![]() |
Erdoğan Aydın Yazıları - Çanakkale Zaferi ve Tarihin Akışı
ÇANAKKALE ZAFERİ VE TARİHİN AKIŞI * * * * [align=justify:19eede8456] * Çanakkale Savaşının, törensel kutlamalardan öte, nedenleri, gelişimi, sonuçları ve içine oturduğu küresel bağlamıyla öğrenilmeye gereksinimi var. Bu yolla elde edeceğimiz sağlıklı bir tarih bilinci, aynı zamanda bizlerin güdülebilen tebaalar olmayıp aşıp, hak ve *özgürlükleriyle ülkesinin kaderine hakim yurttaşlar haline gelmemiz için de zorunlu. [/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Emperyalist saldırganlara karşı meşru zeminde kazanılan Çanakkale Zaferinin, hem Savaşın gidişatında hem de dünyanın sonraki kaderinde önemli etkileri olmuştur. Kuşkusuz Onun neyi etkileyip neyi etkilemediği sorununda nesnellik çok önemli. Çünkü tarihin akışı üzerindeki bu etkisinden hareketle geliştirilen ciddi bir hamaset ile karşı karşıyayız; ki bu hamaset, tarihten ders çıkaran doğru bir bilinç edinmemizi engellemektedir. Oysa bu etkinin bir böbürlenme vesilesi olarak sunulmasına karşı anımsamalıyız ki, Çanakkale, yüzbinlerce gencimizin ölümüne ve korkunç bir yıkıma neden olan I. Dünya Savaşının taktik halkalarından biridir. Bizzat Mustafa Kemal’in de ifadesiyle bir “felaket” olan bu büyük savaşa dahil olmamızın “müsebbibi” ise, “imparatorluk(un) başında ve idaresinde bulunan” ittihatçıların maceracı aklıydı. Ve biz bu maceracılığın faturasını, Çanakkale de dahil olmak üzere çok ağır ödedik. Üstelik Çanakkale Zafer, ciddi küresel etkilerine karşın, parçası olduğu I.Dünya Savaşının sonucunu ve bu sonuçta Osmanlının payına düşen yenilgi ve yıkımı değiştiremeyecekti. Dolayısıyla onun tarihin akışı üzerindeki etkilerini irdelerken, işte tüm bu *gerçekleri unutmamak zorundayız. Ancak bu sayededir ki ondan günümüz ve yarınımız için doğru dersler çıkarma şansına sahip olacağız. [/align:19eede8456] DİMYAT’A PİRİNCE GİDERKEN * * * * * *[align=justify:19eede8456] Öncelikle yinelemeliyim ki, istisnasız tüm tarafların yeniden paylaşım hayalleriyle kazanmaya çalıştığı I.Dünya Savaşının akışı içinde, önceden öngörülmemiş bir dizi hesap dışı gelişme yaşanacaktır. Adeta küresel bir satranç oyununun, oyuncuların inisiyatifinden çıkması durumuyla karşı karşıyayız. [/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Kendi sermayedarlarına küresel bir sömürü ve egemenlik alanı yaratmak isteyen Alman İmparatorluğu’nun, kendi halkı dahil dünyaya yaşattığı yıkımın ardından yıkılması, bu hesap dışı sonuçlardan biridir. [/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Almanya’yı yedeklerinden yoksun bırakıp kuşatma altına alarak savaşı bir an önce sonuçlandırmak için Çanakkale’ye saldıran İngiltere’nin, bu eylemiyle savaşın çok daha fazla uzamasına neden olması hesap dışı sonuçlardan bir diğeridir. [/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Boğazları ele geçirerek dünya egemenliğine çok daha avantajlı bir coğrafyayla dahil olmak ve doğu Anadolu’da *işbirlikçi bir Ermenistan kurmak isteyen Çarlık Rusya’sının kendi işçi ve köylülerine yenilerek Sovyetler Birliği’ne dönüşmesi bir diğer hesap dışı sonuçtur.[/align:19eede8456] [align=justify:19eede8456] Mısır’ı, Turan’ı ele geçirme hayalleriyle ve tabii Alman emperyalizminin işbirlikçisi olarak I.Dünya savaşına dahil olan Osmanlının, insani, ekonomik, diplomatik bir yıkımla tarihten silinmesi de, doğrudan bizi etkileyen bir diğer hesap dışı sonuçtur.[/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Özetle kendi çıkarları için ‘Dimyat’a pirince giden’ egemenler, ‘evdeki bulgurdan’ olmuşlardır; tabii bu sürecin asıl mağdurları, egemenlerinin meşru olmayan amaçları için canlarından olan halklar olacaktır. Sürecin sonucunda İngiltere, potansiyelleri ve sonuçtaki zaferiyle, dünya egemenliğini kaybetmekle yetinirken, Rus, Alman, Avusturya ve tabii Osmanlı İmparatorlukları tarihe karışacaktır. Milyonlarca insanını ölüme sürmek, onların canlarını, haklarını ve hayallerini yıkmak şeklindeki vahşet ise, bu savaşa karar verenlerin sorunu olmayacaktı. Onlar “dini” ve *“milli çıkarlarımız” ideolojik kılıfıyla güdüp, despotik yasaları ve silahlarıyla denetim altında tutukları halklarını, egemenliklerinin çıkarı ve öteki egemenler aleyhine büyüme hayalleri uğruna ölüme sürmüşlerdir. Ve tabii resmi ideologlarını, tarihçilerini, edebiyatçılarını, gazetecilerini, hık deyicilerini de, sorumlusu oldukları bu vahşeti, “vatan savunması” ve *“kahramanlık menkıbelerine” çevirerek meşru göstermek üzere allayıp pullama göreviyle seferber etmişlerdir.[/align:19eede8456] ÇANAKKALE VE RUS DEVRİMİ * * * * * *[align=justify:19eede8456] Savaşın başlamasından 6 ay sonra Çanakkale’ye saldıranların amacı, Osmanlının başkentini ele geçirip savaş dışı bırakmak ve bu sayede Almanya karşısında elde edilen avantajla I.Dünya Savaşını kazanmaktı; Çanakkale’de yaşayacakları büyük yenilgiye ve bunun neden olduğu ciddi gecikmeye rağmen 1918’de amaçlarına ulaşacaklardı. Buna karşın insanüstü çabalarla bu taktik muharebeyi kazanan, ama savaşı sonuçlandıracak altyapısı olmayan Osmanlı Devleti ise, genişlemek uğruna oynadığı kumarı kaybederek 1918 Ekiminde teslim olacaktır. [/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Bu anlamda Çanakkale, İngilizler için bozgun, Osmanlılar için zafer olmasına karşın, burada karşı karşıya gelenlerin kaderi açısından tarihin akışını değiştiremeyecektir. Ama buna karşın Osmanlının Çanakkale’de elde ettiği zafer, başta Sovyet Devrimi olmak üzere küresel tarihin akışında önemli değişikliklere etken olacaktır. [/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Bu noktada yinelemek gerekmiyor ki Sovyet devrimi, temelde Rus içşi ve köylülerinin, milli ve dini manipülasyonu aşarak sergiledikleri muazzam inisiyatif va tabii Bolşeviklerin başarılı yönetiminin ürünüdür. [/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Ancak yine belirtilmeli ki, İngiliz ve Fransızlar Çanakkale’yi geçebilmiş olsaydı, Çarlık Rusya’sı sadece Alman cephesinde güçlenmekle kalmayacak, aynı zamanda kendi işçi ve köylülerinin iktidarı ele geçirebilmelerine karşı da daha güçlü bir konum elde edecekti. Bu durumda devrim, teorik olarak imkansızlaşmasa bile pratikte çok zor gerçekleşecekti. Nitekim Çarlık, 1905’teki Japon yenilgisini takiben gerçekleşen devrimi ezmekte zorlanmamıştı. I.Dünya Savaşının neden olduğu kriz ise çok daha kapsamlıdır ve *şiddetini kaybetmeden süren savaş Çarlığın soluğunu tüketecekti. İşte bu koşullarda Müttefiklerinden yardım alamayan Rusya, kendi işçi ve köylülerinin bu ikinci ayaklanmasını ezemeyecektir. [/align:19eede8456] [align=justify:19eede8456] Oysa Çanakkale geçilebilmiş olmasaydı, savaşın bu denli uzamayacağı bir yana, büyük bir olasılıkla Çarlık da bu denli zayıf düşmeyecekti. Çanakkale’nin geçilebilmesi, Çarlıktan yana büyük bir moral etki yaratacağından, yönetim zafiyetinden kurtulması ve halk üzerindeki hegemonyasını sürdürebilmesi de kolaylaşacak, dolayısıyla devrimi ezmesi mümkün olabilecekti. *[/align:19eede8456] RUS DEVRİMİ VE KURTULUŞ SAVAŞI * * * * * * * [align=justify:19eede8456] Çanakkale zaferinin bu bağlamda Rus devrimine etkisi, Türkiye’nin mevcut sınırlarında kurulabilmesini mümkün kılan dengelere de zincirleme etki yapacaktır. Çanakkale sonrası uzayan savaşın yıpranmasını yaşamamış, Rusya’yı kaybetmemiş, dahası Rus devrimini bastırmak için güç sarfetmek durumuna düşmemiş bir itilaf Bloğu, Boğazlar ve Ege’de, Yunanistan’a değil, bizzat kendi güçlerine dayanarak kalmaya çalışacaktı. Devrime yenilmemiş bir Rusya’nın burada ciddi bir etken olarak devreye gireceği, boğazları ya doğrudan ilhak edeceği (ki Çanakkale’de yaşanan sıkışma sürecinde müttefikleriyle bu konuda anlaşmıştı) ya da müttefikleriyle birlikte serbest bölge olarak tutmak için elinden gelen her şeyi yapacaktı. Bu ise Kurtuluş Savaşının çok daha kararlı bir blokla karşılaşması demekti. [/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Oysa o korkunç dört yılın sonunda İngiliz ve Fransız egemenlerinin de soluğu tükenmiş, Anadolu’da başlayacak kurtuluş savaşına karşı kararlı bir bastırma sürdürecek güçleri kalmamıştı. Bu koşullarda Bolşeviklerin gizli paylaşım anlaşmalarını açıklaması, ‘milli çıkar’ maskelerini düşürerek emperyalistleri kendi halkları nezdinde de çok güç duruma sokmuştu. Diğer yandan Bolşevikler, Doğu Anadolu’dan da kendiliğinden çekilmekle kalmayıp, Kurtuluş Savaşının biricik müttefiki olacaktı. Bu sayededir ki Kurtuluş Savaşı, doğu sınırlarının bu güvenliğine dayanarak bütün gücünü batı cephesine döndürebilecek, dahası başka bir yoldan temin etmesi mümkün olmayan silah, para ve diplomasi desteğiyle Sovyetler Birliği tarafından tahkim edilecekti. (Buna rağmen soğuk savaş milliyetçileri “Rusya Bolşeviklerin pençesine düştü” şeklindeki ifadelerle teessür bildireceklerdi).[/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Kuşkusuz “Çanakkale geçilseydi Sovyet Devrimi olmazdı” ve “Sovyet Devrimi olmasaydı Türk Kurtuluş Savaşı başarılamazdı” demek, her iki devrimin dinamiklerine karşı haksızlık olacaktır; ama aksi durumda işlerin çok farklı şekilleneceği de açıktır. Çanakkale yenilseydi, Sovyetler devriminin de Kurtuluş Savaşının da hareket alanı daralacaktı. Ama tabii tarih Çanakkale’den başlamıyor ve Osmanlı I.Dünya Savaşına katılmasaydı, Çanakkale dahil yaşadığı yıkım da olmayacak, buna rağmen saldırmaları halinde kendini savunma kapasitesi de çok yüksek olacaktı. Özetle Çanakkale’nin etkilerinden sözederken, ona neden olan devlet etkenleri, dolayısıyla egemenlerin halka karşı sorumsuzluğunu da bir an olsun akıldan çıkarmamak gerekiyor. [/align:19eede8456] DENGELERDEKİ DEĞİŞİM * * * * * *[align=justify:19eede8456] Çanakkale geçilseydi İstanbul kendini savunacak morali de yitirecekti. Nitekim Çanakkale Savaşının sonunu bekleyen başkent, kaçma veya Anadolu’ya çekilme planlarını yapmıştı bile. Buna göre Hükümet Eskişehir’e, Saray ise Konya’ya taşınacaktı. Payitaht için düşünülen savunma planı ise, karakollara yığılan ve İstanbul’un yakılmasını öngören benzin yığınağıydı. Halktaki panik ise çok daha yaygındı ve zengin olanlar şehri terk ediyorlardı. Çanakkale gerçekte İstanbul’un korunma savaşıydı ve bu bağlamda zafer, başkenti rahatlatmakla kalmayıp, ittihatçıların büyük bir moralle her yerde karşı atak yapmalarını getirecekti. [/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Dolayısıyla Çanakkale geçilmiş olsaydı Osmanlının itilaf bloğunu dört bir yanda uğraştırmaya devam etmesi mümkün olmayacağı gibi, Almanya da güney doğusunda yeni bir cephe açmak zorunda kalacaktı. Bu ise Almanya’nın çok daha az bir zaiyat ve daha kısa bir zamanda yenilmesi olacaktı. Dahası Çanakkale Savaşının kazanılması halinde Yunanistan, Romanya ve İtalya derhal savaşa katılacak, Bulgaristan da benzer bir tutuma girecekti. [/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Oysa itilaf saldırısının Çanakkale’de tıkanması Bulgaristan’ın ittifak bloğuyla yakınlaşmasını sağlayacaktı. Nitekim Çanakkale’nin geçilemeyeceğinin belirginleştiği 1915 Ağustosunda ittifak ile görüşmelere başlayan Bulgaristan, bir yandan Çanakkale’nin sonuçlanmasını beklerken diğer yandan da Osmanlıdan toprak taleplerini gündeme getirecekti. Bu talepler karşısında Osmanlı devleti, Almanların da bastırması sonucunda Dimetoka’yı Bulgaristan’a hibe edip Meriç’in doğusuna çekilecekti. Sırbistan Makedonya’sı için de söz alan Bulgaristan, 12 Ekim 1915’te savaşa girerken, Almanya ile Osmanlı arasındaki kara bağlantısı da güvenli hale gelecek, bunun sonucunda silah ve mühimmat akışı düzene kavuşacaktı. [/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Saldırı başlarken paylaşımdan pay almak amacıyla 20 Mayısta itilaf bloğundan yana savaşa katılan İtalya, Çanakkale geçilemeyince tereddüt etmeye başlayacak, Romanya, Yunanistan ve Arapların İngilizlerle birlikte davranma yönelimi ise geriye atılacaktı. [/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Diğer yandan 500 bini aşkın askerleriyle bir yıla yatkın bir süre Çanakkale’de çakılıp kalan İngiliz ve Fransızlar, başka mevzilerde ilerleme şanslarını da yitireceklerdi. Bu süreçte verecekleri 250 bin civarında kayıp ise, sonraki performanslarını da olumsuz etkileyecekti. [/align:19eede8456] * * * * * *[align=justify:19eede8456] Özetle, özellikle Osmanlının direniş gücü noktasında iyi hesaplanmamış Çanakkale saldırısı, İngilizlere çok pahalıya patlayacak, ittifak bloğunun, itilaf bloğu karşısında ciddi bir inisiyatif elde etmesini sağlayacak ve savaşı 2,5 yıl daha uzatacaktı. [/align:19eede8456] * * *Erdoğan AYDIN 31/Mart/2007 Cumhuriyet |
Re: Erdoğan Aydın Yazıları -III-
Sevgili gözde bu yazılar için çok teşekkür ederiz. Ancak bu yazıların forumlarda kaybolmaması
için tek bir başlık altında toplamayı öneriyorum ne dersin ? |
Re: Erdoğan Aydın Yazıları -III-
Sevgili Frodo,
Ben bir başlık altında olması için geçen haftaki yazıyı ilk hafta açtığım başlığın altına asmıştım. Ama o yazıyı alıp başka bir başlık açmışlar. Sanırım Cem yada Dilaver yaptı. Bende buna sadık kalarak bu haftaki yazı için gene başka bir başlık açtım. Eminim bu yazılar Yöneticiler tarafından bir yerde toplanır. Bu arada yazıların okunmasına sevindim :) |
Re: Erdoğan Aydın Yazıları -III-
Erdoğan Aydın'a başlıbaşına bir forum yakışır diye düşündüm. Hem gözde'nin emeği de daha iyi değerlendirilmiş olur.
Tek başlık altında tüm makalelerin biriktirilmesi iyi olmazdı. 10 hafta öncenin makalesi hakkında yeni bir şey yazmak istediğimizde sonraki makalelerle karışırdı. Sanırım böylesi daha iyi oldu. |
Re: Erdoğan Aydın Yazıları -III-
Eyvah yönetimde görüş ayrılığı çıkmış Â*:lol:
"Erdoğan Aydın'a başlıbaşına bir forum yakışır " tamamen haklısın cem. Ama buna bir çözüm bulmamız lazım çünkü yazılar topic kalabalığı altında yok olup gidiyor. Edit:yazıyı astıktan sonra Cem'in Erdoğan Aydın forumu açtığını farkettim. :wink: Kendimi tebrik ediyorum. |
Re: Erdoğan Aydın Yazıları -III-
Bu organizasyon güzel olmuş bence de. Ya aslında böyle birşeyi Turan Dursun'un yazılarının Türkçe ve varsa İngilizce yada başka dildeki çevirileri için de yapsak nasıl olur. Gerçi TD'nin yazılarından bazı örnekler ana sayfada var, ama ayrı bir TD yazıları forumu olursa, oraya başka yazılarını ekleyenler de olabilir böylece.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:34 . |