![]() |
Uyku
Bedir Savaşında Uyku Hristiyanlık ve gnostisizm üzerine birşeyler okuyordum. Orda okuduklarım Kuran ve siyerlerden bazı bölümleri aklıma getirdi. Dönüp tekrar baktım. Önce Enfal suresindeki ayetten başlayayım. 11. Hani Kendisi'nden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz kılmak, sizden şeytanın pisliklerini gidermek, kalplerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (arz üzerinde) sağlamlaştırmak için size gökten su indiriyordu. 12.Rabbin meleklere vahyetmişti ki: "Şüphesiz Ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın, inkar edenlerin kalplerine amansız bir korku salacağım. Öyleyse (ey Müslümanlar,) vurun boyunlarının üstüne, vurun onların bütün parmaklarına." Burda bahsedilen olay Bedir savaşıdır. Kısaca Bedir savaşını hatırlayalım. Muhammed ve Medine'deki taraftarları Mekkelilerin büyük bir kervanına saldırıp soyma planı yaparlar. Ancak haber Mekkelilere gider ve onlar da bir ordu hazırlayıp müslümanların üzerine yürürler. Bu arada kervanı soyup kaçmak mı yoksa gelen Mekke ordusu ile savaşmak mı seçenekleri üzerine tartışılır ve Muhammed'in öngörülü biri olduğu bir daha ortaya çıkar ve Mekke ordusu ile çatışılır ve bozguna uğratılır. Benim bahsetmek istediğim şey bu savaşta yaşanan ve ayette de geçen uyuma olayı. Bunu açıklamak için bir de siyerlere bakalım. Ömer Asım Köksal'ın siyerinden aktarıyorum: Müslümanları Bedir'de Düştükleri Sıkıntılardan Allah'ın Kurtarışı Müslümanların Bekir'deki karargâhları kumluktu, kolaylıkla yürünemiyor, yürürken ayaklar kuma gömülüyordu. Ayrıca, su sıkıntısı da vardı. Müslümanlardan bazıları ihtilam olmuşlardı. Abdest ve gusül için bol su bulmakta zorluk çekiyorlardı. Şeytan da, gerek bunlarla, gerek müşriklerin çokluğu ve güçlülükleri ile korku verip duruyordu. O sırada, Yüce Allah, gökten yağmur yağdırdı. Vadiden seller aktı. Müslümanlar kaplarını doldur*dular, abdest aldılar, guslettiler. Hayvanlarını suladılar. Yağan yağmur, aynı zamanda, yerin tozlarını yatıştırdı ve pekiştirdi. Yer, kumlara batmadan üzerinde yürünür hale geldi. Kureyş müşrikleri ise, yağan yağmurdan, yerlerinden ayrılmaya güç yetiremediler, hareketsiz kaldılar. Yüce Allah, Müslümanlara sükûnet verici, dinlendirici bir uyuklama da verdi.[140] Hz. Ali'nin bildirdiğine göre; Bedir'de geceleyin yağan bir yağmura tutuldular, kalkanların ve ağaçların altında siperlendiler. Sonra, hepsi de, tatlı bir uykuya daldılar. Yalnız Peygamberimiz Aleyhisselam idi ki, bütün gece namaz kılmak ve Yüce Allah'a dua etmekle meşgul olmuş: "Ey Allah'ım! Şu bir avuç topluluğu helak edecek olursan, artık yeryüzünde Sana ibadet olunmaz!" demiş; şafak sökünce, tanyeri ağarmaya başlayınca da: "Ey Allah'ın kulları! Namaza!" diyerek seslenmiş, sabah namazını kıldırıp onları savaşmaya teşvik buyurmuştur.[141] Yüce Allah, Bedir gecesinde Müslümanlara olan lütfünu Kur'ân-ı Kerîm'inde şöyle açıklar: "O (Allah), size o vakit Kendisinden bir eminlik olmak üzere, hafif bir uyku buruyordu. Sizi tertemiz yapmak, sizden şeytanın murdarlığını gidermek, kalblerinize rabıta vermek, ayak*larınızı pekiştirmek için de, gökten, üstünüze bir su indiriyordu."[142] Su indirme kısmına girmeyeceğim. Ordu savaşa girmeden önce Allah onların üstüne bir ıuyku verir. Neden? Ayetteki gerekçe "güvenlik"tir. Siyerdeki gerekçe de dinlenme, sukunet vermedir. Şöyle bir yorum yapabiliriz. Ordunun dinlenmesi ve güçlenmesi sağlanmıştır böylece. Bu açıklamalar benim kafama fazla yatmadı. İnsanlar zaten geceleri uyuyup dinleniyorlar. Bu uyku nedendir? Karşıdaki orduyu uyutsa da müslümanlar onları uyurken apansız bastırsa bu anlamlı bir destek olurdu. Müslüman ordusunun üstüne uyku vermenin orduyu dinlendirme şeklinde açıklanması bana oldukça garip görünüyor. Zaten insanların üstün bir güç olmadan yapabilecekleri birşeyi tanrısal birşeymiş gibi göstermek ve bir de bunla övünmek garip değil mi? |
Re: Uyku
Uhud Savaşında Uyku Gelelim Uhud savaşına. Bu savaşta da meşhur bir uyku olayı vardır. Önce Uhud savaşını hatırlayalım. Uhud savaşı müslümanların yenildiği bir savaştır. Burda yenilginin sorumlusu olarak yerlerinden kıpırdamaması gereken okçuların ganimet payını kaçırmamak için yerlerinden ayrılıp saldırıya geçmeleri gösterilir. Daha sonra müslüman ordusu dağılır ve kaçar. Muhammed de yanında küçük bir grupla Uhud tepeliği denen yere gizlenir. Muhammed'i sırtına alarak bu tepeye çıkardığı için Taha cennetlik olur. İşte bu kayalıkta düşmandan gizlenen bire avuç müslümana Allah bir kez daha yardım eder. Bu yardım yine bir uyku verme şeklinde olur. Yine siyerimizden olayın ne olduğuna bakalım. Yüce Allah'ın Müslümanları Uyutup Dinlendirişi Zübeyr b. Avvam derki: "Uhud'da korkunun üzerimize en çok çöktüğü bir sırada, ben Resûlullah Aleyhisselamın yanında idim. Derken, Allah bize bir uyku verdi. Mü'minlerden bir kimse yoktu ki, çenesi uykudan göğsüne eğilmiş, düşmüş olmasın! Ben uyuklarken, rüya görür gibi, Muattib b. Uşeyr'in: 'Peygamberin va'dettiği ilahî yardım ve zaferden bize bir nasip verilseydi, biz şuracıkta öldürülmezdik!1 dediğini de işitmiş, ezberlemişimdir."[443] Ebu Talha da Uhud günü kendilerini uyku saranlar arasında olup, uyurken iki-üç kere kılıcı yere düşmüş:[444] "Başımı kaldırıp baktığım zaman, hiçbir kimse görmedim ki, kalkanının altında uzanıp uykuya dalmış olmasın!" demiştir.[445] Bu uyku ancak mü'minleri sarmıştı. Münafıkların ve şüphecilerin ise gözlerine uyku girmemişti. Onlar o sırada hep düşünüyor, müşriklerin gelip kendilerini öldürmelerinden korkuyorlardı.[446] Kuran'da olayın nasıl işlendiğine dönelim. Önce müslümanların nasıl kaçtıkları ve Muhammed'İn onları durdurmaya çalıştıkları anlatılıyor: 153.Siz o zaman durmaksızın uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçi de sürekli sizi arkadan çağırıyordu. (Allah) Elinizden kaçırdıklarınıza ve size isabet edene üzülmemeniz için sizi kederden kedere uğrattı. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. Daha sonra da siyerde anlatılan kayalıktaki uyku olayına değiniliyor: 154. Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Allah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: "Bu işten bize ne var ki?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz işin tümü Allah'ındır." Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. Elmalı yukardaki ayetin tefsirinde siyerde anlatılanları onaylayarak anlamaya çalıştığımız uykunun ilahi niteliğine vurgu yapar. Bu basit bir uykuı değildir, ilahi bir uykudur ve gerçekten inanlara verilir, şüpheciler ve münafıkları ise uyku basmaz, korku içinde büzüşüp durular. İşte bu korku ve keder içinde bulundukları bir sırada idi ki, Allah bir emniyet verdi. Uyuklamaya başladılar. Hazreti Zübeyr demiştir ki: "Korkunun şiddetlendiği sırada ben Peygamber'le beraberdim. Allah bize bir uyku verdi ki, beni uyku basıyordu ve uykum arasında rüya gibi Muattib b. Kureyş'in, "Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik." dediğini vallahi işitiyordum". Ebu Talha hazretleri de demiştir ki: "Uhud günü başımı kaldırdım, kimi gördümse kalkanının altında uykudan eğilmiş idi. O gün ben de uyku basanlardan idim, elimden kılıcım düşerdi alırdım. Sonra kamçım düşerdi alırdım". Böyle bir emniyet duygusu Bedir'de de vâki olmuştur. "O zaman sizi, Allah'dan bir güven olmak üzere hafif bir uyku bürüyordu." (Enfal, 8/11) ki bunlar, Allah'dan gelen feyz ve ilhamlar ve ilâhî sükünet cümlesindendir. Bu uyku, normal bir uyku olmayıp, fevkalade ilâhî bir yardım olmuş ve müslümanlar bundan çeşitli şekillerde istifade etmişler. sözünden anlaşılıyor ki, orada bütün müminlere inen bu uyku, hepsini birden bastırmamıştır. Sözün kısası bu askerde iki zümre vardı. Müminler, münafıklar. Müminler, Muhammed aleyhissalatü vesselamın Allah tarafından hak peygamber olduğuna ve sözleri kendi arzusundan olmayıp hak vahiy bulunduğuna kesin şekilde inanmış ve Allah'ın bu dine yardım edeceğini ve bütün dinlere üstün getireceğini de Peygamber'den dinlemiş bulunduğundan, bu kötü olayın, köklerini kesecek bir yok etmeye kadar varamayacağına imanları gereğine kesin ümitleri vardı. Bu sayede o korkulara rağmen emniyetleri yok edilmemiş "Ne kaybettiğiniz fırsat ve üstünlüklere, ne de uğradığınız musîbetlere üzülmeyesiniz." sırrı da tecelli etmiş bulunduğundan, kendilerini uyku tutabilmiş ve bununla bütün bütün sükunet bularak korkuları tamamen kalkmış ve kendilerini toplamışlardı. Hem Bedir'de hem Uhud'da bir uyku ile karşılaşıyoruz. Bu olay sık sık gördüğümüz gibi sözlü anlatımların yarattığı bir karışıklık mıdır? Bir efsane birden çok olayda yer almış gibi mi anlatılmıştır? Şimdilik benim açımdan bu çok önemli değil. Asıl önemli olan bu uykunun ilahi niteliği. Hıristiyanlık ve Gnostizm'de uyku konusuna geçmeden önce İslamiyette bu "ilahi uyku" konusunda katkıda bulunacak olan var mı? |
Re: Uyku
siyak ve sibak sargon. ayetlerin önceki ve sonraki ayetlerle bütünlüğü. çok önemli. ya değilse tefsir usulüne riayetsizlik olur ki bu yüzden de söyleyeceklerimiz sadece kendimizi bağlar.
Meal Elmalı'dan; 9- O vakit siz Rabbinizden yardım diliyordunuz. O da: "Ben işte ardarda bin melekle size yardım ediyorum" diye duanızı kabul buyurmuştu. 10- Bunu da Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa zafer ancak Allah katındandır. Gerçekten Allah mutlak galiptir ve hikmet sahibidir. 11- O sırada size, yine katından bir güven ve esenlik olmak üzere bir uyku sardırıyordu, sizi temizlemek, şeytanın vesvesesini sizden gidermek, yüreklerinize kuvvet vermek ve ayaklarınızı sağlam durdurmak için gökten üzerinize yağmur indiriyordu. 12- İşte o anda Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: Ben sizinle beraberim, müminlere sebat verin. Kâfirlerin yüreğine korku salacağım, hemen boyunlarının üstüne vurun, parmaklarına, parmaklarına vurun". 13- Çünkü onlar Allah'a ve Resulüne karşı geldiler. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, bilsin ki Allah'ın azabı çok çetindir. 14- İşte gördünüz ya, şimdilik siz bunu tadın, şu da kesindir ki, ahirette kâfirlere cehennem azabı vardır. Bu ayetlerin bütününden anlaşılan savaş sürecinde Allah'ın müminlere yardım ettiğidir. Meleklerin gönderilmesi, yağmurun yağdırılması, müminlerin rahatlatıcı bir uykuya büründürülmesi vs.. bunların hepsi inayet-i ilahiyedir. Bedir Medine'ye 120 km. uzakta, dile kolay 313 mümin asker, sadece 2 at ve 70 deve, binek hayvanlara nöbetleşe binilerek gidiliyor bedir meydanına. 120 km.yi yürüyosun. Kalplerde kısmi bir tedirginlik.Uykunun böyle durumlardaki rahatlatıcı etkisi tartışılmaz. Gece uykusu yeter güpegündüz niye uyuyorsun kardeşim diyemeyiz. Seyyid Kutup bu uyku olayıyla ilgili bazı şeyler söylüyor; "Savaş öncesi müslümanları bürüyen uyku hikâyesi ilginç psikolojik bir hikâyedir. Böyle bir şey ancak Allah'ın emri, takdiri ve yönlendirmesiyle olabilir. Müslümanlar daha önce hesaplayamadıkları, o ölçüde hazırlık yapmadıkları bir tehlikeyle karşı karşıya gelip kendilerinin de sayısal bakımdan çok az olduklarını görünce paniğe kapılmışlardı. O sırada birden bire uykuya dalmışlardı. Uyandıklarında içlerini huzur kaplamıştı, gönüllerini güven duygusu sarmıştı. (Uhud gününde de böyle olmuştu. Tekrar paniğe kapılmışlardı. Yine uyku bürümüştü onları. Sonunda güven duygusu doldurmuştu içlerini)." Yani uykudan sonra kavuşulan bir huzur ve güvenlikten bahsediyor Seyyid Kutup. Ancak Mevdudi güvenlik ve huzur duygusundan sonra uyuduklarından bahsediyor; Müslümanlar aynı şeyi Uhud savaşı sırasında da yaşadılar (Al-i İmran: 154) Bu her iki kritik durumda da Allah müslümanların kalblerini o denli huzur ve güvenle doldurdu ki, hepsi uyuklamaya başladılar. Ayetin kullandığı üslup ve kaideler her iki türlü anlaşılmaya da müsait demek ki. Ali İmran 154 de aynı şeyden bahsediyor. Meselenin temelinde müminlerin uyutulması Allah'ın yardımının bir göstergesidir ve her iki durumda da müminlerin huzur ve güven duygusunu artırıcı etkisi olmuştur. |
Re: Uyku
Haklısın Aliminyum, amaçladığım şey açısından siyak-sibak önem taşımıyordu. Her iki savaşla ilgili ayetlerde de, siyerlerde ve tefsirlerde de uyku hali Allah'ın onlara yaptığı bir yardımdır. Benim vurgulamak istediğim nokta bu. Yani burda bir çelişki iddiasında değilim. Sadece şunu tespit etmeye çalışıyorum. İki önemli savaş var bu savaşlarda Allah müslümanların üzerine bir uyku hali veriyor. Bu uyku sıradan bir uyku değil, ilahi bir özellik taşıyor. Bu ilahi uykunun özelliği ise aynı normal uykuda olduğu gibi dinlendirmek. Seyyid Kutub buna bir de ruhsal sıkıntıyı giderici olma özelliğini eklemiş. Bu normal uykuda da var gerçi. Herneyse bunları geçebiliriz, sonuç olarak İslamiyette Allah tarafından verilen uykunun niteliğini tespit etmek önemliydi.
Şimdi bir de İncil'e bakalım. Orda da aynı Kuran'da bahsedildiği gibi bir uyku olayı vardır. Ama içeriği farklı bir uyku bu. İçerik tam tersidir. Bir tür sınavdır uyku. İsa havarilerden uyumamalarını ister ama hiçbiri dayanamaz ve uyurlar. Matta İncilindeki Getsemani Bahçesinde yaşanan olaydır bu. Getsemani Bahçesinde (Mar.14:32-42; Luk.22:39-46) 36 Sonra İsa öğrencileriyle birlikte Getsemani denen yere geldi. Öğrencilerine, “Ben şuraya gidip dua edeceğim, siz burada oturun” dedi. 37 Petrus ile Zebedi`nin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı. 38 Onlara, “Ölesiye kederliyim” dedi. “Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.” 39 Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. “Baba” dedi, “Mümkünse bu kâse* benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin istediğin olsun.” 40 Öğrencilerin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu. Petrus`a, “Demek ki benimle birlikte bir saat uyanık kalamadınız!” dedi. 41 Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür. 42 İsa ikinci kez uzaklaşıp dua etti. “Baba” dedi, “Eğer ben içmeden bu kâsenin uzaklaştırılması mümkün değilse, senin istediğin olsun.” 43 Geri geldiğinde öğrencilerini yine uyumuş buldu. Onların göz kapaklarına ağırlık çökmüştü. 44 Onları bırakıp tekrar uzaklaştı, yine aynı sözlerle üçüncü kez dua etti. 45 Sonra öğrencilerin yanına dönerek, “Hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz?” dedi. “İşte saat yaklaştı, İnsanoğlu* günahkârların eline veriliyor. 46 Kalkın, gidelim. İşte bana ihanet eden geldi!” |
Re: Uyku
Evet hristiyan.net te bu konuya dair güzel açıklamalar var, hatta İslam'ın da karşı çıkmadığı aksine bir müslümanın da rahatlıkla sahiplenebileceği anlayışlar var.
http://www.hristiyan.net/hhbg/ Kurtarıcı’nın ayartılmaya karşı uyarısı kısmında; 1)Her Hıristiyan, ayartılmaya karşı her zaman dikkatli olmalıdır. 2)“Ayartılmak”, denenmeyi en güçlü ve en tehlikeli şekliyle yaşamaktır. 3)Böylesine bir ayartılma sonucu zarar görmemek için inanlı kişi “uyanık durup dua etmeyi” öğrenmelidir. denilmiş. Ayartma üzerinde önemle durulmuş, bir nevi ayak kayması, gaflete düşme, Tanrı'dan uzaklaşma gibi ele alınmış ayartma kavramı. Uyanık olma kısmında ise; "eğer Tanrı’yla beraberliği ihmal eder ve Hıristiyan sorumluluklarının uygulanmasında kuralcı bir yapıya bürünürseniz tehlike yakındır. Uyanık kalmanın gerekli olduğu bir zamandır bu." denilmiş. Devamında şöyle ibareler var; "Getsemani’de öğrenciler hem fiziksel hem de ruhsal olarak uykululardı. Peki İsa onlara ne dedi? “Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız”. Onlardan birinin acı bir ayartma saatine ne denli yakın olduğunu biliyoruz. Ayartmaya hemen girdi çünkü olması gerektiği gibi uyanık değildi." "Neşideler Neşidesi 5:28’deki Sevgili, uykuluydu ve kalkıp sevgilisine kapıyı açmakta isteksizdi. Kalktığında ise sevgilisi gitmişti. Onu tekrar bulana kadar çok acı ve üzüntü çekti. Aynı şekilde inanlılar da ruhsal olarak uykulu ve Mesih’le birlikte olmak için kalkmakta isteksiz olabilirler. Bu nedenle acı çekmeleri çok olasıdır bu kişilerin. Bu gibi durumların çoğunda inanlı hiçbir zaman eskiden tattığı ruhsal dinçliği tam olarak geri kazanamaz." “Uyanık durup dua etmezsek” ne olur? sorusuna karşı 4 tane senaryo sunulmuş. çok uzun, buraya alamıyorum. " Bu dünya ayartmayla doludur. Ayartılıp mahvolmuş birçoklarının trajik örnekleriyle doludur da aynı zamanda. Bu nedenle Kurtarıcı’nın “uyanık durup dua etmeye” yaptığı çağrıya kulak vermek bilgelik yoludur. Bu çağrı hayatidir. Son olarak şunları düşünün. Belki siz de uyanık durup dua etmeye ikna olabilirsiniz." denilmiş. Yorumlardan anladığım kadarıyla incil metinlerindeki "uyku" bizim literatürümüzdeki "gaflet" kavramına denkgeliyor ancak sadece manevi uyku değil, fiziki uyku için de elden geldiğince uzak durmak salık veriliyor ki ne kadar fıtrî/yaratılış gereği olduğu tartışılır, ancak sorun o değil. Ayrıca Tanrı'nın uyuttuğu (Havva'nın Hz.Adem'in kaburga kemiğinden yaratılması meselesi galiba) başka bir olay; "Ve RAB Allah adamın (Adem) üzerine derin uyku getirdi, ve o uyudu; ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı, ve yerini etle kapladı; ve RAB Allah adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı, ve onu adama getirdi." Demek ki her uyku gaflet anlamına gelmiyor hristiyanlıkta, ya da Tanrı her uyuttuğunu gaflete atıyor değil. Sül.6:611'de uyku yine gaflet/tembellik manasına kullanılmış, "Ne vakte kadar yatacaksın, ey tembel? Uykundan ne zaman kalkacaksın? Biraz uyku, biraz uyuklama, uyumak için biraz el kavuşturma; Fakirlik sana bir uğru gibi, ve yoksulluk sana bir akıncı gibi gelecek.” Çok uyumak, *gaflete, kalbin kararmasına, basiretin körelmesine vs... sebep olduğu iddiasıyla İslam'ın da hoş gördüğü birşey değil. Ancak uyku aynı zamanda Allah'ın bir nimeti. Diğer taraftan islam bir denge dinidir aynı zamanda, her şey fıtrata yani evrende hakim olan dengeye (sünnetullaha) ne kadar uygunsa o kadar makbuldür, uyku da öyle. |
Re: Uyku
Aliminyum, konuyla yakından ilgilenmiş olman çok hoşuma gitti. Böylelikle farklı bakış açılarıyla konuyu geliştirme şansımız daha fazla olacak.
Getsemani bahçesindeki uyku öyküsü de aslında pek kolay anlaşılamayacak bir uyku halidir. İsa Petrus'a bir saat uykusuz kalmaya dayanamadığı için kızar. İsa aslında Petrus ve Zebedi'nin iki oğlundan sadece kendisi dua ederken uyumadan oturup beklemelerini ister. Dua etmeleri şeklinde bir ifade geçmiyor burda. Ama uyumadan duramazlar bir türlü. Hem de bu olay üç defa tekrarlanır. Bu olayı nasıl anlamamız gerekir. Fazla uyumak iyi birşey değildir, miskinlik vb. fiziksel ifadeler ek olarak yapılıyor ama bunlar aslında yukardaki metinlerle direk ilgisi olmayan başka birşey. Burdaki uyku tam da senin dediğin gibi "gaflet" anlamına geliyor. İncil'de sadece Petrus'un uyuması değil, birçok yerde bu anlamda kullanılıyor. Birçok yerde insanlar uykularından uyanmaya davet edilir. Yani "kalkın gaflet uykusundan" gibi bir sesleniştir bu. Uykunun hıristiyanlıktaki bu kullanımı aslında hıristiyanların pek de hoşuna gitmeyecek olan bir Gnostik ifadedir. Gnostizm'de oldukça derin bir öneme sahip olduğu birçok din tarihçisi tarafından kabul edilir. Aslında burda bahsedilen "uyku" Hindistan'dan Avrupa'ya kadar bütün Avrasya coğrafyasını kapsayan pek gözde bir imgedir. Yunan mitolojisinde uyku tanrısı Hypnos, ölüm tanrısı Thanatos'un ikiz kardeşidir. Hinduizm ve Budizm gibi uzakdoğu dinlerinde ise uyku ve hypnos konusunun oldukça önemli bir yeri olduğunu farkediyoruz. Budha "uyanmış olan"dır. İnsan beden gözüyle gerçeği göremez. Gerçeği görmek için "uyanmış" olması gerekir. Buna erişebilmek için dünyevi pisliklerden, hırs ve isteklerden uzaklaşması, yani biz sıradan insanların yaşadığı "uyku" halinden çıkması gerekir. Bu uykudan uyanmanın hedefi de "yokluk" olan ve aynı anlamda "gerçek" olana ulaşmaktır. Nirvana saf bilgiye ulaşmaktır, o noktadan sonra tekrar doğma ihtiyacı olmaz. Uykuya karşı verilen mücadelenin sembolik bir anlatım olarak birçok dinde yer aldığını görüyoruz. Ancak bu mücadelenin asıl önemi batıni dinsel yapılarda oluyor. Bilindiği gibi batınilik yada ezoterizm "içte kalan, saklı olan" anlamına gelir. Bu yapılarda bir dinsel yapının aşamaları vardır ve insanlar bu aşamalardan bir erginlenme sınavı ile geçerler. Bu erginlenme sınavlarının çok eski örneklerini bile biliyoruz. Mircea Eliade'nin anlattığı biraç örneği ben aktarayım: "Bazı Avustralya kabilelerinde, erginlenecek adaylar üç gün boyunca uyumamak zorundadır veya şafak sökmeden yatmaları yasaklanır. Meşhur kahraman Gılgamış'ın acınacak kertede başarısız olduğu erginlenme sınavı hatırlanacaktır: Uyanık kalmayı beceremez ve ölümsüzlüğe erişme şansını yitirir. Bir Kuzey Amerika mitinde, bir adam Ölüler Diyarı'nın efendisi, tüm gece uynaık kalırsa, karısını geri götürebileceğine söz verir.Ama iki kez ve ikincisinde yorgunluğunu almak için bütün gün uyuyup dinlendikten sonra da, adam şafağa kadar uyanık kalmayı başaramaz." (Mircea Eliade, Dinsel İnançlar ve Düşüncelere Tarihi, cilt 2, sayfa 432) Gnostisizm bilindiği gibi batıni bir dindir ve hıristiyanların sapkın ilan ettikleri ve erken dönem hıristiyan babalarının en büyük baş belasıdır. Hatta öyle ki Roma kilisesi dışındaki bütün kiliseler bir dönem Gonstik eğilimlidir. Bunları şunun için anlatıyorum. Daha önce İncil'de yeralan birçok sembolik ifadeyi anlayabilmemiz için daha eski birtakım dinsel inanışları bilmek gerektiğini yazmıştım. Orda kutsal ruh ve bir erginlenme ayini olan vaftiz'i örnek olarak vermiştim. Burda ise Petrus'un uykusu bir başka batıni simgesel özellik olarak karşımıza çıkıyor. http://sargon.blogcu.com/Hiristiyanligin_Dogusu_1/ Hıristiyanlık bugün artık batıni bir din değil, hıristiyanlık hakkında hiçbirşey bilmeyen biri sadece İncil'i okuyarak onun batıni bir din olduğunu rahatlıkla düşünebilir. |
Re: Uyku
Sayende uyku üzerinde yeni şeyler öğrenme fırsatı buldum ama bir iki gündür dikkatimi çeken ve üzerinde durduğum her ne kadar zayıf olarak değerlendirilse de Tirmizi'nin naklettiğini duyduğum ve KeşfülHafa'da geçen bir hadis var;
"Ennâsü niyâmü ve izâ mâtû ntebehû" "İnsanlar uykudadır, öldükleri zaman uyanırlar." Bir başka yerde hadisin tam metni; *“İnsanlar uykudadır, öldükleri zaman uyanırlar. Ancak ölümden sonra uyanabilen kişinin hali ne kötüdür.” Hadis olsa da olmasa da üzerinde durulmaya değer bir söz. Gerçi kartezyen dualizmin etkisinden kurtulamamış, her şeyi kategorilendirmeyi pek seven, bilim-din, madde-mana, din-dünya, ruh-beden gibi ayrımları hakikat zannetmiş ve bu zannını kemikleştirerek biçimlendirmiş kişiler için bu tür yorumlar duygusal fantaziden öteye gitmez. Onlar elle tutulur, duyumlarla algılanabilir şeylerin dışında bir varlık alanı da tanımadıkları ve maddenin dışındaki her şeyi enerji ya da metafizik diye geçiştirmekle bu tip şeylere de makul bir açıklama getirdiklerini zannettiklerinden ezberlerinin bozulması çok zor. her neyse. Füsusta konuyla ilgili şöyle deniliyor; "Uyumakta olup da eşyayı rüyasında gören bir kimse için gördüğü eşya nasılsa bu hissi alemde, gerçekliği açısından, varlıkta bize o nisbettedir." Rüyada görülen varlıklar "var" mıdır? İbni Arabi vardır diyor. nasıl ki rüyada gördüklerimize vardır yada yoktur diyemeyiz, bu dünyada ne vardır ne de yoktur.. Rüyada gördüğümüz herşey gibi.. onlar da Vardır ve Yoktur.. Ping-pong masasındaki bir oraya bir buraya gidip gelen top gibi, varla yok arası.. (Bu arada bir reklam arası; Litera Yayıncılık Fütuhat-ı Mekkiyye'yi orijinal metninden çevirip yayınlıyor, fütuhat 37 kitaptan oluşuyor, yayınevi 18 cilt halinde basacakmış, ilgilenenlerin kaçırmaması önemle duyurulur, en azından asıl kaynak) konu çok uzun, vakit geç, uyku vakti :) |
Re: Uyku
sevgili Aliminyum,
"İnsanlar uykudadır, öldükleri zaman uyanırlar" hayattayken uyanmak gayet mümkün. ölümü bekledikçe belki de onlarca-yüzlerce (sayısını kim bilebilir) hayat boyunca uyanamayacaksın. "Ancak ölümden sonra uyanabilen kişinin hali ne kötüdür." böyle bi şey zaten yok. rahat ol. *:D hayattayken, gözlerimiz açıkken gördüğümüz zihinsel rüya ve rüyalardan uyanmaya bakalım biz. gerisi için peygambere ihtiyaç yok. deneyim konuşur. peygamberler sussa da olur. önünde eğiliyorum dost. |
Re: Uyku
kısacası gözler açıkken ve uyanığız sandığımız anlardaki rüyalardan uyanmak marifet. uyurken rüyadayız, uyanıkken yine aynı. uyurken resimli rüya, uyanıkken resimsiz kavram rüyaları. açıkçası peygambere bu kadar güvenmeyin derim. huzursuz edebilir ama hakikat için belli bi kaostan geçmek lazım.
|
Re: Uyku
Simdi disardan yaziyorum, o yuzden konuya devam edemeyecegim. Ancak Aliminyumun verdigi hadis ilginc. Zaten bu konunun uzerine gitmeyi dusunuyordum. Uyku"ya Islamiyet oncesi dinlerde verilen ilahi anlami cesitli orneklerle acmayi dusunuyorum. Hatta daha iyisini yapayim, niyetimi ve konuyu getirecegim yeri simdiden soyleyeyim, siz de ona gore hazirlik yapin, karsi mi cikacaksiniz, destekleyecek misiniz bilmem.
Sunu iddia edecegim. Hinduizm, cesitli putperest kultler, batini dinler ve hatta ilk donem Hiristiyanligi ve tasavvuf"da uykuya verilen anlam ile ilk donem sonrasi Hiristiyanlik ve Islamiyette verilen anlam farklidir. Bu iddiayi da sunlarla destekleyecegim. Hiristiyanlik baslangicta aslinda Getsemani orneginde goruldugu gibi batini ekole yakindir. Nerdeyse batinidir bile diyebiliriz. Ancak Gnostisizmin buyuk bir tehlike olarak gorunmesinden dolayi hiristiyan teolojisi gelistirilmistir ve hiristiyanligi batini kokeninden koparip herkesin dini yapmaya calismistir. Gerceken de ilk hiristiyan teolojisinin gelisimi Valentinus, Mani ve Airilus ( ki bunlari ayri bir baslikta tartismaya acmayi dusunuyorum) gibi Gnostik ekolun cesitli kollariyla mucadele ile geciyor. Yani batinilige dusmanlik hrirstiyanligi kendi ilk ozelliklerinden uzaklastirip daha materyalist bir din haline getiriyor. Materyalist din demem ters gelebilir belki. Bu da baska bir tartisma nokasi olabilir tabii. Bence Islamiyet tamamen materyalist bir dindir. Budizm"de, hinduizmde, gnostiklerde, hatta bircok pagan kultundeki ilahi derinlik Islamiyette yoktur. Hiristiyanlikta da ilk donem metinlerinde olan, yani Incil"de yer alan bircok ifadedeki derinligi yuzeysel ve sig bir bicimde yorumlamistir. Bunun nedeni olarak da sunu ileri suruyorum: Iktidar. Islamiyet, eger ilk 10 yili saymazsak *bastan beri iktidar dini oldugu icin *oldukca materyalist olmustur. Hiristiyanlik icin ise bu sure 300 yil oldu. Konstantin ve ardilllari sayesinde devlet dini haline gelene kadar materyalistlesme yolunda epey adim atmisti zaten. Bu dusuncelerimi ilerde daha detayli isleyecegim. Ancak materyalist din olam ifadesinin yanlis anlasilabilecegini dusunuyorum. Bundan tam emin degilim. Ama tartismlaar icinde anlasilir hale gelir umarim. Uyku konusunu bu materyalist algilayisa bir ornek *gostermek icin actim aslinda ve tabii devam edecegim daha. Bakalim becerebilecek miyim? |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:18 . |