![]() |
Tanrıya inanmak mutlu eder mi?
Carl Sagan der ki ''Güven verici bir yalan yerine, zor bir gerçeği kucaklamak gerekir''
Burada tanrıya inanmayı güven verici bir yalan olarak nitelendirmiş. Genelde böyle bir anlayış var. İnsanlar kendini huzurlu hissetmek için bir tanrıya inanırlar.Bazıları da ölümden sonra hayat olduğuna inanarak kendilerini teselli ederler. Ben bu anlayışa karşıyım.Tam tersi tanrıya inanmak insanı daha fazla rahatsız edici bir durum. Çünkü tanrıyı kabul ettiğimizde kendimizi çok aciz hissedebiliyoruz.Güçlü bir varlık var ve ona bağımlıyız. Ama tanrıyı kabul etmediğimizde evrende bilinen en güçlü varlık haline geliyoruz.Bize hakim olan başka güç kalmıyor. Bu yüzden inananlar kendini tatmin etmek için inanıyor cümlesi yerine tam tersi inanmayanlar kendini tatmin etmek için inanmıyor dersek daha doğru olur. Çünkü inançsızlık daha fazla egomuzu tatmin eder.Şahsen tanrıya inanan birisi olarak, inanmasaydım daha mutlu olurdum. Amaç mutlu olmak değil, gerçeği bilmek. |
Konu ego degil, bilinc ve farkindfalik alisilagelmislik, korku suru psikolojisi ve ihtiyactir.
Inanan inancini sorgulamayi bilmedigi icin inanir. Inanmayan ise, inancini sorguladigi ve inanmayi gereksiz buldugu icin inanmaz. Bu temelde rahatsizlik sadece olandan rahatsiz olmak demektir. Inancli olan rahatsiz olmadigindan sorgulamaz. |
Gerçek çoğu insanı mutlu etmeyecekdir. İnkar etmek da bundan ötürüdür zaten. Bazı insanlara tanrının olmadıgını söylemek cocugunun öldüğünü söylemek gibidir. Bu gerçeği kabul etmek istemez kişi. Şu yeryüzünde herkezin hayattan arzuları istekleri var ve bunları asla elde edemeyeceğini bilen yüzmilyonlarca hatta milyarları aşan sayıda insan yaşamakta dünyada. Hayatını asgari ücret ile geçindirmeye çalışan ya da bir maden ocağında günlüğü bir dolarına sabahtan akşama kadar çalışan hayattan hiç bir zevk alamayan tek mutlulugu aradıgı huzuru ve zenginliği kendisine diğer dünyada vaat eden bir tanrıya inanmak insana o kadar mutluluk verir ki inanamazsınız! Muhammed cennetin çogunlugunu fakirler oluşturacak derken çok haklıydı. En başından doğru kesime hitap ediyordu. Kimisi güzel bir kadınla olmak istedi muhammed diğer dünya da bunu vaat etti kimisi zenginler gibi köşkler de yaşamak istedi muhammed bunu vaat etti kimisi hayatı boyunca hizmetçi olmak değil hizmet görmek istedi muhammed bunu da vaat etti kimisi mücevver-altın-para istedi muhammed bunu da vaat etti.
Bu dünya da elde edemeyeceğin şeyleri sana diğer dünyada vaat eden bir inanç gerçekten insanı mutlu eder. Onu bırakmak insanı öylesine acı gerçeklerle yüzleştirir ki insan kendisini sudan çıkmış balık misali hisseder. Tek kelimeyle acizdir ancak aciz bırakıldıgı için acizdir. işte bu yüzden gerçeği bilmek çogu insanı mutlu etmez. |
Alıntı:
Başka değişle de kendimize çok bir faydamız yokken, bari çevremize zarar vermeyelim. Tabi bu benim düşüncem, güçlü olacağım diye başka bir şey olacaksam, hiç olmayayım daha iyidir. |
Alıntı:
Her durumda aciziz aslında. Evrende hiçiz. Aciz olmamıza rağmen bu acizliğin boyutu iki durumda farklı farklı gelişiyor.Yazıda kısmen belirttiğim gibi. |
Alıntı:
Bütün insanları genellemeden konuştuğun için katılabilirim. Fakat şahsen bana tanrının olmadığını söyleseler hiç rahatsız olmam hatta kendimi özgür hissederim.Mutsuzluk yerine mutluluk verebilir. Bu yüzden gerçeği kabullenmek derken hangi gerçeği kabullenmek daha zordur sorusunu sormak lazım öncelikle. |
Alıntı:
hayır tabiki sorgulayıp seçip karar verip inananlar da çok. |
Alıntı:
Örneğin sen mesela. O kadar şey okuyorsun ama ısrarla her konuyu getirip getirip Tanrıya bağlıyorsun. Şu da olabilir, böyle de olabilir vs vs. Kuranda, kitapta yazmayan bilgileri, ispatlanmamış teorileri, kendi hayal gücünü işin içine katıp kendi inancını haklı çıkarma peşindesin. Örneğin bu açtığın başlık dahi, sırf kendi inanışına psikolojik nedenler çıkarmak amacında. Sorgulama değil ispatlama çabası inananların yapmaya çalıştıkları. Başka bir başlıkta dediğim gibi Thinker-Prover ilişkisi yani... |
Alıntı:
Hiç sorgulamadan doğduğu topluma göre inancını belirlemişse zaten sorun var. Keşke herkes doğumuna göre değil de mesela 20 yaşında düşünüp bir seçim yapsa...Böyle olmasını isterdim. |
Alıntı:
Alıntı:
Komutan askere, zengin fakire, şöhretli şöhretsize, kadın erkeğe, erkek kadına, her ikisi çocuğa, çocuk her ikisine, hepsi doymak için yemeğe, içmek için suya vs. vs. vs. herşeye muhtaç olan insanın, Tanrı inancı ile kendini GÜÇLÜ görüyorsa, Mal ile GÜÇLÜ görüyorsa, Şöhret ile GÜÇLÜ görüyorsa, vs.ler ile kendini GÜÇLÜ görüyorsa vah ki ne vah... O ACİZLİĞİ İLE HİÇ YÜZLEŞMEMİŞ, KAÇMIŞ DEMEKTİR. Aslında yüzleşmekte yetmiyor, yaşamakta gerekiyor. Aciz doğ, aciz öl...aciz yaşama!... bu olacak şey değildir. Neyse bir gün yüzleşir belki, o zaman görülür, mutlu mu değil mi? :D |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:20 . |