Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   HOLOGRAM EVRENİ (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=1768)

sodomo 21-02-2006 18:47

HOLOGRAM EVRENİ
 
HOLOGRAM EVRENİ



1982 yılında çok önemli bir olay meydana geldi. Paris Üniversitesinde Alain Aspect tarafından yönetilen bir araştırma takımı 20. yüzyılın en önemli deneyini gerçekleştirdiler. Bu deney bilimin bakışını değiştirecek bir deneydi.

Aspect ve onun takımı belirli koşullar altında atom altı parçacıkların (elektronlar vb.) birbirleri ile kendiliğinden ve onları ayıran mesefelere aldırmaksızın iletişim kurduklarını keşfettiler. Bu mesafenin 10 feet olması ile 10 milyon mil olması arasında hiç bir fark yoktu.Her bir partikülün bir diğer partikülün ne yaptığını bildiği görünüyordu. Yani Einstein ın "hiç bir madde ışık hızından hızlı hareket edemez" prensibini çiğneyen bir durum vardı. Yani zaman bariyerini ihlal eden bir durum söz konusu idi ve diğer fizikçiler Apsect in bu buluşunu daha da ayrıntılandırmak için çalışma başlattılar.


Londra Üniversitesinde görevli David Bohm Apsect'in bulgularının "evrende objektif bir gerçekliğin olmadığını" gösterdiğine inanıyordu- ki bu evrenin görünür nesnelliğine rağmen bir fantezinin kalbinde yaşadığını düşündürüyordu.

Ona göre hepimiz dev, muhteşem ve çok ayrıntılı bir hologramın içindeydik.

Bohm'un neden böyle şaşırtıcı bir açıklama yaptığını anlamak için "hologram" hakkında biraz bilgi sahibi olmak gerekecek. Hologram üç boyutlu laser yardımı ile yapılan görüntü kaydetme yöntemi yani bir çeşit fotoğraftır. Hologram için fotoğrafı çekilecek nesnenin lazer ışığı altında banyosu yapılır sonra ikinci lazer ışığı ilkinden yansıyan ışığın üzerinde sıçrama yaparak iki laser ışının kaynaşarak film üzerinde yakalanması sağlanır. Film yıkandığında anlamsız ışık girdapları ve siyah hatlar görülür fakat banyo edilmiş film bir diğer lazer ışını ile açılmaya başladıkça orjinal nesnenin üç boyutlu imajı kendini gösterir.


Tabii bu üç boyutluluk hologramın ilgi çeken yönünü oluşturmaz. Eğer hologram bir "gül"e ait ise ve bu hologramdaki gül'ün yarısı kesilirse ve sonra lazer ile aydınlatılırsa hologramdaki gülün her bir yarısı gülün tamamını gösterir.Hatta bu yarım güller bile ikiye bölünse her bir parça yine gülün tamamını gösterecektir. Bu nedenle hologram plakası ne kadar koparılsa, kırılsa bile, her parça bütünün bilgisini içinde taşır ve gerektiğinde bütünün tam görüntüsünü netliği azalsa da tek başına verir. Normal fotoğrafın aksine hologramın herbir parçası bütüne ait bilginin tümünü verecektir.

Ne demiş Muhiddin Abdal ;

Muhiddinem, dervişem

Hak yoluna girmişem

Onsekizbin alemi

Bir zerrede görmüşem"



devam edeceğim...

sodomo 21-02-2006 20:30

Bir akvaryum hayal edin içinde balık olan. Akvaryumu direkt olarak göremiyorsunuz hakkında bir bilginiz yok ve dahası siz akvaryuma ön cepheden ve yan cepheden yerleştirilen iki televizyon kamerası ile bakıyorsunuz. Her iki televzyon monitöründen baktığınızda akvaryumun içinde iki ayrı balığın var olduğunu varsayacaksınız kameraların farklı açılarından dolayı ve her birinin görüntüsü az da olsa birbirinden farklı olacak.

Fakat bu iki balığı seyretmeye devam ettiğinizde sonunda bu iki balık arasında bazı benzerliklerin olduğunun farkına varacaksınız. Balıklardan birisi dönünce diğeride dönücek ama az bir farklılık olduğunu fakat eşdeğer bir dönüş olduğunu sezinleyeceksiniz. Bir balık yüzünü cepheden bakan yöne çevirdiğinde diğer balıkta yüzünü çevirecek ama akvaryumun yan tarafındaki cepheye doğru. Eğer bu sahayı bütünüyle görüp farkedecek bir durumda değilseniz bütünü ile bakamazsanız o zamanda bu iki ayrı balığın birbirleri ile temas halinde olduğunu zannedeceksiniz. Fakat gerçek sizin bu bakışınızın dışında olacak.

Bohm' a göre atom altı partiküllerin ışık hızından çok daha hızlı iletişim içine girmeleri bize akvaryum örneğine benzer bir biçimde çok derin bir gerçekliğin ve bizim ötemizde çok komplex bir boyutun var olduğu sonucunu söyler.

devam edeceğim....

sodomo 21-02-2006 21:27

ve Bohm ekler, atom altı parçacıklar birbirlerinden ayrıdırlar çünkü biz onlara ait gerçekliğin ancak bir parçasını görebiliyoruz. Yani aslında bu partiküller ayrı parçalar değildir fakat altta yatan derin bir "bir" geçekliğinin bizim gördüğümüz yüzünü ifade ediyordu. Yani derin bir gerçeklikte herşey ama herşey sonsuz ölçüde birbiri ile iletişim halinde idi. İnsan beynindeki karbon atomları içindeki elektronlar atom altı partiküller yolu ile yüzen her som balığı ile, her kalp atışı ile ve gökyüzünde parlayan her bir yıldız ile bağlantılı idiler.

devam edeceğim...

sodomo 21-02-2006 21:54

holografik evrende artık zaman ve mekan kavramları temel olarak görülemeyecektir. Mekan kavramı anlamını yitirecektir çünkü hiçbirşey birbirinden ayrı, bağımsız değildir zaman ve üç boyutlu uzay aynı akvarumdaki balığın televizyon monitöründeki imajı gibi daha derin bir gerçekliğin projeksiyonu gibi görülmek zorunda kalacaktı. İşte bu derin gerçeklik bir çeşit "süperhologram" olarak isimlendirilebilirdi ki bu gerçeklikte geçmiş, şimdi ve gelecek bir arada eşzamanlı olarak bulunuyordu.

sodomo 21-02-2006 22:03

Süperhologramın neyi içerdiği ise ucu açık bir soru idi. Süperhologram bir matrixti ve bütün bu kainat bunun içinden doğuyordu en azından şu bir gerçektiki bugüne kadar ki ve gelecekteki bütün atom altı parçacıkları kapsıyordu, maddenin bütün konfigürasyonları ve enerjinin muhtemel her biçimini, quasar taneciklerini, mavi balinalardan gama ışınlarına kadar her şeyi kapsıyordu.

devam edeceğim....

sodomo 21-02-2006 22:21

Her nekadar Bohm, bizim bu süperhologramın içinde neyin gizlendiğini bilemizin imkanı olmadığını kabul etsede, daha fazlasını barındırdığını kabul etmememiz için de hiçbir sebebin olmadığını söylüyordu.
Veya onun ortaya koyduğu gibi belkide bu süperhologram içinde daha fazla gelişimin sınırsızlığının ötesinde bir SAF DURUM, SAF AŞAMA' 'yı temsil ediyordu.

devam edeceğim.....

sodomo 21-02-2006 22:29

Bohm evrenin bir hologram olduğunu keşfeden tek araştırmacı değildi. Beyin araştırmaları sahasında bağımsız olarak çalışan nörofizyolojist Karl Pribram da hakikatin holografik yönü konusunda ikna olmuştu yaptığı araştırmaların sonucunda. Pribram beyinde ki hafızanın nerede ve ne zaman depolandığı ile ilgili araştırmalarnda bu holografik yönün fotoğrafını çekmişti.

On yıllardır sürdürdüğü araştırmaların sonucunda hafızanın beyinde spesifik bir bölgede sıırlanmadığını beyinin bütününe dağıldığını görmüştü.

devam edeceğim....

sodomo 22-02-2006 01:44

Pribram hafızanın neronlar veya ufak neron gurupları arasında değil beyni baştan sona kateden (lazer ışınlarının bir film plakasının bütün alanını katederek holografik bir imaj oluşturması gibi) sinir impulsları üzerinde kodlandığını düşünüyordu.

Yani Pribram beynin kendisinin bir hologram olduğunu düşünüyordu ve bu da beynin bu kadar ufak bir alanda bu kadar çok hafızayı nasıl depoladığını açıklıyordu.(beynin ortalama bir insan ömrü içinde 10 milyon bitlik bir bilgi depolama kapasitesi mevcut)

pante 22-02-2006 21:07

Sodomo ;
Devam edecekmisin bilmiyorum ama konu müthiş önemli..
Bence bir toparlamanda fayda var..
Konuyu bir özetlersen , teknik terimleri azaltarak , anlamayı kolaylaştırarak ve bir sonuç yazısıyla bitirirsen , daha faydalı olacağını düşünüyorum..

sodomo 23-02-2006 01:20

maalesef biraz sıkıcı olacak ama daha yazacaklarım var bunlar yabancı metinlerden yaptığım çeviriler aslında özetlenmiş veya kısaltılmış bir biçimde ve ufak pasajlar ile aktarmaya çalışıyorum sonrada bu bilgilerin tasavvufi düşünce ile bağlantılarını ortaya koyacağım umarım çok fazla sıkmadan bir yere bağlayacağım.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:41 .