![]() |
Perinçek: MİT Türk Bayrağı dalgalanmasını istemiyor!
Perinçek: MİT Türk Bayrağı dalgalanmasını istemiyor!
Diyarbakır'da düzenledikleri 'Birlik ve Kardeşlik' mitingini bazı kesimlerin hazmedemediğini ifade eden Perinçek, Milli İstihbarat Teşkilatı, Hizbullah ve PKK'nin kendileri aleyhinde işbirliği yaptığını öne sürdü. Perinçek ayrıca Ortadoğu Devletler Birliği ve Avrasya ittifakının oluşturulmasını istedi. Perinçek, Türkiye, İran, Irak, Suriye, Rusya, Çin, Hindistan ve Orta Asya Cumhuriyetleri'nin dayanışmasını desteklediklerini de açıkladı. Doğu Perinçek, partisinin İstanbul İl Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında Diyarbakır mitingi, terör olayları ve 22 Temmuz seçimleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. İP'nin Diyarbakır'da düzenlediği 'Birlik ve Kardeşlik' mitinginin Türkiye'ye büyük faydalar sağladığını dile getiren Perinçek, "Mitingde binlerce Türk Bayrağı dalgalandı. Artık Diyarbakırlılar yakalarına ay-yıldızlı rozet takarak geziyor'' şeklinde iddialarda bulundu. Oysa Diyarbakır mitingine katılım çok az sayıda olmuş, bölge halkının çoğunluğu tarafından da tepkiyle karşılanmıştı. Perinçek, miting ile PKK'nin Diyarbakır'daki gazeteler üzerindeki baskısının da kırıldığını ileri sürdü. Bazı kesimlerin mitingi hazmedemediğini ve engellemeye çalıştığını ifade eden Perinçek şunları kaydetti: "Bu mitingi bir tek İşçi Partisi yapardı ve yaptı. MİT, Hizbullah ve PKK bu mitingi baltalamak için el ele verdi.'' Perinçek ayrıca, "MİT yöneticileri Diyarbakır'da Türk bayraklarının dalgalanmasını istemedi'' dedi. Haber linki: *http://www.mozaikhaber.com/index.php?news=959 |
Re: Perinçek: MİT Türk Bayrağı dalgalanmasını istemiyor!
İlginç Doğu perinçek bu kadar eleştirecek gücü nerden alıyor?
|
Re: Perinçek: MİT Türk Bayrağı dalgalanmasını istemiyor!
"MİT, Hizbullah ve PKK bu mitingi baltalamak için el ele verdi." 8O
bu cok buyuk bir iddia, ayni zamanda biraz mantiksiz. MIT'in icerisinde, kurt dusmanligina kadar varan derecelerde, ulkucu bir cogunluk sozkonusu. MIT'in boyle birseye sessiz kalmasi inandirici degil. Hizbullah'in son yillarda PKK ile yardimlastigini biliyoruz. Ikinci bir husus ise, Perincek'in MIT ile iliskisi biliniyor. Zamaninda hicbir siyasinin ulasamayacagi bilgileri MIT'ten alip, basta Deniz Baykal olmak uzere rakip siyasilerin aleyhine kullanmadi mi? MIT'le bu kadar icli disli bir siyasinin, boyle agir suclamalarda bulunabilmesi garip. |
Re: Perinçek: MİT Türk Bayrağı dalgalanmasını istemiyor!
Hizbullah'in son yillarda PKK ile yardimlastigini biliyoruz.
Hizbullah Pkk'nın yandaş kazanmasına Kürtlerin pkk ile bütünleşmesine engel oldu... sizin bu söyleminiz gerçekleri yansıtmıyor.. |
Re: Perinçek: MİT Türk Bayrağı dalgalanmasını istemiyor!
Sevgili tewderi,
yansitmaz mi yahu :) . PKK ilk olarak sol soylemlerle cikti. Hizbullah, daglarda gezen, silahlanan bu solculardan hoslanmadi ve onlarin eylemlerini yavaslatti. PKK'nin ML tavirlari neticesi, Turkiye'nin bazi solculari tarafindan da benimsenmisti. Ama bugun PKK cok degisti. Eskiden PKK'nin bir kurt milliyetciligi yoktu, esitlik ve ozgurlukten bahsederdi. Simdiki soylemleri, "Eyy koskoca Med imparatorlugunun torunlari! Biz ki ..." seklindedir. Hizbullah'in tek sorunu PKK'nin solcu olmasiydi, bu solcu karakterde fazlasiyla yokoldu. Dogal olarak Hizbullah ve PKK, "dusmanimin dusmani dostumdur" mantigi ile dayanisma icerisindeler. PKK'nin solcu cizgisini terketmesindeki en buyuk etken, sehirlerden gelen okumus gerillanin, yerini devsirme kurt cocuklarina birakmasi olabilir. |
Re: Perinçek: MİT Türk Bayrağı dalgalanmasını istemiyor!
Hizbullah (batmanda ) kurulunca kim tarafından ve ne amaçla kuruldu ?
Gafar Okan hangi yanlışı dile getirdi diye şehit edildi.? Hizbullah Pkk'nın kilit adamların bodrumlarda işkence yaparak öldürdümü ? Bu soruların cevaplarını bulursan emin ol ikisi hiç bir zaman aynı amaca hizmet etmediğini görürsün... |
Re: Perinçek: MİT Türk Bayrağı dalgalanmasını istemiyor!
Perinçek'in Apo'yla fotoğrafı:
http://www.nihalatsiz.org/Per08.jpg Açıklama olaraksa onu vazgeçirmeye gittim diyor |
Re: Perinçek: MİT Türk Bayrağı dalgalanmasını istemiyor!
Perinçek Apo ile nasıl ne niye görüştü? (video)
http://www.doguperincek.gen.tr/video...10sub2007.html |
Re: Perinçek: MİT Türk Bayrağı dalgalanmasını istemiyor!
ya ben kendimi bildim bileli hep ayni laf hep ayni taktik, ne zaman bu dogu perincek farkli birseyler söylerse o zaman hemen bu bildik , resimler ortaya sürülüyor.... ya o günlerde tek bir dogu mu gitmistir bu amerikan usagi apo'nun yanina ... ne diye gitmistir ? dogu ya MITci diyenler yok mu ? Eger Dogu MITci ise , MIT bu görüsemeyi istemis olamaz mi ? veya MIT böyle bir görüsmeye neden sineye cekti kendi bir cikari menfaati olmasa idi ? Arkadaslar birakin bu ayaklari, Dogu herseye ragmen kötünün iyisidir.... Aslinda burada yapilmasi gerken "Dogu"yu mercek altina almak degil.... Dogu'yu elestirenleri ayni dikkat ile mercek altina almak gerekir.... ne yapmis Dogu ? Paris'in zengin mahallelerinde göbek mi büyütmüstür *veya Bekaa vadisinde burnunu karistirarak ölüm emirleri mi vermistir ? Eroin den mi para kazanmistir ? Hesabini veremeyecegi bir Mali Mülkü mü vardir ? Tüm siyasetciler gibi hatalari olmustur ve toplumun güncel sorunlarina alternatif bir yorum ve cözüm önerileri getirebilmistir... Dogu degil ....Doguyu Lozan Mahkemelerinde "Ermeni Soykirimi Davasinda" yaliniz birakanlar utansinlar yaptiklari ile... |
Re: Perinçek: MİT Türk Bayrağı dalgalanmasını istemiyor!
Aşağıdaki alıntı Kürt milliyetçisi Beyram Ayaz'ın kitabından (tüm yazı için http://www.turklesenkurd.hkmg.net/)
PKK’yla İlişkiler: M. Ali Birand’dan Sonra Perinçek ve Küçük de Bekaa Yolcusu Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük’ün PKK’yla ilişkiye girmeleri aynı döneme rastlıyor. Bekaa yoluna yönelmeleri 1989 yılında gerçekleşiyor. Yalçın Küçük ağustosta, Perinçek de eylül ayında Apo’yla görüşüyor. Y. Küçük’ün röportajının ilk bölümü çıkardığı Toplumsal Kurtuluş dergisinin Eylül 1989 25. sayısında yayınlandı. Perinçek de 15 Ekim 1989 tarihli 2000’e Doğru’nun 42. sayısında röportajı yayınlamaya başladı ve 46. sayıda 5 bölüm halinde tamamladı. Öcalan’a konuşmalarla Kürd hareketinde bazı gelişmeler dikkat çekici bir tesdüfle aynı zaman diliminde gerçekleşiyor. 1989 yılında Kürd hareketi bakımından iki önemli olay söz konusu. Paris’te 14-15 Ekim 1989 tarihinde Kürt Enstitüsü „Uluslararası Kürt Konferansı’nı topladı. Yararlı ve etkili bir faaliyetti. SHP üyesi yedi Kürt milletvekilinin bu Konferansa katılması ardından partiden ihraç edilmeleri, Kürdistan’da legal düzeyde bir ayrışmayı beraberinde getirdi. Dokuz ay sonra HEP kuruldu. Özetle uluslararası düzeyde ses getiren bir Kürt Konferansı düzenlenmişti ve Kürd profilli legal hareketin doğumu gerçekleşmişti. Doğu Perinçek’in, hemen Konferans sonrasında (22 Ekim 1989 tarih ve 43 sayılı) 2000’e Doğru dergisinde çıkan „Paris Kürt Konferansı“ adlı başyazısında dile getirdiği görüşler, O’nun bir misyonla orda olduğunu, Batılı dünyanın Kürd sorununa desteğini, Batılıların „Kürt Tanzimatı’nı pişirme“ olarak ilan edip hilekar sol bir jargonla kafalarda soru işaretleri yaratmak amacını taşıdığı iyi anlaşılıyor. Perinçek’in hem Konferans’ta hem yayınlarında kopardığı yaygara, „Batılılar Sevr’ı hortlatıyor“ türündendi, ki Türk devletinin ve devletçi medyanın tepkisi de aynı yönde olmuştu. Güya Konferans, „Batı’nın ve Türk-Kürt işbirlikçilerinin çözümü“nü üretiyormuş! İki yıl sonra Stockholm’da yapılan Kürt Konferansı’na aynı biçimde saldırmıştı. Bu kez dergisinin kapağı bir bavul üzerinde marka cinsinden Paris, Bonn, Stockholm, Batı Avrupa başkentlerinin adları yazılıydı. Vermek istediği mesajı aynıydı: Batılılar Sevr’ı hortlatıyor. (22.12.1991, Sayı 43) Abdullah Öcalan’la yapılan röportajı, yöneltilen soruları yeniden inceleyiniz, Perinçek’in nasıl bir amaç güttüğünü orda da açıkça göreceksiniz. Öcalan’ı çok bilinçli anti-amerikancı, anti-avrupacı bir düzlemde bağlayıcı ifadeler kullanmaya yönlendiriyor ve başarılı da oluyor. (Bkz. Abdullah Öcalan’la Görüşme, Sayfa 67-80, Kaynak Yayınları, 1990) Perinçek’in bir sorusunu ve Öcalan’ın da bir cevabını aktarıyorum. Perinçek, Öcalan’ın cevabını bölümün spotu olarak veriyor. „PERİNÇEK: Size karşı başka suçlamalar da var: „Yeni bir Sevr yaratmak istiyorlar“ gibi. Buna ne diyeceksiniz? ......... ÖCALAN: ...... Amerika’nın çözümü nedir? Toplantılar geliştiriyorlar. Bu toplantılar nerede, hangi metropollerde yapılıyor ve kimler katılıyor? Bunların ilişkileri kimlerdir? ...... Kürt işbirlikçilerini yedeğe almak istiyorlar. Bunların çözümü, ABD’nin ve Avrupa’nın yardımıyla Sevr’e benzeyen bir çözümdür. ....“ Perinçek’in kendi amaçları itibariyle başarılı bir yayıncılıkla spota çıkardığı yanıtlardan başka bir bölüm: „Amerika bana bütün ‚gücümle yanındayım’ dese, ‚gölge etme başka ihsan istemem’ diyeceğim. ... Amerika gelsin bizden yardım alsın. Eğer özgürlük mücadelesi olacaksa, Amerika’da bazıları insan haklarını savunacaklarsa –örneğin zenciler, açlar, yoksullar- onlar gelsinler bizden yardım alsınlar.“ Harika! Perinçek hedefini doksandan vurmuştur. Misyonunu hakkıyla yerine getirmiştir. Özgürlük ve eşit haklar mücadelesi veren Kürd halkının büyük bir partisinin liderini, dünyanın köklü değişim sancıları yaşadığı hassas bir zaman kesitinde uluslararası siyasetin etkili merkezleriyle karşı karşıya getirmeyi başarmıştır. Bizce Diyap Ağa’dan Lozan’a yeniden telgraf çektirmiş ve Şeyh Mahmud Berzenci’ye İngiliz subayını yeniden kovdurmuş, Bay Perinçek! Elbet Öcalan’ın Perinçek’e söylediği bu türden ifadeleri ilk değildi. Yalçın Küçük’le yaptığı röportajda ve başka yazılarında da benzer görüşleri dile getirmişti. Ancak bir de Perinçek O’na bu görüşleri tekrarlattırıyor. İster Güneri Civaoğlu’yla, M.Ali Birand’la olsun, ister Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek’le olsun yapılan bu röportajlar, bu röportajlarda verilen veya başarılı bir misyoner gazetecilikle koparılan mesajlar önemlidir. Özenle „kayda geçmiştir“. Doğu Perinçek ve derginin yazıişleri sorumlu müdürü Tunca Arslan hakkında İstanbul 2 nolu DGM’de dava açılmış ve sonuçta „Açıklanan deliller ve gerekçeye dayanarak sanıkları üzerlerine atılı suçları işledikleri hakkında ve suç kastını gösterir deliller ele geçirilemediğinden ayrı ayrı BERAATLERİNE“ diye karar verilmiş. Bir de cezalandırsaydılar, bari! Adam devletine hizmet etmiş, başkasının kolay kolay beceremeyeceği misyonerlik görevi yapmış! Perinçek bununla da kalmıyor tabi. Bu kez gözünü, kitleler halinde SHP’den istifa eden ve yeni kurulan HEP’te yer alan Kürd yurdseverlerine dikiyor. Ya da birileri O’nu bu kez bu alana yöneltiyor. Öyle ya bu hareketin de boş bırakılmaması gerekir! 2000’e Doğru’nun kapağında yayınlanan Öcalan’la Bekaa Kampı’nda çekilmiş resimlerinin yarattığı rüzgarı da arkasına alarak Botan hattında toplantılar düzenliyordu. Nusaybin’de, Cizre’de, Şırnak’ta. Kürdleri o zamanki partisi SP’de örgütlemeye çalışıyordu. Bu fazla tutmadı. 1991 Ekim Milletvekili Genel Seçimleri’nde HEP’le partisi SP adı altında ittifak yapmaya çaba gösterdi. Bekaa’dan destek arayışına girdi. Ama HEP’in sosyal profilini Perinçek’in kulübeciğine yerleştirmek mümkün olmadı, SHP devreye girdi veya sokuldu. Bunun için de Erdal İnönü’nün siyasi hatıralarını yazdığı kitabını okumak gerekir. O kitapta neden o ittifakı yaptıklarını yazıyor. Amaç, mümkün mertebe HEP kütlesinin etnik düzeyde siyasallaşmasını önlemek! Yemin olayından sonra milletvekillerin SHP’den istifa edip HEP’e yeniden geçmesiyle, yani Kürd milletvekillerinin HEP’le siyasal planda Kürd kimliğine yönelmesiyle zaten bu partiyi sonuçta kapattılar. Bu kez DEP kuruldu. Herhangi bir boşluk doğmadı. Perinçek Kürdleri SP’de toplamayı başaramayınca 1991 seçimlerinden sonra yavaş yavaş Kürd sahasından çekildi. 1992’lerden itibaren Perinçek ve arkadaşları artık Kürd sahasında çok az görünüyorlardı. O arada bir başka kişi öne çıkmaya başladı: Yalçın Küçük. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:54 . |