![]() |
big bang hiç olmadı ki...
http://www.bilim.org/?s=haber&haberid=351
[Bu kadar uzun kopyala yapıştırlara izin vermiyoruz. Lütfen makul alıntılar yapın ve kendi fikirlerinizi de yazın. Ayrıca alıntı yaptığınız kaynağı da belirtmeniz uygun olur. ex] |
Re: bing bang hiç olmadıki...
http://www.allahinvarligi.com/insanc...i_delili_3.htm
Yukarıda Exclusive'in yazdığı açıklama aynen sizin için de geçerli. Alıntı yaptığınız yerin adresi yukarıda. neutrino |
Re: bing bang hiç olmadıki...
konu ne anlayamadım.big bung ın hic olmadıgı mıdır yani.bunu kım savunuyor. sirius kardes sen mi?
|
Re: bing bang hiç olmadıki...
hürriyet bilim diye paraf atmışlar haberin altında
|
✔ Dünya'da yaşamın başlangıcına en eski kanıt fosil, 220 milyon yıldan 3.7 milyar yıla çıktı. Grönland’ın Isua kayalıklarında, araştırmacılar küçük, koni şeklinde, yassı ve katmanlı 4 cm’lik stromatolitler mikroorganizmaları buldular. Bu mikroorganizma bakteriler genellikle eski kayalarda bulunuyor ve dünya'da yaşamın doğduğu zamanı, gökyüzünün hala turuncu ve okyanusların yeşil olduğu zamana dek geri götürüyor. Dünya, 3.7 milyar yıl önce cehennemsi bir görüntüye sahipti. Okyanuslar donuk durumdaydı. Dönüş hızı hala çok fazla ve yüzeyi erimiş lavlarla kaplı, çamurumsu bir yapıdaydı. Bu durum bile yaşamı sonlandırabilirdi. Fakat bulunan kanıtlar yaşamın bu ortamda bile var olduğunu bize kanıtlıyor.
|
Alıntı:
BAKTERİLER, İLK CANLILAR Bilinen ilk canlılar bakterilerdir : Grön land'da 3,8 milyar yıl, Transvaal'da 3,7 milyar yıl yaşındaki kayaçlar içinde fosilleri bulunmuştur. Bu bilgi var zaten.Kambriyen patlaması 500-600 milyon yıl önce. 200 milyon öncesi bilgisine ters. Haber çok dengesiz ,itibar etmeyin bence saygılar |
Üç Itiraz: Dünyamizin, galaksilerin, bütün yildizlarin
içinde bulundugu evrenin, 14 milyar yil kadar önce sifir noktasindan büyük patlama ile basladigi, giderek genleserek bugünkü duruma geldigi, genellikle kabul gören kuramdir. Fakat bazi bilimciler simdi bu kurama üç itirazda bulunuyor.Ya büyük patlama diye bir olay hiç meydana gelmediyse? Bu soruyu evrenbilimcilere yöneltecek olsaniz, büyük bir olasilikla abesle ugrastiginizi söyleyeceklerdir. Çünkü, büyük patlamanin varligiyla ilgili kanitlar artik herkes tarafindan bilinmektedir. Gökadalarin gökyüzüne nasil dagildiklarina, ya da büyük patlama sonrasinda olusan ates topunun giderek parlakligini yitirisine, hatta bedeninizdeki atomlarin zamanla nasil olustuklarina bir bakin. Tüm bunlar 13,7 milyar yil önce büyük patlama olarak bilinen son derece sicak ve yogun bir evreden geçtiginin somut birer göstergesi. Ya da, çok farkli bir durum söz konusu olabilir. Simdilerde küçük bir grup arastirmaci bugüne dek kimsenin kusku duymadigi bu durumu sorgulamaya basladi. Konuyu aralarinda görüsmek üzere ilk kez gerçeklestirilen Evrenbilimde Kriz Konferansinda toplanan arastirmacilar, evrenin olusumuyla ilgili en yaygin kuramin kimi açilardan havada kaldigi görüsünde birlestiler. Söz konusu arastirmacilarin bu görüslerinde hakli çikmalari durumunda, evrenin sanildigindan çok daha karmasik bir yapiya sahip olmasi isten degil. Ancak bu görüse karsi çikanlar büyük patlama konusunun bir kez daha enine boyuna incelenmesi gerektigine inaniyor. Üç açidan yetersizlik Sili'deki Avrupa Güney Gözlemevi arastirmacilarindan Riccardo Scarpa, büyük patlama kuraminin evrende gözlenen birtakim olaylarin aydinliga kavusturulmasinda üç açidan yetersiz kaldigina dikkat çekerek, "Evrenin günümüzdeki sicakligi, genislemesi ve hatta gökadalarin varligi evrenbilimcileri hep açmaza sürüklemistir. Büyük patlama örneginin tanik olduklarimizi açiklamada yetersiz kaldigi durumlarda, bilim insanlari sisme, karanlik madde ve karanlik enerji gibi yepyeni çözümlere siginmislardir," diyor. Öte yandan, konferansi örgütleyen kurumlardan biri olan Lawrenceville Plasma Physics baskani Eric Lerner bu tür bir yaklasimin bilimsellikten uzak olduguna dikkat çekerek, "Büyük patlamayla ilgili kestirimler sürekli yanlis çikmis ve tanik olunan olaylarla birlikte degisime ugramistir. Öyle ki, günümüzde evrenle ilgili "standart model" büyük patlamayi, sismeyi, karanlik madde ve karanlik enerjiyi içeren kötü bir bulamaca dönüsmüstür," yorumunu yapiyor. Ortada ciddi sorun var Yerlesik büyük patlama görüsünü elestirenler yalnizca bu durumdan huzursuzluk duymakla kalmayip, evrenle ilgili görüse kusku düsürdügüne inandiklari birtakim kesin gözlemlere de parmak basiyorlar. Söz gelimi, bugüne dek saptanan en uzak gökadalari (galaksi) ele alalim. Yerlesik görüse göre, çok uzak gökadalar gözlendiginde bunlara ilk evrelerinde, gaz bulutlarindan henüz olusmus yildizlarla dolu olduklari bir evrelerinde tanik olmamiz gerekiyor. Durum öyle degil Bunun nedeni uzak gökadalardaki isigin bizlere ulasmasinin milyarlarca yil almasindan ve bu yüzden de büyük patlamadan kisa bir süre sonra ortaya çikmis gibi görünmelerinden kaynaklaniyor. Oysa ortada ciddi bir sorun var. Çünkü Lerner gördüklerimizin genç degil, yasli gökadalar oldugunu öne sürüyor ve kisa süre önce NASA'nin Spitzer uzay teleskobuyla gözlenen yüksek-kizil-degisimli gökadalara dikkat çekiyor. Gökadanin kizil degisimi evrenin isigini yaymasindan bu yana ne denli genisledigini gösteren bir ölçü. Isik genisleyen bir evrende yol aldikça bunun dalga boyutu da uzuyor. Dalga boyutundaki artis tayfin kizil ucuna dogru yön degistirmesi anlamina geliyor. Spitzer gökadalarinin kizil degisimleri evrenin yaklasik 600 milyon ile 1 milyar yil arasinda oldugu bir zaman dilimine denk düsüyor. Bu denli genç gökadalarin ise asiri sicak olmalari nedeniyle mavi isik saçan yeni olusmus yildizlarla dolu olmalari gerekiyor. Bunlarin daha serin ve kirmizi olan yasli yildizlari içermemeleri gerekiyor. Oysa, durum hiç de öyle degil. Sisli Evren Dogal olarak, evrenbilimciler Lerner'in kuramlarina siddetle karsi çikarak, söz konusu çelisik durumlarin gökadalarin yaslarini hesaplamada karsilasilan belirsizliklerden kaynaklandigini öne sürdüler. Ne var ki, Lerner'in bu elestiriye de bir yaniti var. Olduklarindan çok daha yasli görünen öteki uzay cisimlerine dikkat çeken arastirmaci,"Yüksek kizil degisimde de gökada yiginlarina tanik oluyoruz," diyerek bu gökadalarin biraraya gelerek öylesine dev yapilar olusturmalarinin milyar yildan çok daha uzun bir süreyi gerektirmis olmasina parmak basiyor. Lerner bu bilmeceye asiri uçta bir çözüm getiriyor ve kizil degisimin evrenin genislemesinden çok baska bir düzenekten kaynaklandigina inaniyor. New Scientist'de yer alan yazi söyle sürüyor: Ancak bu düzenegin ne oldugu konusunda henüz bir bilgiye sahip olmadigini da kabul eden Lerner kesin bir sonuca ulasmadan önce Dünya üzerinde isiktaki en ufak degisimlerin saptanmasina olanak taniyacak incelikli deneylerin yapilmasi gerektigini öne sürüyor. Kara maddeye de gerek yok Lerner'in görüsünde hakli çikmasi yalnizca evrenle ilgili tüm bilgilerin yerle bir olmasi anlamina gelmiyor. Evrende genislemenin söz konusu olmamasi durumunda, genislemedeki belirgin ivmenin gerekçesi olarak öne sürülen karanlik maddeye de gerek kalmiyor. Dahasi, bu durumda evrenin olusumunu tetikleyen en etkili unsurun büyük patlama oldugu varsayimi da geçerligini yitiriyor. Lerner,"Evrenin 13,7 milyar yil önce ortaya çikmadigini ve büyük patlama diye bir olgunun hiç yasanmadigini kanitlayabilirim," diyor. Gelgelelim, Lerner'in bu önesürümü birtakim sorulari da beraberinde getiriyor. Kozmik mikrodalga konusu da bu sorular arasinda yer aliyor. Evrenbilimciler ilk kez 1965 yilinda ortaya çikarilan ve evrene egemen olan bu güçsüz mikrodalga bilesiminin büyük patlamanin son pariltisi olduguna ve bunun evrenin baslangicinin bir kaniti sayildigina inaniyorlar. Büyük patlama kuramina göre, evrenin ortaya çikisindan sonra uzayi kaplayan sicak isinimin gidecek baska yeri olmadigi için o gün bugündür uzayin içinde kapana kistirildigina inaniliyor. Big Bang olmadiysa Son 13,7 milyar yil boyunca da evren genisledikçe isinimin giderek soguduguna ve günümüzde kelvin ölçegine göre salt sifirin 3 derece üzerinde bir düzeye düstügüne dikkat çekiliyor. Peki, büyük patlama diye bir olay hiç yasanmadiysa ardindaki kozmik mikrodalga nereden kaynaklaniyor? Lerner mikrodalga pariltisinin kökenleri konusundaki görüsün tümden yanlis olduguna inaniyor ve, "Bir çadirda uyandiginizda çevrenizdeki her sey bembeyaz ise, evrenin baslangicina tanik oldugunuz gibi bir duyguya kapilmak yerine çevrenizin sisle kapli oldugu sonucuna varirsiniz," diyor. Lerner evrenin baslangicinin temelinde yatan kozmik isinimin gerçekte sogurulup yeniden isin olarak çevreye yayilan yildiz isigi olduguna inaniyor. Büyük patlama konusuna kuskuyla yaklasan evrenbilimcilerin en önde gelenlerinden biri olan merhum Fred Hoyle tarafindan öne sürülen bu görüs oldukça eskilere uzaniyor. Hoyle, yildiz isiginin süpernovalardan kaynaklanarak sonradan mikrodalga olarak çevreye yayilan, dikis ignesini andiran demir tanecikleri tarafindan emildigine inaniyordu. Ancak bu konuda somut kanitlari olmadigindan, görüsü evrenbilimciler tarafindan ciddiye alinmadi. Tartismali görüs Lerner'in görüsü de benzer bir mantiga dayaniyor. Ancak o bu süreçte demir parçaciklardan çok, plazma adi verilen elektrik yüklü liflerin etkili olduguna inaniyor. Lerner bu plazma liflerinin sürekli parçalandigina ve sonunda evreni bir sis örtüsü gibi kapladigina, ardindan da sisin yildiz isigini emen tozlar araciligiyla yayilan kizilötesi isinlari dagittigina inaniyor. Böylece kizilötesi isinimin, tipki kozmik mikrodalga fonun sergiledigi görünüm gibi, her yöne esit olarak dagildigina dikkat çekiyor. Yaygin evrenbilim kuraminda plazmalarla ilgili süreçlerin göz ardi edildigine parmak basan Lerner öne sürdügü tüm bu durumlarin olasilik dahilinde olduguna inaniyor. Son derece tartismali olan bu görüsü inandirici bulan evrenbilimcilerin sayisi bir elin parmagini geçmese de, arastirmacilar standart kurami sorgulamaktan yine de geri kalmiyorlar. Bu konuda kendilerine göre birtakim yanlislara dikkat çeken arastirmacilar, Scarpa'nin görüsünde gizemli karanlik madde noktasinda bir yanlislik olduguna inaniyorlar. Kuramin temel unsuru Karanlik madde evrenbilim kuraminda temel unsurlardan birini olusturuyor. Bunun nedeni büyük patlamanin tek basina gökadalarin olusumuna bir açiklama getirememesinden, normal bir maddeden olusan gaz ve tozlarin topu topu 13,7 milyar yilda gökadalarin biraraya gelmelerine olanak taniyamayacak denli esit bir biçimde yayilmis olmasindan kaynaklaniyor. Evrenbilimciler bu soruna çözüm getirmek amaciyla gökada olusumunu hizlandiracak büyük miktarlarda karanlik madde görüsüne siginiyorlar. Ne var ki, Scarpa karanlik maddenin köklü bir çözüm olmadigina, özellikle de gözlemleri sonucunda bu maddenin asiri miktarda bulunduguna ve evrenbilimcilere göre olmamasi gereken yerlerde görüldügüne dikkat çekiyor. Karanlik maddenin isigi ya da herhangi bir baska elektromanyetik isinimi yaymaktan yoksun olmasi, bu maddeden olusan bir bulutun kendi içindeki isiyi disariya yayamayacagi ve buna bagli olarak da küresel yiginlara dönüsemeyecegi anlamina geliyor. Neler oluyor? Scarpa ve arkadaslari küresel yiginlar halindeki yildizlarin, tipki daha büyük gökadalarda oldugu gibi, görülebilir maddenin açiklayabilecegi yerçekiminden çok daha hizli devindikleri yönünde birtakim kanitlar ele geçirdiler. Yaklasik bir milyon yildiz içeren Samanyolu'nun en büyük küresel yigini Omega Centauri de dahil, üç küresel yigini inceleyen arastirmacilar tümünde de bildigini okuyan ayni türde bir davranisa tanik oldular. Peki, karanlik madde etkili degilse, neler olup bitiyor? Scarpa bu sorunun yanitinin Newton'un yerçekimi yasasinin yerle bir edilmesiyle elde edilebilecegine inaniyor. Scarpa ve arkadaslarinin küresel yiginlarla ilgili incelemeleri Newton'un uzakliklarin karesinin tersini esas alan yasasinin yalnizca dönüsümlü ivmenin üzerindeki kimi durumlarda geçerli oldugunu, bu esigin altina düsüldügünde yerçekiminin Newton'un varsaydigindan çok daha yavas dagildigini ortaya koyuyor. Israil'den bir teori Yirmi yili askin bir süre önce degistirilmis Newton dinamigi adiyla (MOND) bir kuram ortaya atan Weizmann Enstitüsü arastirmacilarindan Mordehai Milgrom, sarmal gökadalar ve gökadalarla dolu yiginlarda tam da böyle bir etkiyi gözler önüne sermekteydi. Scarpa gökadalar için öne sürülen saniyede 10-_Ü metrelik dönüsümlü ivmenin görünürde küresel yiginlar için de geçerli olduguna dikkat çekerek,"Evrende karanlik maddeye hiç gerek yok," diyor. Evrenbilimcilerin en çok yakindiklari sorunlardan biri de MOND kuraminin Einstein'in görecelik kuramiyla bagdasmamasi ve bu yüzden de isik hizina yakin bir hizla ya da çok güçlü çekim alanlarinda devinen cisimler için geçerli olmamasidir. Uygulamada bu durum MOND kuraminin atarca yildizlar, kara delikler ve en önemlisi büyük patlamayla ilgili kestirimler açisindan yetersiz kaldigi anlamina gelmektedir. Ne var ki, Ibrani Üniversitesi arastirmacilarindan Jacob Berkenstein sayesinde bu soruna da çözüm getirildi. Berkenstein'in görecelik boyutunu da kattigi kuram, görünüse bakilirsa, simdiden ürünlerini toplamaya basladi. Geçtigimiz Mayis ayinda Oxford Üniversitesi'nden Constantinos Skordis önderligindeki bir ekip göreceli MOND kuraminin evrimsel kestirimlere olanak tanidigini ortaya koydu. Arastirmacilar kozmik mikrodalganin özelliklerini ve gökadalarin evrendeki dagilimini incelemeyi basardilar. Yerçekimi Bunalimi Scarpa MOND kuraminin büyük patlama kavramina korkunç bir darbe indirdigine inaniyor ve,"Bu, büyük patlamayi dayandirdigimiz yerçekimi yasasinin tümden yanlis oldugu anlamina geliyor," diyor. Scarpa'nin bu savina simdilik pek kulak asan olmasa da, standart evrenbilim modelinde bir yanlislik olabilecegi yönündeki somut kanitlar giderek artiyor. Evrenbilimin en önemli aygitlarindan biri olan Wilkinson Mikrodalga Anisotropi Arastirma (WMAP) aygitindan elde edilen kanitlarin en basit büyük patlama olayinin tümden yanlis oldugunu kanitlamasi bile isten degil. Ilk kez kullanilmaya baslandigi 2001 yilindan bu yana WMAP bulundugu yerden 1,5 milyon kilometre uzakliktaki evrenin sicakligini ölçüyor. Aygit kozmik mikrodalga sicakliginin gökyüzünün farkli yerlerinde sergiledigi farkliliklari da izliyor. Evrenbilimciler bir yerden bir yere tanik olunan minik farkliliklarin evrenin, yaklasik 300,000 yil önce, büyük patlamadan sonra maddenin yerçekiminin etkisiyle kümelenmeye basladigi dönemdeki durumunun bir göstergesi olduguna inaniyorlar. Daha sicak alanlar daha yogun bölgelere denk düserken, daha serin alanlar yogunlugu daha düsük bölgelere denk düsüyor. Yogunluktaki bu farkliliklar evrenin ilk ortaya çikisininin hemen ardindan bosluktaki kuvantum dalgalanmalar olarak yasama geçti ve kisa sürede sisme olarak bilinen hizli bir genislemeyle büyüdü. Yeni sonuçlar Kuvantum dalgalanmalari gelisigüzel ortaya çiktigindan, gökyüzünün bir bölümünde gördügümüz sicak ve soguk alanlarin baska yerlerdekinden pek farkli bir görünümde olmamasi gerekir. Kozmik isinim da bir bütün olarak evrenin bir unsuru oldugundan, sicak ve soguk bölgelerin hiç birinin evrenin bizim kösesindeki yapilarla ayni hizada yer almamasi gerekir. Gelgelelim, WMAP incelemelerinden elde edilen sonuçlar tam da böyle bir durumun söz konusu oldugunu ortaya koyuyor. Ser ekseni Imperial College uzmanlarindan Joao Magueijo ve meslektasi Kate Land bu yilin baslarinda fondaki kozmik mikrodalgada garip bir uyuma tanik oldular. Ilk bakista sicak ve soguk alanlarin gelisigüzel dagilmis gibi durduklarina tanik olan arastirmacilar, durumu daha yakindan incelediklerinde hiç beklenmedik bir sonuçla karsilastilar. Ortada sanki kakafonik bir orkestra vardi, ancak kemanlar, trombon ve klarnetler ayri ayri ele alindiklarinda tümü de ayni telden çalmaktaydi. WMAP bulgularini orkestra örnegindeki gibi farkli uzamsal frekanslardan olusan bir karisim olarak ele alan arastirmacilar sicak ve soguk noktalardaki her bir dizge arasinda çarpici benzerliklere tanik oldular. Her bir dizgedeki bu alanlar sanki ayni dogrultuda dizilmislerdi. Magueijo bu uyuma "ser ekseni" adini veriyor ve,"Tüm bunlar dogruysa, büyük patlama kuramini temelinden sarsacak son derece sasirtici bir bulusla karsi karsiyayiz demektir," yorumunu yapiyor. Evren levha gibi miydi? Elde edilen verilerin ortaya koydugu bir baska durum da, Samanyolu'nun tozlu diskinden yayilan isinin WMAP sinyallerinden tam olarak saptanamis olmasi ve bunun ser ekseniyle benzesmesiydi. NASA Goddard Uzay Uçus Merkezi tarafindan yürütülen arastirmanin baskani Charles Bennettt Samanyolu'ndan gelen sinyallerin özensizce degerlendirilmis olabilecegine dikkat çekerken, kimi arastirmacilar da sonuçlarin yalnizca bir yillik sinyallere dayandirildigina parmak basiyorlar. Magueijo ve Land yine de örneklerdeki uyumun gerçekte var olduguna inaniyorlar ve asil sorunun bu duruma neyin açtigini aydinliga kavusturmak oldugunu öne sürüyorlar. Magueijo'ya göre, bir olasilik evrenin iki boyutlu olarak sonsuza uzanan ancak üçüncü boyutta yalnizca yaklasik 20 milyar isik yillik bir geçmisi olan bir levha biçiminde ya da bir bagel biçiminde olmasi. Tercihli bir yön olusturmanin bir baska yolu ise evrenin dönüyor olmasindan kaynaklanabilir, çünkü böylesi durumda eksenin baska yönlere kayma olasiligi ortadan kalkar. Kuskular giderilecek mi? Bennett WMAP aygiti sayesinde evrenle ilgili can alici ve temel bulgular ele geçirmis olabileceginin coskusunu saklamasa da, tanik oldugu bu düzgün siralamanin bir rastlanti olabilecegini de kabul ediyor. Yine de, evrenin farkli bir çehreyle karsimiza çikma olasiliginin her zaman var olduguna dikkat çekiyor. Öyle bir evrenin büyük patlamayla ilgili tüm görüsleri kökünden sarsacagi kuskusuz. Magueijo bu konuda, "Insanlar bu savlari ortaya attilar, çünkü onlarsiz Einstein'in denklemlerini basitlestirip evrenin gizini çözmemiz de olanaksiz olurdu," diyor. Evrenle ilgili olarak bugüne dek ortaya atilan tüm savlarin yanlis olmasi da, evrenbilimle ilgili yerlesik modelin tümden yerle bir edilmesi anlamina geliyor. Ancak Magueijo bunun hiç de kötü olmadigina, standart örnegin itici ve utanç verici olduguna inaniyor. Öte yandan, ser ekseni öylesine siradisi bir nitelik tasiyor ki, Bennett ve meslektasi Gary Hinshaw'un önümüzdeki bes yil boyunca WMAP sinyallerini incelemek için gereksindikleri parasal destegi NASA karsiliyor. Bu tür bir inceleme sonucunda tüm kuskularin giderilmesi bekleniyor. Büyük Patlama'yla ilgili çatlaklar Son dönemlerde yapilan gözlemler evrenbilimle ilgili standart modelin yanlis olabilecegi görüsünü dogursa da, bu görüs epey tartismali. Kozmik mikrodalga fondaki örnekler evrenin her yönünün ayni olmadigini gösteriyor. Küresel yiginlar içindeki yildizlar karanlik maddenin varligini ortaya koyarken, standart model bir kümelenme olamayacagini savunuyor. Evrenden daha yasliymis gibi görünen yildizlar evrenin büyük bir patlama sonucunda olusmadigini ortaya koyuyor. www.hurriyet.com.tr |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:27 . |