Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Hristiyanlık (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=82)
-   -   İncil'in Eleştirisi ve Metinsel Hatalar (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=24409)

Natan 14-05-2011 12:24

İncil'in Eleştirisi ve Metinsel Hatalar
 
İncil'in Eleştirisi ve Metinsel Hatalar

Tanrı'nın Oğlu Kaç Eşek üzerine Bindi?

Elimizde bulunan Dört İncil'de de İsa'nın Yeruşalim'e Eşek üzerinde girdiğini anlatıyor. Eski Antlaşmada Zekerya 9:9'da bulunan bir mesihi kehanetin İsa'nın şahsında gerçekleştiğini kanıtlamak için İncil yazarları bu alıntıyı yapıyor. Fakat yapılan alıntıda ve günümüz İncil çevirilerinde bazı tuhaflıklar, hatalar, farklılıklar ve anormallikler vardır.

Bilindiği gibi İsa'nın Yeruşalime eşek üzerinde girdiği rivayet edilir. Luka, İsa'nın öğrencilerini köye gönderirken şöyle söylediğini aktarır:
Bağlı duran bir sıpa bulacaksınız.

Onu çözüp bana getirin.

Sıpayı İsa'ya getirdiler

İsa'yı üstüne bindirdiler.
Görüldüğü gibi Luka bu pasajda bir sıpadan bahsetmektedir.İsa'nın bir sıpa üzerine bindiği Matta incili hariç tüm bölümlerce uyuşmaktadır. Aslında sorun Matta incilindedir. Matta özellikle Markos'tan kopya çekerken (önce Markos incili yazılmıştır) bu hikayeye" bir dişi eşek" daha ekliyor. Bunun nedeni ise Matta'nın Zekerya 9:9'u yanlış anlamasından kaynaklanmasıdır.

Bu ayette Zekerya " bir eşeğe, evet bir sıpaya, bir eşek yavrusuna binmiş "cümlesiyle iki ayrı hayvandan bahsetmemekte, fakat İbrani şiir sanatına uygun olarak tek ve aynı fiili tekrarlayarak vurgulamaktadır. Yani Zekerya'ya göre bir tek hayvan söz konusudur.

Açıkça Luka ve Markos'taki bir sıpa, Matta İncilinde bir eşek ve bir sıpaya dönüşüyor. Bunu daha iyi gözlemleyebilmek için ayetleri karşılaştıralım:
Markos_ Bir sıpa bulacaksınız.

Matta_ bir dişi eşek ve yanında bir sıpa bulacaksınız.

Markos_ Onu çözüp bana getirin.

Matta- Onları çözüp bana getirin.

Markos_ Sıpayı getirip üzerine..

Matta_ Eşekle sıpayı getirip üzerlerine
 
Hemen belirtelim ki, Matta İncilinin Türkçe çevirisinde bir hata vardır. Türkçe İnciller, tuhaflığın daha fazla devam etmemesi için "üzerlerine bindi" şeklinde değil, "üzerine" şekliyle çeviriyor.

Halbuki ayetin orjinaline baktığımızda bunun yanlışlığını görebiliriz; orjinal kelime "πάνω" olup çoğulluğu ifade eder. Bazı ingilizce çeviriler ayetin orjinaline sadık kalıp "üzerlerine bindi" ifadesini kullanıyor. Örneğin The new İnternational Version ve The American Catholic Bible şöyle der: "Jesus sat on THEM".


Tanrı yada Tanrı'nın oğlu'nun aynı anda iki hayvanın üzerine binerek Yeruşalime girişini hayal edin. Bu, sirklerde gösteri yapan komedyenleri hatırlatmaktadır. Bu garip ve komik durumu tanrısal bir kehanet olarak yorumlarsak olay daha da ilginçleşir.


Mattada bir mantıksızlık da vardır; eğer İsa iki eşek getirilmesi için emir verdiyse ve İsa bir tanesine bindiyse diğerini neden getirtti? Aynı anda iki eşek üzerine nasıl binmiştir ve neden diğer İnciller bu komik durumdan bahsetmemektedir?


Yukarıda ortaya koyulduğu üzere Matta Yanılgıya düşmüştür ve İncil'de hatalar olduğunu ortadadır.

saygılarımla

Natan 14-05-2011 12:30

İsa'ya Yağ Sürülmesi ve İçerdiği Hatalar

İncil'inYuhanna 12. bölümünde (1-8) İsa'nın Fısıh Bayramından 6 gün önce Beytanya'da bir eve konuk olduğu anlatılır. Lazar'ın kızkardeşi İsa'nın ayaklarına güzel kokulu yağlar sürmüş (saçlarıyla kurulamış) ve sevgisini dile getirmiştir.

Hikayeye göre Yahuda İskariot bu olaya itiraz ederek, yağın satılmasını, oarda elde edilecek gelirin de yoksullara dağıtılmasını önerir. Bunun nedenini Yuhanna şöyle aktarıyor: Bunu yoksullarla ilgilendiği için değil, hırsız olduğu için söylüyordu; bağış torbasından para çalıyordu."

Gelin görün ki, aynı olay Markos İncilinde farklı anlatılır. Bu metinde çok açık bir şekilde görülen 3 anormalliğe bakalım.

1) Yuhanna, İsa'nın Fısıh bayramından 6 gün önce Simun'un evine gittiğini yazarken, Markos, 2 gün önce gittiğini söyler. İsa Fısıh Bayramından 6 gün önce mi Simun'un evine gitti yoksa 2 gün önce mi? Hangisi doğru?

2) Yuhanna'ya göre, İsa'ya yağ döken kadın Lazar'ın kızkardeşi Meryem'dir. Oysa Markos'a göre kadının kimliği belirsizdir. Gerek Markos, gerek diğer havariler hem Lazarı hem Kızkardeşini tanıyor oysa.

3) Yuhanna İncil'inde yağın dökülmesine karşı çıkan kişi Yahuda İskariot iken, Markos İncil'inde itirazı getiren " bazı öğrenciler"dir.
Yuhanna_ Öğrencilerden Yahuda İskariot..

Markos_ bazı öğrenciler..

Yuhanna_ Yahuda.."neden satılıp parası yoksullara verilmedi?" dedi.

Markos_ "Öğrenciler,' parası yoksullara dağıtılabilirdi,' diyerek kadını azarlamaya başladılar."
Sonuç olarak, İncil'in içerisinde hatalar ve dikkate değer farklılıklar mevcut olup, İnciller'in tutarlılığı sorgulanmalıdır. Körü körüne inanıp hayatlarını bu yola adayan ve masallara inanmayı tercih eden eden hristiyanlara bir nasihat olması dileğiyle..

Devam edecek..

saygılarımla

vivident 25-05-2011 12:08

bunlara gerek yokç...kendılerı ınsanı yapıtı oldugunu ıfade edıyor:):)):

Psiko 25-05-2011 12:25

Sevgili vivident ;

Hani
"Size acı verse de doğruları söyleyiniz."
şeklinde bir Hadis vardır.
Allah için doğru söyle hiç hayatında eline Tevrat ve İncil'in birlikteliği olan Kitab-ı Mukaddes diye anılan kitabı alıp içinden BİR sayfa dahi olsa okudun mu ?

TUBA 25-05-2011 12:37

Alıntı:

Psiko´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 386948)
Sevgili vivident ;

Hani
"Size acı verse de doğruları söyleyiniz."
şeklinde bir Hadis vardır.
Allah için doğru söyle hiç hayatında eline Tevrat ve İncil'in birlikteliği olan Kitab-ı Mukaddes diye anılan kitabı alıp içinden BİR sayfa dahi olsa okudun mu ?

sevgili psiko

inan okumamıştır,okumuş olsaydı zaten bunu söylemeyi bir kenara bırak kuranın nerelerden nasıl alıntı yapıldığını anlardı

Natan 25-05-2011 20:34

Binyıllardır sürekli anlatılan masalları gerçekler olarak görmediği sürece - kendisi açısından- sorun yok aslında. Ben hergün okuyorum tevrat ve incil'i . Gerçekten! Fakat masal olduğunu biliyorum. Bu arada söylemek istediğim ufak bir şey var: Bu başlığı İncil'in eleştirisi için açtım. Yakında yeni naçizane tenkitleri de ekleyeceğim. - yoğunluk işte- Çalışmalar sürüyor:)

Natan 06-06-2011 18:20

Pavlus'un İncil'deki Yalanları

İncil denilen kitabın neredeyse yarısını Pavlus yazmıştır. Hristiyanlığı kuran ve pagan/ helen coğrafyasında geliştiren kişi de O'dur. Pavlus'un İncilde farklı beyanlar vermesi, İncil'in diğer kısımlarıyla çelişmesi, metinler arası tutarsızlıklar ve akıldışılıklar ayrıca açıkça dile getirdiği yalanlar Pavlus'un elçiliği ve İncil'in kutsallığını yıkmaya yeterlidir. Bu kısa çalışmada Pavlus'un İncil'de yer alan bazı yalan beyanlarını ve çarpıtmalı yorumlarını dile getireceğiz.

Pavlus'un yalanlarını lütfen dikatlice okuyup inceleyiniz. Üzerinde derin düşünmenizde fayda vardır. Özellikle hitap ettiğim kesim hristiyan inancına mensup insanlardır.

Pavlus'un hergün okuduğunuz fakat doğruluğunu sorgulamadığımız mektupları kesinlikle tanrısal olmayıp Pavlus'un kuruntularından oluşmaktadır. Bu noktada yapılan en ciddi yanılgı Pavlus'un sözlerinin tanrı'nın sözleri olduğu yanılgısıdır. Bu yanılgıya düşmemek için bunları ifade ediyorum. Zira hristiyanlar İncil'in yarısını kaplayan Pavlus'un mektuplarını tanrı'nın esinlemesi olarak görüyorlar.

Bu kısa hatırlatmadan sonra hemen konuya girelim. Elçiler kitabının yazarı Pavlus'un nasıl hristiyan olduğunu ve ilerleyen süreçteki gelişmeleri kaydetmiştir. Bu kitabın yazılış tarihi Pavlus'un mektuplarından önce olması sebebiyle kaynak olarak alacağımız metindir. Pavlus'un yalanlarını dile getirdiği Galatyalılar mektubu sonraki dönemde kaleme alınmıştır. Elçilerin işleri kitabında kaydedilen bilgiler galatyalılar mektubunda yalanlar ve çarpıtmalarla örtülmüş adeta saklanmıştır. Üstelik metinler arasında pek çok çok da tutarsızlık mevcuttur.


Elçilerin işleri 9. bölümden giriş yapalım. Bu bölümde Pavlus'un Şam'a, İsa'nın Öğrencilerini tutuklamaya gidişini ve yol üzerinde İsa'nın sesini duyduğunu, sonraki süreçte de hristiyanlığa girişini okuyoruz. İsa'nın Pavlus'a seslenmesi ve Pavlus'un Şam'a gidip Hananya adlı birisiyle görüşmesiyle başlıyor herşey. Tabii ki bu hikaye tamamen insan beyninin kurgusudur fakat sanki gerçekleşmiş gibi algılayarak incelemeye çalışacağız. Pavlus Galatyalılar birinci bölümde yalanlarını anlatıyor:
  • Fakat dünyaya gelmemi sağlayan ve beni lütufla çağıran Tanrı uygun görüp, Oğlu hakkındaki iyi haberi milletlere bildireyim diye onu bana tanıttığında, hemen insanlara gidip fikir danışmadım.Yeruşalim’e, benden önce elçi olanların yanına da gitmedim; Arabistan’a gittim ve oradan yine Şam’a döndüm.(15/17)
Pavlus bu pasajda bahsettiğim yalanlarına giriş yapıyor. Pavlus Yukarıda idda ettiği gibi İsa'nın sesini duyunca Yeruşalim'e yada Şam'a gitmemiş onun yerine Arabistana gitmiş. Birincisi Arabistana gitme grekçesi nedir? Kim Ona Arabistana gitmesini söyledi? Bunun cevabını hristiyanlar veremezler. Cevabı olmayan daha ciddi konu ise bundan sonra başlıyor. Çünkü Elçilerin işleri 9. bölümde tam tersi bir açıklama mevcut:
  • Yolculuğu sırasında Şam’a yaklaşırken, aniden gökten parlayan bir ışık Saul’un etrafını aydınlattı. Yere düştü ve “Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?” diye bir ses duydu. Saul, “Ey Efendim, sen kimsin?” diye sordu. Sesin sahibi, “Ben zulmettiğin İsa’yım. Şimdi kalk, şehre(Şam şehri) gir; yapman gerekenler sana bildirilecek” dedi. Saul ile birlikte yolculuk eden adamlar dilleri tutulmuş halde kalakaldılar. Bir ses duymuşlar, fakat kimseyi görememişlerdi. Saul yerden kalktı; gözleri açık olduğu halde hiçbir şey göremiyordu. Kolundan tutup onu Şam’a kadar götürdüler.(Elç.9:3-9)
Hatırlayın: galatyalılar mektubunda Pavlus doğrudan Arabistana gittiğini idda ediyordu! Elçilerin işleri kitabında yazıldığına göre ise Arabistan değil Şam'a giriş söz konusudur. Hristiyanlara şu soruyu sörarsak ne cavap vereceklerdir: Pavlus söz konusu olay sonrası doğrudan Şam'a mı gitti yoksa Arabistan'a mı?

Hangi kayıt ne derece doğrudur? Suriye toraklarında bulunan Şam şehrini göz önünde bulundurun bir yanda da Arabistan topraklarını. Birbirinden tamamen bağımsız coğrafyalar! Yoksa İncil yazarları Suriyeyi Arabistan mı zannediyorlar?
  • Ancak üç yıl sonra Yeruşalim’e gidip Kefas’ı ziyaret ettim ve on beş gün onun yanında kaldım.(Galat.1:18)
Bu metinlerde Pavlus'un üç yıl Arabistanda kaldığını anlıyoruz. Üç yıl gibi uzun bir süre Arabistan'da Pavlus'un ne yaptığı kayıtlı değil fakat her halukarda ortada bir yalan olduğu açık. Çünkü elçileri işleri kitabında İsa'nın Pavlusa " kalk, şehre ( şam) gir, ne yapman gerektiği orada ( şam şehrinde) açıklanacak " dediği kayıtlıdır. Ortada iki farklı kayıt ve birbirinden bağımsız ve tutarsız anlatım var. Biz bunun nesine inanacağız? Çünkü biri Şam (Suriye) diyor diğeri Arabistan! Biri Şamda bir kaç günden bahsederken diğeri Arabistanda geçen bir kaç yıldan bahsediyor!
  • Orada, diğer elçilerden hiçbirini görmedim; yalnız Efendimizin kardeşi Yakup’u gördüm.Şimdi size yazdığım şeylere gelince, işte, Tanrı’nın huzurunda söylüyorum ki, sözlerimde yalan yoktur. (Galat.1:19/20)
Pavlus'un Yeruşalimde İsa'nın elçilerinden sadece Yakup'u gördüğü diğer havarilerle tanışmadığı anlatılıyor. Bu metinleri kaleme alan gerçekten Pavlus'sa açıkça yalan söylüyor demektir. Çünkü elçilerin işleri kitabında yine tutarsız kayıtlar mevcuttur:
  • Yeruşalim’e geldiğinde öğrencilerin arasına katılmaya çalıştı. Ne var ki, hepsi ondan korkuyordu, çünkü İsa’nın öğrencisi olduğuna inanmıyorlardı. Bunun üzerine Barnabas ona yardımcı oldu. Kendisini elçilerin yanına götürüp Saul’un yolda Efendimizi nasıl gördüğünü, Efendimizin ona neler söylediğini ve Şam’da İsa’nın ismiyle nasıl cesaretle konuştuğunu ayrıntılarıyla anlattı.(26-27)
Hani Pavlus Yeruşalim'de Yakup'dan başka hiç bir havariyle konuşup tanışmamıştı? !! Fakat okuduğumuz elçiler ve galatyalılar kitabı tam tersi açıklamalarda bulunuyor. Biri Pavlus'un Yakup hariç hiç bir öğrenciyle tanışmadığını yazarken diğeri "elçiler"le tanıştığını ve onlarla konuşup, olan btenleri anlattığını söylüyor. Şimdi soralım hangi metin ne derece gerçektir? Pavlus mu yalan söylüyor yoksa Elçilerin işleri kitabının sözde yazarı Luka mı? Hangisi yalancı? Yoksa ikiside mi?

Dikkat etmemiz gereken bir diğer nokta ise Galatyalılar mektubunda Pavlus'un pek çok ayrıntıyı sakladığıdır. Örneğin Kendisine Barnabasın kefil olması sonucu elçilerle dialog kurabildiğini bunun ise çok zor gerçekleştiğini Pavlus gizliyor. Sözlerini insanlara kabul ettirebilmek için "bende yalan yoktur" diyebilmesi de gerçekten ilginç.

Ayrıca Galatyalılar kitabında Pavlus'un Suriye ve Kilikya'ya ( Adana bölgesi) gittiği yazıyken, Elçilerin işleri kitabında Sezariye ve Tarsus'a gönderildiği kayıtlıdır.

Belirtilen coğrafyalar birbirinden bağımsız olup farklı bölge isimlerini taşımakta olup, metinlerde çelişki olduğunu da kanıtlamaktadır.

Pavlus'un yanlış bilgi verdiğine dair başka bir örnek yine Galatyalılar mektubunda sonraki ayette görülmektedir. Şöyle yazılıyor:
  • Bundan on dört yıl sonra, Titus’u da yanıma alarak, Barnabas’la birlikte Yeruşalim’e yine gittim. (Galat.2:1. ayet)
Pavlus'un Titus'u alıp Yeruşalime gittiği doğru mudur? Bunu kanıtlayan hiç bir belge yok fakat yapılan koskoca bir gaf var: bu mektupta Pavlusun "Titus'u yanına aldığını" söylerken, Elçilerin işleri kitabında Barnaba'yla Markos diye anılan Yuhanna'yı beraberinde götürdüğü kayıtlıdır.

Şimdi Hristiyanlara "Pavlus beraberinde Titus'u mu götürdü yoksa barnaba'yla Markos'u mu?" diye sorsak ne cevap verecekler? Hangi metin doğruyu söylemektedir?

İncil denilen kitapta buna benzer pek çok çelişki mevcuttur. Fakat bu bir kaç örnek bile İncil'in tutarsız bir kitap olduğunu kanıtlamaktadır. Örnekler elbette çoğaltılabilir, şimdilik yeterli olduğunu düşünerek sizin yormlarınıza sunuyorum. Biz burada İncil'i yorumlamıyoruz aslında, tek yaptığımız İncil'deki çelişkileri gözler önüne sermemiz.
 
Hristiyanlar yukarıaki noktaları açıklayabilirler mi? Sanmıyorum.
 
Saygılarımla
 
 
 

Natan 06-06-2011 18:38

İncil'i Aslında Kimler Yazdı?
 
İncil'i Aslında Kimler Yazdı?

Geçmişten günümüze dek sürekli sorulan fakat üzerinde net bir uzlaşmaya varılamayan konulardan biri İncil denilen kitabı kimlerin kaleme aldığıdır. İncil'in asıl yazar(lar)ı kim(ler)dir? Kiliseye göre ismi belirtilen yazarlar kendi bölümlerini Kutsal Ruh'un yönlendirmesiyle yazmışlardır.

Biz bu kısa çalışmada İncil'in kimliği belirsiz yazarlar tarafından yazıldığını kanıtlarıyla göreceğiz. Örneğin şu soruyu sormakla başlayabiliriz: Yuhanna İncil'ini gerçekten de Yuhanna mı kaleme almıştır yoksa kimliği belirsiz şahıslar tarafından mı yazılmıştır? Eğer bu İncil'in asıl yazarı Yuhanna değilse kimliği belirsiz kişilerin edebi ürünüdür yani anonimdir diyeceğiz. Bu sonuç ise söz konusu metinlerin kutsallığını ve güvenirliğini sorgulatacak; İncil'in tanrısal olmadığını, her halukarda insansal bir yapıt olduğunu gösterecektir. Bu, Hristiyan dogmaları için ölüm demektir


Yuhanna İncil'inin asıl yazarının gerçekte Yuhanna olmadığını gösteren ayetlerden biri 21:24'tür.
    • "Bütün bunlara tanıklık eden ve bunları yazan öğrenci budur. Onun tanıklığının doğru olduğunu biliyo-ruz."
Bu ayeti daha önce de okumuş muydunuz? Peki cümlelerin içerdiği göze çarpar gaflar dikkatinizi çekmiş miydi? "bunları yazan öğrenci budur." ifadesiyle o öğrenciye yada yazara işaret eden kim(ler)dir? " Onun tanıklığının doğru olduğunu biliyoruz." cümlesinde geçen "biliyor-uz" çoğul bir ifade olup bir gruba işaret etmez mi? O halde Yuhanna İncil'inde birden fazla kişinin kalemi oynamıştır.

Söz konusu tesbit bizi belirsizliğe götürür; hangi sözlerin kime ait olduğu ve kimler tarafından ne zaman kaleme alındığı tam olarak kestirilemiyor demektir. Yuhanna İncilinin gerçek yazarının Yuhanna olduğunu savunan Hristiyan arkadaşlarımız öncelikle bu ayeti açıklamakla yükümlüler. Yuhanna İncil'i kitabının asıl yazarının Yuhanna olmadığı, kimliği belirsiz kişiler olduğunu kanıtlayan diğer ayetlere bakalım. Yuhanna 19: 25-27'de şunlar kayıtlıdır:
  • "İsa’nın çarmıhıın yanında, annesi ve teyzesi duruyordu; Klopas’ın karısı Meryem ve Mecdelli Meryem de oradaydı. İsa, annesinin ve sevdiği öğrencisinin orada durduğunu görünce annesine, “İşte oğlun!” dedi.  Sonra da öğrencisine, “İşte annen!” dedi. O günden sonra, o öğrenci İsa’nın annesini kendi evine aldı."
Pasajda geçen "İsa'nın sevdiği öğrenci" Yuhanna'nın kendisidir. Bu ve başka ayetler söz konusu pasajları Yuhanna'nın yazmış olamayacağını gösterir. Yuhanna'nın üçüncü şahıs zamiriyle başka bir kişi tarafından anlatıldığı yada kaleme alındığı açık ve nettir. Aksi taktirde İncil'i Yuhanna yazmış olsaydı " o" değil " ben" diyecek olurdu. Bunun açık örneğini Yuhanna İncil'inin neredeyse her yerinde görmek mümkündür. Kısaca bir kaç örneklemede bulanayım.

Yuhanna 13. bölüm 22- 25 ayetlerine dikkat edin. "Öğrencileri kimden söz ettiğini anlamadıklarından şaşkınlıkla birbirlerine bakmaya başladılar. Sofrada öğrencilerinden biri İsa’nın yanı başında oturmuştu. İsa onu severdi. Simun Petrus onabaşıyla işaret edip, “Kimden söz ettiğini sorsana” dedi. O da İsa’nın göğsüne yaslanarak, “Efendimiz, o kim?” diye sordu.

Yine 21. bölümün sonlarında da benzer bir anlatım tarzı vardır. "O", "Ona" "Onunla" gibi üçüncü şahıs zamirleri anlatıcının eylemde geçen kişi olmadığını, metnin dışarıdan bakan biri tarafından kaleme alındığını kanıtlar. Bir kez olsun "ben" ," bana", "benimle" gibi ifadeye rastlayamıyoruz. Oysa Pavlus'un kaleme aldığı yazılarda hep, "ben," "benimle" " bana" şeklinde yazım tarzı anlatıcının kendisi olduğunu gösteriyor.

Bu, Yuhanna kitabının hiç bir yerinde yoktur. O halde bu pasajları KİM, nerede ve ne zman yazmıştır? Bu sorunun cevabını hristiyanlar verebilir mi? Elbeteki hayır! Onların alışık olduğu ve ezberlediği içi boş söylem şudur:" Yuhanna İncilini Yuhanna kaleme alıştır." Kanıt var mı? Yok!
 
Yuhanna 21:1-2 ayetleri bakın ne diyor:

  • "Bundan sonra Teberiye gölünün kenarında İsa öğrencilerine yine göründü. Bu da şöyle oldu. Simun petrus, ikiz diye anılan Tomas, Celile'nin Kana şehrinden Natanyel, Zebedi'nin oğulları ... buunuyorlardı."
Bu ayetteki "Zebedi'nin Oğulları" ifadesi dikkatimizi çekiyor. Matta 4:21 bize Zebedinin oğullarından birinin Yakup, diğerinin Yuhanna olduğunu gösteriyor. Hal böyleyken, Neden Yuhanna kendsi hakkında üçüncü şahıs zamirini kullansın.

Peki siz kendiniz hakkında yazarken "ben" mi dersiniz, yoksa "O" üçüncü şahıs zamirini mi kullanırsınız?

Bu konu sadece İncil'in Yuhanna kitabıyla mı sınırlı kalmaktadır? Hayır. Benzer bir tesbiti Matta kitabında da bulabiliriz. Kiliseye göre Matta kitabını kaleme alan yazar isminden de okunduğu gibi Matta'dır. Kilisenin bu bilindik açıklaması artık düşünen ve araştıran insanlar için bir alam ifade etmemektedir. Çünkü metinlerin incelenmesi sonucunda, yazarın Matta olmadığı, bunun yerine belirli bir zümre olduğu anlaşılmaktadır. Yuhanna kitabı için söylediklerimizin aynısı Matta Kitabı için de geçerlidir.

Bir örnekle gösterelim. Bu örnek Matta 9. bölümde kayıtlıdır. 9.ayetten başlayarak okuyalım:
  • Sonra İsa oradan geçerken, vergi toplama yerinde oturan Matta adında bir adam gözüne çarptı ve ona, “Benim takipçim ol” dedi. Bunun üzerine adam kalktı ve onun ardından gitti. İsa öğrencileriyle birlikte onun evinde sofrada otururken...
Afedersiniz ama bu hikaye İncil'in hangi bölümünde yazıyor? Matta bölümünde. Olayı anlatan Kim? Sözde Matta! Peki Matta kendisinden neden " O", "Onun" diye bahsediyor? Açıkça görülmektedir ki burada Matta'ya üçüncü şahısla hitap edilmektedir. Yani hikaye, Matta tarafından değil de başkaları yani üçüncü şahıslar aracılığıyla anlatılmaktadır. Aksi halde Matta kendisinden "beni gördü", "benimle karşılaştı", "benim evime geldi" demeliydi.

Mesela Luka (5:27-29) yada Markos (2:13-15) bu olayı şu şekilde anlatmaktadır:
  • İsa tekrar göl kıyısına çıktı; halk yanına akın ediyordu, onlara Tanrı’nın sözünü öğretmeye başladı. Vergi toplama yerinden geçerken, orada oturan Alfeos oğlu Levi gözüne ilişti. Ona “Benim takipçim ol” dedi. O da kalkıp İsa’nın ardından gitti. Daha sonra, İsa Levi’nin evinde sofraya oturdu.
Markos ve Luka'nın Matta'yı üçüncü şahısla tanıtması son derece normaldir. Fakat Matta'nın kendisi için "O " yada "bu" kişi zamirini kullanması hem normal değildir hem de asıl yazarın kendisi olmadığını gösterir.

Aslında İncil'de buna benzer pek çok ayet daha vardır. Bu mantıksızlıkların hepsini buraya yazmaya kalksak sanırım sayfalar yetmez. Fakat yinede Matta ve Yuhanna kitabının asıl yazarının bu kişiler olmadığı, hikayeleri anlatan insanların kimliği belirsiz yazarlar olduğunu göstermeye yetiryor.

Defalarca soruyoruz: "Bu metinleri KİM yazmıştır?" fakat hiç bir şekilde tatmin edici bir yanıt alamıyoruz. Zaten yanıt diyebileceğimiz herhangi bir açıklama da mevcut değil. Bu durumda Hristiyanların biraz düşünüp, muhakeme yapmaları gerekmez mi? Aklını kullanan her bir bireyin bu sorular üzerinde düşünmesi ve tarihsel materyallerden yararlanarak konuyu derinlemesine araştırması gerekir. Fakat okumadan, araştırmadan, sormadan , sorgulamadan körü körüne inanıp, piyasada "hristiyanım" diye gezmek kolaydır. Araştırmak ve sormak ise zordur, değil mi?

Buraya kadar inceledik ve gördük ki Matta ve Yuhanna İncil'lerini kaleme alanlar isnat edilen yazarlar değildir. O halde asıl yazarlar kim yada kimlerdir? Bu sorunun cevabını aramaya çalışalım. Biz İncil'i helen dünyasında Yahudi ve Pagan inanışlarının etkisinde sentezleyen helenist kilise babaları olduğunu biliyoruz. Hristiyanlığın doğmasında ve helen dünyasında yayılmasında katkı sağlayan kilise babaları bu metinleri, kilisenin pragmatist mentalitesine göre uydurmuş ve düzenlemişlerdir.

Öncelikle Markos ve Luka İncil'leri kaleme alnmış, sonrasında ise Matta ve Yuhanna İncil'leri özellikle Markos İncil'ine göre kopya edilmiştir. Hatalarıyla birlikte kopya eden bu İncil'lerin yazmı bu şekilde gerçekleştirilmiştir. İlk yazılan Markos İncil'inin gi kaynaklardan yararlandığı da belli değildir. Yani ortada asıl kaynaklar da YOKtur. Peki bu metinlerin havarilerin yazdığına dair kanıt var mıdır?

Örneğin Matta İncil'inin Matta tarafından yazıldığını NEDEREN BİLİYORUZ ?

Yazarın Matta olduğunu söyleyen Kimdir? İsterdim ki bu soruyu hristiyanlar sorsun ve kişisel olarak araştırıp bilgi edinsin. Fakat bunu yapmaktan üşenen ve korkanlar için biz açıklayalım.

Söz konusu İncili kaleme alan kişinin Matta olduğunu idda eden kilise babası, İsa'dan 300 YIL SONRA yaşamış Evsebus'tur. O da Papias adında başka bir kilise babasını referans göstermektedir. Yani ortada sadece RİVAYET vardır. Herhangi bir kaynak SÖZ KONUSU DEĞİLDİR !!!

Üstelik referans gösterdikleri kilise Babası da İsa'dan 150 yıl sonra yaşamıştır ! Verdiği açıklamanın da gerçekdışı olduğu kanıtlanmıştır. Bakınız açıklamada Papias ne diyor:" Matta sözlerini İbranice dilinde topladı ve herkes bu sözleri tercüme etmeye, çoğaltmaya başladı". Kaynak diye gösterilen rivayet yanılgılarla doludur.

En önemlisi de "Matta'nın bu İncil'i İbranice kaleme aldığı" iddasıdır. Çünkü bugün ister Ortodoks, ister Katolik, protestan kiliseler yada diğer akımlar olsun herkes, Matta İncil'inin Grekçe yani Yunanca kaleme alındığını bilir. Dolayısıyla kaynak diye verilen bilgiler de yanlış ve saçmalıktır.

Matta yada Yuhanna İncillerini ismi isnat edilen yazarların kaleme aldığına dair bir belge yoktur. Sadece varsayım ve bir kaç eski rivayet vardır. Unutulmamalıdır ki batılı modern hristiyan otoriteler bu bilgiyi kabul etmektetir. Tutucu, bağnaz Hristiynaların hiç bir kaynak getirmeden, ezberledikleri açıklamaları tekrar etmeleri bir anlam ifade etmemektedir.

Değineceğimiz diğer bir nokta ise Matta, Markos ve Yuhanna adında havarilerin gerçekten tarihsel kişiler olup olmadığıdır. Luka, Pavlus'un yol arkadaşı ve yoldaşıdır. Fakat diğer kişilerin ismi sadece bu incillerde geçmektedir. İncil dışında, bu insanların yaşadığına dair bilimsel kaynak, yazıt bulunmamaktadır. Din dışı tarihi inceleyenler bu insanların gerçek tarihsel şahıslar olduğunu onaylamakta güçlük çeker. Çünkü ortada inandırıcı bir veri de yoktur.
 
saygılarımla
 

devam edecek

xsteelx 06-06-2011 23:58

Hali hazırda İncil'e değinmişken Tevrata'da değinmeden geçersek ayıp etmiş oluruz.

Hristiyanlığa göre tevrat ve incil aynı tanrının kitabıdır. Tevratta somut bir tanrıyı göremiyoruz. Ama onun vahşi yasasını görüyoruz. İncilde ise yehovanın insan bedeni alarak (isa mesih) dünyaya gelişini görüyoruz.

Her şeyden önce ne kadar "hayır öyle değil şöyledir böyledir" de deseler, kısaca alttan girip üstten de çıksalar, hatta hoplayıp zıplasalarda görünen köy kılavuz istemez.

Tevratta tanrının gazap tanrısı olduğunu görüyoruz. İshakın soyunu göklere çıkaran, onların yaptığı her şeyi mübah gören ve başka ulusların tepesine ateş ve kükürt yağdıran bir tanrı!

Sodom ve gomora, babil günahkarların yeri oluyor. Tepelerine ateş ve kükürt yağdırıyor. Ama ibranilerinde defalarca günaha düştüklerini görüyoruz ve her fırsatta ibranileri kurtarmak için yeni bir kahin, yeni bir peygamber çıkartıyor ortaya.

Ve çok ilginçtir ki aynı yehova incilde insan olarak aramıza giriyor bu kezde eski yasa, söylem ve prensiplerinin aksini yapıyor; birbirinizi sevin, düşmanlarınızı sevin, kimseye el kaldırmayın, günahsız olan ilk taşı atsın vs vs..

Biride çıkıp sormamış; madem öyle kavimleri niye helak ettin? :)

Neyse her halukarda hristiyanlar Tevratı tanrının yasası, standartları olarak görür ve sahiplenirler. Bu söz konusu olunca incil "vahiy" bölümündeki "lütuf çağ, karanlık çağ" vb. olacaklar, Tevratın "yaratılış" bölümünü doğrular niteliktedir.

Yaratılış bölümünden incilin sonuna kadar olan kısım tanrıya göre 6 gün dünyaya göre 6000 yıl ediyor. Hatta bununla ilgili bir sürü grafik çıkarttılar.
Ademin yaratılışından günümüze kadar gelen sürenin 6000 sene olduğunu söylüyor ve buna kuvvetle inanıyorlar!

Ne ilginçtir ki bugün genelde her insan, özelde jeologlar dünyanın yaklaşık olarak 4,59 milyar yaşında olduğunu söyler. Bugün hala yüzbinlerce yıl öncesine ait fosiller çıkmaktadır ortaya. Arkeologlara bu konuda danıştığımızda bulunan fosillerin ortalama yaşını bize söyleyecektir.

Peki tevrat ve incil yolcuları bu soruya nasıl yanıt veriyorlar? İki şekilde. Onlara göre bu fosilleri ve dünyanın yaşıyla ilgili kanaati Şeytan ortaya çıkartmıştır :D

İkincisi ise fosillerin ara geçiş formları yoktur (bir çeşit harun yahya hastalığı)

Lakin ara geçiş formları olmadığını varsaysak bile bu dünyanın 6000 senedir var olduğunu mu gösterir? Akli dengesi yerinde olan hangi insan evladı buna inanabilir ki?

Söz konusu tanrının yarattığı sadece 2 insan; Adem ve Havva. Bugün ise dünya nüfusu 7 ila 8 milyar civarında. 2 insan aracılığıyla 6000 senede bu rakama ulaşabilmek matematiksel olarak imkansızdır. Hatta buna açlık, savaşlar ve hastalıkla dolu kitlesel ölümleri de katarsanız bu imkansızlığı aşan niteliktedir. 6000 senede 2 kişiyken dünya nüfusunun en az 6 milyarı görmesi için her kadının 600'er tane çocuk doğurması lazım.

Aynı ayetin benzeri Kuranda da vardır. Bugün o evrime dil uzatan harun yahya ve saz arkadaşları defalarca kurandan ayetler sıralayarak dünyanın 6000 senedir var olduğunu öne sürmüşlerdir. (İlgililere duyurulur) :)

Natan 07-06-2011 00:33

Elçilerin İşleri Kitabında Pavlus'un çelişkileri
 
Elçilerin İşleri Kitabında Pavlus'un çelişkileri

Elçilerin işleri olarak anılan ve Luka'nın yazdığı idda edilen kitap aslında elçilerin değil, Pavlus'un işleri olarak anılması gerekirdi. Çünkü başlangıçta diğer öğrencilerden de bahsederken Saul'un yani namı diğer Pavlus'un ortaya çıkmasıyla diğer öğrenciler buharlaşmış sadece Pavlus'un misyonerlik faliyetleri anlatılmaya başlanmıştır. Bu kitabın yazarı kiliseye göre Luka'dır. Fakat Luka'nın yazdığı konusunda ciddi şüpheler mevcuttur.

Ayrıca Kitap diğer İncillerle ve Pavlus'un mektuplarıyla da çelişmektedir. Yazar, Yunan- Roma coğrafyasında ( Luka da bir Yunanlıdır ) yaygın olan mitolojik anlatım tarzıyla İsa'yı pagan dinindeki aracı- insan- tanrı Osiris, Adonis, Attis, Mithra imgesine göre şekillendirmiştir.

Elçilerin İşleri kitabının başlarında Saul adında vicdansız, zalim, zorba bir adamdan bahsedilir. Bu zorba adamın, kendisini hristiyan ilan eden insanlara işkence ettiği, onların hapsedilmesi için çaba harcadığı yazılıdır. 9. bölüm 1. ayette şu beyan yer alıyor:
  • Efendimizin öğrencilerini hâlâ kudurmuşcasına tehdit edip canlarına kasteden Saul başkâhine gitti. Bu Yol’dan olan kadın ve erkekleri bulup tutuklu olarak Yeruşalim’e getirebilmek için, ondan Şam’daki havralara vermek üzere mektuplar istedi.
Elçilerin işleri 9. bölümde zalim Saul hakkında yazılan bu detayda bir sorun vardır. Saul Yeruşalim'deki hristiyanlara zulmetmekle yetinmiyor, Şam şehrindeki insanların canlarına da kastediyor. Onların Yeruşalime sürülmelerini, hapis yatmalarını, hatta işkence edilerek öldürülmelerini, taşlanarak katledilmelerini (İstefanos örneğinde görüldüğü gibi)savunanan Saul, Yeruşalim'deki yüksek rütbeli Kahinlerden Şam'da hristiyanları tutuklamak için izin kağıdı istiyor.

Fakat gözden kaçırılan ve üzerinde pek de durulmayan bir ayrıntı var;

Yeruşalim'deki kahinlerin başka coğrafyalarda kanuni meselelerde hiç bir söz ve yaptırım olanağı yoktur. Onların, insanları tutuklama, yakalama gibi bir yetkisi olmadığı gibi herhangi bir mektupla da Saul'un bu işi yapması mümkün değildir.

Saul yani Pavlus, bir Romalı olduğunu söylüyor. Fakat Şam o sırada ne Yahudi'ydi ne de Romalıların egemenliğindeydi; Şam bir arap krallığına aitti. Farklı bir ülkede yabancı bir vatandaşın, dini kurumlardan aldığı bir kaç mektupla insanları dinsel inancından dolayı tutuklaması ve diğer bir ülkeye getirtmesi mümkün olmamakla birlikte tamamen gerçek dışı olup masalsal bir anlatımdır. Üstelik Elçilerin İşleri kitabında bu hikayeyi kimin kaleme aldığı da belli değildir.


Sonuç olarak Saul'la ilgili bu pasajın gerçeklikle yakından uzaktan bir ilgisi yoktur. Pavlus'un Şam yolculuğu bir kaç yerde daha anlatılır. Ve hepsi de gerçek dışı anlatımlardır. Üstelik pek çok çelişki içermektedir. Metinler arası tutarsızlıklara çeşitli ayetlerden örnek vererek devam edelim.
  • Bu Yol’u izleyenlere öldüresiye zulmettim; hem erkekleri hem kadınları bağlayıp hapse attırdım. Başkâhin de, tüm ihtiyar meclisi de buna tanıklık edebilir. Ayrıca onlardan Şam’daki kardeşlere götürmek üzere mektuplar almıştım ve bu şehre gidiyordum; niyetim oradakileri cezalandırılmak üzere tutuklu olarak Yeruşalim’e getirmekti. (Elç. 22:4/5)
Hristiyanlar öncelikle yukarıda dile getirdiğimiz noktaları açıklamalılar. Başka bir ülkede yaşayan insanları dinsel tutumlarından ötürü tutuklama emrini içeren şu esrarengiz " mektuplar " hangi mektuplardır? Tarihte bir başrahibin vereceği üç beş mektupla insanları tutuklattığı görülmüş müdür? Üstelik tuytuklamayı gerçekleştireceğini idda eden kişi de bir güvenlik görevlisi yada asker de değil. Tamamiyle sivil bir şahıs..! nereden bakarsanız bakın saçmalık!
  • Fakat yolda, Şam’a yaklaşırken, öğle sularında etrafım birden gökten gelen kuvvetli bir ışıkla aydınlandı. Yere düştüm ve ‘Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?’ diye bir ses duydum. ‘Kimsin Efendim?’ diye sordum; ‘Ben zulmettiğin Nasıralı İsa’yım’ dedi. Yanımdaki adamlar ışığı görmüşler, fakat benimle konuşanın sözlerini işitmemişlerdi. (22:6-9)
Pavlus'un bu pasajını dikkatlice okuyunuz. Yayındaki adamların "ışığı gördüğü " fakat "sesi duymadığı" anlatılıyor. Halbuki Aynı kitabın 9:7. ayetindeki açıklama tam tersini söyler. Bu ayette adamların "sesi duydukları" fakat bir şeyi " görmedikler i" vurgulanıyor.

Acaba hangi açıklama ne derece doğrudur. Gördükleri parlak ışık, nasıl oluyorsa söz konusu adamların gözlerini kör etmiyor da sadece Pavlusunkileri ediyor. Okumaya devam ettikçe söylenen yalanların daha da arttığını görüyoruz. Bakın sonrasında Pavlus şu ÇARPICI açıklamayı yapıyor:
  • Şimdi kalk, şehre gir; yapman gerekenler sana bildirilecek” dedi (9:6)
  • Efendimiz, ‘Kalk, Şam’a git; senin için belirlenen görevler sana orada söylenecek’ dedi. (22:10)
Bu iki açıklama farklı bölümlerde yer alsa da aynı şeyi söylemektedir; Pavlus, İsa'ya "ne yapmalıyım?" sorusunu sorar ve İsa da " şehre gir, orada açıklanacak" yanıtını verir. Yani Pavlus'un görevi Şam şehrinde açıklanacak. O sırada misyone ilişkin hiç bir şey ANLATILMIYOR!. Fakat 26:16-18 ayetleri okunduğunda herşeyin ANLATILDIĞI görülür.
  • ‘Şimdi kalk, ayaklarının üzerinde dur. Sana görünmemin amacına gelince, seni hizmetkârım olman için seçtim; benimle ilgili gördüklerine ve sana göstereceklerime tanıklık edeceksin. Ben de seni bu halkın ve kendilerine göndereceğim milletlerin elinden kurtaracağım.  Seni onların gözlerini açman, onları karanlıktan ışığa çıkarman ve Şeytan’ın hâkimiyetinden kurtarıp Tanrı’ya döndürmen için gönderiyorum. Böylece, bana olan imanlarından dolayı günahları bağışlanabilir ve kutsal kılınmış kişilerle birlikte mirasa sahip olabilirler.
Fakat aynı kitabın diğer iki bölümü Pavlusun misyonunun Şamda açıklanacağını idda ediyordu. Kayıtlara bakılınca Pavlus'un gözlerinin kör olduğunu, İsa'ya " ne yapmalıyım" sorusunu sorduğunu ve İsa'nın "GÖREV ŞAMDA AÇIKLANACAK" yanıtını verdiğini görüyoruz. Pavlus'un yeni misyonu, görevi vs. Şamda mı açıklandı yoksa Şam'a girmeden önce olay esnasında mı? Eğer Olayın geçtiği yerse (26:16-18) ,9 ve 22 . bölümlerde neden görevin Şamda açıklanacağı,ayrıca o esnada hiç bir şeyin açıklanmadığı kayıtlıdır? Merak etmekteyiz: Hangi kayıt doğruyu söylemektedir?
 
 devam ediyor...


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:46 .