![]() |
Şüphe hastalıkmıdır? Bir ateist bu hastalığa mı tutulmuştur?Zihin üzerindeki etkisi?
2. konu ile devam ediyoruz.
İlk konumuza mantıklı cevaplar vermeye gayret ederken sebeplerde takılıp kalınmıştı. Ve bunu bir türlü aşamamıştınız. Sebepsiz olurmu deyip durdunuz ama müsebbibi yine unuttunuz hatta müsebbibi de sebepler olarak açıklamaya kalktınız. Bu konuyu özellikle seçtim. Çünkü şüphe ile yaklaşıp bu şüpheniz şiddetleşip ateist oldu çoğunuz. Şimdi benim düşüncem bu bir hastalıktır. Zihninizi git gide körertmiş bir hastalık. Bir tür grip gibi. Geçmeyen grip vucudu çökertir. Geçmeyen şüphe de bana göre zihni öldrürür. |
Şüphe zaten aşırılaşması durumunda paranoyaya yol açar, yani dediğin gibi bir şey olsa hepimiz paranoya hastası olurduk. Şüpheye yer vermeden, en kötü ihtimallerin mevcut olduğu bir dünyada asla hayatta kalamazsınız. Hayatta kalabilseniz bile bu fiziki olur, aklen ölmüş olursunuz. Cahil olmasına rağmen kendinden emin, şüphesiz yaşayan insanlar hakkında birçok filozof aptal sıfatına denk yorumlar yapmıştır. Şüphe bir nevi bilgeliğin göstergesidir, zira ne kadar şüphe, o kadar araştırma, irdeleme, sorgulama vardır. Bu niteliklerin toplandığı bir birey birçok açıdan silahlanmış olur.
Hakkında şüphelenilcek bilgi bulunmayan bir mit hakkında neden delicesine şüphe edilecekmiş, orası da merak konusu. İnançsız insan zaten sorgulama aşamasını geçmiştir. Çok şüpheciyse(ben öyleyim), hala biraz endişe barındırır fakat bu endişe çok kısa zamanlıktır ve zamanla da azalır. Yani delirtecek bir durum yok, bu sadece zorlama bir önerme. Kendisinden farklı felsefeleri kabul edemeyen bir zihniyetin örneğidir bu. İnsanlar dünyanın üçte birini su basmasına, domuza dönüşen insanlara, göklere çıkan insanlara, Ay'ın ikiye ayrılmasına, Dünya'nın 37400 katı büyüklüğünde bir yıldızın şeytanlara atış tanesi olabileceğine ve insanın çamurdan yaratıldığına inanmayacak kadar realist olmak mı hastalıktır? Şizofren, paranoya vb. hastalıkların en büyük nedeni metafiziğe fazla kaptırmaktır. Ateistlikten deliren yoktur ama cinden, cehennem korkusundan delirenleri kolayca görebiliriz. Zaten bundan olsa ki Freud dinler hakkında "bir hastalıktır" yorumunu yapmıştır. |
Şüphe hastalık degildir aslında. İnsan yapısı geregi olaylardan ve bazı insanlardan şüphe duyar. Bu normaldir. Fakat paranoyak şekildeki şüpheler büyük bir hastalıktır.
|
Ah bir de şu ortaya koyduğunuz "büyükçe teoriler" çapında Türkçe yazıp, söyleyebilseniz.
Ah bir de en azından ayda bir roman, hikaye falan okuduğunuzu gösterecek emareleriniz olsa. Ah bir de ben bu teorilerinizin internet kafe köşelerinde facebook sayfanızı düzenlerken aklınıza gelmediğine bir inanabilsem! Vallahi! imana gelip, elli sayfa cevap döşeneceğim her bir yere! |
Alıntı:
Niye şüphe edelim ki hasta olmasak zaten? Halbuki hemen körü körüne inanıp sorgulamasak akıl sağlığımızın 4/4 lük olduğu ortaya konacaktı öyle mi? ... Eğer hiçbir kanıtınız yokken birşeyin varolduğunu ve üstüne üstük tüm kanıtların aksine (kurandaki kılıç ayetleri ya da kadınları kötüleyen ayetler mesela) kuranın tanrısını tek gerçek kabul eden zihniyettenseniz , en azından sorgulamanın hastalık olmadığını , hele ki sorgulamalar ve şüphe sonucunda varılan noktanın hastalık değil erdem olduğunu anlayamamanız gayet doğal.... |
Muslumanlarin dogrusunu, dogru kabul etmedigimiz icin hasta addediliyoruz sanirim.
Muslumanlar kendi aralarinda supheye dusup firkalara ayrilmisken, ateistlerin kabul etmeyisi niye hastalik olsun? Bu durumda suphe edip sorgulayan, diger muslumanlar da hasta demek ki.. "Yilan kendi egrisin bilmez, deve boynun egri" der. |
Masallara gercekmis gibi inanmak hastaliktir. Telkinle kafasinda yarattigi doga ustu varliklara gormeden iman etmek mi sozce saglikli olani? Ustelik de dunyanin herbir kosesinde baska bir inanc sisteminin oldugunu, ve her toplumun kendi inandigin en dogrusu oldugunu iddia ettiklerini bile bile. Evet, hastaliklar cesit cesit, ama en zoru, sizofreni; olmayan varliklara dua etmek, gaipten sesler duymak, hatta cinler periler gormek.... Silkinin bu gafletten artik, diger butun canlilar gibi bir defa yasayacaksiniz bu hayati. Sizin farkli oldugunuza inandiran sizin beyninizin yokolma dusuncesine tepkisinden baska birsey degil. Gercek ise, nerden geldiysen oraya geri donecegin, yani yokluga.Bu arada kendi ve herkesin hayatini mutlu kilma cabalaridir bu dunyayi cennete cevirecek, hicbir gerceklikle ilgisi olmayan, uydurma masallar degil.
|
sevgili dad ., tavrına bakılacak olursak biri seni buraya kadrolu şeyhülislam tayin etmiş.
öylemisin? eğer şüphe ve merak olmasaydı sen ben hepimiz daha kağnıya bile binemz halde olurduk. ama senin gibi olmayıp her dogmayı yutmayanlare sayesinde bu hale geldi. hödüklüğün mektebi yok gayret eden oluyor. ve muhammedin çocukluğunda başının üstünde şemsiye gibi bulut dolaştığına inanıyor. yada cennetlerde hurilelerle vuslata ulaşacağını sanıyor. halbuki azıcık şüpheli insan ,bunun bir kamera şakası bile olamaycağını anlıyor sizin gibi hödükler hariç |
Tabii bir adamın gökyüzüne uçup mefta peygamberlerle ve Allah'la konuştuğuna inanmak gereklidir inanmazsan hastasın. O zaman ben de göğe uçtum Allah'la da konuşuyorum vahiy de geliyor bana. Hatta peygamberim ben. Bu sözümü doğru kabul et şüphelenirsen ya da bana inanmazsan akıl hastasısın.
|
Alıntı:
Mantık kelimesi Arapça NTK (Nutk, Nutuk) kökünden türetilmiştir. Nutk, söylemek, konuşmak, dile getirmek anlamlarına gelir. Mantığın batı dillerindeki bütün karşılıklarının kökü ise Grekçe Logos sözcüğüdür. Logos, ilke, düşünce, doğanın ve aklın yasası, söz vb… anlamlara gelir. Terim olarak ise mantık iki ayrı anlamda kullanılır. 1) Düzgün, tutarlı düşünme tarzına ve türüne verilen addır ki günlük hayatta en çok bu anlamıyla karşımıza çıkar. “Mantıklı ol biraz, mantıklı düşünelim” derken mantığın hep bu anlamını esas alırız. 2) Kendisine bu bahsedilen düzgün ve tutarlı düşünme tarzını konu edinen disiplinin ya da bilimin adıdır. LOGOS kelimesi mantığı ya da logic’i kavramamızda bize önemli ipuçları verir. GENEL OLARAK MANTIĞIN EN KLASİK TARİFLERİ 1) Mantık; doğru düşünme kurallarının ve formlarının bilgisidir. 2) Mantık; düşünme yasalarının bilimidir. 3) Mantık; dilsel ifadelerin, dile getirmelerin, dilsel anlatımların formel koşullarının öğretisidir. 4) Mantık; doğru önerme formlarının, kesin ifade kalıplarının kuramıdır. Konu aslen Logik dir ve Türkcede mantiga dönüsmüs. Mantik denenci bilgilerin uyum icinde mi yoksa uyumsuzluk mu diye tartilir. Fakat inanc sistemlerinde mantik aramak herhalde Tanri Elcisinin acaba mantiga siginipta mi bir ülkü insaa etti yoksa bir olaganüstü konu mu söz konusu. Iste tüm püf nokta burada. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:39 . |