![]() |
Popülerlik Adına Bir Lafazanlık Örneği - Çağrı Mert Çakırcı
https://evrimagaci.org/james-webb-uz...ruttu-mu-12587
Kendisi çifte standart, kurgu, kişiyi itibarsızlaştırmaya değin bir dolu bilim dışı, safsata yöntemlere başvurmuş iken, rakip gördüğü kişi ya da teorileri, yalancılıkla suçlamayı seçmiş. Üstelik bunu, hiç bir iddiayı bilimsel yol ve yöntemlerle irdelemeden yapmış. Alıntı:
Aşağıdaki alıntıda bazı yerleri renklendirdim ve koyulaştırdım[Spartacus]. Alıntı:
Kaldı ki çok, ama çok uzak yıldızların, galaksilerin birbiriyle birleştiği, bazı yıldızların, komşu yıldızlarından kaynak sömürdüğü görülmekte, ama buna rağmen, sönük yıldız çok daha uzaktaymış ve bizden uzaklaşıyormuş gibi görünürken, parlak olan yakınlaşıyor veya konumunu koruyor gibi görünebilmektedir... BP(Büyük Patlama) ile çelişen bu tür gözlemler belliki gizlenmeye çalışılmakta. Oysa üzerine çarşaf, çarşaf makaleler yazılması gerekirken, yetmemiş bazı bilim insanları gözlemlerden mahrum bırakılmıştır -kısaca ne gördüğünü dile getirme potansiyeli olan bilim insanları men edilmeye çalışılmaktadır. Sonra Çağrı gibi güç ve statükoya bağlılığı-yaranmayı esas alanlar, bilimsel kriterlerin de içine eden ideolojik, subjektif tavırlarıyla, bir iddianın dayanaklarına bakmaksızın, hakemli -statükonun merkezi Vatikan mı orası?- dergilerde yayınlanıp-yayınlanmamış olması durumunu esas alarak, bunu, bilimselliğin kriteri yapabilecek kadar bilimden uzağa savrulabilmektedirler. Bozacının şahidi, şıracı gibi. Hadi geçtik, neden BP'yı savunanlar bu kadar önemli konular karşısında 3 maymunu oynamaktadır? Neden illa uzaya, evrene bir başlangıç tayin etme arzusu? Üstelik uzay-evren tanımları dahi lokal, zira sınırlamadıkça tanımlayamıyorlar, sınırladıkları için illa bir başlangıç tayin ediyorlar. Peki o sınır, başlamak-başlangıç-başlatan(ki bilim dışı zaman kavramı, mitoloji şart) zorundalığını, kim neye göre, hangi hayali zaman kavramıyla belirledi?... Bu noktaya gelinmiş ise, bazı söylemler, iddialar gözden geçirmeye muhtaçtır! Konu Evren olduğunda, esas odağımız, özgür(statükonun dışında olan istisnalar!) kozmologlar ve sahada olan fizikçiler olmalıdır. Masa başında kurguya dayalı, dolayısıyla matematikle sözde ispatı(?!) kolay olan teoriler uyduran sözde ve popüler(!) fizikçiler değil. Kaldı ki sözün sahibinin de(Allison Kirkpatrick), astrolog olması şans eseri olmayabilir. Bu güne kadar anladığımız; kozmologlar evrene baktığında Büyük Patlamayı görmüyor-göremiyor, ama bir çok sebeple, öyleymiş gibi davranmaya yönelmiş-zorlanmış olabilirler.) Alıntı:
Alıntı:
Makalesinin bundan gayrısı lafazanlık, ad-hominem, belgesiz, dayanaksız iddia, isnat, karşı iddialardan ibaret. Pişkin, pişkin akıl verirken, BP'nın her açmaza girdiği durumda, bilimsel yol-yöntemlerle irdelenemeyecek yeni kurgular üretiliyor olmasına karşı 3 maymunu oynaması ve buna rağmen bizlerden, BP'nın hiç bir iddiasının geçersiz veya çürük olmadığına koşulsuz inanmamızı ve biat etmemizi bekliyor olması, hiç bir iddiayı veya karşı iddiayı ele almıyor, sadece ad-hominem üzerinden lafazanlığı seçiyor olması da ayrıca düşündürücüdür. Devam edecek.... |
Alıntı:
Doğru, Büyük Patlatma teorisi, idealist kurgularla, çarpık kavramlar ve matematik oyunlarıyla sözde bilimselmiş gibi servis edilen modern mitolojilere-teojilere(teori yerine bu kelimeyi kullanmayı uygun buluyorum) göre(örneğin: holografik evren teojisi) daha az varsayıma sahip, ama bu tümünden daha az varsayım içerdiği anlamına gelmiyor -kaldı ki BP teorisi de bırakın varsayımı, temelden kurguya dayalı bir teori! Örneğin Plazma Evren Teorisinde, sonsuz(!) enerji(o da ne ola, ana yok, baba yok, kerameti kendinden menkul, sonlu ilan edilmiş bir evrende, sonsuz olmayı başarmış bir Adem sanki), sonsuz hiç(hiç bir şey yoksa bile bir şeyler var), sonsuz enflasyon(yine sonlu ilan edilen evrende sonsuz enflasyon) gibi absürt kurgu-varsayımlar olmadığı gibi, temeli de kurguya dayanmaz... Büyük Patlatma teorisi, Evreni(hangi, kime göre Evreni?) iddia edildiği gibi yeter oranda açıklayabilmiş olsaydı, bu gün bu biçimde tartışıyor olmazdık... Kriter neye, kime göre, neyi ne kadar açıkladığı da değil, maddeye, evrene bir başlangıç tayin ederseniz, elbette kurgu yapmış olursunuz, dolayısıyla kendi kurgunuza, yine diğer kurgunuzla cevap verdiğiniz için, açıklamış olduğunuzu da iddia edebilirsiniz, nereye vardık? Bu yaptığınız, yönteminiz, teolojik-mitolojik, dogmatik olmadı mı? Her teoriden, bu kurguyu açıklaması veya esas almasını bekleyemezsiniz. Müthiş hızlarla genişliyor zannı, yanıltıcı oluyor ve bunun farkına da varılmışsa -varılalı yarım yüzyıl oldu!-, bu durum, kurguyu, mitolojik bir inatla sürdürme çabası yerine, o haliyle tümden terk etmek, hiç olmazsa revize etmek gerektiği anlamına gelir(dayanağı çürümüştür, dolayısıyla aslında o kurgudan vazgeçmek gerekir).
Bildik basit paradokslara kısaca değinelim;
Daha öncede değinmiştik, Evren'in genişlediği(neye göre, kime göre ayrı mesele) söyleminin dayanağı yukarıda basitçe değindiğim 2 numaralı madde kapsamındadır. Eğer mesele ispat ise, Büyük Patlama Teorisinin en temel dayanağından birisi olan ve ne yöne bakarsak bakalım uzaydaki cisimlerin bizlerden uzaklaştığı iddiası, çürütülmüştür. Zaten yukarıda dile getirmiştim, bu gözlemlerle de çürütüldü. Önceki yazımda değinmiştim, bırakın ufak, tefek cisimleri, örneğin bir örnekte, gözlemlerde çok uzakta ve bizden hızla uzaklaştığı iddia edilen bir yıldız ile aksine uzaklaşmıyor olarak görülen bir başka yıldız arasında maddi alışveriş söz konusudur. Demek ki ne aralarında milyar ışık yılı mesafe farkı var ne de birisi ışık hızına yakın veya 10 katı hızlarla diğerinden uzaklaşlıyor değil, hatta her ikisi de bize -birisi çok uzak mesafede ve uzaklaşıyor görünse bile- yakınlaşıyor da olabilir. Yine Büyük Patlamadan daha yaşlı veya Büyük Patlama'nın sınırlarını aşan oluşum, sürece tabi koşullar gözlemlendi. Çağrı bunlardan söz etmiyor, demek ki bilmiyor, zira fanatiklik, partizanlık yapmaktan, alternatif iddiaları, hasır altı edilen bazı gerçekleri, mevcut sermayedar(!) statükoyu ve yaptığı borazancılığı göremiyor. İşte bu ve benzer ispatlar hasır altı edilirken, Lerner'da dahil, bazı bilim insanları bu konuyu dile getirdi, gözlemlerle de ispatladılar, bay Çağrı bu durumun farkında olup rahatsız olan ağalarından mı gördü, böyle bilim dışı bir sözde eleştiri yolunu seçti, yoksa ağalarından aldığı etkiyle mi bu düzeyde partizanlaştı? Kendisi bilir. Yine termodinamikten söz eden bay Çağrı, hangi somut dayanağa sahiptir ki, uzay-evreni kapalı bir sistem olarak düşünmektedir? Buyursun kanıt sunsun -ki unutulmamalı, ışığın da bir erimi vardır. Gözlem araçları geliştikçe Evren büyüyor değil, aksine dogmatik yargılar ürettikleri açıkça ortada olanlar, Evren'e ancak gözlem ufku oranında sınır tayin ediyor ve insani kurgularına, mantıklarına göre davranış sergilemesini bekliyorlar. Çağrı elbette galaksisine form üzerinden bir sınır, hatta form-yapı üzerinden bir oluşum (ki form varsa devinim de var) tayin edebilir, ama Evren kavramı, Ortaçağın insan-dünya merkezli dar ufukları aşılarak, spesifik değil, genel zeminde ele alınmalı, zira form olarak işaret edilemeyenden söz ediyoruz -yani şurası Evrendir, burası değildir diyemiyoruz. O halde forma dayalı, spesifik sınırlarla tayin edilebilir söylemlerden kaçınmamız gerekir. Pekala diyorum ki, Evren görünen evrenin milyon katıdır, bunu ispatlayamam, zira ışığın da bir sönümlenme noktası var, haliyle bu bahisle Evren'e de gözlem ufkum nazarınca bir sınır tayin edemem, bu halde bilimsel yaklaşım budur bay Çağrı. Bir de bir çok akademisyen -değinmiştim- ne yazık ki, mecburen Büyük patlamacı olmak zorunda, aksi taktirde akademiden, ya kariyerinden, ya da işinden olur, bu duruma gelmişlik Çağrı'ya da Ortaçağ'ı hatırlatıyor mu? Ortaçağ derken, ne anladığı da önemli, ama bence hatırlamalı, zira bu makalesi, üslubu, lafazanlığı eleştiri saymakla, modern Engizisyon kompleksine kapılmış gibi görünüyor... |
BP : Büyük Patla-t-ma
PET : Plazma Evren Teorisi Alıntı:
Kaldı ki, şu anda Büyük Patlama kesinlikle olmuştur denemeyeceği gibi, önce hiç bir şey yoktu da denemez, dolayısıyla Kuzey Kutbu'nun daha kuzeyinde ne var sorusu gibi de değildir. Kuzey Kutbunun daha kuzeyinde ise örneğin Kutup Yıldızı var, tam kutup merkezinde isek bu halde Güneş'e göre yine yön tayini yapılabilir, yani burada zaman kavramı da, belirli bir lokalizasyonda olduğu varsayılan bir patlamaya indirgenemez, uzay-madde olgusu Büyük Patlama kurgusuna indirgenemez. İşin gerçeği, genel bir bakış açısıyla düşünürsek, zamanın bir başlangıcı dolayısıyla sıfır noktası da olmayacaktır. Zira zaman maddeye bağlı soyutladığımız bir kavramdır. Ki madde tanımımız materyal temelinde olmalıdır, görede değişkenlik arzeden atomik form-yapılar değil. Alıntı:
https://www.plasma-universe.com/eric...rsonal_history Alıntı:
BP güvenilir kanıtlara sahip değilken, Plazma Evren Modelinin sahip olduğu kanıtlar çok daha fazladır... BP Evren'i açıklamak yerine tüm odağını Evren Genişliyor çünkü ışık kızıla kayıyor söylemine-algısına(ki gerçek böyle görünmüyor, gözlem araçları ve tekniğinden kaynaklı böyle görünüyor-ispatlıdır) dayandırmışken, PET aksine mevcut olan üzerinden hareketle yola çıkıyor ve günümüğz Evrenini açıklayan model haline geliyor. Mesele eğer Evren nasıl oluştu ise farklı, mevcut nasıldır sorusu farklıdır, kaldı ki BP hala daha "Evren nasıl oluştu, oluştu mu, değişiyor mu" noktasına gelmemiş, aksine bu teori hala daha "nasıl ortaya çıktı" sorusuna odaklı davranmaktadır, bu soru yanlış sorudur, zira Evren ortaya çıkan bir şey olmayabilir, sanki bir yokluğun içinden aniden ortaya saçılmış gibi mutlak yargılar bilimlesellikle bağdaşmaz. Sürekli ifade ettiğim gibi, günümüz bilimi, ortaçağa evriliyor, çünkü bilimin temelinde olan felsefeden yoksun, hal böyle olunca daha başından yanlış iddia-sorular, ön-yargılar, bilimsel olarak görülebiliyor... Bir yandan "BP kesinlikle yaşanmıştır diyemem" deyip, diğer yandan Evren'in ortaya çıktığı yargısına dayanmak mantık dışıdır, dolayısıyla burada sorun daha başından felsefe sorunudur, felsefe sorunu ise, sonuç olarak akıl-mantık sorunu da demektir. Ben ne Büyük Patla-t-ma ne de Plazma Evren Kuramını savunuyor değilim, zaten savunuya da gereksinimleri yok, ancak gördüğüm kadarıyla BP'ciler, Evren'e illa bir başlangıç tayin etmek adına 1 ipte 10 cambaz oynatmaya çalışıyorlar, yine de olmuyor, PET'in ise böyle bir kaygıı yok zira bu teori mevcut olanı olabildiğince kurgudan uzak, objektif olarak açıklamaya çalışıyor. Bu kaynağın dışında; https://www.plasma-universe.com/ Şurada ayrıca bir kaynak daha mevcut; https://www.lppfusion.com/ https://www.youtube.com/c/LPPFusion Çağrı yine gözü, kaşının ayrı oynadığı bir videosunda, efendim plazmayı, sadece Güneş gibi yıldızlarda bulunan bir madde gibi ifade ediyordu, yanlış hatırlıyorsam -ki kendimce eminim- düzeltirim, oysa plazma maddenin belki 2, belki 3. halidir denebilir, atomik yapılar aslında maddenin kendisi değil, görece maddi formlarıdır. Bu formun 1 altı ise plazmadır ki, aslında evrenin neredeyse tümü plazmadan oluşur(ki atomik yapılarında temeli-malzemesi plazmadır). Yani maddeye en yakın hal plazma halidir ve orada küçük yapılar birleşerek daha büyük yapıları(atomları) henüz oluşturmamıştır, yani plazma, atom dünyasının materyali durumundadır. Plazmayı görmek için uzağa gitmeye de gerek yok, bir çakmağı çaktığımızda açığa çıkan alev plazmadır. Bu hal kaos halidir de, zira dağılmış çok küçük yapılar arasında muazzam çatışmalar yaşanır, bu yapılar ancak bir araya gelebildiğinde atom yapısını oluşturabilirler. Kısaca eğer odağımız düzen olacaksa(ki neye göreiyle birlikte), kaostan düzene ve elbette yeni ve başka türde kaosa doğru geçiş sağlanır. Çok bilen Çağrı, PET eleştirisinde -eleştiri değil dalga geçme eyleminde- PET'in kaostan düzen vs. dediğini söyleyip dalga geçiyodu, oysa Evren'in %99,9'u plazmadır ve evet Evren'e hakim olan bu bakımdan da kaostur. Kaos bir cisim değil, anlaşılır söylemle açığa çıkan koşul-durumdur ve bu durum üzre olan ortama kaos denmektedir, yani şeylerin süreğen çatıştığı, ayrışıp, birleştiği ortam denebilir. (Belki bilmiyordur yine de belirtmekte fayda var). Aslında sonuç olarak kaos yoksa, düzen de yok denebilir ve bu ardışık olarak birbirini takip eden süreçler halinde değil, birlikte anlam kazanır, birlikte ele alınmalıdır... |
Alıntı:
Konuya hiç bir katkı, dayanak sağlamayan bu tarz safsatalara sığınacağına, dönüp kendi makalesindeki tarzı, tavırları, üslubu, akıl-mantık dışılığı azıcık sorgulasa, aslında kendisinden söz ettiği yargısına ulaşabilir. Türkiye'de maalesef çok bulunan cinsten karakter dediği de kendisidir. Youtube üzerinden para kasma derdine düştüğünden beri, kendisi gibileri -lafazanlıkta bol bulunan cinsten bir karakter- sayısını da çoğaltıyor... Biyolog, kimyager, fizikçi, kozmolog, astrolog, elektrik, elektronikçi, ne ararsan bay Çağrı'da var, para, fenomenlik adına -yüzeysellikten öte anlam taşımayan lafazanlıklarla- dahili olmadığı hiç bir alan kalmamış... Elbette bunların konuya bir katkısı yok, ancak eleştiriyi hak ettiği açık, haline bakmaz Hasan Dağı'na oduna gider... 1990'lardan bu yana -ki elbette daha evveli vardır- Lerner'ın çalışmalarından haberim vardı, Çağrı gibi maddiyatçı(para) pragmatistler masa üstünde fantazi yapıp, işin matematik formülü üretmekten ibaret olduğunu sanan teorik fizikçilerle astral ayin yaparken, akademi ve akademik denince, aklına cemaat makaleleri, akademileri geliyor... Çağrı, Lerner'ın oturduğu yerden Einstein'ı çürüttüğünü sandığıiddiasına dair herhangi bir dayanak ve kaynak sunmamış, belli ki oradan, buradan, kulaktan dolma edindiği klişelerle yaşıyor.. Hatırladığım kadarıyla, Lerner, görelilik teorisi üzerine oturduğu yerden masabaşı teorisyenliği artarken, buna rağmen saha çalışmaları ve gözlem oranlarındaki keskin düşüşlerden söz etmiş, yine masabaşında üretilen, türetilen bir dolu kurgunun gözlemlerle sınanmadığını söylemiştir. "'Acaba yaptığım her şey yanlış mı?" diye düşünüyorum diyen Allison Kirkpatrick için, "yanlışsa yanlış, ne var bunda" edebiyatıyla pişkinlik yapan Çağrı, hasım gördüklerine karşı nasıl da çifte standart uyguluyor. Üstelik ad-hominem, iftira, yalan, çarpıtma hepsini bir makaleye sığdırmış, bu çifte standart değil düpe düz iki-yüzlülüktür... Kendi yaklaşımıyla değerlendirirsek, "demişse, demiş, sanmışsa, sanmış" ne var bunda? Sonra ne diyor, "Lerner oturduğu yerden Büyük Patlamayı çürüttüğünü" zannediyormuş, halbuki kendisi oturduğu yerden, tam bir konu cehaletiyle -klişe haline gelmiş başlıkları tekrar ederek - savunduğunu sanıyor, eline, yüzüne bulaştırıyor. Büyük Patlama teorisi gözlemlerle uyuşmayan, ama buna rağmen kurgusu ağır basan bir teori, haliyle işte böyle oturduğun yerden değerlendirebilir, hatta savunduğunu dahi sanabilirsin... Oysa deflarca dile getirildi, gözlemlerle uyuşmuyor! Bunu dile getirmek için, illa gidip gözlemi bizzat kendimiz mi yapmalıyız? Hangi birini, Çağrı hangisini gerçekleştirmiş? JWT verileri dahi yeterli aslında, yani Büyük Patlama'ya göre düşünürsek, o mesafelerde o kümeler, o yapılar, o yaşlarda, o formlarda olmamalıydı, oysa buna benzer gözlem ve veriler elde edileli beri üzerinden nice yıllar geçti, yeni bir şey değil. Ya Çağrı'nın bunlardan haberi yok, ya da var, ama sahtekarlığa yöneliyor, ya da kafa basmayınca, böyle oluyor demek ki... |
Her şeyin ölçütü, her şeyi bilen, her şeyin uzmanı Çağrı, yalan, iftira, dayanaksız ithamlar, bilim dışı söylemlerinin ardından tribünlere yönelip, vaaza odaklanıyor ve ahkam kesmeye başlıyor.
Alıntı:
BP'cılar "Einstein'ın görelilik teorisine göre Evren sonsuz değil sonludur" ifadesini kullanıyor, Lerner, görelilik teorisine bağlı kalarak çok sayıda evrenin mümkün olabileceğini dile getirmiştir. Kaldı ki BP teorisi adına, sonlu evrende sonsuz yoğunluğun nasıl mümkün olabildiği sorusu da vardır.. Bakın yine alıntı yok, oysa BİLİM "BEN BU KONUDA BÖYLE DÜŞÜNÜYORUM" demez, bunu insan söyler ve bundan daha doğal bir şey olamaz, yani bir insan şu ya da bu tür gözlemlerde şu ya da bu bulgu, sonuçlara vardım diyebilir, zaten diyeceği de budur, elbette eleştirir de. Sözde makalesinin hiç bir zerresinde bilimsellik, objektif yaklaşım olmayan Çağrı, daha makalesinin başında bir bilim insanını "yaptığımız her şey yanlış mı diye düşünüyorum" yönlü ifadesini, ne varmış bunda diye savunmuyor muydu? Çağrı konuda o kadar aciz hale gelmiş ki, kıçı, başı ayrı oynamaya başlamış... JWT ne gözlemlemiş, hangi değerlendirmeler yapılmış, neden konu bu değil de, başından beridir ad-hominem, küfredip, bunu da eleştiri sayma yolunu seçmiş? Bilim böyle mi yapılır peki. Alıntı:
Azıcık araştırma yapan Lerner'ın youtuber veya iletici bir sitede yazar olmadığını, aksine gözlemlere dayalı pratik, laboratuvar ortamında çalışan bir bilim insanı olduğunu, fizik üzerinde yüksek lisansa sahip olduğunu, masabaşında değil, hatta kurumsal olarak çalışmaları konusunda patentlere sahip olduğunu öğrenebilir. Lerner ve bilim insanlarının çeşitli çalışmlar, deneyler gerçekleştirdiği ilgili kuruluşun da, ne bir youtube kanalı-kuruluşu ne de bir blogger mekanı olmadığını görebilir. Kısaca kendisini dev aynasında gören Çağrı, bu tür hamaset nutuklarıyla gerçekleri gizleme yolunu seçerken, halka olabildiğince çarpıtılmış, yanlış, eksik ve bilimden uzak yol, yöntemlerle, bilgi vermeye çalışmaktadır(bu guraba makalesi açısından ne anlattığı bir şey var ne de doğru olan bir cümlesi). Şu resimler Çağrı'nın masasına benziyor mu? https://spectrum.ieee.org/startup-lp...es-instability https://spectrum.ieee.org/media-libr...200&height=900 https://static.timesofisrael.com/www...1/EricFred.jpg https://www.researchgate.net/publica...e-of-FF-2B.jpg Çağrı halktan gerçeği gizleme, doğruları çarpıtma, gizleme yoluna, bir yerlere hoş görünmek için girmiş olabilir mi? Çağrı, ışığın dalga boyunun artması konusunda(kırmızıya kayma), bu durumun, sadece, ama sadece ilgili ışık kaynağının bizden uzaklaşması halinde değil, ışığın kat ettiği mesafe ve geçtiği ortama da bağlı olduğunu bilmiyor mu- hele ki milyonlarca, milyarlarca ışık yılı mesafaler sözkonusu iken? Bu bahisle Büyük Patlamanın sözde bu dayanağının -ki en önemli dayanağı- tutarlı olmadığı, bu bahisle kesin bir yargıya varılamayacağını, kesin yargıya varılması durumunda, dayanağın çürük ve alınan tutumun bilimle bağdaşmadığını bilmiyor mu? Biliyorsa neden halka gerçeği ve doğruları söylemiyor, bilmiyorsa neden gerçekleri, doğruları dile getirip, ispatlayan bilim insanlarını ad-hominem, çarpıtma, iftira, yalanlarla hedef alıyor? Tabularına ters düştüğü için mi yoksa kişisel çıkarları uğruna bir yerlere hoş görünme zaafına düştüğü için mi? |
Konuyla doğrudan alakalı değil ama benim bir adımın da his olduğunu hatırlatarak Çağrı Mert Çakırcı için hiçbir zaman olumlu hisler algılamadığımı söylemeliyim.
Onda her zaman kapitalizme hizmet eden ve bilimi çarpıtan bir duruş sezinledim. Sadece sezinlemedim, ayrıca bazen denk geldiğimde kapitalist propaganda ile örtüşen sözleriyle karşılaştım. spartacus'un bu yazısını okuduktan sonra bu kişi için hislerimin beni yanıltmadığına daha emin oldum. Demek bu kişiyi ciddiye almamakta haklıymışım, fakat Evrim Ağacı gibi ciddi bir sitede yazıyor olmasını düşününce nice insanların kandırıldığı gibi ciddi bir sonuç çıkıyor. Bilim içine sızmış bir trolle karşı karşyayız diyebiliriz. Zira trollerin sızmadığı hiçbir yer kalmadı, her yerde varlar. |
Sevgili bilgivehis
Kişilerin şu ya da görüşü, inancı elbette söylemleri, argümanlarının eleştirisinin dayanağı olamaz, lakin kendisi bunun en bayağısını yapmış. JWP(james Webb Teleskopu) diye başlık açıp, gözlemlerde hangi verilerin Lerner tarafından nasıl değerlendirildiğine dair tek bir alıntısı var mı? Yok, çünkü artık nereyi kendisine kıble edinmişse, resmen bel altı bir yazı yazmış, alıntı yapmaya dahi cesaret edememiş, burada panikten öte korku da var, garip görünüyor, ama değil, alıntı yapsa herkes aslında Lener'ın ne dediği, neye dair dediğini, üstüne bir de Çağrı'nın yanlışını görmüş olacak, ama Çağrı tiktok dünyasında fenomen olma yolunda... Çağrı'nın, kendisi gibi masabaşında tiktok fenomenliği koşturduğunu sandığı Lerner ise bakın başka ne ile meşgulmüş; https://www.lppfusion.com/about-lppfusion/ Alıntı:
|
Evrim ağacını ve Çağrı'yı takipten çıkalı uzun zaman oldu. Bilimi iyi anlatamadığını ve dar düşündüğünü düşünüyorum. Evrimi mesela adam akıllı anlatamıyor, ikna edici değil pek, bilimden soğutuyor.
Spartacus değinmiş, işte hakemli dergide yayınlatmazsan ve ayrıca atıf da almazsan değersiz gören bir zihniyet var. Bu Celal Şengör ve başka bazı bilim adamlarında da var. Mesela Caner Taslaman Celal ile tartışmak istemişti yıllar evvel. Celal'in dediği ne? Önce makale yayınlatsın bakalım falan dedi ve aşağılamıştı. Düşünce irdelemek yerine bu yolu seçmişti, Çağrı da uzun zamandır aynı yoldan gidiyor, son yıllarda bilim anlatıcılığından ziyade popülerliğe de odaklandı. Hatta Çağrı'nın eski bir makalesi vardı. Evrimi eleştirmek için biyoloji okuyacaksınız, yetmez, yüksek yapcaksınız, yetmez akademisyen olacaksınız, yetmez bir de çalışma yapacaksınız ancak o zaman eleştirebilirsiniz diyordu. Kendi kendisini ölçüt alan ben bilirimci bir zihniyet. Tamam paşam gidip 10-20 sene okuyalım eleştirelim oldu. Çağrı bu işi ameliyata benzetiyordu, nasıl ki doktor olmayan biri yapamazsa aynı şekilde evrimi veya başka herhangi bir teoriyi eleştirmek için akademisyen olup o alanda çalışmalar yapmak gerekiyormuş. Hatta bu da yetmez hakemli dergi şartı koşabilir, bu da yetmez atıf almayı gerekli görebilir. Bu bilimi dinleştirmektir. Ha Çağrı kendisini şöyle savunabilir; abi o hakemli dergiler kaliteli, iyi işler çıkıyor, orda yayınlandıysa iyidir diyebilir. Yani iyi olsa zaten orada yayınlanır, yayınlanmıyorsa iyi değildir gibi dolaylı bir yaklaşım. Yani verileri irdelemek yerine nerede yayınlandığına bakan bir kafa. Ha şey diyebilir, o verilere nasıl güveneceğiz? İşte o güveni hakemli dergiler sağlıyor diyebilir. Özellikle Nature dergisi der. Bu durumda konuyu saptırmış oluyor, bir iddia ya da görüşten ziyade o derginin iyi iş yapıp yapmadığını(bilimsel anlamda) irdelemeye konu sapmış oluyor. Bilim adamlarında mantık kullanma becerisi pek iyi değildir, uzun zamandır bildiğim bir konu. Ama asla kimseye kabul ettiremiyorsunuz. Mesela Celal'in anlattıkları aşırı basit şeyler, aşırı basit düşünceleri var. Çağrı da Celal'in izinden gidiyor. Çağrı muhtemelen zeki birisi ama iyi mantık yürütemiyor. Zeka belki de tek başına yetmiyor. Ben şey demiştim kendi kendime, Evrim ağacı böyleyse ve eğer gerçekten akademik bilimi iyi yansıtıyorsa o halde bilim baya kötü demiştim. Çağrı bilimi iyi aktaramıyorsa rahat bir nefes alabiliriz. |
Bence burada Çağrı ya da başkasını değil de popüler bilimi konuşmak lazım.
Popüler bilim gerekli midir, ne işe yarar, nasıl yapılmalıdır? İnsanların bilim merakı genelde popüler bilimle başlar, özellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde onlara sunulan popüler bilim dikkatlerini çeker. Sonrasında gerçek bilimle uğraşmaya başlayabilirler. Evrimağacı kanalı milyonlarca aboneye ulaşmış, her videosu yüzbinlerce izleniyor. Hedef kitlesinin çoğu liseli ve üniversiteli gençler. Popüler bilimin işlevi tam olarak burada, gerçek bilimle halk arasında bir köprü, bir geçiş. Çağrı da bu işi gayet başarılı yapıyor. Çok tekniğe ve derine girmeden, dikkat çekecek şekilde sunumlar ayarlıyor. Çok fazla alana değindiği için hata yaptığı zamanlar mutlaka oluyordur. Ama niyeti genel anlamda bilimsel yaklaşım. İlk dönemlerine göre bilimden biraz uzaklaştı denilebilir, ama popüler bilim zaten bunu gerektiriyor. Başka türlü yapılamazdı. Ek olarak ''Bebar bilim'' denilen şu kanalı daha tehlikeli buluyorum. Kurgu ve idealizme daha meyilli başlıkları ve paylaşımları var. |
Alıntı:
Zaten asıl eleştiri konusu da budur, şu ya da bu yönlü çıkar-menfaatler adına, bilerek yanlış yapmak, bu bunu yapanların güvenirliğinin zedelenmesi ve sorgulanmasına, dürüstlük kriterlerine vurulmasına yol açar... Kaldı ki, muhatabı politik olmakla suçlayanın, politik davranması, muhatabın sözlerine dair hiç bir kaynak, alıntı yapmaması ama buna rağmen hakkında yargı, iddialar oluşturması, YALAN söylediğini bile, bile, yalan söylemesi, çarpıttığını, sahtekarlığa başvurduğunu bilerek yapması, bu tutarlı değil. Bu güvenilir değil(ki bazı konularda, konuların popülerliğini sağlamaktan ziyade, kendi kişisel popülerliğini sağlamak -MARKA OLMAK- adına ısrarla metafiziği ölçüt alıyor.) Ben bu başlığı bilerek seçtim, yoksa, buna benzer bir çok örnek görmekteyim ve toplamda düşünürsek, sırf KİŞİSEL popülerlik, staükoya yaranma, göze girme, maddi gelir sağlama adına girilen söylemler, sağladığı yarardan daha fazla zarar verir hal alabiliyor. Sorun da budur.(Çağrı şahsında son 2 yıldır bu sorun gözlemlenebilir bir hal almıştır denebilir.) Örneğin Çağrı ilgili makalesinin tamamen safsata olduğunun farkında, bilerek yapıyor(Çünkü kendisi, Evrim Ağacı sitesinde, mantık hataları üzerine makale yazmıştır - ki asli kaynakları ise aslında https://safsatakilavuzu.com/ dur.) Madem öyle, Çağrı, neden son 2 yıldır, bir çok konuda ideal-izme, bilim-dışı dil, meta-fizik üslup ve safsatalara yönelmektedir(bu Çağrı'ya özgü değil, günümüz bilim otoriteleri(!) -ki aslında bir çoğu ticari kuruluşa evrilmiş- politik ve meta-fizik davranma eğiliminde ve statükoya dönüşmüş durumda)? Sorgulanması gereken budur, Çağrı'nın toplumsal bilince kattığı değerleri ise sorgulamıyoruz, hatta bu yönüyle de taktir edilmeli, ancak sirke, şu ya da bu gerekçelerle küpüne zarar verme noktasına gelmemelidir(Sorun da; farkında olmadan yapıyor olması değil, kişisel menfaatler uğruna -ki bu çok göze batıyor- bilerek yapıyor olmasıdır.) |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:53 . |