Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Diğer Bilimler (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=141)
-   -   GAPS Diyeti Nedir? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=40795)

"ictenlik" 11-04-2018 23:42

GAPS Diyeti Nedir?
 
GAPS
​Bağırsak ve Psikoloji Sendromu
İçin Doğal Tedavi Yöntemi

(Başlangıçta bu kelime kulağa ilginç bir şekilde kabz,gabız gibi geliyor değil mi?)

Alıntı:

Alıntı:

GAPS'in ana fikri bağırsak florasını ve duvarını temizleyip vücudun çeşitli organlara ve dokulara yerleşmiş toksinlerden kurtulmasını sağlamak. Vücuttaki toksin birikmesinin en önemli kaynağı sindirim sistemi. Toksin yaratacak besinler ağız yolu ile alınıyor ve bağırsak florasından emilerek vücuda yerleşiyor. Bu sırada ilk zarar gören nokta elbette bağırsak florası oluyor ve zamanla işlevini gerçekleştiremez hale geliyor. Zamanla bağırsak florasından emilerek vücutta çeşitli doku ve organlara yerleşen toksinler bu yapıların "hastalanmasına" yol açıyor.

Kökü, ta Hipokrat'a dayanan bu anlayışa göre tedavi edilmesi, arındırılması gereken ilk nokta bağırsak florası ve bağırsak duvarı. Genel arınma bu aşamadan sonra başlıyor zaten. Buna GAPS'ta "GAPS'a Giriş Diyeti" adı veriliyor. GAPS Diyeti'nin genel prensibi ise patojen bakteri ve mantarları besleyen, nörotoksin üreten tüm gıdaların ve işlenmiş yiyeceklerin hastanın yaşamından çıkarılması.

GAPS'ın mucidi Rus asıllı İngiliz Nörolog Dr. Natasha Campbell- McBride nörolojik – psikiyatrik bozukluklar ile beslenme arasındaki ilişki üzerine çalışmalara başladığı bir dönemde, oğluna otizm teşhisi konur. Çalışmalarını oğlu üzerinde yoğunlaştıran doktor, oğlunun bağırsak florasını iyileştirerek otizmini tamamen tedavi eder. Çalışmalarını bağışıklık sistemi, sindirim sistemi, nörolojik ve psikiyatrik rahatsızlıkları olan hastaları üzerinde de deneyen doktor, bu hastaları ile birlikte başarılı sonuçlar elde edince ilk kitabı (GAPS: Bağırsak ve Psikoloji Sendromu- Otizm, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktif Bozukluk, Disleksi, Dispraksi, Depresyon ve Şizofreninin Doğal Tedavisi) 2004 yılında yayınlanır.

Devamı: https://www.uplifers.com/ikinci-beyi...#ixzz5COzVYvyY



"ictenlik" 11-04-2018 23:50

Dr. Natasha Campbell -Sabah Röportajı

Alıntı:

Alıntı:



Dr. Natasha Campbell-McBride, otizmli olan kendi oğlunu ve 10 binden fazla otizmli çocuğu, uyguladığı doğal GAPS diyetiyle iyileştirdi. Şizofreni, depresyon, MS gibi psikiyatrik hastalığı olan yüzlerce hastayı da aynı yöntemle tedavi eden nörolog sadece SABAH Pazar'a konuştu: Tıp bilimi hastalıkları kalıplara koyuyor ve sorunu çözmüyorlar. Hastalıkların ana kaynağı bağırsaktır. İnsanı doktorlar değil sadece doğa iyileştirir.

- GAPS adını verdiğiniz bağırsak ve psikoloji sendromu fikri nasıl ortaya çıktı?
- Ben nöroloji doktoruyum. Nörolojik hastalarla ilgilenen büyük bir hastanede çalışıyordum. Ve hepsinin çok ciddi sindirim problemleri olduğunu keşfettim. Ama bizim bildiğimiz klasik tıpta nörologlar sindirim sistemine hiç bakmazlar. Beyin ve bağırsak arasında bir ilişki kurmazlar. Ancak bir bağlantı olması gerektiğine inandım. Çünkü bağırsak florası diye bir kavram var. Ve hücresel olarak genetik yapılanmamız yüzde 90 bağırsak florasından etkileniyor.

- Bağırsak, beyinden daha önemli yani?
- Öyle. Yaşadığımız mikro sistemde vücudumuz bir kabuk aslında. Ve yaşadığımız her şey bağırsak florasından kaynaklanıyor. Orası çok iyi organize olmuş mikro dünyadır. Bakteri, mikrop, mantar, solucanlar var. Hem de trilyonlarca! Ve bilim bunu yeni araştırmaya başladı. Mikroplar birbirini yiyor, birbirini kontrol ediyor. Sağlıklı insanda yararlı bakteriler daha hakim ve zararlı trilyonlarca mikrobu kontrol ederler.

- Denge nerede bozuluyor?
- Antibiyotiklerin II. Dünya Savaşı'ndan sonra keşfiyle başladı her şey. Özellikle ampisilin gibi antibiyotikler kötü bakteriler gibi iyi bakteriyi de öldürüyor. Bağırsak florasının tekrar dengeye gelmesi haftaları, ayları alıyor. Ama bu sırada kötü bakteriler hücum edip bağırsağı kaplıyorlar. Kötü bakteriler yayılırken iyi bakterilerin yayılmasını da engelliyorlar. Art arda antibiyotik kullanımında da bu kötüye gidiş artıyor.

GENLERİMİZ KADERİMİZ DEĞİLDİR

- Tek sorumluluğu antibiyotiklere yüklemek yanlış olur herhalde?
- Elbette tek sorumlu antibiyotikler değil. Başka faktörler de var. Diş hekimlerinin ağzımızda uyguladığı tedavilerdeki işlemlerde civa ve çeşitli toksinler bağırsağımızı etkiliyor. Civa içeri girer biz yutarız ve onlar kötü mikropların artmasına neden olur. Annelerin bebeklerini emzirmek yerine mama ile beslemesi bu hastalıkları artırır. Annenin mahsur kaldığı bütün kimyasal yüklenmeler, kullandığı makyaj malzemeleri de dokuz aylık hamilelik sürecinde bebeğe gidiyor. Bebek toksin bir yüklenmeyle doğar.

- Bu hastalıklar antibiyotikler keşfedilmeden önce yok muydu?
- Antibiyotikler hayat kurtarır ama çok ciddi hastalıklarda kullanmak gerekir. Bu hastalıkların salgınlığı hep antibiyotiklerin keşfinden sonra gelişti. Mesela otizm 25 yıl önce on binde bir çocukta vardı. Bugün 40 çocuktan birine otizm teşhisi konuyor. Bilim adamları 2020'de iki çocuktan birinin otizmli olacağını öngörüyor. Bizim genlerimiz kaderimiz değildir. Doğarken o kadar çok genetik seçeneğimiz var ki... Yediğimiz yiyecekler ve çevredeki toksik yük hangi hücrelerin baskın kalacağını ve hangi kanser hücrelerinin uyanacağını belirliyor. Kanser, MS gibi rahatsızlıklar böyle oluşuyor.

- Çocuğunuzun otizm olduğunu anladıktan sonra mı bağırsak florasına yöneldiniz?
- Benim çocuğuma otizm tanısı konulduğunda bu benim kişisel bir meselem oldu. Ve o anda profesyonel mesleğimin otizm konusunda bir şey yapamayacağını öğrendim. Bunu asla kabul edemezdim ve araştırmalarıma hız verdim. O zaman farkettim ki otizmli çocukların hepsinin bağırsak florasında problem var. Ve anladım ki bu florayı iyileştirirsem otizm de yok olacak. Şimdi otizm teşhisi konan çocuğum 21 yaşında, üniversiteye gidiyor ve çok sağlıklı. Ancak şu an dünyanın her yerinde binlerce otizmli çocuğu hayata döndürmek için uğraşıyorum.

- Bağırsak florası normal olmayınca ne oluyor otizmli ya da hastalıklı kişide?
- Çocuk yediğini sindiremiyor ve yiyecekler kötü fotojenlere dönüşüyor. Bu fotojenler emilip kana karışıyor, beyin bu toksinlerle zehirleniyor. Otistik doğan çocukların yüzde yüzü sağlıklı bir beyinle doğar. Ancak bağırsak florası üzerinden zehirlenirler.

- Yani mesele beyin değil besin!
- Kesinlikle. Bebekler nasıl öğrenir? Duyu organlarını kullanırlar ve bu iletileri beyin işler. Çocuk "Bu anne, bu baba bunlara güvenebilirim, bu oyuncak bununla oynayabilirim, bu kaşıkla yemek yerim" diye düşünür. Ama bu toksinler yüzünden beyin bu aradaki bağı işleyemez hale gelir ve o gürültüden dolayı bir şey öğrenemez. Annesiyle babasını bile ayırt edemez. Yolda başka birine anne-baba diye takılabilir. Bağırsaktan beyine giden toksinler durdurulduğunda beyin de birden temizlenir, her şey normale döner. Ne kadar erken bu toksinlerden temizlenirse öğrenmesi o kadar hızlı olur. 5 yaşına kadar olan çocukların otizmden tamamen iyileşme şansı vardır. İki yaşındaki bir çocuk GAPS diyetimle 6 ayda iyileşir.

- Çocuğunuzu ne kadar sürede iyileştirdiniz?
- Üç yaşında iken diyete başlattım. Altı ayda sindirim sistemi iyileşir iyileşmez düzeldi.

- Madem bu kadar basit ise neden tıp bilimi bunu uygulamaktan kaçınıyor?
- Çünkü kimse bu bağlantıyı yapmak istemiyor. Tıpta yeni bir fikrin gelmesi ve kabul edilmesi zordur, 50 yılı bulur. Şu an eğitim verdiğim çok doktor var, onlar bu yöntemi kullanıyorlar. yöntemimi inceleyen yerler var ama onların yayınlanması beş-altı yılı bulacak. Fakat çocuklar o kadar bekleyemez. Bu yüzden bu bilgiyi hızlıca yaymamız lazım.

İLAÇ ENDÜSTRİSİNİN BASKISI FAZLA

- Tıp biliminin işi ağırdan almasının nedeni ilaç lobisinin baskısı mı?
- Evet. Çünkü batıda ilaç endüstrisi var ve çok kârlı. Politikacılar da bu ilaç sektörüyle iletişim halindeler. Ben sistemin dışında olduğum için bunu rahatlıkla yapabiliyorum.

- Diyetinizden daha çok para kazanacakken neden bunu bir kitap fiyatına dağıtıyorsunuz?
- Bir şey keşfettiğinizde bütün dünyanın bunu bilmesini istersiniz. Bu yüzden bildiğim her şeyi bu kitabın içerisine koydum. Dünyanın her yerinden insanlar bana bile danışmadan bu kitapla kendilerini iyileştirebildiler. GAPS diyeti seyahat gibi ve herkesin yolu farklı. Dünyada olabildiğince çok kişiye yardım etmek istiyorum. Ücretsiz danışmanlık hizmeti veriyorum. Bu diyeti keşfettiğimde biliyordum ki meslektaşlarım bu bilgiyi öldürmeye çalışacaklardı. Ben de ebeveynlere bunu yayayarak geliştirdim. Doktorları ikna etmeye zaman harcamak istemedim. Anne-babalar doktorlara bu bilgiyle gidiyorlar, doktorlar da dünyanın her yerinden bana geliyor. Şu an GAPS protokolünü öğretiyorum, 800 tane GAPS uygulayıcı pratisyen doktor var.

- Çıkış noktanız otizm. Bu diyet şizofreni, depresyon gibi hastalıkları nasıl tedavi ediyor?
- Bir ev yapmadan önce temelini yaparsınız. Evin kalitesi bu temelin ne kadar sağlam olduğuna dayanır. GAPS programı bir temeldir. İnsanların yüzde 60-80'i GAPS diyetiyle iyileşiyor. MS, romatoid artrit, diyabeti olanlar başka şeyler de eklemeliler. Tıp bilimi şizofreni, depresyon gibi tüm hastalıkları kalıplara koydu. Her insan eşsizdir ve toksinler beyne gittiğinde gösterdiği tepkiler de eşsiz olur. Hastalarıma "teşhis etiketlerine yapışıp kalmayın" diyorum.

- Ne yiyorsak oyuz yani?
- Kesinlikle. İnsan sağlığında en etkin şey yediklerimizdir. Yediklerimizden yapılıyoruz.

- Modern tıp biliminin reçetesi yetersiz midir?
- Evet yeterli değil. Tıp semptomları bastırıyor, temele gitmiyor. Her semptoma ilaç veriyorlar, sonra yan etkilerden yeni hastalık, onlara da ilaç... Ve bu işler böyle gider.

- İlaçları ve doktorları hayatımızdan çıkaralım mı?
- Hayır, tıbbın da bir yeri var. Acil ve hayati durumlarda klasik tıbba ihtiyaç var. Çok kronik uzun hastalıklarda klasik tıp gideceğiniz son adrestir, anneanneniz size daha çok yardım eder. Diyetinizi değiştirin, doğal otları kullanın, kimyasalları bırakın. Güneşe çıkın. Sadece doğa iyileştirir. İnsanın vücudu çok güzel bir yaratımdır ve bütün iyileştirme programları vücutta zaten vardır. Doktor değil kendi vücudunuz iyileştirir. Vücudunuz bütün işi yaparken doktorlar sizi sadece eğlendirirler. Dünyada mucizevi bir hap yok.

PSİKİYATRİK HASTALIKLARIN ANA SEBEBİ VEJETARYENLİK

- Vejetaryen balonuna karşı mısınız?
- Dünya besinsel propaganda ile karşı karşıya. Bir şirket var ve vejetaryanlık fikrini onlar yayıyor. Çünkü o şirket böceklerle mücadele için bitki ilacı satıyor ve çok satması için de sebzelerin çok yenmesi işlerine geliyor. 20 milyar insana yetecek fazla tahıl 2013 yılında yetiştirildi. O yüzden bu tahıl stokunu eritmek istiyorlar. Vejetaryenlik sağlıklı değildir. Psikiyatrik hastalıkların ana sebebi gençlikte yapılan vejetaryen beslenmedir. Klinikteki hastaların yüzde 80'i bunlardan oluşuyor.

- Ne kadar sattı bu kitabınız?
- 500 binden fazla kitap satışı oldu. 10 dile çevrildi. İlginç olan çeviriler hep hastalarım tarafından yapıldı. Türkiye'de de bir hasta vasıtasıyla çevrildi bu kitap.

- Kaç kişiyi tedavi ettiniz?

- Ben 10 bin hasta ile çalıştım, hepsini de iyileştirdim. Diyete ne kadar bağlıysanız o kadar başarı şansınız vardır. Kitabı alıp da kendi kendine iyileşen de çok kişi vardır.

- İyi güzel de doğal yiyeceği nerede bulacağız? Artık gıdalar bile kimyasal işlemlerle üretiliyor mu?
- Çok klasik ve geleneksel tarım yöntemine dönmemiz gerekiyor. Bunları yapanları bulmaya çalışın. Hayvanların da doğal yiyeceklerle beslenmesi gerekir. Yiyeceklerinizi süpermarketlerden almayın. Şehrin dışına çıkın, çiftçileri, tarlaları bulun. Gidip kuzu alın, onu kestirip tüketin. Süt pastorize olmamalı. Kesinlikle işlenmiş gıdalardan uzak durun.

- Siz ne kadar koruyabiliyorsunuz kendinizi?

- Biz evde sadece organik ve GAPS yiyeceği yeriz. Hiç tahıl kullanmayız. Yaşımız ilerledikçe karbonhidratları daha az tüketmek gerekir. Yaşlılıkta şekeri yeterince işleyemeyen vücut alzhamier, kalp hastalıkları, diyabet, obezite, kanser olur. Bütün hastalıkların temeli şekerdir.

- Türkiye'de diyetisyenler ekmek de şeker de iyidir diyor?
- Bu dünyanın her yerinde böyle, bunları herkes seviyor. Çünkü tahılların içerisinde bulunan şeker, uyuşturucu gibi bağımlılık yapan maddedir. 1800'lü yıllara kadar şeker gelmeden önce tatlıları, şekerleri nasıl yapıyorduk? Meyvelerden elde ediyorduk. GAPS diyetinde izin verdiğimiz tek şey doğal bal, muz ve şekerleştirilmemiş kuru meyvelerdir. Şeker pancarında bütün iyi besinler vardır. Ama onu fabrikaya götürüp bütün yararlı taraflarını atıyoruz.

- Bütün işlenmiş gıdalar birer hırsız mı?

- Evet hepsi toksin, zehirli ve hırsızdır.

BU YİYECEKLERE İZİN YOK


Arpa, beyaz peynir, salamura balık, bamya, sirke, buğday ve bulgur, çavdar, çikolata, dondurma, enerji içecekleri, gazlı içecekler, irmik, jöle, keçiboynuzu, krema, işlenmiş et ürünleri, konserve sebze ve meyveler, makarnalar, mısır, nohut, nişasta, margarinler, pirinç, patates, reçeller, sakız, un, yulaf, süt, şeker vs...

https://www.sabah.com.tr/pazar/2014/...bozdu?paging=1



"ictenlik" 12-04-2018 08:22

GAPS diyeti
Alıntı:

Alıntı:

GAPS ile ilk karşılaşmam mutfak dolaplarından birine yapıştırılmış bir diyet listesi ile oldu. Yıllarca çölyak hastalığı sebebiyle birçok sıkıntı yaşayan sevgili eniştem, en sonunda Dr. Natasha Campbell- McBride ile iletişime geçip GAPS diyetini uygulamaya başlamıştı. O ana dek pek çok şey denemiş ve ne yazık ki kesin ve kalıcı bir sonuç alamamıştı. Açık konuşmak gerekirse GAPS'a dair de pek umudumuz yoktu.

Aradan geçen süre zarfında eniştem elinden geldiğince diyete bağlı kaldı. Zamanla daha iyiye gittiğini biz de görüyorduk; ama dedim ya kesin bir sonuç alamayacağımıza inanmıştık. Bir zaman sonra sofrada ekmek tükettiğini, makarna yiyebildiğini gördük. Gluten artık vücuduna zarar vermiyordu. Çölyakın tüm semptomları vücudunda yarattığı tüm rahatsızlıklar kaybolmuştu. Nihayetinde çölyak bünyesini tamamen terk etti.

Ardından kardeşim kronik yorgunluk sebebi ile gittiği GAPS Uygulayıcısı bir hekim tarafından, hayatından laktoz çıkarılarak iyileştirildi. Doğduğundan beri günde en az üç bardak süt içen kardeşimi söz konusu hekim görür görmez "Çok süt içiyorsun değil mi?" diye uyarmış ve laktozu tamamen hayatından çıkarmıştı. Başlarda zorlanan kardeşim yavaş yavaş kendini çok daha iyi hissetti ve o zamandan bu yana ne laktoz tüketiyor, ne de böyle bir şikayeti var.

Devamı: https://www.uplifers.com/ikinci-beyi...#ixzz5CQoA3x2K



Alıntı:

Alıntı:

GAPS Diyeti

Günümüzde artık çok sık görülmeye başlayan ve kronik (süreğen) ve çaresi olmayan hastalıklar olarak görülen psikolojk/psikiyatrik hastalıkların ve otoimmün sistem kaynaklı fizyoloj sendromlarının sebebi; hasarlı, geçirgen bağırsak duvarı ve anormal bağırsak florası nedeniyle beynin ve bedenin toksinlenmesi olduğu düşünülmektedir.

Bağırsak florasının tedavi edilmesi sonucunda, beyin ve beden toksin yükünün etkisinden kurtulur ve bağırsakların kaynaklık ettiği bu hastalıklar da iyileşir.

Etkili olduğu hastalıklar şu şekilde sıralanabilir:
Otizm,
Şizofreni,
Epilepsi,
Depresyon,
Anksiyete,
Bipolar Bozukluk,
Obsesf Kompulsif Bozukluk (OKB),
Panik Atak,
Dikkat Eksikliği Bozukluğu (DEB)
Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB),

https://www.bugrabuyrukcu.com/tr/gaps-diyeti



"ictenlik" 13-04-2018 12:12

GAPS - Bağırsak Psikoloji Sendromu -Anonimsel Başlangıç!
 

ve İnsanın Bütün Sosyal, Fiziksel-Fizyolojik, Bilişsel, Psikolojik Rahatsızlıklarının ve Bozukluklarının (Fiziksel ve Materyalik Kökenleştirilmesi ve Olgulaştırılması )

ve İnsanın Bütün Sosyal, Fiziksel-Fizyolojik, Bilişsel, Nörolojik ve Psikolojik Rahatsızlıklarının ve Bozukluklarının Fizik Bedenin Toksinlenmesi ve Yeme-Beslenme ve Yaşam Biçimine İndirgenerek Çözümlenmesi ve Hastalıkların Çözümünün Genel Yaşam Düzenlemesi ile Birlikte, Beslenme Düzeni, Diyet -Oruç ve Bağırsak Florası Düzenlemesi ve Bağırsak Dokusunun ve işlevsel Bağırsak Geçirgenlik ve Emilim Düzeninin Yeniden Oluşturulup Yapılandırması Üzerinden Çözümlenmesi Olgusu


Bu olgu psikoloji denileni de , çok büyük oranda fiziksel-kimyasal olgulara ve psikolojik -işlevsel- bozukluk ve sapma denilenleri de kimyasal ve -toksisitesel- sapmalara yapılandıracaktır. Bu olgu nörolojik denilenleri de oraya ve yanlış beslenim ve yaşam düzenine götürecektir.

Kavramın kökeni Hipokrat'a gidiyor ve yaklaşık olarakta deniyor ki;
Ne yerseniz o'sunuz. (Bedeninize dıştan ne girerse beden bunu barındırır ve işler)
Hastaysanız beslenmeyin-hastayken beslenirseniz hastalıkları beslersiniz. Vücudu ve kimyayı yeniden yapılandırın öyle beslenin..
Bütün Hastalıklar bağırsakta ya da barsak dokusunda hasar, bozulmalar ve emilim sorunları ve kansal-kimyasal toksisite ile başlar ve yine bağırsak emilim düzenlenmesi üzerinden çözümlenir.
Şeker (aşırı karbonhidrat tüketimi, karbonhidrat ve nişastalar dahil), tahıllar ve diğer yabancı maddeler, işlenmiş süt ürünleri, insan vücudunun evrimsel alışıklığının ötesinde işlenmiş gıda maddesi koruyucu katkıları gibi gıda ekleri ve kimyasal genel toksisite neredeyse bütün hastalıkların sebebi ve kökenidir.

Bu yüzden tüm hastalıkların çözümü de yeme-içme, yaşam ve beslenme biçiminde düzenlemeler ve diyetlerle birlikte özellikle sindirim sitemi ve bağırsaktan başlayan genel detoksisite, diyet ve yeniden yapılandırma ile başlamalı ve yapılmalı-yapılandırılmalıdır. İnsanlığın ürettiği çoğu kimyasal sentetik ilaçlar ise olgu baskılayıcı ve gizleyiciler-semptom saklayıcılardır. Giderime ve iyileştirmeye dönük uygulamalar değildir. Bunlar ilaç olarak işlev görmezler ve bu yüzden ilaç olarakta doğal ve işlenmemiş ürünler ve genel gidericiler ve iyileştirciler kullanılmalıdır..

İnsan vücudunun genel sağlıksızlığı ve herhangi sağlıksızlığı beslenme bozukluğu, yanlış beslenme ve yiyip içme yeme, yaşam düzensizliği ve bilgisizlik ile birlikte bu olgu bağlamında incelenebilir. Hastalık adlandırmaları çoğu zaman yapaydır. Modern tıp bilimi insan bedenini ,fizyolojiyi ve hastalıkları çoğu zaman yapay ve hatta bilgisiz bir biçimde bölmekte ve ele almaktadır.

Neredeyse bütün sosyal düzensizlikler, fiziksel olarak kötü hissetme olgusu da bu bağlamda incelenerek düzenlenebilir..

Genel olarak istisnai kimi genetik fiziksel anomaliler hariç neredeyse bütün insanlar sağlıklı bir zihin, beyin ve fizyokimya ile doğar ve bunun bozulması durumunda da doğru yönelim ve yöntemlerle bunu oldukça tamir edebilirler ve hastalıklarını yeniden düzenleyip iyileştirebilirler. Dönülmez ve iyileşemez denilen hastalık ise neredeyse yoktur.

GAPS kavramının üreticisi, kendi otistik oğlunu ve bir çok otistik çocuk yanında, nörolojik ve psikiyatrik denilen bir çok hastalık olgu ve bilişsel bozukluk ve düzensizliği de GAPS adını verdiği beslenme diyet biçimiyle iyileştiren Dr. Natasha Campbell-McBride, dır.

Modern tıbba ve bilime tek başına kafa tutan bu insan kadın kendi çocuğunda modern bilimin ve işlevsel tıbbın yöntemlerinin çaresiz ve işe yaramaz olacağını net bir biçimde gördükten ve anladıktan sonra bir doktor olmaya karar vermiş ve bireysel araştırma ve gözlemlerle yaklaşık olarak yukarı da ve aşağıda sunulan verilere ermiştir.

Dr. yakıştırması bu akademik bir ünvan değil mi ve akademiler veriyor. Akademileriniz nezdim de yok hükmünde kala ve mühürlenmiş-hiçlenmiştir. Modern tıp endüstriniz de öyle. Ben çok azınıza burdan doktor ünvanı bahşediyor olacağım. Rahat koltuklarınızda oturun ve çürüyün ve nesillerinizi de çürütün olur mu?

Onurlarırnız burdan alınıp veriliyor olacak-bireysel vicdanımdan. akademilerinizden değil!

Onurlarınızı ve onur kırıklarınızı ve parçalarınızı benden geri almak-toplamak ve birleştirmek istiyorsanız ve size biçtiğim onursuzluğu geri çözümlemek -düzenlemek istiyorsanız ve nesil tohumlarınıza ne bırakacağınıza da karar verebilirseniz ne yapmanız gerektiğini biliyor ve buluyor olacaksınız..

-Yazokrat ve Yapokrat-

-Usui ve Hipokrat anısına saygıyla!-

--

-yazmak mı istiyon, yazar olmak mı? diyen bir nöroloji hekimine ayrıca ,.. olmak olmak istiyorum!
ve ayrıca fizikalizmini-fizikalistliğini de sorguladığım ayrıca bir hekime-Psikiyatri doktoruna!
o gün yüzündeki endişeyi ve korkuyu ve dehşeti, anlamazlığı ve bende gördüğünü-şaştığını ben bugün burdan zamansal kopmalarımla iade ediyor olacağım...

onurlarınız bendedir/bizdedir..geri yapın...

Modern tıbba ve bilime tek başına kafa tutan bu insan kadın şimdi burda benim onurumla ve vicdanımla saygılanıyor-neyi istediğinize ve isteyeceğinize de karar verin!

-devam edecek-

"ictenlik" 13-04-2018 13:04

çocuğa yardım edebilecekkken! bunu umursuyor musunuz? - bunu duyuyor musunuz?
 
neyi umursarsanız?
neyi umursarsınız ve neyi umursarsın bir daha soruyorum?


"ictenlik" 13-04-2018 13:24

kan şekeri hızlı trenine binmek! ve çocuğa bir çikolata daha vermek!
 
Arkadaşlar facebook kanalıyla 5 aktif Bipolar Yardımlaşma Grubuna geçildi. ve her türden destek ve yayımcılık ve paylaşımcılık desteği bekliyoruz...

Bunlar sanırım kız arama ya da yayılımcılaşma, sönükleştirme ve iyice sindirme -benimsetme- yıldırma ve parçalama grupları gibi ama olsun..


"ictenlik" 13-04-2018 13:47

Çocukların Hasar Görmesi!
 
Aşılar milyonlarca para tutarından bir endüstridir batı dünyasında.
Oldukça karlıdır.
Ve bu endüstride, daha da fazla aşı eklemek için çok motivasyon vardır çünkü bir sanayi oluşmuştur. Satmaktadırlar bu aşıları.
Ve bu aşıları satanlar devleti de kontrol ederler Batı dünyasında.
Ve devletlerde tıp mesleğini kontrol ederler Batı dünyasında. Yani bu tam bir dairedir.
Ve bu aşılardan zarar gören çocuk sayısı da artıyor!
Bağışıklık sistemi zayıf ve hasar görmüş çocuklar bu aşılarla ve aşılanma protokolüyle aşılanmamalılar. Bu çocuklar hasar görmektedir!
Aşılama protokolünü değiştirmeliyiz!


"ictenlik" 13-04-2018 14:54

burdan
bana ilaçsız nasıl olursun-olur
sen duygu iniş çıkışı nöbet-möbet nedir biliyor musun? bizim ne çektiğimiz biliyor musun?
sen o zaman bipolar değilsin-atağın yok-nöbetin yok-şunun bunun yok , bu iş ilaçsız olmaz -olur mu? diyen
eski bipolar forum sakinlerine selam gönderiyoruz

2004 yılında yayınlanmış bir içerikten ve bir çok bilimsel olgudan da, bilişimden de ne yazık ki ancak ve ancak haberdar olabiliyoruz-
biz içsel yönelimleri, serbest düşünceleri kullanmıştık ve kendi düşünce ve hayat tecrübe ve deneyimlerimizden yola çıkıp olgulamıştık
üzgünüz
darmadağınıktıkta... belki hala da öyle ama geçiştiriyoruz...
o gün, o günlerde savunma yapabilmek , daha iyi bir savunma koyabilmek isterdim

işin ilginci o günlerde yazan hiçkimse ama hiçkimse benim kadar ne dağınık, hasta, ne de ne dediğini bilmez ya da saçmalayıcı ya da kendi cümlelerini ve hatta düşüncelerini bile kontrol edemez görülmüyor ve algılanmıyordu sanıyorum ki...
ve saçmasapan yazmıyordu

"ictenlik" 13-04-2018 15:23

Post 7 de ki videonun ilk bölümlerindeki çocuklarda manik depresif bozuklukla ilgili bölüm altyazıları...
Alıntı:

Alıntı:

Bipolar bozukluk, manik depresiflik problemi; Kişi manik evreyle depresif evre arasında geçişler yaşar..
Bir, iki yaşında bebeklere bugün bipolar bozukluk teşhisi koyabiliyoruz ve Batı dünyasında onları ilaç tedavisine başlatıyoruz.
Bu bebeklere olan şu! Onlar Bipolar Bozukluk diye bir şey taşımıyorlar!
Çoğu yetişkine de bu oluyor. Sadece tüm gün boyunca kan şekeri hızlı trenine binip iniyorlar ve kan şekeri dalgalanmaları yaşıyorlar.
Kan şekeri, insan vücudunda çok sıkı limitlerle denetlenen bir konudur.
Çünkü çok yükseği ve çok alçağı öldürebililir.
O yüzden vücudun, kan şekerini belirli sınırlarda kontrol etmek için çok sıkı bir mekanizması vardır.
Ancak bu çocuklarda kontrol bozulmuştur ve çalışmaz..
O yüzden bir kahvaltı gevreği yeseler, kellogs, corn flakes ya da şekerli bir şey yeseler kan şekerleri çok yukarılara çıkar.
O durumda çocuk maniktir. kontrol edilemez. Duvarda yürür sanki çocuk. Duvarlara tırmanır, çığlıklar atar, bağırırlar, koşarlar, sakin oturamazlar, öğrenemezler. Onları okula gönderemezsiniz
Tamamen manik durumdadırlar.
Yarım saat sonra kan şekerden kurtulur ve şeker seviyesi normalin altına düşer.
Normalin altında seviyeye düşünce çocuk depresif olur.
Çocuk terler, yavaş, sakindir, kontrolsüzce ağlamaktadır, çocuğu hiç bir şey yatıştıramaz, şikayet eder, negatiftir, bağırır. Bu depresif durumdur.
Bu durumda genellikle ne olur?
Anne çocuğa başka bir çikolata daha verir. Veya anne bir tatlı verir. Anne tatlı bir şey verir.
Kan şekeri hemen yukarı çıkar ve çocuk manik olur.
Ve çocuk tüm gün böyledir. Yukarı ve aşağı, yukarı ve aşağı, yukarı ve aşağı...
Çocukta manik depresif durum budur. Çocukta bipolar bozukluk budur..
İlaç tedavisine ihtiyaçları yoktur. Beslenmelerini değiştirmelisiniz. Ve bağırsaklarını iyileştirmelisiniz. Ve bu sorun tamamen ortadan kalkacaktır.
Yetişkinlerin çoğunda da aynı problem vardır. İlaç tedavisine ihtiyaçları yoktur.
Kan şekeri seviyelerini regüle etmeleri gerekmektedir.
GAPS Beslenme Protokolünde kan şekeri regülasyonu için yöntemlerimiz vardır. Normal kontrolü geri kazanmak için, böylece kontrol edilebilir.



Mileena 13-04-2018 15:46

Bana konulan teşhis sosyal fobi ve Anksiyete bozukluğu. Günlük hayatta oldukça sıkıntılar yaratmaktalar. Doğrusu bunların belirtilerini yok edecek bir diyetin varlığına inan(a)mıyorum.
Antidepresan kullanıyorum. Hala heyecan ve kaygıyı hissediyorum ama en azından telefonla konuşurken sesim sakin çıkıyor.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:30 .