![]() |
Büyüklük Paranoyası ve Mistik Paranoya
Sevgili arkadaşlar,
Sahte mehdilerin "mistik paranoya" hastalığından bahseden bir video. (Siz sanki sahte olmayan resul, nebi, mehdi varmış gibi yapıp izleyin.) Bana çağrıştırdığı birileri var elbette. --/-- http://www.psikolojik.gen.tr/paranoya-nedir.html Alıntı:
Bu bilginin akıl hastanelerinde binlercesini gözlemleyerek ve tedavi ederek oluşmuş olması, yani deneysel olması ise paha biçilemez. Konu hakkında şunlar da okunabilir : http://ahmetdursun374.blogcu.com/paranoya/8996249 http://www.filozof.net/Turkce/psikol...durumlari.html Bu forumdaki "kitapsev" adlı üyenin konuya yaklaşımlarını çok beğendim. http://academia.forumotion.com/t28-p...ik-psikolojisi İslamcı yazarlardan/sitelerden : http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar...aglik-ii/50228 http://gizliilimler.tr.gg/Sahte-Peygamberler.htm İlginç olanı, mehdi iddiasında olan kişilerin akıl sağlığına şüphe ile yaklaşan inançlı kişilerin kendi peygamberlerinin akıl sağlığından son derece emin olmalarıdır. Sevgiler |
Abi videoyu izlerken cidden bazen kahkaha atasın geldi :)
Cidden bana da çağrıştırdığı birileri var, güzel derleme eline sağlık. Bu arada, kitapsev' ni cümleleri gerçekten ezberbozan cinsten :) |
kitapsev'in cümlelerinde ezberbozan bir taraf yok.
mekkeliler, muhammede cinlenmiş diyorlardı zaten. modern zamanların kabarık saçlı elinde mikrofonla sahne şovu yapan tele-evangelistlerine, ya da hindu ermişliğini pazarlayanlara bir bakarsanız, asıl ezberbozan küçük ayrıntıyı görürsünüz. hasan mezarcı gibi trajı-komik istisnaları bir yana koyarsanız; nebi-resul tanrının temsilcisi ondan haber alan ya da onun yönlendirdiği ya da seçtiği olma iddiasındakilerin çoğu paranoyak falan değildir. düpedüz ateisttir. muhammedde ateistti. |
Alıntı:
Bu konunun iyice anlaşılması için kişinin kendi "öz eleştiri" kanallarınıda sonuna kadar açması lazımdır. Zira bu durum sadece dindarlarla veya belli bir kesimlerle, gruplarla sınırlı değil, tüm insanlarla sınırlıdır, yani ortada insani bir durum vardır. Bizler bir kural/ölçü koyduğumuzda bu evvela bizi bağlar. Doğru/yanlış yalan/gerçek iyi/kötü vs.ler zaten içimizdedir. Bunlar daha önceki deneyimlerimiz sonucu bilinç altımıza yerleşmiştir. Yalanı biliriz, zira önceden çok yalan söylemişizdir. Suçu biliriz, önceden çeşitli suçlar işlemişizdir. vs. Bilgi dediğimiz şeyde yaşam ve yaşantı ile alakalıdır, bizler yaşamadığımız şeyide aslında bilemeyiz. Daha net söyleyeyim, biz (evvelimizde) sahtekarlık yapmadıysak, karşımızdakinin sahtekar olup olmadığını bilemeyiz.. O zamanda ortaya şu çıkıyor. Birini sahtekarlıkla suçlayanın kendi ne kadar doğrudur? Neyse daha fazla ileri gitmeyeyim, zira bu mesele dediğim gibi "Öz eleştiri" meselesidir, kendini öz eleştirmeyen için, adeta kapalı bir kutudur. İp çekilip tuzağın kapanması gibi, kişinin kendi kendini tuzağa yakalatmasıdır. İsa zamanında bir kadın ve erkek zina suçundan meydanda toplanmış ve tam taşlanacağı sırada.Aynen bunun gibi birini sahtekarlıkla suçlamak, ancak kişinin kendinide suçlaması olur ki Mehdi yalancıysa, bu peygamberde yalancı demek olur. veya birini kafirlikle suçlamak, kendininde kafirlik pençesinde olduğunu gösterir. Hasılı bizler birbirimizin AYNA 'sıyızdır... Karşımızda ki aslında bizden yansıyanı yansıtandır. Bu yüzden tasavvufta "her gördüğünü Hızır bil" veya "Deme şu şöyle böyle, yerindedir o öyle" gibi ölçüler vardır ki AYNA meselesiyse kişi kendini daha iyi tanıya. Yoksa AYNA ları kırmaya çalışmakla kimse kendini tanıyamaz. Konuya dönersem Hasan mezarcıyı zamanında milletvekili iken bir kaç kez Hacıbayramda sohbetini biraz dinlemiştim, o zamanlar öyle Mesih filan davaları yoktu, aklı başında görünüyordu ama sonradan tozuttu tabii. İnsanın gerçeklik algısını kaybetmesi kötü bir şey elbette, fakat zamanında kafalarıda çok karıştırdı. Mehdi/Mesih bakımından Hacıbayram oldukça bereketli bir yerdir, bende onlarcasıyla konuşmuşumdur. Bunlara eski deyimle meczup denir, yeni deyimle psikolojik sorunlu densede, ben onlara sahtekar veya yalancı demeyi çok uygun bulmuyorum. Onlarda bir şekilde kendi doğrularını yaşıyorlar, belki rüyada gibi yaşasalar da bu açıdan peygamberlerden çok farklı değiller. |
Alıntı:
Siyeri anlamak isimli kitabı tavsiye ederim ;) |
sayın nova
kitapsev, din/idealizm önderlerini bir çırpıda paranoyak ilan etmiş. hatta büyüklük paranoyasının da ötesine geçip düpedüz paranoid-şizofreniyle ilişkilendirmiş. fazla kolaycı ve de oldukça geleneksel bir yaklaşımdır bu. kolaycı ve geleneksel olduğuna göre ezberbozan cinsten olduğunu iddia edemeyiz. gerçek ise daha bir basit ve tam da gözümüzün önünde. bazı trajı-komik istisnalar hariç, bu tipler bildiğin sahtekarlar. yalan söylüyorlar ve ve yalan söylediklerini de kendileri de biliyorlar. temsislcisi olduklarını iddia ettikleri sözde yaratıcıya kendilerinin de inanmadığını düşünüyorum. bu tartışmayı başka bir forumda başlık olarak açmıştım. birçok ateist muhammedin psiko olduğunda hemfikirdi ve müslümanlarda karşı argümanlar sunuyordu, ancak; muhammedin ateist olabileceği ihtimaline en ciddi tepki ateistlerden geldi. muhammedin psiko olduğunu kolayca kabullenen ateist arkadaşlar onun, allahsız olduğunu nedense kabullenemedi. amacım kişisel fikrimi ambalajlamak değil. ancak, muhamedin psiko olması iddiası kimsenin ezberini bozmuyor. çünkü iddia çok eski. sadece terminoloji yenileniyor. ama muhammedin allahsız olduğunu iddia ederseniz sadece dindarların değil, ateistlerin de ezberi bozulur. denemesi bedava... |
Alıntı:
|
Mistik bilgi ile akademik bilgi tersinir özelliğe sahiptirler.
Bir toplumda mistik bilgi fazlaysa, akademik bilgi orada azdır. Bir toplumda akademik bilgi fazlaysa, mistik bilgi orada azdır. İslam dünyasının genel sorunu, mistik bilginin fazlalığıdır. Süleyman'ın karıncalarla konuştuğuna inanan, Musa'nın değneğinin yılana dönüştüğüne inanan, İbrahim'e gökten koç indiğine inanan, Muhammed'in eşekle göklere uçtuğuna inanan dindar insan sayısının fazlalığı, aslında islam toplumlarının kendi kendilerine verdikleri zararı artıran öğelerin başında gelir. Müslümanların, batı toplumlarından akademik bilgiyi satın almaları yerine, kendi dinamikleriyle birşeyler yapmaları, ortaya pozitif ürün getirmeleri için duydukları ihtiyaçlar listesinin başında, mistik bilgiden kurtulmaları olmalıdır. |
Büyüklük Paranoyası ve Mistik Paranoya, her iki paranoya da islamın niteliğinde mevcuttur.
✔ Allahü ekber'in anlamı; 1-Kebir, 2-Ekber, 3-Kübbar, 4-Kübra. 1-Büyük, 2-Dahabüyük, 3-Büsbüyük\Çokbüyük, 4-Enbüyük. Müslümanlar tanrılarının büyüklük vasfına, allahtan gayri diğer tanrıları küçükleyerek ulaşırlar; min dünillahi evsanen! Arapça bilen her mümin bilir bunu ama kendilerine, dozajında tevhid denen mistik ilacı zerk ettikleri için tanrılarının varlığından eminler. |
Aslında "Mistik paranoya" diye tanımlanan husus ile sıradan inanlı bir kimsenin durumu neredeyse birebir örtüşüyor. Aradaki tek fark; bir tarafın kendisini "özel" hissetmesi. Misâl; ben de zaman zaman İncilden vaya Kur'andan kimi bölümleri farklı yorumladığımda "Acabâ bu bana özel lütuf mudur ?" diye düşündüğüm zamanlar oldu. O zamanlarda kendimle övünmek aklımdan geçiyorken, şimdi "Ülen biz de mi kafayı yiyoruz ?" diye düşünmüyor değilim. Çünki inanç, ıspat edilen hususlara değildir. Kişisel tesbit, ön kabül ve kanâ'atler toplamıdır. Demek ki mistik paranoyada olduğu gibi biz de kendi kendimizi koşullandırıyoruz.
İlginç !.. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:06 . |