Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=149)
-   -   Epikür'ün Sözü (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=30742)

vishnu 11-12-2012 21:18

Epikür'ün Sözü
 
Epikür ölüm korkusunun insanları etkilememesi için de “Ölümden korkmak anlamsızdır, çünkü yaşadığımız sürece ölüm yoktur, ölüm geldiğinde artık biz yokuz''

sizin fikriniz nedir ???

yok olmak iyi mi kötü ?

Corpse Bride 20-12-2012 02:28

epikür bu sözü kaç yaşında söyledi acaba? ve korkmak neden anlamsız bu da bana saçma geliyor korkmak anlamsız, ne anlamlı ki. o yuzdenmi binlerce ınsan hastalandığında iyileşmek ıster risklere karşı tedbır alır herkes salak mı? yeni doğan 3 aylık bebeği tek elınızde yüzü boşlukta kalacak şekılde govdsınden tutun kendını kasar gerıgerı dırenır içgüdüseldir bilim bunu beyinde amigdalada doğuştan varsayıyor hem gerçi epikür bunu soylemiş olsada en yoğun yaşayan en çok direnç gösteren insanoğlu, kendine yakışır şekılde insanca. bazen hayvanlara bakıyorum çok sessizler ölum anında can çekişirken de, bir tek insan yeri göğü inletiyor birde maymunlar. bazen hayvanların bizden daha çok sey bildiğini düşünüyorum. ve korkuyorum yatarken kapıları kitliyorum yolda sağdan gidiyorum bastığım yere dıkkat edıyorum filan fıstık epikür üzülecek ama durum böle

ALKA 20-12-2012 13:41

Konu "ölüm veya ölmek" olduğunda hiç kimse bundan kaçamaz. Ölüm konusu kadar korku ve tabular oluşturan başka bir konu yok gibi. Halbuki ölüm de doğum gibi biyolojik yaşamımızın bir parçası. Başından beri, bu biyolojik hayat kaçınılmaz olarak ölüm ve çürümeye maruz kalmıştır. Madde düzeyinde "Ebedi ve Sonsuz" olan hiçbir şey yoktur. Sadece "sonsuz" olan şey büyüme, gelişme ve çürümenin birbirlerini izlediği sürekli devinimdir. Çürüyenlerin üzerinde, yeni şeyler büyüyebilir. Çürüme olmadan yeni şeyler de doğamaz, ortaya çıkamaz.

İçimizden hiç kimse, özellikle kolektif bilinç perspektifinden bakıldığında ölümün gerçekten ne anlama geldiğini kavrayamaz. Biz bunun sadece bir son olduğunu biliyoruz. Ancak bu sonun tam olarak ne olduğu ve hangi yöne gittiği üzerinde görüş çeşitliliği mevcut. Bazıları ölümün mutlak bir son olduğunu düşünür; Diğerleri de ölümü başka bir hâle veya konuma bir geçiş olarak görür. Yaşam ve doğaya dikkatlice baktığımızda, bu ölümün "her şeyin sonu" olmadığı sonucuna da varabiliriz. Zira her şeyin bir döngü tarafından belirlendiği bir hayatta ölüm gibi böyle önemli bir olgu nasıl olur da doğadaki döngü prensibi için geçerli olamaz?

Ölümden duyulan panik ve korkunun sebebi nedir? Bilgisizlik mi? Temel öz güven eksikliği mi? Yoksa bize her şeyi ayrı olarak gösterip yaşamamıza imkan veren bilincimizin bölünmüşlüğü mü? Şüphe ve belirsizlik mi? Tüm hayat boyunca yanlış yaptığını ya da hayatta yanlış bir şey yapmış olduğunu sanma duygusu mu? Egomuzu yitireceğimiz veya mal ve mülkü elden kaybedecek olacağımız mı?

Ölüm... Yakınlarımızdan birisi öldüğünde deneyimlediğimiz ölüm... Ölen kişi bize ne kadar yakınsa, bu yeri doldurulamaz terk edilişin acısını da o kadar çok çekiyoruz. Bizi avutabilecek gerçek hiçbir teselli de yok, çünkü keder çekerken aslında yapayalnızız. Diğerlerinin bizi teselli etmeleri bile acımızı gidermiyor.

Hisler hissedilmek ister. Yas ve keder de öyle. İyi veya kötü duygu diye bir şey de yoktur aslında, çünkü duygular oldukları gibidir ve bu duygular onları hissetmemiz için varlar. Bu duyguları hissetmekten başka bir şey yapmaya gerek de yok.

Birisinin ölerek bizi terk etmiş olması bize içimizde bölünmüş olduğumuzun ilkel acısını duymamıza neden olur, bu nedenle söz konusu olduğunda bu hissi katlanmak bize çok kötü gelir. Özellikle acı verici duyguları tetikleyen bu duygu yoğunluğu olmadan bu duyguların içeriğini de tecrübe edemeyiz.

"Ölüm"den duyulan korku, ölümün ne olduğu hakkında bizim kültürel anlayışımızdan yer alan bilgisizlikten ve bize öğretilen dini öğretilerdeki ceza düşüncesinde yatan cehaletten kaynaklanır. Ölümün günahın bedeli ve dünyada işlenen kötülüklerin cezası olduğunu bize tembih eden dinler aynı zamanda ölümden sonra işkence görülen bir cehennem, oradaki cehennem ateşlerinin ve sonsuz bir yok oluşun takip ettiğini söyler. Böyle bir şeyler duyan insanın gerçekten korkmaması elde mi?

Kim uslu ve terbiyeli ise cennete girecek, kim yaramazsa cehenneme atılacak ve yok olacak ortadan kaldırılacaktır. Nasıl bir sevgisizlik ve duygusuzluk, nasıl bir acımasızlık bu! Buradaki düşünce aynı ölümle aramızdan ayrılan yakınlarımıza duyduğumuz hisler gibi Tanrıya duyulan evrensel ve ilahi bir aşk ölümle Tanrıdan ayrı kalınmışlık durumu giderildiği ve ölümle Tanrıya kavuşulacağı için ölüm bir "eve dönüş" olarak daha hoş bir duygu olarak gösterilmeye çalışılır. Tabi bu fikir kime ne yarar sağlıyorsa herkes bunun için kendisi karar vermelidir.

Ölüm hakkında ne kadar az biliyorsak aslında yaşam hakkında da o kadar az bildiğimizi göz önüne almalıyız. Spekülasyon yapmaktan başka bir seçeneğimiz de yok. İnsanlar olarak biz karşıtlık veya polarite içinde yaşıyoruz. Algıladığımız her şeyin bir kutbu ve buna uygun ters bir kutbu var. Karşı kutbu göremeyenler onun sadece gölgesini görebilir. Bu şekilde ölümü hayatın bir karşı kutbu yani ters kutbu gibi görürüz; çok gölgeli ve anlaşılması zor. Zaten her şeyi kutupsal ve doğrusal bir düzlemde düşünme şeklimiz yüzünden başka bir şekilde de düşünemiyoruz. Oysaki ölüme kıyas yoluyla veya analog bir bakış açışıyla bakabilen biri için birçok sırlar zaten kendiliğinde çözülebilirdi.

Oysaki ölüm ve ölmenin ne anlama geldiğini bilen bilincimizin bilgeliğine güvenebilirdik. İçimizdeki bu güven, gelecek olan şeylere kendimizi bırakabilmemiz için bizi adeta davet ediyor. Tüm direnişler sadece kendimizi yöneltilmiş olduğu için direnmek zaten beyhudedir. Hepimiz yaşamdan ölüme gideceğiz, yani bölünmüşlüğümüzün bu tarafından..

Nefes atmadan nefes alınamaz. Ölüm sandığımız kadar trajik değil. Öleceğimizi biliyoruz ve doğduğumuzdan beri ölümün bizi beklediğini de biliyoruz. Fiziksel ölümü beklerken kadehlerimizi bilinç ve bilgelikle doldurabilir yaşamın zevkini çıkarabiliriz. Ya da bunu yapmamayı tercih edebiliriz. Hayatımızı neşe ve sevinç içinde mi yoksa acı ve keder içinde mi geçirmek kendi elimizde. Hayatı neşe ve sevinç içinde geçirmeden öldüğümüzü bilmek ölüme duyulan korkudan daha korkunç olmayacak mıdır?

Saygılarımla

vartor 20-12-2012 17:49

Kanaatimca, sadece olum icin uzulup durmayin, olunce zaten farkindalik kalmayacak demek istemis. Ben yakindan yasadim ve korkulacak birsey olmadigini biliyorum.

vishnu 20-12-2012 18:15

Alıntı:

rakıbalık´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 470360)
epikür bu sözü kaç yaşında söyledi acaba? ve korkmak neden anlamsız bu da bana saçma geliyor korkmak anlamsız, ne anlamlı ki. o yuzdenmi binlerce ınsan hastalandığında iyileşmek ıster risklere karşı tedbır alır herkes salak mı? yeni doğan 3 aylık bebeği tek elınızde yüzü boşlukta kalacak şekılde govdsınden tutun kendını kasar gerıgerı dırenır içgüdüseldir bilim bunu beyinde amigdalada doğuştan varsayıyor hem gerçi epikür bunu soylemiş olsada en yoğun yaşayan en çok direnç gösteren insanoğlu, kendine yakışır şekılde insanca. bazen hayvanlara bakıyorum çok sessizler ölum anında can çekişirken de, bir tek insan yeri göğü inletiyor birde maymunlar. bazen hayvanların bizden daha çok sey bildiğini düşünüyorum. ve korkuyorum yatarken kapıları kitliyorum yolda sağdan gidiyorum bastığım yere dıkkat edıyorum filan fıstık epikür üzülecek ama durum böle

ölüm anından korkmak ve olum sonrasından korkmak farklı şeyler yaşama içgüdüsü gereği hepimiz ölmekten korkarız. ama öldükten sonra bilinçte gittiğinden artık bir zarar kalmıyor. artık uzulecek bır bılıncın bile yok...

esas soru şu yok olmaktan korkamayız mı ?

vishnu 20-12-2012 18:20

Alıntı:

vartor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 470420)
Kanaatimca, sadece olum icin uzulup durmayin, olunce zaten farkindalik kalmayacak demek istemis. Ben yakindan yasadim ve korkulacak birsey olmadigini biliyorum.

anlattığın koma olayı mı dostum ?

vartor 20-12-2012 18:56

Evet, o olay.

vishnu 20-12-2012 19:26

Alıntı:

vartor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 470430)
Evet, o olay.

aradaki zaman hiç yokmuş gibi değil mi zaman algısıda yok.

uykuda tam olmasada bir algı var gıbı sanki ama komada o da yok...

Neva 20-12-2012 23:06

Alıntı:

ALKA´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 470390)

Nefes atmadan nefes alınamaz. Ölüm sandığımız kadar trajik değil. Öleceğimizi biliyoruz ve doğduğumuzdan beri ölümün bizi beklediğini de biliyoruz.

Dedigin gibi, sandigimiz kadar trajik degil, (ama bunu ustalikla trajik hale getirebiliyoruz) butun bir yasam boyu, zaten olum/olmek fikriyle(bunu biliyor olmamiz) yanyana yasiyoruz.

Kisinin olumden/yok olmaktan korkma durumu, dogumdan korkmakla esdeger gibi. Pek tabi ki gayet insani ve dogal.

vishnu 21-12-2012 13:37

rüyasız derin uykuya benzer bir durumda olabilir. yatıyorsun ve o uyku sırasında (derin bir uykuyu kastediyorum) kendının farkında bile değilsin.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:07 .