Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Politika (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=21)
-   -   Demokrasi ve Komünizm.. (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=3551)

dilaver 03-02-2007 13:29

Demokrasi ve Komünizm..
 
Bana garip gelen Dilaver kardeşimizin hem komünist hem de demokrasi aşığı olması..
Kendisine bu iki farklı ve birbirleri ile çelişkili eğilimi nasıl bağdaştırdığını soralım..


* * * *Sayın Ömer

* * * *Öncelikle aramıza hoş geldiniz diyeyim. Bizzat açan tarafından farklı mecralara taşınan konu başlıgında sorunuzu tartışmaktansa degişik bir başlıkta cevaplamayı uygun gördüm.

* * * * Benim gençlik günlerimde komünizm bir öcüydü, tabuydu ve yasaklıydı. Ögrenilmesi taraftarlarınca bile, emperyalist kültürel bombardımanın etkisiyle yozlaştırılan ortamlarda gerçekleştirildi. Bu ögreti taraftarı konumunda olan pek çok insanın, bugün kemalizmin gericiligine sürüklenmesinin nedenleri de burada aranmalıdır.

* * * * *Sizin de bu argümanı kullanırken ve bu soruyu sorarken ögrenim kaynaklarınızın birinci el degil yozlaştırılmış ikinci ellerden oldugu anlaşılıyor. O halde ögretinin sahibinin düşüncelerinden işe başlamak gerekiyor.

* * * * * Marx komünist düşünceyi manifest ederken ilham aldıgı toplum düzeni ilkel demokrasi idi. Devlet öncesi kabile demokrasilerinde görülen ortak nokta henüz sınıflaşmanın olmadıgı ve tüm kabile bireylerinin eşit katılım ve söz hakkı olmasıydı. Şef yalnızca bir idareci konumundaydı ve diger toplum bireylerinden saygınlıgı dışında bir ayrıcalıgı yoktu. Bu saygınlıgı da davranış ve eylemleri ile kazanmıştı.

* * * * * Gerçi tam da şefin şeflik konumu, özel mülkiyetin gelişimiyle sınıfların oluşmasının ön temelini oluşturmuştu ama Marx bu demokratik oluşumun temelinin mülkiyetin toplumsal olmasından kaynaklandıgını tespit etmişti. Daha sonra mülkiyetin özel nitelik haline gelmesiyle demokrasinin kullanımı alanının daraldıgını ve yalnızca mülk sahibi sınıflar için demokrasi oldugunu digerleri için ise bunun bir diktatörlük anlamına geldigini izleyebiliyoruz.

* * * * * *İşte tam da bu noktada devlet ortaya çıkar, ve toplum siyasi bir örgütlenme haline gelir. Devlet i ise, bir sınıf ya da sınıfların, diger sınıflar üzerine tahakküm aracı olarak tanımlayabiliriz.
O halde demokrasi burada devleti yöneten sınıflar için gerçek, degerleri için ise geçici olmaktadır. Atina demokrasisinde demokrasi soy üyeleri için geçerli fakat köleleri ve digerleri için geçersizdir. Roma halk meclislerinde başlangıçte hem patrisyen hem de plebler için varolan demokrasi daha sonra plebleri dıştalamıştır, kölelerin ise böyle bir hakkı toktur. Tüm bu gelişmelerin ekonomik mimarı mülk edinmenin hakim zümreler elinde birikmesidir.

* * * * * *İlk komünist siyasi örgütlenmeler sosyal demokrat partiler olarak örgütlenmişlerdir. Hem demokrat hem de sosyalist anlamını içerir bu partiler. 2 Enternasyonelden sonra ise sınıf işbirligi çizgisine karşı Lenin sosyal demokratlarla ipleri atarak RSDİP ismin Rusya Komünist *Partisi ne dönüştürmüştür.

* * * * * *Devletin bir sınıf diktatoryası oldugu tezi demokrasi açısından sosyalist bir ülkede mülk sahibi sınıflar için diktatörlük, mülksüzler ve emekçiler için demokrasi anlamına gelir. Burada çogunlugun azınlık üzerinde tahakkümü varsayılır. Uygulamaya ilişkin eleştirileri burada bir kenara bırakıyoruz, bu ögretinin saflıgını degiştirmez. Gene ögreti devletin sönmesi teziyle sınıfların ortadan kalkarak demokrasinin bir devlet biçimi olmaktan çıkıp bir sosyal yaşantı biçimi olmasını öngörür.

* * * * * *Ne var ki ilk sosyalist ülkenin kazanımları ve toplumsal örgütlenmeyi emegin verimliligi esasına göre kurması burjuva ve emperyalist ülkelerde bir panige yol açtı. Komünizmi haklı olarak baş düşman ilan ettiler ve bu ögretiye ve uygulamaya karşı yogun bir ideolojik kampanya ile yanılsama saldırıları düzenlediler. İnsanları bu kampanyaya göre şekillendirmeye çalıştılar. Geldigimiz sonuç kapitalizmin başarısını gösteriyor. Yaygın olan düşünce biçimi komünizmin astıgı astık, kestigi kestik demokrasiyi yok sayan bir ögreti oldugunun kabulü oldu.

* * * * * Komünist toplum adı üzerinde komünler halinde yaşam demektir. Herkesten yetenegine göre, herkese ihtiyacı kadar ilkesini kendine temel düstur olarak koyan bu ögreti ve toplum biçimi, kapitalist ekonominin gelişimini varsayar. Kapitalizmin gelişmedigi şartlarda ise önüne asgari ve azami program olarak iki hedef koyar. Asgari program demokrasinin gelişimi, azami hedef ise komünizme varış sürecidir. Bugünkü sosyal devlet prensipleri ve sosyal hayatımızdaki demokratik kazanımlar ideolojik önderligini komünist ögretinin yaptıgı mücadelerle burjuvaziden zorla alınan mevzilerdir.

* * * * * Son söz olarak komünist olmanın ön koşulunun sınırsız ve özgür bir demokratik anlayışı oldugunun altını çizmek durumundayım. Komünizmin özü her türlü emek sömürüsünün ve sömürü araç ile kurumlarının yadsımasıdır.


* * * * * saygılarımla

sosyalist18 08-02-2007 22:03

Re: demokrasi ve komünizm
 
Dilaver hocam, uzun zamandir siteye giremiyordum.Ama ilk yorumu ben yapayim.Cok guzel aciklamissiniz.
Lisedeyken,Birgun halk kutuphanesine gittim."Sinif Mucadelesi" diye bir kitap vardi,yazarini hatirlamiyorum.Komunizm hakkindaki ilk cumle "Komunizm;Dinsizlik dinidir.Peygamberide Marx'tir" yaziyordu :) Bu nasil bir carpitmadir insaf! Insanlar boyle bilgi birikimi olan CUMHURIYETIN kutuphanesinde Komunizmi bir ocu gibi ogrenmesi cok normal galiba hocam.
*Zaten sinifsiz bir dunya olmadan demokrasiden soz edilemez.Insanlardaki milli bilinc oldugu kadar sinif bilincide olsa ne kadar guzel olurdu :)

[b]"Devletin *bir *sınıf *diktatoryası *oldugu *tezi *demokrasi *açısından *sosyalist *bir *ülkede *mülk *sahibi *sınıflar *için *diktatörlük, *mülksüzler *ve *emekçiler *için *demokrasi *anlamına *gelir"[/b] bu cumle cok guzel ozetliyor.

commandante 09-02-2007 14:05

Re: demokrasi ve komünizm
 
Demokrasiyi bugünkü anlamda düşündüğümüz takdirde doğru lomünizm demokrasiye karşıdır.Kapitalist devletlerde uygulanan oligarşik demokrasiye karşıdır.Komünizm kapitalistlerin aksak demokrasilerine bir tepki olarak ortaya çıkmış ve gerçek demokrasiyi savunmuştur.Ancak kemalist ideolojinin taraftarıları ve dinci mürteciler tarafından 80'den sonra empoze edilen eğitim ile komünizm Türkiyede anti demokratik anti insani olarak tanıtılmıiş ve insanları komünizmden soğutmayı ve insanlara yanlış tanıtmayı başarmışlardır.

deli_cevat 09-02-2007 16:38

Re: demokrasi ve komünizm
 
Ancak *kemalist *ideolojinin *taraftarıları *ve *dinci *mürteciler *tarafından *80'den *sonra *empoze *edilen *eğitim *ile *komünizm *Türkiyede *anti *demokratik *anti *insani *olarak *tanıtılmıiş *ve *insanları *komünizmden *soğutmayı *ve *insanlara *yanlış *tanıtmayı *başarmışlardır.

kimmiş bu kemalist ideolojinin taraftarları türkeşin itlerimi kemalist oldu ?

commandante 10-02-2007 01:46

Re: demokrasi ve komünizm
 
KENAN EVREN VE İ.... ÖZAL VE İ....LERİİ BUNLAR HEM MÜRTECİ HEM LEMALİST GEÇİNİRLERDİ

sosyalist18 10-02-2007 13:15

Re: demokrasi ve komünizm
 
80'lerden sonra degil.Ta Cumhuriyet kuruldugundan beri kurumlar sosyalizmi tehdit olarak gormusler.MILLI Egitim sisteminin uzak hedeflerinden en onemlisi; *"ATATURK Ilke ve inkilaplarina bagli TURK gencligi yetistirmektir".
Ilk adimdan beri butun ideolojiler Kemalizme tehdit olarak goruluyor.Sosyalizmin Ulkeyi bolmek icin SOVYET RUSYADAN tarafindan disardan sokulan bir ideoloji oldugu bile yaziliyor.
Bizzat CUMHURIYETIN solcu gecinen (kemalist) aydinlari sosyalizmin dogru algilanmasina zarar vermistir.illaki ornek vermek gerekiyorsa mesela solcu aydin Hıfzı Veldet Velidedeoğlu.Veya Bizzat CUMHURIYET gazetesi.Bu SOLCU kemalist aydinlarca Nedense Mustafa kemalin Anti emperyalist ve halkci *Tarafi vurgulanirda vurgulanir.Bazen sosyalizmle bagdastirilir bu yonu ile.Ama milli Kapitalist burjuva sinifi yaratmaya calisan yonunu hic anlatmazlar(gerci onada bahaneleri hemen hazir!)

Kont 14-02-2007 16:02

Re: demokrasi ve komünizm
 
Kemalizm'in direk "gerici" ilan edilmesine karşıyım.Mustafa Kemal bu ülke için önemli bir insandır ve öne çıkarılması gereken özellikleri komünistlere yardımcı olabilir.En başta bir materyalisttir."Ben size hiçbir dogma bırakmıyorum." demiştir,kemalizmden yararlanılabilinir.

Ayrıca kemalizmin bir öğretisi olmadığı içinde kemalizmin ne olduğu tam olarak bilinmiyor.Kenan Evren'de kemalist,Uğur Mumcu'da günümüzdeki neo-liberaller de Atatürkçü...

1960'larda Deniz Gezmiş'in Türk bayraklarıyla Atatürk posterleriyle yürümesinden önemli dersler çıkarmak lazımdır.

aldostu 14-02-2007 20:42

Re: demokrasi ve komünizm
 
Ben komünizm, demokrasi ve kalkınmanın beraberce
uygulanabildiği müreffeh bir ülke görmedim.

1970 senesinde Mühendislik 3. sınıfta bir yurt dışı staj hakkı kazanıp,
Yugoslavya'ya gitmiştim.
Bizdeki bir zamanlar TOFAŞ'ın yaptığı gibi,
onlarda FİAT lisansı ile Zastava(Bayrak) marka otomobil imal/monte ediyorlardı.
2 ay orada onlarla beraber çalıştım,yaşadım.

Tito zamanıydı ve en iyi komünistin kendileri olduğunu iddia ediyorlardı,
bütün eksikliklerine rağmen..
Daha sonra gözlemlerimi uzunca anlatırım,
ama gördüğüm bir aksaklığı sorduğumda,
verdikleri cevap beni çok güldürmüştü..

Hayal/iyi niyet/teori başka;
gerçekler,uygulanabilirlik ve insan faktörü bir başka..

Aldostu..

commandante 14-02-2007 21:41

Re: demokrasi ve komünizm
 
nolursa komünizm demek gözlerini gerçeklere kapatmak olacaktır ama şunuda söylemek istiyorumki komunizm en iyi sosyal,siyasal ve ekonomik düzendir.

sargon 14-02-2007 22:25

Re: demokrasi ve komünizm
 
Demokrasi ile komunizm birlikte olur mu sorusu Marksist açıdan bakıldığında anlamsız bir sorudur aslında. Ancak pratik bunun tam tersini gösterdi. Biri buna liderlerin hataları, başka biri 2. dünya savaşında biçilen komünist kadrolar, bir diğeri bürokrasi ile başedememek gibi gerekçeler getirebilir. Bu gerekçeler çoğaltılabilir. Gerçekte bunun nedeni nedir sorusu yıllarca üzerinde düşündüğüm bir konu oldu.

Olayı teorik olarak "Proletarya Diktatörlüğü" ile açıklamak doğru olmaz. Bu konuda "diktatörlük" sözcüğü insanları yanıltıyor, ayrıca yaygın olarak bir propaganda malzemesi olarak kullanıldığından bu yanılma zor da olmuyor. Halbuki Marksizm'deki "proletarya diktatörlüğü" baskı rejimi anlamına gelmez. Marksizme göre her sınıfın iktidarı o sınıfın diğer sınıflar üzerindeki diktatörlüğüdür. Bu demokrasi biçiminde olabileceği gibi, askeri bir dikta rejimi, faşizm yada daha farklı özgül biçimlerde de olabilir. Örneğin Fransa'da burjuva demokrasisi varken Arjantin'de askeri diktatörlük vardır. Ama her ikisi de "burjuva diktatörlüğü"dür. "Proletarya diktatörlüğü" kavramı da aynı şekildedir, bu yüzden de devlet tipi ve devlet biçimi tartışmaları yapılır.

Markist sınıflar mücadelesi ve kapitalizm-sosyalizm-komünizm sıralamasından bir diktatörlük gerekliliği çıkarmak mümkün değil aslında. Peki gerçek neden farklı oldu? İşler niye kitaplarda olduğu gibi olmadı?

Cevabı elbette birkaç düzeyde açıklamak mümkün ama bence en temel neden şudur. Marks'a göre toplumlar belli gelişme aşamalarından geçerler. Bu devinimi sağlayan da üretici güçlerle üretim ilişkileri arasındaki çelişkidir. Buna göre aslında sosyalizme geçişin kapitalizmin gelişmiş ve artık çürüme aşamasına geldiği ülkelerde sosyalizme geçişlerin olması gerekirdi. Ancak teori hayat uymadı. Bu durumu Lenin emperyalizmle açıklamaya çalıştı. Bu açıklama yaygın bir kabul gördü Marksistler arasında. Emperyalizm gelişmiş ve sömürüğü ülkelerden elde ettiği avantajlarla kendi cephesindeki çelişkileri hafifletiyordu. Çelişkiler emperyalizmin çürük halkalarında büyüyordu ve gerçekten de devrimler oralarda patladı. Aslında demokrasi kültürü ile hiç tanışmamış, geçmişinde bir meclis deneyimi bile olmayan doğunun despot rejimleri sırayla devrimle ve kolayca bu devrimlerin ideolojisi haline gelmiş olan sosyalizmle tanıştılar.

Rusya, ardından Çin, sonra Çün Hindi ülkeleri, 2. Dünya savaşından sonra Rusya'nın kontrolunde Doğu Avrupa ülkeler, giderek Latin Amerika'ya sıçarayan devrim ve sosyalizm dünyanın üçte birini kısa zamanda kapladı. İşler hiç de gelişmişlikle, üretim ilişkileri ile üretici güçler arasındaki çelişkilerle ilerlememiş, basbayağı politik mücadeleler asıl belirleyici olmuştu. Altyapı yani iktisadi temel, üstyapıyı yani siyasal ve sosyal yapıyı belirlememiş, direk üstyapıda hareket eden parti ve gruplar altyapıyı da üstyapıyı da belirlemeye soyunmuşlardı. Doğru dürüst bir işçi sınıfı bile olmayan ülkelerde köylü yığınları monarşik bir iktidarı devirip kurdukları düzenin üstüne de sosyalizm yazıyordu.

Sosyalizm aslında Marksizm'deki teroik çerçevesinden oldukça bağımsız bir biçimde düzene başkaldırma, egemen sınıfları alaşağı etme, alt sınıfların onlara karşı iktidarı şeklinde bir biçime büründü. Aynı dönemde birçok doğu halkında milliyetçi duygular yeni yeni oluşuyordu. Bu duyguların da sözcülüğünü yapacak şekilde sentezler bile ortaya çıktı. Hatta birçok ulusal akım sosyalizmi bri kalkınma modeli olarak kullanabileceğini de gördü. Çünkü merkezi bir yapılanma öngörülüyordu. Teroideki merkezi yapılanma aslında bir dikta rejiminin zorla uyguladığı ekonomik politikanın adı değil daha verimli, daha adil bir uygulama idi ve ekonomik gelişme bunu zorunlu kılacaktı. Pratikte ise adı "sosyalist" olan hükümetlerin elindeki ekonomik bir güç oldular. Devletçilik adında bir ekonomik uygulama bu merkezi ekonomik politikanın adı oldu bütün dünyada.

Bu karmakarışıklığın içinde demokrasi'ye ne oldu? Komünizm'in demokrasiyle nasıl bir ilişkisi vardır? Bu rejimler neden demokratik olamadılar? Bunları da bir sonraki yazıda anlatacağım. Tabii kendi bakış açımdan..


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:27 .