemleri kullanıyor ve itibar ediliyor oluşları maalesef büyük bir talihsizliktir; ama diyalektiğin süreçlerinden geçilmesi için yanlış inançlarında birileri tarafından ileriye sürülmesi gerekiyor.Bilimsel gerçekler önce çok az insan tarafından kabul edilir, ancak zaman onları büyük kitlelere kabul ettirir.İnsanlık tarihi bunun böyle olduğunun sayısız örnekleriyle doludur.Bu siteyi açanları binlerce kez kutluyorum,en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
|
S.a
güzel paylaşım.. öncelikle teşekkürler.. ancak müslümanlık hakkında çok sert bir eleştiri yapmışsınız.. bunu yapmamanız gerekirdi.. kuranı kerime inanan bir insan olarak doğru bulmadım.. ben saf duygularla dinime bağlıyım .. ancak böyle Edit çıkıp dengesiz yorumlar, tefsirler yaptığında kafayı yiyorum , adamı dinden soğutuyorlar.. (harun yahya vb..)
|
Muhammed ve Allah ının elektirik enerjisinden haberi olsaydı , çöl sıcağının etkisini kırmak için KLİMA YARATIRLARDI . Neden yaratırdı diyorum ? Allah cılar icat bilmez.
Hakkaten Allah habibine neden bir klima mucizesi vermed ki ? |
İnsan bedeninde ki sıcaklığı düşüren doğal terleme mekanizması aynen klimalarda kullanılıyor.
Malum insan beden sıcaklığını kontrol edip sabit tutan değişik biyolojik süreçler var. Isı düştüğünde veya yükseldiğinde sabitleme için değişik süreçler yaşanır. Sıcak ortamlarda beden terleyerek fazla ısıyı uzaklaştırır. Zira su buharlaşırken ısıyı da alır. O yüzden yüzümüzü yıkadığımızda yada kolonya sürdüğümüzde serin hissederiz. Buzdolabı klima gibi soğutucu sistemlerde sıvı haldeki gaz buharlaşırken ortamdan ısıyı çeker alır soğuma gerçekleşir aynen terlemede olduğu gibi. Bedendeki ter buharlaştıkça beden ısısını düşürür. Çeşitli bilimsel buluşlar fıtri doğal kanunlar çerçevesinde gerçekleşir. Termodinamik yasalarını insan icat etmemiş hazır bulmuş keşfetmiş bu kanunlar altında değişik şeyler yapar. İnsan beden ısısı nefes verirken dahi düşer ve bir miktar buharda dışarı çıkar. Tersi dışardan alınan soğuk hava burundan ve soluk borusundan geçerken ısınır akciğerlere öyle gider. Klimaların kullandığı gazların ozona zarar verdiği küresel ısınmayı arttırdığı ifade edilir. Her ne kadar zararsız gazlar kullanılıyor denilse de. İnsan sağlığı üzerinde klimanın yan etkileri çoktur. Hava ısındıkça klima kullan. Klima kullandıkça küresel ısınmanın artması .Tam paradoksal kısır döngü. https://www.theguardian.com/environm...ting-the-world Modern klima öncesi insanlar ıslak bezleri veya buz dolu kovaların önüne fan yerleştirip hava akımı ile soğutmayı deniyorlardı. Aslında doğada bu durum zaten var. Denizden esen rüzgarın serin olması veya kar yağmış dağlardan esen rüzgarın soğuk olması çölden esen rüzgarın sıcak olması gibi. Zaten klima kökeni iklim demektir ki dünyada rüzgarlar bulutlar buharlaşma yoğunlaşma yağmur kar gibi durumlar veya ekvatorda sıcaklık etkisi ile buharlaşmanın fazla olması kutuplarda buzların fazla olması ikisi arasında değişik iklim kuşaklarının ve mevsimlerin oluşması bunu gösterir. Klima aynı zamanda eğiklik eğim de demektir ki yer eksen eğikliği malum mevsimlerin sebebidir. Ekvatora güneş ışığı dik kutuplara eğik geldiği için biri ateşler içinde yanar diğeri donar. Aslında gündüz ısının artması gece ısının düşmesi de bir nevi doğal fıtri serinlemedir. Gölgeler o yüzden serindir. Gece gibidir. Veya bulutlar güneşle irtibatı kestiği vakit daha serin olur. Bu arada İslam peygamberi gölgelemek serinletmek için sürekli bir bulutun onu takip ettiği de rivayetlerde geçmektedir. Son yeni nesil klima teknolojilerinde daha çevreci zararsız olacağı ve tabiatta var olan ısınma soğutma mekanizmalarını kullanacağı söylenmektedir. Güneş rüzgar ve su enerjisi en doğal temiz enerjilerdir. Aslında su hem soğuğu hem sıcağı en iyi şekilde iletir. Kalorifer sistemi gibi. Beden sıcaklığımızın ayarlanmasında kan dolaşımının da etkisi büyüktür. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:07 . |