![]() |
Kızım, Sana Diyorum...
Çok değerli arkadaşlara hitaben,
İki kardeş varmış, anneden de babadan da bir ve öz mü öz. Bu iki kardeşin çocuklukları ve gençlikleri mutlu ve mesut ve dahi dost bir şekilde geçmiş. Biri diğerinin üzerine toz kondurmaz, kardeşim kelimesi ağzından çıktı mı en az 3 yankı yaparmış. Gün gelmiş devran dönmüş ve anne baba hakkın rahmetine kavuşmuş. Bizim iki dost kardeşe de kocaman bir çiftlik ve içindekiler kalmış. Önceleri güllük gülistanlıkmış ortalık. İşler de gayet düzgün işliyormuş. Ama bir yaz yağmur yağmaz olmuş. Hasat alamamışlar çiftlikten, hayvanların çoğu telef olmuş. Hepsi bu olsa iyi. Bu hengamede, sen yapamadın, ben yaptım bencilliği düşmüş ortaya. Lafı uzatmayalım kısa sürede bu kardeşler kanlı bıçaklı olmuş çıkmışlar. Bakmışlar ki bu böyle olmayacak, en iyisi mi çiftliği ikiye bölelim demişler. Çiftlik, ev, hayvanlar velhasıl kelam her şey ikiye bölünmüş ve artık yüzlerini bile görmez olmuşlar. Lakin bu ayrılık daha büyük bir şeyi de peşinen getirmiş. Konuşamamanın, anlaşamamanın getirdiği kin. Öyle bir kin beslemeye başlamışlar ki artık düşmanlık bile yanında az kalır bir pozisyona gelmiş. Küçük kardeş bir gün bir iş makinesi kiralamış ve çiftliğin yanından geçen ırmağın yönünün değiştirerek çiftliği ırmakla ikiye bölmüş. Böylece tüm fiili sınırları da ortadan kaldırmış. Buna karşılık büyük kardeş ne yapacağını şaşırmış. Artık karşı yakadaki kardeşinin evini bile görmek istemez olmuş ve bu kin daha da büyümüş… Günler ve günlerden sonra bir gün bir usta çiftlikten geçmekteymiş. Büyük kardeşin kapısını çalmış ve yapılacak bir işin olup olmadığını sormuş. Büyük kardeş biraz düşünmüş ve hemen ustayı eve davet etmiş. Çiftlikte duran keresteleri göstermiş ve ustaya dönerek. - Şu ırmağın yanına öyle yüksek bir çit yap ki demiş bir daha karşıdaki evi göremeyeyim. Usta tamam demiş. Ertesi gün büyük kardeş çarşıya çıkmış sabah erkenden ve usta da işe başlamış. Akşam güneş batarken büyük kardeş çiftliğe gelmiş ve yapılacak çitin merakı ile tarlaya koşmuş. Bir de bakmış ki çitin yerinde büyük ve kocaman bir köprü duruyor. Hem de bir o kadar da özenli ve güzel bir şekilde. Şaşkınlığı üzerindeyken, küçük kardeşinin kollarını açarak köprünün üzerinden kendisine koşmasını görmez mi!!!… Kendi açtığı su yoluna karşılık kardeşinin köprü kurduğunu gören küçük kardeşin utancı ve samimiyeti ile kendine geldiğini görünce kendisi de bu duygulara karşılık vermiş ve barışmışlar. Usta mutlu bir şekilde ayrılırken büyük kardeş ısrarla kalmasını ve kahya olarak çiftlikle ilgilenmesini teklif etmiş. Usta hiç düşünmeden cevap vermiş; - Burada benim işim bitti. Daha yapılacak çok köprüler var demiş. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: kızım sana diyorum...
sevgili muhammed
* * * *bu siteye uyarlamışsan ki öyle görünüyor(ne zeka ama) * * *büyük kardeş kim? * *küçük kardeş kim? * köprü ustsı kim? * *senin kalbinde bu ,üç failde vardır .bunlar kim? |
Re: kızım sana diyorum...
Mhmd Kardeşim *güzel bir hikaye bir an senin bu ustaolduğunu düşündüm gel bu siteye seni kahya yapalım(yönetim kurulu üyesi. :lol: )
|
Re: kızım sana diyorum...
Sevgili mhmmd,
* Yazdigin hikaye cok duygulandirdi beni, hakiki dostlar cit cekenler degil, kopru kurmasini bilenlerdir. |
Re: kızım sana diyorum...
ne mutlu gonuller arasi kopru kuranlara...
YAŞASIN BARIŞ, YAŞASIN KARDEŞLİK :!: *:D dil din ırk renk fikir ve yol ayrılıklarına rağmen |
Re: kızım sana diyorum...
çok güzel bir hikaye zaten bizim amacımızda usta olmak değil mi biz zaten bunun için gelmiyormuyuz buraya kavga yerine konuşmak için bence usta biziz ne dersiniz...
|
Re: kızım sana diyorum...
Sevgili Mhmmd;
Kardeşleri, ustayı, köprüyü koydum bir yere... Bu gün Anadoluda dahi, hala köyler vardır, aşağı mahalle, yukarı mahalle diye.. Arada ise köy deresi olur, ayrılıkların birincil kökenini mezhepler, ikincil kökenini ise sülale kavgaları(kardeş) oluşturur.. Sülale kavgalarını ise mülk kavgaları temsil eder. Yalnız kavga olmasa dahi görmediğimiz bir şey vardır, tarlalardaki sınırlar?! Sizce farklı bir şey mi? İnsanlığa, bir bütün halinde insanlığa, Sınır ve duvar nereden örülmüş? Peki usta şimdi ne yapacak? |
Re: kızım sana diyorum...
Sevgili spartacus; İnsanlığın geldiği noktada yönetme erkinin,egemen güçlerin neleri nasıl kullandığı konularındaki eşşiz incelemelerinizi ve tanımlamalarınızın tamamına katıldığımı,kavanozun içindekiler,kavanozun kapağı ve yeni boyalara benzetmenize de. Sistemler gökten zembille mi inerler ?Yoksa sistemleri İNSANLAR mı kurarlar. İnsan;İster altın tabak,kaşık ve çatalla,en güzel porselenlerde,ister tahtadan yapılmış olanları ile içinde portakallı pekin ördeği veya tarhana çorbası,yiyeceği bir veya iki tabaktır.Maksadı nedir ?DOYMAK İnsan;İster en güzel ipekli ister pamuklu,ister amerikan bezi ile donansın maksadı nedir ?GİYİNMEK İnsan;İster saray,ister apartman dairesi,ister kerpiçten yapılmış damda otursun Maksadı nedir ?BARINMAK vb vb vb vb vb Divan şairi Baki "BAKİ kalan bu kubbede bir hoş SADA imiş" demiş bizlerde güya sevmişiz. USTA köprüyü yapar yapmasınada biz karşıya geçmek üzere,içsel değişim geçirmezsek USTA ne yapsın ? Neden bazı yerlerde ölenlerin gözüne iki avuç toprak konur ki ? Sevgili Sezen Aksu'nun şarkısı geliyor aklıma "Sultan Süleyman'a kalmadı dünya" diyen. Kaç sene oldu, zaman durdu Deniz öyle hep aynı dünya bilinmez Taş duvar aynı kaldı Ümit öylece kaldı da Ümit edeni söyle kim aldı Kaç devir geldi, kaç nesil geçti Yürek öyle sevda yollar kavuşmaz Hasretin ne tadı kaldı Sabır öylece kaldı da Sabredeni söyle kim aldı Bu dünya ne sana ne de bana kalmaz Dünya ne sana ne de bana kalmaz Sultan Süleyman'a kalmadı Böyle hiçbir kitap yazmaz Bu dünya ne sana ne de bana kalmaz Dünya ne sana ne de bana kalmaz Sultan Süleyman'a kalmadı Böyle hiçbir kitap yazmaz Kaç çiçek soldu, hani bu sondu Hani bir sarı fırtına koptu zamansız Kaç tohum filiz dondu Hani bir acı yel savurdu Yürekler son defa vurdu Bu dünya ne sana ne de bana kalmaz Dünya ne sana ne de bana kalmaz Sultan Süleyman'a kalmadı Böyle hiçbir kitap yazmaz Bu dünya ne sana ne de bana |
Re: kızım sana diyorum...
Çok Değerli Arkadaşlara Hitaben,
"-Altınlarını cam karşılığında dağıtan kızılderiliyi hiçbir zaman gülünç bulmadım. Cam altından çok daha asil. İsrail peygamberlerinden beri lanetlenmiş bir maden, altın. Adı tarihin bütün cinayetlerine karışmış. Pıhtılaşmış kan, insan kanı. Cam güzel, çünkü kalbi var, kırılıverir." (Cemil MERİÇ) Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: kızım sana diyorum...
"RAB efendimi alabildiğine kutsadı. Onu zengin etti. Ona davar, sığır, altın, gümüş, erkek ve kadın köleler, develer, eşekler verdi.
Yaratılış 24:35 TEVRAT" "YARATILIŞ Bölüm:2 10 Aden`den bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu. 11 İlk ırmağın adı Pişon`dur. Altın kaynakları olan Havila sınırları boyunca akar. 12 Orada iyi altın, reçine ve oniks bulunur. 13 İkinci ırmağın adı Gihon`dur, Kûş* sınırları boyunca akar. 14 Üçüncü ırmağın adı Dicle`dir, Asur`un doğusundan akar. Dördüncü ırmak ise Fırat`tır." "13:2 Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı."Avram`la Lut`un Ayrılması ................... Yalnız kavga olmasa dahi görmediğimiz bir şey vardır, tarlalardaki sınırlar?! (mal, mülk, kadın, köle, cariye) ... İnsanlığa, bir bütün halinde insanlığa, Sınır ve duvar nereden örülmüş? Peki usta şimdi ne yapacak? |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:22 . |