![]() |
Conan'ın Yolu
Bir kaç yıl önce kendi çizdiğim resim ile yaptığım bir FreeBSD masaüstü çalışması.
Şiir bana ait değil ama severim bu garip şiiri, tamda barbar Conan a uyan bir şiirdir. http://4.bp.blogspot.com/-MaNvAZfB86...rbar-conan.png Conan'ın Yolu yol uzun ve zorluydu gökyüzü soğuk ve gri beyaz ay, donmuş ölü bir parça gibi bulanık solgun şafakta hırsız ve fahişe, kral ve asker savaşçı, büyücü, sahtekar ve ozan bu yolda benimle geldiler rüzgar, bilenmiş bir bıçak kadar keskindi ıslak, tuzlu denizlerden eserken kuru, siyah iskelet gibi ağaçlar fırtınada, hayalete benzerlerdi yaşam, köpüklü bir şarap benim için yağma, şehvet ve savaşımdan oluşan ve ben bu şarabı en keskin tortusuna dek içtim ben, vahşi kuzey topraklarından görkem ve büyü ülkesine gelen savaşçıyım çelik, kan ve ateşle kazandım insanoğlunun kazanabileceği her şeyi oynadığım kumarda şeytan’ı kendi oyununda yendim görkem, onur pırıltı ün ve ölümün gülen kafasıyla alay ettim dövüşüp, öldürülecek düşmanlar vardı sevilip güvenilecek arkadaşlar şehvetle öpülecek dudaklar ele geçirilip fırlatılacak zenginlikler karanlık geceleri şenlendirecek şarkılar sabahlara dek içilecek şarap sonunda geçmişe gömülüp yitirilecekse ne çıkar? ben tüm zenginliklerden payımı aldım kazanmak gibi yitirmeyi de tattım yaşamda var olanların en iyilerine alıştım mezar derin ve hava soğuk dünya kokuşmuş küflü beyinle dolu ve ben tüm değerlerinize baş kaldırırken boş inançlarınıza gülüyorum dünya’nın karanlık kavrulmuş yüzeyinde eğri yolumuz zorlu topraklardan geçiyor fakat biz mutlu, neşeli savaşçılarız daha kolay yolları istemeyiz düzenbaz ve nefret verici yaşamın yazgısı sağ elimdeki kılıcımla çizilir ve ölüm benim arkamdan gelir ben bu tozlu, sert, uzun yollarda kurudum ben artık yaşlı ve güçsüzüm oysa ölüm tüm zamanlar boyunca güçlü fakat, bedenler ölümü tatmak üzere doğdu yaşamı korkmadan ve cesaretle karşıladım ölüm yaklaşırken kaçmalı mıyım? yaşam, ölümle benim, yorucu yıllar boyunca oynadığımız bir oyundu selam savaşçı yiğit dostlarım köleler, silahşörler ve oynak kızlar ayrıldığım yolda gözüm kalmadı burada son bulur o yol azrail’in kucağında selam tanrılar ! bomboş bir gökyüzünün altında yanınızda neşeyle yürüyeceğim günahkar ruhların nasıl kıvranıp, inlediğini şişko, kurnaz papazlardan dinledim yalnızca altın için alıp sattıkları o cennette benim gibi acımasız bir barbarın yeri var mı? rahipler ve kutsal kitaplarıyla birlikte alevlere dalacağım cehennemin kızıl boğazından aşağıya yürüyecek ve şeytanın tahtına oynayacağım ! Şiir: Lin Carter Türkçe uyarlama: Ali Recan |
Bayagi bir istidat va sende , tebrikler.
|
Teşekkür ederim, bir zamanlar yetenek vardı ama körelip gitti maalesef, bir askere gidip geldik tüm kitaplar ve resimler uçmuştu, bunuda bir kaç yıl önce çizmiştim.
|
Sevgili Felasife, çiziminiz oldukça iyi. :)
Hala elime geçtikçe Conan okurum. Gerçi Marvel'den Dark Horse'a geçtikten sonra tadı kaçtı. El sanatı olmaktan çıkıp elektronikleştikçe gitgide resme dönüştü. Konuşmalar değişti, tiplemeler değişti, kültür değişti. Conan'dan geriye neredeyse bir şey kalmadı. Oksa ki, öykü yazarından, çizerinden tutun, kaligrafisine kadar hepsi aynı çağda yaşayan bir toplum gibiydi. Yeni çizerler çizdiklerini Conan'a benzetiyorlar ama öykülerinde alışılmış olan Conan çağının kültürü, basitliği yok. Muhtemelen çok eleştiriliyorlar, çünkü eski serileri yeniden çizmeye/yayınlamaya başlamışlar. Bir ara bütün kolleksiyonu indirmiştim. Orjinal baskıdan okumanın keyfi başkaymış. Marvel'in Türkiye'deki telif sahibi olan Alfa yayınlarının güdük, plansız, kalitesiz baskıları çizgi roman okuma zevkinden çok şey alıp götürmüş. Barry Smith, John Buscema Conan'ın beğendiğim çizerlerinden ikisidir. Her ikisi de ilkel çağların algısını okuyucuya iyi yansıtan çizerlerdir. Filmin müziklerini yapan Basil Poledouris'da Conan'ın yaşadığı çağın algısına önemli katkı sağlamıştır. Annubis-Riddle of Steel Riders of Doom: http://www.youtube.com/watch?v=vT0RP8AEXzA Filmin bütün müzikleri için: http://www.youtube.com/watch?v=xteoc9zrC2w Bu da "Age Of Conan - Hyborian Advantures" oyununun müzikleri: http://www.youtube.com/watch?v=LTI5v...139D8119F19CB1 Sevgiler |
Alıntı:
Çocukken biz bunları aşk ile okurduk, ilk 80 lerin başlarında çıkmıştı sanırsam, sonra Cuma günlerini iple çekerdik, daha doğrusu ben çekerdim mahallede tek abonesi bendim Conanın. :D Gerçi o zamanlar ciddi şekilde her türlü çizgi roman okurduk, pek çok kişide böyledi malum bilgisayar, tv, cep mepte yok, arkadaşlarla değiş/tokuş ve ayrıca kitap kiralama dükkanları vardı, 1 lira verince bir kucak kitap alıyorduk, ucuzduda yani, okumadığımız çizgi roman kalmadı o zamanlar. John Buscema yı bende çok severdim, hele onun resimlerini uzun uzun incelemeye bayılırdım, profilimde ki resimde onundur, yanlış hatırlamıyorsam pikt büyücüsü ve yılanlarının olduğu kanlı mehtap diye bir maceradaydı. Bu arada üsteki resmi 4-5 sene önce öyle bir heves geldi, hafızamdan bi çizeyim bakalım nasıl olacak dedim bu çıktı, resim işi emek gerektiriyor açıkcası o da bizde pek kalmadı artık. Genede beğendiğin için ayrıca teşekkür ederim. Oyunlarla aram olmasada müzikleri dinleyeyim bakalım. Sevgiler |
Ben Tom Miks, Pekos Bil, Kinova, daha sonralari Red Kit, Tenten, asteriks meraklisiydim.
Cocuklugumda, birakin televizyonu, pikap, radyosu olan bile iyi sayilirdi, bunlarla bir de Rus romanlariyla gecirirdik vaktimizi. Yasimi belli ettim galiba:) |
Alıntı:
Bu saydiklarin, benim zamanim. Ben de yukaridakilerine teksas'i, zagor'u girgir'i, hayat ve ses mecmualarini, abdulcanbazi, Basri/Fatos'u birde italyan cep romanlarini ekleyeyim. |
Yaşadığın dönemin tanığı olmak ne kadar zormuş, be kardeşim!
Alıntı:
Ne söyleyeyim; ilk başta televizyona sırtım dönük bilgisayarımın başında Ayhan BOZKURT'u gayri ihtiyari bir şekilde dinliyordum ama ne zaman 80'lerden bahsetmeye başladı, işte o zaman Ayhan BOZKURT'u karşıma alıp ciddi ciddi dinlemeye başladım. Anlattığına göre, kendisi 80'lerde Anadolu'da ücra bir mahallede yaşıyormuş. Tıpkı senin gibi Felâsife. Sonra o zamanlarda herkesin mahallede Camiye gittiğini, orada Kuran öğrenmeye başladığını ve bunun bir zorunluluk olduğunu söyledi. Tabii ben hemen o sırada yaftayı yapıştırdım: Dinci Faşizm. Bugün bunun Cunta Lideri Kenan Evren ile başladığını ve giderek tüm Türkiye'yi sardığını herkes kabul eder. Benim derdim, yazar Ayhan BOZKURT'un bu anlattıkları değildi; neden Kuran hakkında şimdilerde yaptığımız ve inanç dünyasını sarsan atılımlarda bulunmadığı idi. Öyle ya, yazarsın, Kuran öğrenmişsin ama Kuran hakkında iki kelam etmeyeceksin. Yani Kuran'ın bir insan ürünü olduğu açıkken neden bu tespite ilişkin bir bulgu ortaya koyamadın? Bu çok mu zor idi o yıllarda? Şu olaya ilginç bir tesadüf mü demek gerekiyor yoksa ilahi bir tesadüf mü? Yine dün, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Meclis'teki haftalık Grup Toplantısı'nda SABAH-ATV satışı hakkında tapeleri okurken, bir Bakan'ın 21 Temmuz 2013'te işadamlarından 650,000,000 $ para toplarken Başbakan'ın aynı günde şu sözleri söylediğini bildirdi: Alıntı:
Kimse kusura bakmasın; döneminin tanığı olamayan kimse yazar değil, hiçbir şey olamaz! |
Bu iletiyi yanlis yere astin galiba upuaut.
|
Alıntı:
Umarım, 80'lerdeki bu hatırlatma karşısında kimseyi kırmamışımdır! |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:03 . |