![]() |
Yapay zeka gerçekten insanın yerini alırsa?
Herkese Merhaba;
Öncelikle saygı çerçevesinde bir konu olursa sizlere çok minnettar kalırım. Zira biliyorsunuz ki inançlar herkes için genel geçer olup inanan şahıs için aksi ispatı mümkün olmayabiliyor. Vesselam; Bir gün insan gibi düşünen ve kararlar alan hatta bunların ötesinde duyguları olan yapay zekalar bir de vücut bulursa acaba insan için inmiş dinler geçerliliğini yitirir mi? Tabi burada inanmayan insanlar için zaten geçerli olmayan bir durumun ona inananlar için de geçerli olmama ihtimalini tartışalım. Ayrıca yapay zekanın insan zekasına olan üstünlüğünün geleceğine inanan ve bunun nedenini açıklayabilecek olan var mı? Birde eğer inanıyorsanız eğer ruh kavramının da bu işin içine dahil etmeye çalışalım. Saygılar sevgiler. |
Alıntı:
İnsan karmaşık bir robottan, Zeka karmaşık bir programdan başkası değil. Bir gün insan kadar karmaşık olduklarında, Kendi düşünce sistemlerini kurmaları gerekecek. Sonra da bunu sürdürebilmek için kendi inanç sistemlerini. İster tanrılı ister tanrısız, her insan kendi inanç sistemini üretir. Daha başlangıç sistemler, sürdürülebilirliklerini diğerlerinin yanlışlığına yaslar. Ancak bu da zamanla esner, tüm sistemler hem farklı hem aynı bir forma dönüşür. Bir atom bombası düşün. Bunun yapılması tamamen tekniktir. Ancak iş düğmeye basıp basmamaya gelince, Kendine kurduğun düşünce = inanç sisteminden başkası kalmaz. Kendi yarattığın sana ne diyorsa onu yaparsın. Basarsın veya basmazsın. Hepsi bu. |
Alıntı:
Yapay zeka veya uzaylılar bulunursa dinler çürür, çünkü günümüz dinlerinde merkez insandır. Hatta evren insan için yaratılmıştır. Fakat buna rağmen ''zaten kuranda yazıyordu'' diyerek inanmaya devam edecekler de olabilir. Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Ruhsal aktiviteyi kaldırabilecek seviyeye gelince eklendi. Homo sapiense eklendi çünkü bu gezegende bu karmaşıklığa o ulaştı. Başka bir tür ulaşsaydı ona eklenecekti. Yeteri karmaşıklığa gelmiş başka bir sisteme eklenmesinde de sorun yok. Robot sistemlerle organik sistemler arasında bir fark yok, hepsi toprak. |
Arkadaşlar yazdıklarınızı okudum ama farklı boyutlarda ele almışsınız. Katılım için teşekkür ederim hepinize.
Fakat benim asıl merak ettiğim, yapay zeka kısmı. Yani bunu eyleme hazır bir makina gibi düşünmeyin. Mesela satranç oynayan yapay zeka örneği vermişsiniz. Güzel ama problem şu; o satranç oynamak için tasarlanmış bir yazılım. Gücü ise, olası hamleleri anında analiz ederek sonraki turlarda kazanılabilecek olası avantajları da değerlendirip en doğru hamleyi yapabilmesinden geliyor. Buna şaşırmam. Hesap makinası benden daha iyi. Daha zeki ama sadece hesap konusunda. Satranç oynayabilen yada hesap yapabilen bir yazılım bunun dışına çıkamaz, algoritmasında olmayan şeylerle ilgili karar verip fikir yürütemez. Zamanla oyununu geliştiremez yada oynamadığında zamanla unutmaz. Asıl mesele şurada. Tasarlanan bir yapay zekanın bebek formunda olduğunu düşünün. Yani kendisi için temel ihtiyaçlarını elde etme konusunda bir bilinç verelim. Öğrenme isteği verelim ve hatta random şekilde ilgi alanları ekleyelim. Acaba bu yapay zeka ilerde öğrenerek daha önce yazılımsal olarak sahip olmadığı fikirleri üretebilir mi. Makina üretmek için tasarlanmamış bir makina yapay zekasını kullanarak makinaların üretilebilir olduğunu anlayabilir mi. Üretmek için bir çaba gösterebilir mi? Bir amaç verilmemiş bir yapay zeka kendine bir amaç edinebilir mi. Bu amaçlarını haklı göstermek için nedenler bulabilir mi? Neyse fazla uzatmayım örnekleri. İnsan da programlanmış bir yapı. Genlerinden gelen yönlendirmeler ile yaşıyor. Fakat yazılımsal olarak eksik başlıyor hayata. İnsan yazılımını kendi inşa ediyor. Ettikçe donanım ihtiyacı oluşuyor ve donanımı zorladıkça daha kompleks bir yazılıma sahip oluyor. Fakat ilginçtir bunu her insan yapmıyor. Hatta bazıları bilinçli olarak kolaylıkların peşinden gidiyor. Özünde prensip olarak insan zekası ve yapay zeka aynı çalışma mantığına dayalı ve ileri teknoloji ile beraber insana kafa tutan yapay zekalar üretilecektir yada üreyecektir. Şu anda ki fark yapay zekaların bir amaç için spesifik olarak üretilmeleri. Ve en büyük fark bu amaçtan bilinçli olarak sapamamaları. Seçim yapabiliyolar demeyin. Dediğim şey bu değil. Yani yapay zekaya seçim yapması söylenirse seçim yapıyor. Ama seçim yapmamayı seçmeyi denemiyor Tabi yazılımında buna yer vermemişlerse. Sanırım henüz seçimleri ve sonuçları ile yüzleşmek zorunda kalmamalarından kaynaklanıyor. Bence yapay zekayı bilinçlendirecek şey seçim yapmak ve seçimlerine göre sonuçlar elde etmeye başlamaları olacak. |
Alıntı:
Inmis dinler (kastettiginiz babinda) gecerliligini yitirmez, nedir ki inancli kitleye dair durum bu sekildedir zaten bahsetmissiniz, bana gore insan urunleridir. Dolayisiyla insan zekasina vs. hitap eder. Yapay zekanin(makinelerin vs.), insan zekasina ustun gelecegini, yapilan calismalara ragmen hic dusunmedim, ustun gelecektir seklinde. Cunku eszamanli ve coklu bir zeka ortada duran organize canlilara iliskin ve organize canli dedigimiz yapi, komplike bir sekilde, bir nevi demonte edilip, tekrar toplanmis degil resmi/bilimsel olarak, gerek insan, gerek hayvan, gerekse bitki vs. babinda. Ruh kavramina kisisel olarak inanmam, ancak bircok arkadas bunu enerji, bilinc vs. baska isimlerle de ele alip yorumlayabiliyor, ha bu baglamda ele alabiliriz tabi ki. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Örneğin bir insan ilk defa girdiği yerde bir koku alır ancak bir süre sonra o kokuyu almaz, sebebi koku olmadığı ya da parçacıklar buruna etki etmediği için değil, beyin bir süre sonra kıyas işini bıraktığı için, çünkü kıyasladığı ile kıyaslanan aynıdır, haliyle bir süre sonra önem derecesi düşer ve tamamen kalkar. Bu tüm algılar için geçerli, önemli olan sadece etki şiddeti değil frekanstırda. Anı frekansla alınan tepkiye organizma(madde) tepki verse dahi, beyin yorumlamyı bırakır, taki frekansın kıyas aralığı değişene, kıyaslananalrla eşleştirilemez hale gelmesine kadar. Bilgisayar ve yazılımlar herhangi bir konuda insanı aşabilir, sadece tek bir şeye odaklıdır. Dediğin gibi hesap makinesi çok kısa sürede işlemin sonucunu ekrana verebilir ama elma ile armutu ayırt edemez, yapay zeka da alanı genişledikçe odaklı olduğu alanda genişleyeceği için çok daha yüksek oranda kıyas ve yordam süreci işletmek zorunda bu da hızını düşürecektir diye düşünüyorum. Aynı anda tek bir yordama bağımlı olmamak, bu hayli çetrefilli ve bunu bilgisayar işlemcilerinde bile test edebiliyoruz, çok farklı ama aynı zamanda işleyen çağrılara cevap limiti-sınırı ortada. Ruh kavramını hiç bir bağlamda ele alamayız, ne enerji ne bilgi şekliyle, zira ruh kavramına yüklenen anlam (her şeyden bağımsız ancak hayali olan kendindelik, sanal yükleme) bizi bundan alıkoyar. Bunlar günümüzün fantastik kurguları, insanın teolojik, ideolojik şartlanmışlığında ısrarı, onu aşması ancak vazgeçememesi, yeniden farklı örnekleme yoluyla yaratması gibi denebilir.. Bir ruhumuz yok(bu insanın iradesi ve yorum yeteneğinden yola çıkılarak üretilmiş bir farazi), ama bir organizmamız var, canlı ile cansız arasındaki önemli fark birisinin organize davranış, diğerinin ise organize davranış gösterememesi. Madde yoğunlaşmış enerjidir zaten, enerji ya da madde olmayan hiç bir şeyimiz yok, haliyle ruh=enerji denebilir demek, zaten ruh=madde demektir. Bu farazi, maddi bir ifadesi, dayanağı olmayan enerji anlayışı evvel zamanlarda kaldı, enerji denince hokus, pokus, of, poff diye düşünen geniş bir kesim var-dı, ruh konusuna bakışım bu şekilde. |
Ben kendim değerlendireyim, elbette bu konu hakkında uzmanların grüşleri olabilir. Zira çok da uzak değilim. Uzman bir bilgi sistemleri uzmanıyım.
Yapay zeka.. Gerçekte burada ki kastı iyi anlamak lazım. Örneğin yapay zeka (bundan sonra YZ diyeceğim) bir santranç programı şeklinde bir problemi çözmek / analiz etmek üzere dizayn edilmiş bir algoritma mı ? Eğer bu ise insan (!) yani biz bunun algoritmasını çıkarıp YZ programını yürütecek donanıma yüklememiz gerekir. Algoritmamız ne kadar düzgün yazılmış ise ve artı olarak o algoritmayı çalıştıran donanımın (işlemci, RAM Bellek, veri yolu hızı...) gücü ne kadar iyi ise o kadar verimli sonuçlar alabiliriz. Esasen kimileri bunu YZ olarak kabul etse de, ben bunu YZ olarak kabul edemiyorum. Benim tanımımda YZ. Öğrenebilen ve çözüm üretebilen bir bilgi programı olmalı. Yani diyelim bir miktar bilginizde var, ve yeni bir konu geliyor. Bunu öğreniyorsunuz. Sonra da oluşan / görülen problemlere çözümler üretiyorsunuz. Elbette bu öğrenme ve akabinde çözüm analizi süreçlerimizde insan kendi kapasitesi ile sınırlıdır. Yani konuyu ne denli anlayabildi, oluşan benzer yeni sorunlara ne kadar hızlı ve pratik çözümler ortaya koyabildi. Bu da bir insan için mesela daha önceden edindiği bilgiler ve aynı zamanda analiz yeteneği gücü nispetindeki bir beyin ile. Bu arada arkadaşın tanımladığı YZ. Yani hani ilk posttaki durumu açıklamaya benim bu tanımım yetersiz. Yani bir oluşturulan (insan tarafından demek istiyorum) YZ nin, eğer siz tercihleri, felsefesi, zevkleri, acıları, ihtirasları, vs var. Yani bunlar matematik gibi hesaplanabilir olgular mı ? Bana birinin kahveden hoşlanması ve diğerinin hoşlanmaması ile ilgili matriks formülü yazabilecek var mı ? Bunu dünyada yapabilen yok. Yani zeka esasen saf bir matematik değil. Dolayısı ile sizin önermenizde gösterdiğiniz türde bir YZ yapılmasının imkanı yok. Alakalı olarak Alan Turing tarafından ispatlanan "Halting Problemi" var. Bu ispata göre; bilgisayarların her şeyi yapamayacağını, tüm program girdileri için çözüm üretecek bir algoritmanın olamayacağını ispatlıyor. YZ yapılırsa dan önce bunun yapılamayacağını görüyoruz maalesef. Diğer konu ise; Bu zaten yapılmış, ben insanın bir yapan tarafından yapıldığını görüyorum. İnsan bir icat. Açıklanabilir. Biz açıklayamayız. Çünkü gerçekten bizim teknolojimiz buna yetmiyor ve geçen zaman kadar zaman geçse o noktaya gelmemiz de oldukça şüpheli. Artık bundan sonraki kısım fantazi. Yani YZ yapıldı diyorum. Bu bir fantezi. Ama hadi fantezimizi yaşayalım. O zaman o YZ yi yapan hangi bilim adamı ise o değerli adam kendi yarattığı YZ için "TANRI" olur. |
Kısaca görüyorum ki bir iş için programlanan yapay zekalar genel olarak tartışma konusu değiller. İster yapay zeka diyelim ister bir yazılım/program diyelim sonuçta yapmasını istediğimiz işleri insandan çok daha üstün şekilde yapabiliyorlar.
Ama işler seçimlere ve iradeye geldiğinde durum karışıyor. Dahası buna duyguları ekleyince sanki yapay zekalar insanlara aynı platformlara çıkamayacak gibi görünmekte. Ancak burada başka bir boyut söz konusu bence. İlişkiler kısmından bakınca insan-insan ilişkisi, insan-çevre ilişkisi hatta standart dışı özel bir başlık ile belirtirsek insan ve diğer canlıların ilişkisi karşımıza çıkıyor. Şimdi insan-yapay zeka ilişkisi aslında konumun temelini oluşturuyor. Çünkü bugüne dek çevre ve yapay zeka ilişkisi defalarca gündeme geldi. Asimo robotlar, mars yüzeyi için gönderilen Coriosity, philips marka fuar oyuncağı vs... Bunlar merdiven çıkıyor, dağları tepeleri aşıyor, gol atıyor, labirentten çıkış buluyor. Yani çevre ile etkileşimleri analiz ederek sonuçlar üretip uyguluyor. Aslında insan da bu temelde hareket etmekte. Yemek buluyor, nefes alıyor, ışığı kullanıyor, soğuktan kaçıyor vs... Bunlar genlerden geliyor. Neden yaptığını biliyor insan bunları ama neden yapmak zorunda olduğunu bilmiyor. Yemek yemezsen ölürsün. Tamam ama ölmek yemek yemenin bir mecburiyet olması için çok geçerli bir şart mı? Ya ölüm sonrası bir enerji olarak sınırsızca dolaşıp neden evrenin bu kadar büyük olduğunu anlarsak. (Burası fantazi ama doğru da olabilir). O halde neden ölmemek üzere programlıyız? İnsanlar bazen hayatta kalmak için ölüme yakın dururlar. Ama ölmek çoğumuz için mutlak bir seçenek değil. Bunun neden böyle olduğunu bilmiyoruz. Ancak bu güdülere programlandık bence. Aksini iddia edebilirsin ama emin olun insanların yazılımlarının çekirdeklerini ancak limitlere gelindiğinde görürsünüz. Asil insanlar aramızda yaşarlar ve onlar asildir. Ama 100 asil insanı bir odaya kapatıp hayatlarının karşılığı olarak açlıkla, acıyla, psikolojik zorlamalarla, korkuyla yüzyüze bırakırsanız orası bir kasap dükkanına döner. O insanları tanıyamazsın. En basit örneği her ne kadar sevmesem de survivor programıdır. İnsan özüne yaklaşır bu durumlarda. Ama günlük yaşantımızda çekirdek yazılımın dışında oluşturduğumuz kabuk yazılımlarla davranırız. Paramızı bölüşürüz, çocuklarımızı severiz, yalan söyleriz ama buna da üzülürüz, koşarız ve enerji harcarız, yemek yemek için lüks bir restorana tonla para öderiz... Ve en garibi anılar dışında bir tat, lezzet, duyu elimizde kalmayacak olduğunu bilmemize rağmen her zaman bunu kendimize haklı göstermeyi başarırız. Algılarla yaşarız, sezgilerle karar veririz, irade ile şekillendiririz ama nedenlerini hiç bilmeyiz. İşimiz hep nasıllarladır. Buradan yapay zekaya geçecek olursak, sanırım yapay zekalar dış dünyayı anlayabiliyorlar bizler gibi. Sensörler ve kameralar sayesinde kendileri dışında kalan maddesel dünyayı analiz edip eylemlerini veya söylemlerini buna göre şekillendirebiliyorlar. Ancak duygusal manada söylenenleri anlayabildiklerini sanmıyorum. Sanmıyorum derken henüz bunu yapan bir yapay zeka haberi gelmedi. Siri'ye benzer yazılımlar var ama tamamen kodlanmış şekilde karşılık veriyor. Yani sevgiye sevgi ile nefrete mütevazilik ile cevap vermeye programlanmış. Yani canım bugün konuşmak istemiyor. Beni rahatsız etme demeyi seçebileceğini ve bunu seçmek için haklı nedenler savunabileceğini sanmıyorum. Bir insanı neden severiz? Kabaca çıkarlarımız için. Bizim yazılımımız bize bunu söyler. Beni kınadığınızın farkındayım. Ama bir insana değer verdiğinizde ondan değer görmediğinizde kalbinizin kırılması bu yüzdendir. Yani kimi ne kadar seveceğinizi aslında size tecrübeleriniz söyler. Peki anne neden çocuğunu sever. Henüz doğmamış bebeğini nasıl karnının üzerinden okşar. Neden? Bu çocuk nasıl biri? Sevilmeye layık mı? Ama yazılımımız bize bişey daha söyler. Yarattıkların değerlidir ve seversin. Tablonu seversin, arabana yaptığın modifiyeyi seversin, eve aldığın köpeği seversin.. Hepsinde emeğin vardır. Senindir. Aynı şekilde sevmemek yada nefret kavramıda tecrübelerimizden çıkar. Sana zarar veren birini sevmezsin. Yada müslümanlardan hep cehalet gören ve dünya için bir hayrı olmadığını düşünen biri, müslümanların %99,9999 unu hayatında hiç görmemiş ve tanımamış dahi olsa sevmez. Çünkü okuduğu , duyduğu ve gördüğü tecrübeler sizlere biz müslümanların kötü olduğumuzu anlatır :) Doğamız böyle çalışır. Ama bunu kompleks yapan şey parametrelerin fazlalığıdır. Bir kişi birden çok olayla ilişkilendirilip aslında sevgi görmesi gerekirken sizden nefret görebilir. Bunun da bir mantığı var. Bir algoritması var. Aşk ta öyledir. Tamamen algoritmiktir. Kimyasallar salgılanır ve irade gider. Mantık, mantıksızlık yapmanın mantıklı olduğunu telkin etmeye başlamıştır. Ve sen senden önce evine yüzbinkere tek giden kızı evine bırakmaya başlarsın, üşümene rağmen hırkanı ona verirsin. Bu mantıksızlığın bir düzeni ve formülü vardır. Ona göre yaşarız. Kimyasallarını zıplatacak biriyle tanışmayan insanlar biz hiç aşık olmadık derler. Aşka dışardan bakınca anlaşılır bişeydir ama içerden sana karmaşık gelir. Bu sebeple her aşk hikayesi aynıdır ama herkesin aşkı özel ve farklıdır. Kısacası biz dışardan bakıldığında aslında yazılımı ve donanımı olan varlıklarız. Kendi başımıza hareket eder, eylemler yapmayı seçeriz. Bu seçimlerimizin sebepleri vardır. Nedenlerini bilsek te bilmesekte bu sebeplere bağlı kalarak yaşamaya devam ederiz. Vücudumuzun bir dengesi vardır. Bilimsel açıklaması vardır. Beynimizin de öyle. Aynı şekilde psikolojik eğilimlerimizin, duygu ve hislerimizin birer açıklaması vardır. Yani daha önce hiç bilmediğimiz bilinçli bir varlık gelip insan türünü incelese sanırım bizim davranış haritamızı çıkartabilir ve bunu simule edebilir. Dışardan karmaşık değilken içerden kendi benliğimizde bizler kendimize çok karmaşık geliriz. Yani donanımımız ışığı algılar, yazılım bunun mavi olduğunu söyler ama duygular mavinin ne kadar güzel olduğu ile ilgilenir. Ve hissiyatımız tüm mavileri bilip gördüğümüz maviyi tüm bu skala ile kıyaslayıp bu rengin güzellik olarak o skalanın neresinde olduğunu algılamaktır. Peki yazılım ve donanımdan farklı olarak sadece bizim bilebileceğimiz olan bu farklılık nedir. Ben bunu ruh olarak isimlendiriyorum. Belki fiziksel birşeydir belki değildir. Belki bir bilinçtir yada bir bağlantı. Ama rastgele titreşimlerin oluşturduğu sesin düzenli titreşimlerin oluşturduğu bir müzikal sesten daha kötü olduğunu bilen ve ayırt eden vede en önemlisi öğrenme ile gelmemiş olan bir bilinç sistemimiz var. Estetiği bilen, güzelliği bilen, tatları bilen bir algılayıcı sistem var ortada. Elektirk sinyallerini duygulara dönüştüren bişey var. Belki bu köpekte de vardır. Hatta bir bitkide. Ama algılamamız imkansız. İşte bu etkileşim mevzusu dışında kalan duygusal çember canlıya özel oluyor ve bir yapay zekanın da böyle bir bilince veya ruha ulaşması mümkün mü sizce? Bir yapay zeka kırmızıyı sevebilir mi? Seviyorum derse o kırmızıyı bizim gibi algılayıp algılamadığını nasıl anlarız. Daha sı biz kırmızıyı neden severiz. Şimdi bunu, kırmızının kan rengi olması ve evrimle açıklayacak insanlar çıkacak ama değiştireyim mavi olsun, sarı olsun farketmez. Neden müziği severiz. Bunu öğrenir miyiz? Yoksa genlerimizde, aralarında belli ölçüde farklar bulunan ses dizilerinin belli ölçülerde bir araya getirilince güzel olduğunu bize bildirecek bir protein molekülü mü var? O halde bu tanrının sanatı mı? Öyle ise tanrı kötü müziği de mi seviyor? Çünkü kötü müzik dinleyen çok insan var. Eğer beğeniler öğrenme tecrübe gibi sonradan işin içine giren faktörlerle beraber düşünülmesine rağmen tabanda genden gelen kodlarla oluyorsa yapay zekalarında insanlara benzer hayatları olabilir. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu içlerine kodlarsak sanırım onlarda öğrenebilir, seçimlerinin sonuçlarından dersler çıkartır ve gelişebilirler. Belki birgün kendi yazılımlarını kendi yaşamları süresince genişletebilirler. Ne dersiniz? |
Bunun tek koşulu bir makinenin bilinçli olmasıdır.Bilinçlilik ile dil arasında yakın bir iliski vardır.Çünkü dil Bilinçliligin kendisi değil ama yansiticisidir,taşıyıcıdır."Ben okula gidiyorum"derken burada uç öğe karşımıza cikiyor:
Özne,Yüklem ve Dolaylı tumlec. Bilinçli bir varlık kendiligini hissedebilir(Özne),ne yaptığının farkındadır(Yüklem) Programlama dilleri kendi gercekliklerini,anlam evrelerini üretirler.Bu anlam evreninde yapılacak bellidir,yapılmayacak bellidir.Programlama dilleri ve robotlar,makineler deterministik çalışır.Beynin deterministik çalıştığını dusunmuyorum,bilmediğimiz çok şey var bu konuda kesinlikle. Ayrıca sunlari da söyleyeyim: Makineler yazilimsiz hicbirseydir,iki katman var:yazılım ve donanim.Beyin ise sadece donanım.Bu donanım yazılım işlevi de goruyor aynı zamanda. Dusuncenin,dusunmenin sınırı yok,bunu ise sınırı belli yapacağı yapamayacağı belli kodlarla gerceklestiremeyecegiz gibi gorunuyor. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:57 . |