![]() |
Ermeni Terör Örgütleri Masalı
Tarihimizle ilgili o kadar çok masal anlatılıyor ki, sıradan bir izleyici gerçekten neyin bir masal neyin gerçek olduğunu çok zor anlar. Resmi Tarih'imiz ise Ermenilerle ilgili konularda baştan aşağı masallarla dolu. Bu başlıkta bu masallardan birini, ermenilerin sözde terör örgütlerini işleyeceğim. Asıl olarak iki tane Ermeni örgütü sözkonusudur. Hınçak ve Taşnak partileri. Hınçak partisi daha sonra ikiye ayrılmıştır.
Resmi tarih tezi 1915'deki tehcire dayanak oluşturabilmek için bu partileri birer terör örgütü olarak gösterir. Ve bu örgütlerin eylemlerini sonraki yıllarda yaşanacak olan dehşet verici olayların önemli kaynakları imiş gibi göstermeye çalışır. Halbuki her iki örgüt de 1914'e kadar yasal olarak çalışmış, Abdülhamit'in istibdat rejimi dönemi dışında da şiddet eylemleri ile ilgileri olmamıştır. Hatta İttihat Terakki Partisi ile ortak hareket etmişler, birbirlerinin kongrelerine katılmışlar ve Abdülhamit'e karşı meşrutiyeti birlikte kazanmışlardır. Önce gerçekdışı resmi tarihin nasıl bir öfke ile yazıldığına tanıklık edelim. Yazarımız "Devlet Arşivleri Genel Müdürü" olmuş bir zat. Adı İsmet Binark. Hüseyin Nazım Paşa'nın "Ermeni Olayları Tarihi" adlı devlet yayınına yazdığı sunuşta bu partileri bakın nasıl köpürerek anlatıyor: Ermenilerin terör hareketlerini organize eden Ermeni komitelerinin belli başlıları şunlardır: Hınçak Komitesi: Kafkasyalı Ermenilerden Avedis Nazarbek ve eşi Marian Vardaniyan tarafından 1887 yılında kurulmuş olup, amacı önce Türkiye Ermenistanı'nı kurarak, daha sonra Rusya ve İran Ermenistanı ile birleşip bağımsız bir Ermenistan tesis etmekti. Ancak bu komtenin hareketleri Türkiye'de başarısız olunca aralarında ikilik çıkmış ve Nazarbek taraftarı olanlar Asıl Hınçaklar; diğerleri ise Reformist Hınçaklar veya Veragazmiyal Hınçaklar adını almışlardır. Bu ikinci grubun lideri de Arpiyar Arpiaryan idi. Proğramını ve teşkilât nizamnâmesini 1887 tarihinde Ermenice olarak Londra'da bastıran Hınçak Komitesi'ndeki bu ayrılık üzerine, aralarındaki düşmanlık birbirlerini sokak ortasında öldürmeye kadar varmıştır. Hınçakların gayesi Müslümanlarla Hıristiyanları birbirlerine karşı kışkırtmaktı. Böylece çıkan katliamla ülkeyi dehşet içerisinde bırakacaklarını umuyorlardı. Kendileri emniyet içinde olan Hınçaklar, ırkdaşlarını tahrik ederek, rahat hayatlarını büyük bir karmaşaya itmekten ve devlet ile çatışmaya sokmaktan kaçınmıyorlardı. Taşnaksutyun Komitesi (Ermeni İhtilâl Cemiyetleri Birliği): Ermenice federasyon mânasına gelen Taşnaksutyun Komitesi, çeşitli Ermeni gruplarının bir araya gelmesiyle ortaya çıktığı için bu adı almıştır. 1890'da Kafkasya'da kurulan bu komitenin amacı diğer Ermeni cemiyetlerini birleştirmek ve Türkiye'ye geçen çetelere yardım etmekti. Komitenin ana prensibi ise, Türklerle Kürtlerin her görüldüğü yerde vurulmaları; hainlerin, ahdinden dönenlerin ve Ermeni hafiyelerinin öldürülmeleriydi. Yayınladıkları bildirilenle taraftarlarını daha cesur olmaya çağıran Taşnaksutyun Komitesi, zenginlerin ve din adamlarının kendilerine yeteri kadar ilgi göstermediklerinden yakınarak papazlar ve tüccarlar aleyhine propagandadan da geri durmuyorlardı. İlk teşkilâtlarını İstanbul, Van, Trabzon gibi vilâyetlerde kuran, önemli yerlere Kafkas ve Rus Ermenilerini yerleştiren bu komitenin propaganda merkezlerinden birisi de Paris idi. Yayınladıkları her türlü malzemeyle Batı kamu oyunu aldatmakta, bu arada kendilerine inanmayan ve katılmayan Ermenilere karşı da terör estirmekteydiler. Gayeleri Türkiye Ermenistanı'nın siyasî ve iktisadî bağımsızlığı olmasına rağmen, diğer taraftan memlekette mevcut olan komünist eğilimleri koruma ve kışkırtmaktan da geri durmamaktaydılar. Bir terör teşkilâtı olarak faaliyet gösteren Taşnaklar, Osmanlı Bankası baskını ile Sasun'daki 1904 isyanını ve Yıldız Sarayı Suikastını üstlenmişlerdir. Hınçak İhtilâl Partisi: Ermenistan'da ihtilâl hareketlerini yöneten tek Ermeni partisidir. Merkezi Atina'da olan bu partinin Ermenistan'ın bütün şehirlerinde ve köylerinde, Ermenilerin bulunduğu yabancı üleklerde şubeleri vardır. Hınçak İhtilâl Partisi'nin kökü Rusya'da olduğu gibi, kendisini Rus altını ve zekâsı yönetmektedir. Kendisine hile yoluyla taraftar kazanmaktan sakınmayan bu parti, yangıncı ve ihtilâlci olarak tanınmıştır. Netice itibariyle Ermeni komiteleri merkezî otoriteden mahrum ve birbirlerinden uzak yerlerde, farklı isimlerle çalışmaktaydılar. Hepsinin ortak amacı ise, bağımsız bir Ermenistan ütopyası uğruna, Batı kamu oyunu, kendi ırklarını, efendileri olan Osmanlıları kandırmak ve önlerine engel olarak kim çıkarsa çıksın hepsini yok etmeyi göze alarak mücadele etmekti. Ermenilerin bu ütopyadan hâlâ vaz geçmedikleri, Batılı devletlerle Amerika ve Rusya'nın hoşgörüsüyle sürdürdükleri katliamlardan açıkca anlaşılmaktadır. http://www.devletarsivleri.gov.tr/ya...n_pasa/003.htm Yukarda yazılanların hemen tamamının uydurma olduğunu göreceğiz. Zaten aklı başında kimse herhangi bir partinin ana amacının yazarın iddia ettiği gibi *“Türklerle Kürtlerin görüldüğü yerde vurulmaları; hainlerin, ahdinden dönenlerin ve Ermeni hafiyelerinin öldürülmeleri” falan değildir. Yazar ırkçı fantazileriyle uyduruyor. Bu metin devlet arşivlerinin ne kadar taraflı olduğunu, Türk Tarih Kurumu gibi kurumların tarihi araştırmakla değil, resmi tarih tezini savunmakla görevli olduğunu gösteren bir kanıt. Zaten Devlet arşivlerinin sitesine girip şöyle kısa bir gezinti yapmanız bile bunu anlamanıza yeter. http://www.devletarsivleri.gov.tr/kitap/ Yukardaki alıntıdan anlayacağımız şey şudur. Resmi tarih tezimize göre 3 tane önemli Ermeni grubu vardır. Bunlar terörist ve bölücüdürler. Hepsi de Türk düşmanıdır ve kökleri dışardadır.Bunlardan Taşnak partisi Osmanlı Bankası baskını, Sasun İsyanı ve Yıldız Sarayı'nda Abdülhamit'e yapılan suikasti üstlenmiştir. Bunlara sırayla değineceğiz. Ancak önce Hınçak örgütünü inceleyelim... |
Re: Ermeni Terör Örgütleri Masalı
Hınçakyan Cemiyeti, Hınçak Komitesi yada tam adıyla Memâlik-i Osmaniye Sosyal Demokrat Hınçakyan Cemiyeti hakkında yapılmış bir çalışma var. Yine resmi tarih tezi çerçevesinde yazılmış ama cemiyetin programı verildiği için burdan grup hakkında daha tam bir fikir edinme şansımız var.
"Sosyal Demokrat Hınçakyan Cemiyeti ve Nizamiyesi" başlığı ile Yrd. Doç. Dr. Erdal AYDOĞAN tarafından Ermeni Araştırmaları adlı dergiye yazılmış. http://www.iksaren.org/index.php?Pag...ik&IcerikNo=36 Yazar şöyle tanıtıyor Hınçak cemiyetini: Hınçak Cemiyeti’nin Kuruluşu Osmanlı Devleti’ne karşı alenen cephe alan en önemli örgütlerden olan Hınçak Komitesi,[9] 1887 yılında makam tutkunu, şöhret meraklısı Kafkasyalı bir Ermeni olan Avedis Nazarbeg ve Marksist ideolojiye inanmış beş öğrenci ile birlikte İsviçre’nin Cenevre kentinde teşekkül ettirilmiştir.[10] Komitenin prensipleri Karl Marx’ın Komünist Manifesto’sundan esinlenilerek hazırlanmıştı ve üyelerinin çoğu Rusyalı Ermenilerdendi.[11] Kendileri sosyal demokrat olarak tanımlamalarına rağmen programlarında daha çok Marksizmin ağırlığı vardır. Kendilerini ifade edebilmek ve propaganda yapabilmek maksadıyla Hınçak (Çan) isminde bir de yayın organı çıkarabilmişlerdi.[12] İttihat Terakki de bir grup genç askeri mülkiyeli öğrenci tarafından kurulmuştu. Dünyada gelişen siyasi akımlar Ermenilere de elbette ulaşacaktı. Kendilerini sosyal demokrat olarak tanımlamalarına Yrd. Doç.'imiz şaşırıyor. Ben de bu adamın nasıl Yrd. Doç. olduğuna şaşıyorum. Bilindiği gibi II. Enternasyonal'deki bölünme zamanına kadar bütün Marksist partilerin adı sosyal demokrattı. Bizim için önemli olan yazarın birikimi değil tabii ki, bize verdiği bilgiler önemli. Hınçak Ermenicede Çan anlamına geliyormuş ve aslında çıkardıkları dergiden dolayı böyle bir ad veriliyor bu gruba. Gerçekte partinin adı sadece "Sosyal Demokrat Fırkası". Hatta partinin programında Ermeni'lerin ayrı bir örgütlenmesi ile ilgili birşey de yok. Programın amaç bölümünü aktaracağım şimdi. “Sosyal Demokrat Fırkası – nitekim Hınçakyan Cemiyeti- için bütün Memâlik-i Osmaniye’de yani Ermenistan, Makedonya, Arabistan, Arnavutluk ile Memâlik-i Osmaniye’nin kıtaat-ı sairesinde şu sosyalist teşkilat-ı içtimaiyesinin vücud bulması azami-i amali teşkil eylediği gibi metalib-i atiye dahi cemiyet için bir maksad-ı asgari teşkil eylemektedir. Şöyle ki:[16] Ahalinin kendi mukadderatına hakimiyeti esasını husule getirerek Memâlik-i Osmaniye ahalisinden müstahsil sınıfın memleketin bilcümle umur-ı siyasiyesine müdahale edebilmelerini imkanpezir etmek ve sınıf-ı mezkurun iktisadi ve tahsis-i temeddün-i terakkiyatına (cultural) nail olabilecek kaffe-i esbabını ref etmek velhasıl müstahsil sınıfın bilcümle temayülat ve metalibatını kemal-ı serbesti ile izhar edebilmesini temin edecek şerait-i siyasiyeyi icad ve erbab-ı seî için elyevm bir bargiran olan şerait-i şekileyi peyderpey tâdil ederek müstahsil sınıfın kendi ahval-i hakikiyesinin müdriki olmasını temin ve sınıf-ı mezkurun müstakil bir heyet-i siyasiye halinde teşekkülünü husule getirmek ve bununla beraber bu sınıfın vazife-i içtimaiyesinin ifası hususundaki mesainin semeredar olmasını teshil ederek şerait-i içtimaye-i hazıra ile hadd-i azami-i amele doğru hatve-endaz-i (adım atan) terakkî olmasını taht-ı temine almaktır.”[17] Görüldüğü gibi ortada sıradan bildiğimiz sosyalist bir parti girişimi var. Talepler listesine baktığımız zaman partinin hedeflerini daha da iyi anlıyoruz. 1. Memleketin siyasi ve iktisadi ve içtimai bilcümle mesail ve umuru hakimiyet-i mutlaka ile tetkik ve ittihaz-ı karar etmek selahiyet-i kamilesini haiz bir heyet-i teşriiye teşkili, 2. Vilayat, sancaklar, kazalar ve nahiyeler hakkında tevsi-i mezuniyet idare bahşi, 3. Referandum usulünün kabulü, 4. Her gûna payelerin ilgasıyla, millet, kavim, mezhep ve cins tefrik edilmeksizin her ferdin kanun nazarında müsavi tanınması,[18] 5. Umumen ve bila istisna ahz-ı asker usulünün tatbiki ve vakti huzurda hizmet-i askeriyenin milis usulüne hasrı, 6. Tedrisatın umumi ve cismani (laique) olarak mecburi ve meccanen olması, 7. Her ferdin lisan-ı maderzadı ile şifahen ve tahriren ifadeye hakkı olması ve ahali-i memleketi teşkil eden anasır-ı muhtelife lisanlarının müessesat-ı resmiye-i umumiyece müsavî tutulması, 8. Mürur tezkiresi ve pasaport usulünün lağvı, 9. İdam cezasının külliyen lağvı, 10. Angarya usulünün lağvı,[19]... vs. Yukardaki amaçlar apaçık domokratik taleplerdir. Meclis oluşturulsun diyor. seçim yapılsın diyor, eğitim laik olsun diyor, herkes kendi anadili ile kendini ifade edebilsin diyor, idam cezası ve angarya kalksın diyor. Yazarımız, Yrd. Doç.imiz bizi bu partinin terörist ve bölücü bir parti olduğuna inandırmakla görevlendirilmiş gibi ısrarla lafı eğip büküp bir şekilde karşımıza terörist bir parti çıkarmaya çalışır. Şöyle diyor Hınçak Komitesi, Cemiyetler Kanunu gereğince kurulduğu için meşru bir zeminde görünmektedir.[20] Dolayısıyla bu programları her Osmanlı vatandaşının kabul edip içinde bulunabilecekleri bir yapı tarzındaydı. Oysa ki görünen tarafı kadar bir de görünmeyen bir yapısı vardır ki işte bu tarafı, gayr-i meşru, terör ve bölücülüğü metod ve yol görmeleriydi.[21] Herşeyden önce yazar cemiyetin Osmanlı yasaları çerçevesinde kurulduğunu kabul ediyor. Peki böyle bir cemiyetten nasıl terörist örgüt çıkarılabilir. İşte bu noktada görünmeyen, gizli şeyler devreye giriyor. Yazarımız Harun Yahya yöntemlerine başvuruyor hemen. Ermenilerin önde gelen aydınları Hınçakların bu yapısını şöyle izah ederler: “Ermeni halkının duygularını harekete geçirmek için tahrik ve teröre ihtiyaç vardı. Halk, düşmanlarına karşı kışkırtılacak ve aynı düşmanın misilleme faaliyetlerinden yararlanılacaktı. Terör; halkı korumak ve Hınçak programına güven oluşmasını sağlamak için bir yöntem olarak kullanılacaktı. Bu suretle rejimin prestiji azaltılacak ve tam anlamıyla dağıtılması için çaba harcanacaktı...[22] Yine aynı konuda Robert Colleg’in yöneticisi Dr. Cyrus Hamlin de basında çıkan bir mektubunda Hınçakların tanımlanmasını şöyle yapmaktadır: “Hınçak Ermeni İhtilal Partisi, Türkiye’nin bazı bölgelerinde bütün Hristiyan halka ve misyonerlerin uğraşlarına büyük fenalıklar yapıyor, ıstırap çektiriyor...”[23] Burdaki alıntıların aslında Ermeni aydınlarına falan değil, basbayağı Ankara basımlı devlet kaynaklarına dayandığı apaçık. Çünkü kaynaklar şöyle, hepsi Ankara basımlı *:D [21] (Haz.) İsmet Parmaksızoğlu, Ermeni Komitelerinin İhtilal Hareketleri ve Besledikleri Emelleri, (Ankara, 1981), s. 12-vd. [22] Le Probleme Armenıen: Neuf Questions, Neuf Reponses, (Ankara, 1982), s.15. [23] Sakarya, Belgelerle Ermeni Sorunu... s.82. Hınçak partisinin programı üzerinden yola çıkıp işte Ermenilerin anarşistlikleri şeklinde propagandaya girişen birçok yazar var. Bunlardan biri de daha önce devlet arşivlerinden verdiğimiz Hüseyin Nazım Paşa'nın kitabı. Orda da aynı çaba vardır ama dikkatli okuyan okur bunların apaçık birer çarpıtma olduğunu görür. http://www.devletarsivleri.gov.tr/ya...n_pasa/015.htm Bu arada anarşizm ile terörizmin karıştırılması şeklindeki olayın da 12 Eylül cuntacılarının bir katkısı değil, çok daha eski olduğunu görmüş oluyoruz. Yada kaynaklar sonradan değiştirilmiş. Hınçak partisinin programına bakınca Ermeniler arasında sosyalizm düşüncesinin milliyetçi fikirlerden daha önce ortaya çıktığı düşünülebilir. . Bu partinin sonraki yıllardaki rolüne, bölünmesi ve sonraki sorunlara geleceğiz. Ama şimdilik bu kadarı yeterli. Programdan bir bölüm daha aktararak Hınçak partisi konusunu kapatalım. Cemiyet-i beşeriyenin ekseriyetini teşkil eden amele yani müstahsil sınıfının –ki sermayedar (capitaliste) ve ashab-ı emlak bulunan bir ekalliyetin taht-ı hükm ve nüfuzunda bulunmaktadır-. *Hürriyet-i hakikiyeyi iktisab edebilmesi istihsal *ve tedavül-i servete ve münasebat ve müraselâta hizmet eden bilcümle vesaita yani araziye ve fabrikalara ve bankalara ve itibar-ı mali müessesatına ve şimendüferlerle emsali vesait-i nakliyeye bi’n-nefs malik olmasına mutavakkıftır. Müstahsil sınıfının hürriyet-i hakikiyeye malikiyeti *tabiriyle millet, kavim ve cins (sexe) farklarına bakmaksızın cemiyet-i beşeriyenin siyasi ve iktisadi bir hürriyet-i tammeye malik bulunması anlaşılır. Yani amele sınıfı iktidara gelsin; millet, kavime-, cinsiyet farkı gözetmeden herkes özgürlüklere sahip olsun deniyor. |
Re: Ermeni Terör Örgütleri Masalı
Dostum; Yazılarının devamını merakla bekliyorum. İlginç yorumlar yapacak gibisin.
|
Re: Ermeni Terör Örgütleri Masalı
Geliyorum diğer Ermeni partisi olan Taşnak partisine. Taşnak partisinin Hınçak partisi gibi programını bulamadım internette. Zaten bu partinin programı üzerinden pek bir propaganda yapılmıyor. Hınçak açıkça sosyalist olduğu için onun programını öne çıkarıyorlar. Taşnak partisi Hınçak'a göre daha ılımlıdır. Bu yüzden Hınçak'lar tarafından eleştirilir. Hınçaklılar, Taşnak partisini bujuvaziye hizmet etmekle suçluyorlar.
Parti programları kimi zamanlar kağıt üzerinde kalırlar. O yüzden sadece parti programları bize fazla birşey göstermez. Önemli olan pratikte neler yapıldığıdır. Bunlara daha detaylı dalmadan önce dönemi biraz daha yakından tanımamız gerekiyor. Yoksa Taşnak partisi ile İttihat Terakki'nin nasıl kardeş partiler gibi durduklarını anlamamız mümkün değil. Millet-i Sadıka Ne Demektir? 1800'lü yıllar Osmanlı İmparatorluğunun özellikle Avrupa cephesinde milliyetçilik akımlarının geliştiği yıllardır. Dönemin Avrupa'daki en önemli güçleri emperyalist birer yarış içindedirler. Bir tarafta Avrupa'yı yarılayıp Viyana önlerine kadar varmış Osmanlı emperyalizmi diğer tarafta Slav yayılmacılığı hayalleri ile tutuşmuş Rus Çarlığı vardır. Hatta her devletin bir hesabı vardır bu milliyetçi gelişmeler üzerinde. Nitakim Rus'lar ortodoks Sırp'lar ve Yunan'ların bağımsızlaşmasının buralardaki etkilerini artıracağını hesaplayarak bu ulusların bağımsızlıklarını el altından yada açıkça desteklerler. Osmanlı giderek Avrupa'dan çekilmek zorunda kalır. Ancak bütün bu dağılma sürecinde Ermenilere bakış açısı çok farklıdır. Osmanlı tebası olmaktan ayrılmayı düşünmeyen bir halk olduğu, Osmanlı'ya bağlılığının güçlülüğü yüzünden Ermenilere sadık millet anlamın gelen "Millet-i sadıka" adı verilmiştir. Peki neler olur da bu Ermeni-Osmanlı yada sonradan Ermeni-Türk dostluğunun yolu koca bir soykırıma kadar gider. Biraz daha devam edelim. Osmanlı'nın dağılma sürecinde devleti kurtarma telaşındaki aydınların çözümü meşrutiyettir. Osmanlı basiretsiz padişahların elinde telef olmaktadır. 1876'da Sultan Aldülaziz tahttan indirilmiş yerine akıl hastası olan veliaht V. Murat geçirilmiştir. Mithat Paşa, Abdülhamit'le yaptığı görüşmede Abdülhamit'in meşrutiyete taraftar olduğunu görünce, Aldulhamit tahta geçirilir. Ama Abdülhamit'in meşrutiyeti iptal edip, meclisi kapatması için bir yıl bile geçmesi gerekmeyecektir. 1877'de meşrutiyet tekrar hayal olur. Abdülhamit kendini iktidara getiren Mithat Paşa'yı vezirlikten alır, meclisi kapatır. Bir yıl sonra Ali Suavi'nin Abdülhamit'i devirip tekrar deli Murat'ı padişah yapma çabasını engellemeyi başarır, Suavi ile birlikte 80 kişiyi idam ettirir, ama artık vehimli ve baskıcı bir Hamit vardır karşımızda. Herkesten ve herşeyden kuşkulandığı için kocaman bir hafiye ordusu kurar. Ermenilerden de Jöntürklerden de prens Sebahattincilerden de şüphe etmektedir. Hepsi potansiyel düşmandır. Abdülhamit döneminde çıkan ve Ermeni isyanları diye gösterilen olaylar, birinci dünya savaşı sırasındaki olaylardan oldukça farklıdır. Resmi Tarih yazarları ise sanki bu iki dönemde de Ermeni terör örgütlerinin hain eylemleri varmış gibi göstermeye çalışırlar. Abdülhamit dönemindeki eylemlerin kimisi yöneticilerin baskıları, kimileri ise meşrutiyeti getirmek için Taşnak'lıların yaptığı şiddet eylemleridir. Şimdi de bunlara geçelim. Kaynak: Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi http://www.aysebulut.com/ansiklopedi/goster.asp?ID=19 -devam edecek - |
Re: Ermeni Terör Örgütleri Masalı
Taşnak partisi, Hınçak'tan 3 yıl sonra yani 1890 yılında kuruluyor. 1890 yılı ile meşrutiyetin tekrar *ilan edildiği 1908'e kadar geçen süre içinde Taşnak partisinin etkili olduğu bilinen bazı eylemler var. Bu olayların tek tek incelenmesi gerek. Bu eylemler ne kadar Ermeni'lerin bağımsızlık isteği ile ilgili ne kadar istibdata karşı yapılmış eylemlerdir? Meşrutiyetin ilanının ardından İttihat Terakki ile Taşnak partisini can ciğer kuzu sarması olarak görüyoruz. Taşnak Osmanlı'dan bağımsızlık için eylemler yapıp arkasından İttihat Terakki ile nasıl birlikte olur. Burda garip bir çelişki çıkıyor ortaya.
1877-78'deki başarısız Rus harbinden sonra Osmanlı Ruslarla barış anlaşması imzalar. Burda Ruslar Ermeniler üzerinden niyetlerini ortaya koyarlar. Anlaşmaya Ermenilerle ilgili bir madde de yazılır. Rus ordusunun çekilişinden sonra Ermenilerin durumu ile ilgili bir maddedir bu. Tarihçiler bunu gösterip Ermenileri adeta Rus gibi gösterirler. Halbuki Abdülhamit bu maddeye göre zaten hiçbirşey yapmaz. Erzurum Olayları 1890 yılında, yani 13 yıl sonra, henüz Taşnak partisinin kurulduğu yıl, Erzurum olayları olur. Olayların nedeni şudur. 1890 yılında Hamit'in ispiyoncuları Ermenilerin Ruslardan silah aldığını haber verirler. Bunun üzerine gerilim yaşanır. Habere göre silahlar kilisededir ve kilise aranacaktır. Resmi tarihçilerimiz şöyle yazıyorlar Adı geçen kilise ve okul, Nizamiye ve Redif fırkaları kumandanları, mülki memurlar ve komiserlerden ileri gelenlerle birlikte 19 Haziran 1890 tarihinde aranmıştır[25]. *Kilisede yapılan arama, ayin esnasında vuku bulmadığı gibi, bu arama Ermeni Ruhani otoritelerinin yardımı ve nezaretinde gerçekleştirilmiştir. Kilise içinde ise herhangi bir kavga ve karışıklık meydana gelmemiştir[26]. Arama sonunda kilisede demirhane bulunamamıştır. Okulda ise demirhane ile birlikte torna ve sair çilingir aletleri bulunmuş, ancak bunlarla şamdan, anahtar gibi ufak tefek demirden bazı şeyler imal edildiği, silah imal olunmadığı kanaatine varılmıştır[27]. http://www.iksaren.org/index.php?Pag...k&IcerikNo=366 Aramada silahlar neden bulunamaz. Bunun da cevabı hazır. Çünkü Ermeniler olayı haber almış, silahları saklamışlardır. Fakat aramadan önce “Anavatan Müdafileri” teşkilatına mensup Köpek Bogos adında biri, iki saate kadar *okulun ve kilisenin aranacağı haberini Ermenilere ulaştırmış[23] Bunun üzerine *kilise ve okulda depolanmış olan silah ve cephaneler başka bir yere nakledilmiştir[24]. Senaryolar bize hiç yabancı değil. Ertesi gün kilisenin önünde toplanan Ermeniler bir gösteri yaparlar, giderek tepki ve karşı tepkilerle olay büyür ve 8 Ermeninin, iki askerin ölmesine ve çok sayıda kişinin yaralanmasına kadar gider. Kumkapı Gösterisi Yine 1890 yılında bu sefer İstanbul'da Hınçak partisinin organize ettiği bir gösteri olur. Olaysız geçen barışçıl bir gösteri olmasına karşın, nedense Ermeni isyanları içinde gösterilir. Olay son derec basit bir gösteridir aslında ama Hamid'in baskı rejiminde böyle bir gösteri yapılabilmesi anlam taşımasına neden olur. İşte bir başka resmi tarih yazarımızdan Kumkapı olayı öncesinde komitenin başlıca ileri gelenleri, Beyoğlu'nun arka sokaklarından birinde bir yabancının evinde oturan Rus tebaasından Megavoryan'ın yanında toplanmışlardır. 15 Temmuzda Kumkapı'da yapılacak olan gösteriyi idare etmek üzere gizli oylama ile iki kişi seçilmiştir. Cangülyan, Partiği saraya götürmeyi; Murad ise bildiriyi okuma sorumluluğunu üzerlerine almışlardır. Olay günü Anadolu yakasındaki telgraf hatları kesilmiş ve Hınçaklılar kilisede toplanmışlardır. Bildiri, el yazısıyla çoğaltılarak halka dağıtılmıştır. Ayin sırasında Cangülyan kürsüye atılarak bildiriyi okumuştur. Ayini yapan patrik Aşıkyan, kaçarak Patrikhaneye sığınmış, komitecilerle birlikte Saray'a gitmeye, razı olmamıştır. Hınçak komitecileri Patrikhane'yi işgal etmişler, silahlar patlamış, bütün yapının camları, tavanları parça parça olmuştur. Göstericiler daha sonra nedense Patrik'i esir alır ve saraya gitmeye çalışırlar. Arkasından yine başka bir inanılmaz olay olur. Nedense resmi tarih yazarları böyle şeylerin nedenlerini araştırmaya bile gerek duymazlar, Herhalde yazdıklarını aslında kimsenin okumadığını bildiklerinden yazdıklarını bir gerekçeye dayandırmak gereği bile duymuyorlar. İşte olay şu: Fakat Dacad ve Mampra Vartabetler, hükümete durumu haber vermiş oldukları için Patrik Aşıkyan'ın da içinde bulunduğu araç askeri kuvvet tarafından çevrilmiştir. Bunun üzerine komiteciler askerlere ateş açmışlardır. Cangülyan bu sahneyi şöyle anlatmaktadır: "Bizimkiler vahşice bir şekilde askerlere üst üste ateş ediyorlar, askerler de, silah atanları tutuklamaya uğraşıyorlardı. 6-7 asker ağır yaralı olarak yere serildi. 10 kadarının da yarası hafifti. Biz iki ölü verdik." http://www.ermenisorunu.gen.tr/turkce/sorun/isyan3.html Bir avuç Ermeni Patrik'i alıp niye saraya gitmeye kalkar ki? Bir de yolda askerler tarafından durdurulurlar. Sonra olayı anlatan Ermeni adeta kendi arkadaşlarına düşman gibi konuşur. Hem bizimkiler der, hem de vahşişe ateş ediyorlardı der. Nasıl olursa ilk ateşi açanlar olmasına karşın Ermeniler iki ölü verirler. |
Re: Ermeni Terör Örgütleri Masalı
Sevgili Sargon, keşke Türklerin müslümanlaştırılması ile ilgili araştırmalar yapsan veya "Osmanlı'da cariye sistemi", "haremler", vb. konularda çalışmalar yapsan ne güzel olurdu. Bence gereksiz bir konuyu gereksiz bir zamanda ele alıyorsun ve fazlasıyla "akademik" düzeyde ele alıyorsun bu da bende bir nevi "dağılma sendromu" yaratıyor.
Kusuruma bakma, hatalarımızı cehaletimize ver... |
Re: Ermeni Terör Örgütleri Masalı
Sevgili Sodomo,
açıkçası ben de dinle ilgili konularda epey bir rahatlamıştım. Kolayca istediğim kaynağa ulaşabilecek duruma gelmiştim. Ermeni, Kürt konusu gibi şeyleri de hiç düşünmüyordum. Bu Orhan Pamuk tartışmasında bazıları bana mesnetsiz iddialarda bulunduğumu söyleyince içimde bu konuya el atma hırsı oluştu. Ermenilerle ilgili oluşturulmuş yayın külliyatının İslam tarihinden bir farkı yok. Mantıksız bir yığın şey, bir de adının önünde Doç., Dr. falan yazan kişiler tarafından üretilmiş. Bu topici bitereyim, yarım kalan çalışmalara döneceğim. |
Re: Ermeni Terör Örgütleri Masalı
Ben de tersine ilgiyle takip ediyorum.
Sanırım Sargon'la ilk defa kapışacağız. Çünkü hiç de objektif yaklaşmadığını gözlemlemekteyim. Sonucu bir görelim bakalım.. |
Re: Ermeni Terör Örgütleri Masalı
Pante, ben de ilk okuduğumda senin gibi düşündüm ama sanırım sen de benim düştüğüm hataya düşüp Sargon'un konu aldığı döneme dikkat etmedin.
Sargon, 1915 yılı öncesi dönemi konu almış ve resmi tarihimizce 1915 yılındaki olaylara bahane olarak gösterilen Ermeni terör örgütleri iddiasını irdeliyor. Zaten 1915 yılı sonrasını, hatta Cumhuriyet tarihimizi konuya dahil edip "Ermeni Terör Örgütleri Masalı" gibi bir başlık atmak, Sargon gibi bir arkadaşımızdan beklenebilecek bir yanlış değil... |
Re: Ermeni Terör Örgütleri Masalı
Hayır Exclusive. Ben yanlış anlamadım.
Hınçak partisi ile, amaç ve eylemleri ile ilgili olarak konuşuyorum. Asala için ya da 1915 sonrası için değil. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:15 . |