![]() |
Çöpteki Siyah Altın
Buğday Derneği olarak, Türkiye'de organik çöplerin (biyo-atık) ayrıştırılarak toplanması ve "siyah altın" tabir edilen kompost elde edilmesi için biri kırsalda, biri belediyelerle birlikte olmak üzere iki projeyi aynı anda yürütüyoruz. Kompost yapmak, çöp sorununa çözüm sunarken, bir yandan da ürettiği son derece verimli gübre sayesinde en verimsiz toprağı bile canlandırıyor.
http://bugday.org/content/uploads/im...is_Kompost.JPG Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği tarafından Sivil Toplum Diyaloğu IV Programı kapsamında desteklenen, ''Türkiye Çöpünü Dönüştürüyor'' projemizle de, belediyelerle birlikte orta ve büyük ölçekli kompost tesislerinin kurulması için Türkiye'ye veri ve tecrübe aktarımı yapmayı amaçlıyoruz. Proje ile, Avrupa Birliği ülkelerinden bilgi ve tecrübe aktarımı yaparak, büyük ve orta ölçekli kompost tesislerinin kurulmasını, bu şekilde ciddi çevre sorunlarına yol açan çöp sorununa bir çözüm bulmanın yanı sıra, üretilen kompostla ülke topraklarındaki humus miktarını arttırmayı hedefliyoruz. İstanbul'un çöpünün yarısı organik madde Şehirde yaşayan bir kişi günde yaklaşık 1,5 kg çöp çıkarıyor. Araştırmalar, Türkiye'deki atıklarda organik madde oranının yüksekliğini gösteriyor. Örneğin, İstanbul'daki kentsel katı atıklarda, organik madde oranı yüzde 54,09 düzeyinde. Bunu yüzde 15,57 ile kağıt/karton grubu takip ediyor. Bu atıkların küçük bir kısmının bile katı atık depolama alanlarına gitmesini engelleyerek komposta dönüşmesi, çevrenin korunması ve küresel iklim değişikliği üzerinde etkisi büyük olacak. Kompostun Faydaları:
Yağışsız dönemde toprakta nem tutar ve buharlaşmayı azaltır. Fazla suyu sünger gibi emerek yağmurun neden olduğu erozyonu engeller. 100 kg humus, yaklaşık 195 kg su tutabilir.
http://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=7918 |
Harika bir projeymiş.
|
Dönen değirmenin önüne taş atmak gibi olacak ama umarım sözde kalmaz. projeler üretip hibe aldıktan sonra hayata geçirme sürecinde fiyaskosu bol olan ülkeyiz. göz boyamaktan ibaret oluyorlar paranın nereye gittiğini bilen yok. eğitim veriyoruz diye alınan paralar yurolar, ortada ne eğitim ne kalite..
Belediyeler çöp toplama hizmetinde öncelikle evsel atıkları ayrıştırma konusunda halka yaptırımda bulunmalı diyeceğim lakin kendileri atıkları toplarken kullandıkları araçla(kamyon) presleme yapıp hepsini karıp katıyorlar ayrı ayrı koysan ne yazar. bağı bahçesi olan kendisi yaprakları dalları hayvansal atıkları gübreye dönüştürüyor. işin ucunda para olursa millet hemen bilinçlenir evet evlerde ayrıştırılan çöpler tesislere kilosu şu fiyattan alınacak diyerek belirli bir ücret belirlenir. bir süre bu uygulama devam eder toplama araçları ona göre yapılandırılır. başka türlü imkanı yok. oğul,ana ben adam olacam demişte anası umamam oğlum demiş.imkansız |
2 sene önceydi sanırım. Bir AKP'li belediyenin başkan yardımcısı, bir dostuma demiş ki: "AB tarafından Türkiye'nin çöpten geri dönüşümü projesi için çevre bakanlığına 2,5 milyar Euro hibe verilmiş. Bu parayı harcamamız lazım. Bu işlerden anlayan tanıdığın biri var mı?" Dostum bana geldi. Oturduk, düşündük, araştırdık, memleket yararına diyerek karar verdik ve projelendirdik.
Projeye göre, ilgili belediye belirli noktalarda değerli çöp toplama merkezleri tesis edecekti. Başlangıçta kağıt-cam-metal-plastik atıklar tartılarak vatandaştan satın alınacaktı. İsveç'teki ve Avrupa'nın büyük çoğunluğundaki gibi evlere her atık türü için farklı renklerde çöp poşetleri dağıtılacak, vatandaşlardan çöpleri ayrıştırarak atması istenecekti. Şimdiki çöp kamyonlarının bir kısmı niteliksiz çöpleri toplamaya devam edecek, bir kısmı modifiye edilerek elektronik terazi ve GSM'li akıllı kart okuyuculu el terminali aparatı takılacaktı. Görevliler nitelikli çöpü toplarken tartarak alacak, bedelini vatandaşlara dağıtılacak olan akıllı kartlara kredi yükleyeceklerdi. Böylece vatandaş kağıt-cam-metal-plastik atıklardan az da olsa para kazanacaktı. Kartında biriken parayı otobüs, tren, market gibi yerlerde harcayabilecekti. Okullara bisküvi-içecek aparatları konulacak, her pet şişe karşılığında sponsorlu bir gıda maddesi verilecekti. Toplanan nitelikli çöpler, çöp toplama merkezlerinde biriktirilerek endüstride kullanmak isteyenlere toplu şekilde satılacaktı. Toplam proje bedeli, akıllı kartlar + elektronik teraziler + el terminalleri + yazılım dahil 180.000 USD idi. Karsız idi ve gerçekten basit bir projeydi. Yazılımı -memleket yararına- ücretsiz yazacaktım. Bedelin tamamı donanım için harcanacaktı ve peşin ödenmeliydi. Önce çok heyecanlandılar ve "tamam" dediler. Sonra -yuh, bu kadar da olmaz ki- diyeceğim şeyler oldu. Bu belediyeci arkadaşlara çoktaaan tepeden inme iş bağlanmış zaten. İş, 2 yıl önce bir yandaşa ihale edilmiş, herif 2 yıldır çivi çakmamış. Bu işi yapmak için bu ihaleci herifin taşeronu olmalıymışız. Ödemeyi de ondan alacakmışız. Beni çok güldüren bir diyalog daha oldu. Karar toplantısını yaptığımız gün bir eleman daha vardı, Usta'nın gözlemcisiymiş, bana: "bu işi başarın, size İHA işini ayarlayayım" dedi. Başarın'dan kastı "yapın, hediye edin" imiş. Anladığım kadarıyla 2,5 milyar Euro çoktan iç edilmiş, Avrupa'lı hibeciler "ne yaptınız bir görelim" diye bunları sıkıştırıyorlar, bunlar daha bir çivi çakmamış, gözlemci herif "beni bu işten kurtar sana İHA işini vereyim" kıvamına gelmiş. Bana bu işi getiren dostumun ağlamaklı bakışları eşliğinde 'bu şekilde çalışamayız' diyerek olay mahallini terk ettim. --/-- 8-10 yıl önce birlikte çalıştığım firmalardan biri enerji işine girme niyetiyle bir Alman şirketiyle toplantı ayarlamış, beni de gözlemci olarak davet etmişti. Alman şirketi etkileyici bir sunum hazırlamıştı. Kurgu şöyleydi: 50-100 dönüm bir tarım arazisinde hem tarım yapacak, hem konserve yapacak, hem organik çöp imha edecek, hem enerji üretecek. Bu arazinin konserve edilebilir tarım ürünleri üreten bir bölgede olması çok önemli. Çünkü sürekli enerji üretebilmesi için düzenli organik çöp girdisine ihtiyacı var. Örneğin zeytinyağı üretmek için zeytin eziliyor, şeker üretmek için şeker pancarı eziliyor, küspesi organik çöp. Mısırın püskülü, domates-patlıcan-kabak-fasulye yaprakları-dalları, ağaç yaprakları, hayvan gübresi, aklınıza ne gelirse. Bu organik çöpler, reaktör adlı bir makineye atılarak hızlı yaşlandırılıyor, bildiğiniz petrole dönüştürülüyor, petrolün gazı kullanılarak doğal gaz jeneratörü ile elektrik elde ediliyor. Elde edilen yanma ısısı ile sera'lar ısıtılıyor, reaktörden kalan beyaz kül atık, sera'larda gübre olarak kullanılıyor. Üretilen elektriğin fazlası bölgeye satılıyor. Sera'larda üretilen ürünler konserve ediliyor, satılıyor. Alman şirketin sunumuna göre 5 milyon Euro yatırım ile bu tesis kurulur, 3 senede kendisini amorti edermiş. Avrupa'da bu tür doğa dostu yatırımlara çok kolay faizsiz kredi bulunabilirmiş. --/-- İlk bölümde araştırma yaptığımızı söylemiştim. İsveç bu konuda tam bir efsane. Kendi çöpünün tamamını kullanıyor, geri dönüşümde çok kar ediyor olmalı ki, Avrupa'nın çoğundan çöp satın alıyor. Çöpten geri dönüşümü şöyle düşünün: Bir ülkenin ithalatının en az %20'si çöpten geri kazanılabiliyor. Örneğin, Türkiye'nin ithalatı yıllık 200 milyar USD ise, bunun en az 40 milyar USD'si çöpten geri kazanılabilirdi. Geri kazanmadığınızda ise ne oluyor: Çöp! Sevgiler |
Çöp olayının geri kazanılıp değerlendirilebiliyor olması güzel bir şey.
Bir ara bizim buralarda binaların içine büyük kağıt kutular kondu, içine kağıt, cam, metaller atılması istendi, bir sürede devam etti ama sonrada kaldırıldı, niye kaldırıldı bilmiyorum ama çöpün ayrıştırılarak atılması için, fena bir yöntemde değildi. Gerçi biz her zaman ayrıştırıp atıyorduk, elanda öyle yapıyoruz, pilleri de atmayız mesela ama çevremizde ki insanlar öyle yapmıyorlar maalesef. Kağıt toplayanlara bile devlet güvencesi filan verilmeli, büyük bir iş yapıyorlar ama çöp, çöpçü, toplayıcı konusu pek anlaşılmamış bir konu olsa gerek. Nat geo da bu konuda güzelde bir belgesel de seyretmiştim, çöp olayı dünyada ithali ihracı yapılan oldukça ciddi bir sektörde olmuş çoktan. |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:38 . |