![]() |
SES FIZIGI UZERINE BIR KAC BILGI....
copy-paste yapmadan ses fizigi uzerine bilgilerimi aktaricam :
Bilindigi gibi insan kulaginin duyum esikleri alt frekansta 20 hz ust frekansta 20000 hz(20 khz)dir....birden cok dalga boyutu ve dalga sekli vardir...bunlardan sadece bir tanesi insan kaynakli uretimidir oda Sine Wave dir...buda kendini dogal kaynakli dalgalardan uretir....degisik olcumler yapmak icin insanoglu sine wave i gelistirmistir... REZONANS : ayni iki frekansin ususte gelip cakismasi durumuna rezonans denir...rezonans farkli durumlarda duyulabilir yada duyulmayabilir duyulabilen durum : eger bu iki frekans farkli yonlere yada paralel olarak hareket ederlerse duyulur...buna phase adi verilir duyulamayan durum : ayni iki frekans birbirlerinin ustune hareket ederlerse bulusup cakistiklari yerde SES DUYULMAZ OLUR... bir ornekle aciklamak gerekirse ; 2 hoparlor alip yuzleri birbirine bakicak sekilde yerlestirilir...ikisinede ayni dalga boyutu yuklenip frekan olusumu saglanir...ama bu frekans olusumu ayni volume yuksekliginde ve ayni boyutta ayni hertz lerde olmalidir...basimizi bu iki hoparlorun arasina koydugumuzda frekanslarin bulustugu yerde duydugumuz seyin sadece SESSIZLIK oldugunu goruruz.. bu fiziksel olusumu Amerika korfez savasinda dusmana karsi silah olarak kullanmistir...nasil olduguna bakalim... insan kalbinin rezonansi 7 hz dir...7 hz uretecek bir makine dunya uzerinde yoktur...daha dogrusu doga da insan sagligi icin 7 hz lik bir frekans uretmez....nedenine gelince yazinin devaminda bunu hep beraber anlayacagiz.... Amerika cok gizli tuttugu bir formul ile 7 hz i dogal olarak degil SUNI yoldan uretmeyi basarmis bir makine gelistirir....evlerimizde kullandigimiz muzik cihazlarida bass frekanslari suni olarak uretirler...yoksa dogal olarak uretmeye kalksalardi evlerimize sigmayacak hoparlorler olurlardi.... Amerika makineyi gelistirdikten sonra bu cihazi savasa REZONANS formulunu kullanarak adapte etmistir... deminde yazdigim gibi insanoglunun kalp frekansi 7 hz dir....ve Amerika dusmanin ustume bu makinelerle 7 hz yollamistir...rezonans fiziginde iki frekansin bulusup cakistigi yerde sesin yok olmasindan bahsetmistik... 7 hz frekansindaki insan kalbinin ustune 7 hz gonderince KALPLER DURMUSTUR...insanlar farkina bile varamadan.....cunku en bastaki paragrafta yazilmis oldugu gibi insan 20hz ile 20000hz arasini duyabilir...7 hz 20 hz den dusuk bir frekans oldugu icin insanlarin duyum sinirlari disinda kalmis ve insanlar ne oldugunu anlayamadan kalp krizi gecirmislerdir... not : depremde ortaya cikan frekans 23 ile 30 hz arasindadir...7 hz i siz dusunun artik... bir baska ilginc konuda sudur.... Philips bunyesinde dvd yi ilk yaratan 6 kisiden birisi fizik hocamin abisidir....bir donem Avustralyada yasayan bu sahis yine bir donem icersinde Creative in asya-avrupa genel mudurlugunu yapmistir...Bir Turkiye ziyareti sirasinda yaptigimiz sohbetten bazi bilgiler aktarmak istiyorum..... biz daha cd ile yeni tanisirken elinde dvd ile dolasan bu sahis :) bana yeni kesfettikleri bir cihazdan bahsetti....ismi SUBSONIC CONVERTER...bunun gelistirilme amaci ve kullanildigi yeri yazmak istiyorum sizlere... ses fiziginde degismez 2 kural vardir 1) SES ASLA YOK OLMAZ 2)SESIN YONU HER ZAMAN YUKARI DOGRUDUR birinci maddeyi biraz acalim...cikardigimiz sesler asla yok olmaz...bir kelime soyledigimizde en basit olarak parmak siplattigimizda bile bu ses asla yokolmayacaktir....ses baslangic noktasindan sonra volume degerini gitgide kaybedecek dalgalari duzensiz olarak yayilacak ve insan kulaginin duyulmayacagi hale gelecektir...biz bu noktada sesin bitip yok oldugunu saniriz....aslinda gercek bu degildir...NASA da gelistirilen bir odada bu ispat kazanmistir...odanin icersinde A sesi cikardigimizda odanin kapisi acilmadikca ses icerde AAAAAAAAAAA diye sonsuza kadar devam etmektedir...bunun icin kusursuz hesaplar kusursuz bir ortam sarttir....NASA nin gelstirdigi bu odada volume degeri hic dusmedigi icin ses surekli duyulur haldedir... simdi ise birinci maddeden yola cikarak ikinci maddeyi aciklamaya calisalim.... hic bir zaman yok olmayan ses acigi yakaladigi anda yukari dogru kacmaktadir.....ornegin evin icersinde birisiyle konusuyorsunuz pencere kapali...ses icerdedir tavana en yakin noktada birikir...pencereyi actiginiz anda ses odadan kacar...ve atmosferde hizla yukari dogru ilerler....ama artik duyulamayan sekliyle...varligi sabittir ama duyulabilirligini yitirmistir...zaten duyulabilirligini yitirmeseydi surekli bir ugultu duymamiz gerekirdi atmosferde.....son olarakta atmosferden cikip uzaya dagilirlarve SUBSONIC SOUND dedigimiz baskalasima ugrarlar..... uzaya cikmadan evvel atmosferdeki bir sesi duyulabilir hale getirmek makinleler yardimi ile mumkundu....ama uzaya ciktiktan sonra yapilabilcek bir sey yoktu....ama artik var ismide SUBSONIC CONVERTER...yukarda isminden bahsettigim SUBSONIC CONVERTER uzayda baskalasima ugrayan sesleri duyabilmek icin gelistirilmis bir teknoloji urunudur...philips ile nasa nin ortak deneyleri sonucunda bu converter ile degisik sesler uzayda yakalanmis bu converter ile duyulabilir hale getirilmistir.. yalniz bir sorun vardir ki bir cok yerde sesler kakafoni olarak duyulmaktadir....ama bazende cok ilginc sonuclar cikmaktadir....mesela 9.senfoniden bir bolum duyulmustur....eski misir diline benzeyen konusmalar tesbit edilmistir... biliyorsunuz ki uzayda ses duyulmaz....uzayi konu alan filmlerde patlama efektleri sizi yaniltmasin....havanin olmadigi yerde ses duyulmaz...sadece var olabilir fiziksel olarak... astronotun ezan sesi duydugu hikayeyi herkes bilir.....mucize olan ezan sesinin uzayda olmasi degildir.....yukardaki aciklamalardan anlasilacagi gibi bu gayet nomaldir....ilginc olan astronotun bunu duymus olmasidir....boyle bir sey insan kulagi ile mumkun degildir....bunun mantik ile bilim ile aciklanabilir bir tarafi yokdur.... inancla aciklanan kismini yazmiycam artik agzimin payini aldim :) sadece ses fiziginden bile yola cikarak evrenin mukemmel bir sisteme ve olagan ustu hesplara dayali oldugunu goruyoruz....bunlarin tesaduf olduguna inanmak bana cok zor geliyor arkadaslar....bilimin ileri attigi her adim bizi tesaduflerden daha da cok uzaklastiriyor... belkide her zaman Tanri ile celistigini dusundugumuz bilim bir gun belkide Tanriyi kanitlamak icin ortaya cikacaktir... bu yazimdan sadece cennet-cehennem Allah korkusu yuzunden Kurana inanmadigimin anlasilmasi umulur... saygilarimla.... mev.... |
mev.
Bu yazı seninmi bilmiyorum. Doğrusu, bilmekte istemiyorum. Kusura bakma ama... Çoktan beri bu kadar zırvayı bir arada okumamıştım. Sadece şunu söyliyeyim: Allah'ını seversen elini kalbine şöyle bir koy. Bir dakika boyunca kalb atışlarını say. Bakalım kalbin kaç sefer atmış 1 dakika boyunca. İnsan kalbi dakikada ortalama 70-80 sefer atar. Bu da 1,17 Hz ile 1,33 Hz arası demektir. Sporcularda bu dakikada 180 kalb atışına çıkabilir. Bu da 3 Hz demektir. (Herz = Hz = 1 saniyedeki titreşim sayısı demektir sadece. Başka mucizevi bir anlamı yoktur.) "7 hz uretecek bir makine dunya uzerinde yoktur" zırvasına da çok güldüm hani. :D "evlerimize sigmayacak hoparlorler" cık cık cık Yav her hoparlör 1 Hz ilede harekat edebilirr 5 Hz ile de 7 Hz ile de. Biz sadece, senin de dediğin gibi, yaklaşık olarak 20 ile 20 000 Hz arası titreşimleri duyabiliriz. Kulağımız bunun dışında kalan frekanslara karşı hassas değil. Filler daha düşük frekanslardaki titreşimleri duyar ve çıkarır (infraşal). Yarasalar ise daha yüksek frekansdaki titreşimleri (ultraşal). Ha! Unutmadan söyliyeyim. 16 000 Hz den daha büyük frekansları duyabilecek insanlar çok çok nadirdir. Almanya'da onlara "altın kulak" lakabı verilir. Sevgiler |
mev, çok harika bir yazı özellikle eski mısır diline ait konuşmaların tespit edilmiş olması çok ilginç. Ne demişti fizikçilerimiz "hiç bir şey yoktan var olmaz varkende yok olmaz" bu sözün ilk kısmını hep gözümüze sokarlarda ikinci kısma gelince suskun kalırlar anlaşılan yine böyle bir durum var :)
|
kalbin frekansi degil rezonansi olacakti duzelttim...
7 hz ureten bir makine yoktur dunyada bu dogru bilgidir....7 hz i dogal olarak uretecek makine yoktu korfez savasi zamaninda.....amerika bunu yapti onlarda suni olarak urettiler....cunu 7 hz uretecek makina savasa tasinilmasi cok guc bir makina olucakti.....dolayisi ile amerikada bunu suni olarak urettigine gore dogal olarak ureten yok dedim.....korfez savasindan sonra uretilmisse ondan haberim yok ama ben duymadim boyle bir sey... dolayisi ile senin evindeki teybinde belli bir baz frekansa kadar suni olarak uretir.....baska bir ornek vermek gerekirse kullandigimiz iPod kulakliklari gibi kulakici kulakliklari cok daha fazla suni uretim yaparlar hoparlor caplari dolayisi ile.... dikkat et dostum dB den bahsetmiyoruz.... kulagimiz 20 ile 20000 arasina hassastir demissin.....ama harmonic kuramlarini hice saymissin.....kulagimiz herseyi duyar ama 20-20000 arasini beyne iletme gucu vardir....o zaman neden ben 25000 hz ureten bir kopek kovucuyu kulagima dayadigimda duyuyorum.....yarasamiyim ben...frekanslar harmoniclerini olusturur....zzzzzz diye surekli ses cikaran bir sokak lambasinin altinda durdugunuzda bir sure sonra baska notalar duyamaya baslarsiniz...onlar ana frekansin harmonicleridir.... yaziyi bnm yazdigimi bilip bilmemenin bi onemi yok anladim....istemiyorsunda.....ama ben yazdim....nacizhane bilgimi paylasiyorum....bak uyardin frekansi rezonans olarak degistirdik.....birde uyari yaparken cvp yazarken su alayci tavrinizdan vazgecseniz ne guzel olucak.....rezil olmak yerine ozelden atsaydin yukardaki msj i ben sana hepsinin cevabini ordan verirdim....burda da sadece rezonans olarak degistirmek kalirdi....ama olurmu hic alay duruken dimi dostum .... bnm kulagimin ust duyum esigi 18.5 khz (18500) hertz....artik ne kulak oluyorum bilmiyorum ama turkiyenin en unlu sarkicilari ve muzisyenleri ile calistigima gore bir muzik produktoru olduguma gore bir sound designer olduguma gore iyi bir kulak oldugumu saniiyorum :) |
mev.
Alaycı yazı yazma konusunda benden aşağı kalır yok hani. Daha önceki yazılarını kastediyorum. Yukardaki iletimde alaycı olmamaya, dolaysız bir şekilde söylemeye özellikle özen gösterdim. Alay ettiğim iması oluştuysa özür dilerim tüm forum katılımcılarından. İşitme frekans aralığı bebek ve çocuklarda en büyük. Yaşlandıkca azalır. Kulağının 18,5 kHz'e kadar duyarlı olmasına sevindim. İstersen sanada "platin kulak" diyelim. Benimki 15 kHz'i geçmez. Kıymetini bilmen dileğiyle. Konuya gelirsek. İletitinde, teknik konularla ilgili o kadar çok yanlış ve hata var ki. Sadece burada herkesin anlayabileceği bir konuya, hoparlör konusuna, değindim. Evlerde, arabalarda kullandığımız her hoparlörü 1 Hz ilede çalıştırabilirsin 7 Hz ile de. 2500 Hz ile de. Bir elektronik frekans genarotoru devresinin maliyeti 3 doları geçmez. Bu frekans genarotorunu 7 Hz'e ayarlar hoparlöre bağlarsın. Olur biter. Mesela benim, elektronikle hobi olarak uğraştığım zamanlardan kalma şuradakine benzer bir frekans genarotorum var.. Bunun frekansını 0,01 Hz ile 20 mega Hz arasında ayarlayabilirim. Sen de elektronik parça ve ölçme aletleri satan herhengi bir dükkandan bunu satın alabilirsin. Veya elektronikle uğraşan bir tanıdığına bir frekans genarotoru devresi yaptırtabilirsin. Küçük frekanslarda hoparlörden ses duymaman gayet doğal. Çünkü kulağımız bu düşük frekanslara karşı duyarsız (Burda biyolojik/fizyolojik süreçlere girmiyorum). Ama 7 H'e ayarladıysan ve hoparlöre elinle dokunursan onun 7 Hz ile titreştiğini hissedersin. Düşük frekanslardaki titreşimlerin insan bünyesine etkisine gelince. Eğer senin dediğin gibi 7 Hz'lik bir titreşimle ile insan kalbi durmuş olsaydı fillere ve balinalara yaklaşan her insan kalb krizinden ölürdü. Bu hayvanlar düşük frekanslarda (tabi bu arada 7 Hz'lik) ses çıkarıyorlar kendi aralarında "sohbet ederlerken". Ama Almanyada, devlet eliyle, bu konuda araştırmaların olduğunuda biliyorum. Bu araştırmaların nedenlerinden birisi (belki asıl nedeni) rüzgardan enerji üreten türbinlerin pervanelerinin düşük devirlerde dönmesinden dolayı duyulan rahatsızlık. Fakat bu rahatsızlık, biraz gürültülü ortamda duyulan rahatsızlıktan fazla değil. İlgilenen olursa link ve kitap ismi verebilirim. mev. Yazına teknik terimleri serpiştirmekle yazın daha fazla anlam kazanmıyor. Anlamını ve kullanmasını bilmezsen zaten yazı içerisinde sırıtıyor. Senin yazında da durum böyle maalesef. Yazıyı daha anlamsız hale getirıyor. Ayrıca kullandığın terimlerin Türkçesi de var. Sadece bir iki örnek vermekle yetineyim: sine wave: sinus sinyali dB: desibel Bunlar tanımları olan ve kullanılan teknik terimler. Ama "SUBSONIC" reklam amacı için kullanılan bir terimdir sadece. Düşük frekansdaki sesler için (bas sesler) kullanılır. Hele gençler çok severler bas-hoparlörlerinin ve bas-yükseltici-devrelerinin sağı solu nasıl titrettiğiyle caka atmayı. Harmonik dalgaların nasıl nasıl oluştuğunu biliyorum merak etme (modulasyon). Yeteri kadar işim oldu onlarla. O "köpek kovucuda" duyduğun ses yine 20 ile 20 000 arasındaki bir sestir. Bunun dışında bir ses duymuyorsun. Sokak lambası altında durduğunda da keza öyle. Yarasa falan olmadığına eminim. Lütfen teknik konuları teknik ve bilimsel kitaplardan öğrenelim. Sağdan soldan duyduğumuz kirli bilgilerle değil. Kirli bilgilere karşı biraz allerjim vardır. Sevgiler |
yazılan
harmonic dalgalar modulasyon degil doguskanlardir.....bir frekansin ardindan gelen doguskanlaridir....modulasyon ise bir frekansin baska bir frekansa dogru hareket etmesidir....
ayrica mev ozrunu dilemistir vedasini etmistirforum başlığında var aç oku.....arkasindan konusmani kiniyor ayipliyorum...kendinden utanmalisin |
Mev ;
Çok ilginç bir konuya temas etmişsin.. Konu ilgi alanımızın dışında olunca , senin yazını okuyunca ayrı etkileniyor, DrejAli'nin cevabını okuyunca bir tuhaf oluyoruz.. Ama ses ve ışık konusunda hala o kadar çok bilinmeyen var ki.. Alıntı:
|
Alıntı:
Şimdiye kadar herhangi bir maddenin yokken var olduğu ya da varken yok olduğu tespit edilememiştir. |
Ben madde ile enerjiyi birbirinden ayırmayı yeğlerim..
Dolayısıyla kanun "Enerjinin sakınımı" kanunudur..Ve doğrusu ; "Enerji yoktan varedilemez ve yokedilemez"dir.. Yani ezeli ve ebedidir. :) |
master
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Yazımın ahlaki tarafına gelince. Alıntı:
Umarım benim yüzümden değildir. Gidişine üzüldüm mü? Hayır! Çünkü sempatik bulduğumu söyleyemem. Gidişine sevindim mi? Yine hayır! Çünkü antipatik bulduğumu da söyleyemem. 2. mev'in veda yazısını daha önceden okusaydım aynı iletiyi yazarmıydım? Evet! Çünkü orada haddinden fazla yanlış ve kirli bilgi var. Sadece yazımda "sen" diye değil "o" veya "mev" diye hitab ederdim. 3. Arkasından konuşmuş falan değilim. mev'in yazısı orada duruyor. Bu yazının kendisine ait olduğunu iki sefer belirtti. Birisi bir yazı yazıyorsa içeriğinden de sorumludur. Nasıl burada olmayan kişiler ve onların düşünceleri hakkında yazı yazıyorsak (Muhammed, Atatürk, Aritoteles, Darwin...) mev ve bıraktığı yazı hakkında da yazılabilir. 4. Bir yazı bırakıp cevap vermeye tenezül etmeyenlerin ahlaki durumlarına ne demeli? Bunlardan birisi de YahyaHan (Umarın ismini doğru yazdım). Sevgiler |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:14 . |