![]() |
Epistemik Gerekce ve Gerekcelendirilmis Dogru Inanc
Konuyu acmadan once bu konuyu forumlarda aradim fakat bulamadim. Sadece bir yerde kelime olarak geciyordu, fakat konu icerigi farkliydi. Dolayisiyla, bu konuyu acmaya karar verdim. Farkli bir basliga uydugunu dusunurseniz, moderator arkadasimiz uygun gordugu basliga tasiyabilir.
Oncelikle sunu soyleyeyim: baslik epistemik gerekce konusuna odaklanacak. O halde, baslayalim. JTB'ye gore, [justified true belief yada Turkcesiyle gerekçelendirilmiş doğru inanç] p'nin bilgisi, p'ye inanmak icin epistemik olarak gerekcelendirilmis olmayi gerektirir. Gercekten de, son donem modern epistemoloji bu konuya cok deginir. Asagida temel olan belli basli noktalari belirtecegim. Ilk olarak akilda tutulmasi gereken sey su: bilginin gerektirdigi gerekce epistemik gerekcedir. Fakat ayni zamanda epistemik olmayan gerekce turleri oldugunu da belirtmemiz lazim. Ornegin, bir penalti atisinda oyuncu, basarili olacagina inaniyorsa, gol atma olasiligi daha yuksek olabilir. Ancak, yine de gol atamayabilir. En iyi oyuncular bile bu bazen atamiyor. Yine de, basarili olacagina inanmak ve olumlu bir tutum sergilemek ona yardimci olabilir. Bu nedenle, onun inanci icin pratik bir gerekceye sahip oldugunu kabul edebiliriz, ancak epistemik bir gerekceye sahip degildir. Bunlar ikisi farkli seyler. Baska bir ornekte, hayati tehdit eden olumcul bir hastalikla karsilasan birini dusunelim. Cogu insanin iyilesemedigi bir hastalik. Bir cesit kanser olsun mesela. Iyilesme olasiligina dair kanitlar olmasa bile, iyilesecegine inanmak, o kisinin sansini artirabilir. Bu durumda, kisinin iyilesecegine inanmasi icin ahlaki, dini veya ihtiyatli bir gerekceye sahip olabilir, ancak epistemik bir gerekceye sahip olmayabilir. Ahlaki, dini veya ihtiyatli gerekcenin aksine, epistemik gerekce onemli bir sekilde gercege bagli gibi gorunur, ancak bunun gercege nasil bagli oldugunu soylemek bazen zordur. Belki de epistemik gerekce, ihtiyatli ve ahlaki gerekcelerin yapmadigi bir sekilde gercegi hedefler. Belki de bir kisi bir onermeye inanmak icin epistemik olarak gerekcelendirilmisse, o zaman inancinin dogru olma olasiligi yuksektir. Bildigimiz gibi, filozoflar gercegin ve epistemik gerekcenin baglami hakkinda farkli goruslere sahiptir. Her halukarda, odak noktamiz epistemik gerekce olacak, bu nedenle bundan sonra gerekceden bahsettigimde, epistemik gerekceyi kastediyorum. Ikincisi, bir onerme dogru olabilir, ancak gerekcelendirilmemis olabilir. Su onermeleri dusunelim: (i) yildizlarin sayisi cift, ve (ii) yildizlarin sayisi tektir. Burada ya (i) ya da (ii) dogrudur. Ancak, acikca ne (i) ne de (ii) burada gerekcelendirilmedi. Ikisi icin de hicbir kanitimiz yok. Yani, bir onerme bizim icin gerekcelendirilmeden dogru olabilir. Yine, Mars'ta yasam oldugu onermesi dogru olabilir, ancak su anda, kanit durumumuza gore, buna inanmak icin bunu gerekcelendirmis degiliz. Bu onermelerle ilgili olarak, onlara inanmak icin gerekcelendirilmedigini soyleyebiliriz. Yada baska bir ifadeyle, onlara inanmayi reddetmekte gerekcemiz var. Ucuncusu, bir onerme gerekcelendirilmis olabilir, ancak dogru olmayabilir. Bir kisi yanlis bir onermeye inanmak icin gerekcelendirilmis olabilir. Ornegin, ogle vakti oldugunu dusunmek icin gerekcelerin olabilir. Gerekcen, saatine baktiginda ogle oldugunu gosteriyorsa, gerekcen var demektir. Ancak, bilmedigin bir sekilde, saatin ogle vakti durdu diyelim ve gercekte saat ogleyi gecti.. Kanitlarina gore, inancin gerekcelendirilmistir ama yanlistir. Yine, kutuphaneye giren kisinin Alvin oldugunu dusunmek icin gerekcelendirin olabilir. Adam, Alvin gibi gorunuyorsa, giyiniyorsa ve davraniyorsa gerekcelendirilmisimdir. Ancak, bilmedigim bir sekilde, Alvin'in bir ikiz kardesi var diyelim ve gordugum kisi Alvin degil, onun ikizi. Gordugum kisinin Alvin oldugu inancim yanlistir ama sonucta gerekcelendirilmistir. Dorduncusu, bir onerme icin bir kisinin gerekcelendirilmis olmasi ile onu gerekcelendirmek arasinda ayrim yapmamiz gerekir. Bir onermeyi gerekcelendirmek, genellikle bir inancin sorgulandigi durumlarda yapilan bir etkinliktir. Bir onermeyi gerekcelendirirken, genellikle onu destekleyen nedenler sunmaya calisiriz. Buna karsilik, bir onerme icin bir kisinin gerekcelendirilmis olmasi, icinde bulundugu bir durumdur. p'nin bilgisi, p'ye inanmak icin gerekcelendirilmis olmayi gerektirir, ancak p'ye olan inancini gerekcelendirmeyi gerektirmez. Cogumuzun bildigi pek cok sey, aslinda pek de gerekcelendirmeye calismadigimiz seylerdir. Besincisi, gercegin aksine, 'gerekce' gorece bir kavramdir; bu ne demek? Yani, bir onerme bir kisi icin gerekcelendirilmis olabilir, ancak baska bir kisi icin gerekcelendirilmemis olabilir. Bu, bir kisinin baska birinin sahip olmadigi kanitlara sahip olmasi durumunda gerceklesebilir. Ornegin, Ali Riza bir hirsizdir. "Ali Riza bir hirsizdir" onermesi, Ali Riza icin gerekcelendirilmis olabilir, ancak baska hic kimse icin gerekcelendirilmemistir. Ali Riza'nin, hirsiz oldugunu kanitlayan bircok kanit olabilir ancak baskalari bunlarin hicbirine sahip olmayabilir. Gercekten de, Ali Riza'nin bircok arkadasinin onun bir hirsiz olmadigina inanmak icin gerekcelendirilmis oldugunu varsayabiliriz. (Burada yine gerekcelendirilmis ama yanlis bir inanc ornegi vermis oluruz.) Ayrica, bir onerme bir kisi icin bir zamanda gerekcelendirilmis olabilir, ancak baska bir zamanda gerekcelendirilmemis olabilir. Ali Riza yakalandiktan, yargilandiktan ve mahkum edildikten sonra, davasini yakindan takip eden arkadaslari, onun bir hirsiz olduguna inanmak icin oldukca gerekcelendirilmislerdir. Daha onceden onlarda olmayan kanitlara simdi sahipler. O zaman diyebiliriz ki, gerekce, kisiden kisiye degisebilir ve bir kisi icin zamanla degisebilir. Altincisi, epistemik gerekcenin bir de olcusu vardir; yani derecelidir. Bu, tamamen kesin veya maksimum gerekceye sahip onermelerden, zar zor makul olan onermelere kadar degisir. "2+2=4", "ben dusunuyorum", "ben varim" gibi onermeler benim icin kesindir. Buna karsilik, "uc ay icinde hayatta olacagim" onermesi benim icin kesin veya maksimum gerekceye sahip degildir. Maksimum gerekceye sahip degildir cunku "su anda hayatta oldugum" onermesi benim icin daha gerecelendirilmis bir vaziyette. Yine de, uc ay icinde hayatta olacagima inanmak icin gerekcelerim vardir. Bu onerme icin gerekcem, Mars'ta yasam olduguna veya yildizlarin sayisinin cift olduguna inanmak icin gerekcemden daha yuksektir. Eger bilgi gerekce gerektiriyorsa, o zaman "Bilgi icin ne kadar gerekce gerekir?" diye sorabiliriz. Zor bir soru. O zaman, "p'nin bilgisi, p'nin kesin olduguna inanmayi gerektirir mi?" demeli miyiz? Bilgi, maksimum gerekce gerektirir mi? Gerekcelendirilmis bilgiden bahseden biri, --yada bir filozof-- bilginin kesinlik gerektirmedigini soyleyebilir. Ornegin, Ataturk'un Turk devletlerinde ilk Cumhurbaskani oldugu, Sezar'in suikasta ugradigi ve benzeri bircok seyi bildigimizi soyleyebiliriz. Ancak bu onermeler bizim icin kesin degildir; "2+2=4" veya "ben varim" kadar gerekcelendirilmis degildir. Bu durumda, kisinin, bilgi kesinlik gerektirmese de yuksek bir gerekce derecesine sahip oldugunu soylemesi bence adil olur. Son olarak, bir onerme bir kisi icin epistemik olarak gerekcelendirilmis olabilir, ancak kisi buna inanmayabilir. Kendine guvenen bir futbol oyuncusunu dusunelim. Cogu zaman, en iyi oyuncular bile vurus yapamaz, gol atamaz. "gol atamayacak" onermesi onun icin epistemik olarak gerekcelendirilmistir. Ancak, bu onerme onun icin gerekcelendirilmis olsa da, buna inanmaz. Gercekten de, onun zittina inanir. Benzer sekilde, "Bugun ona kotu bir sey olmayacak" onermesi, karamsar Ahmet icin gerekcelendirilmistir, ancak o buna inanmaz. Bazi filozoflar, bir onermenin bir kisi icin gerekcelendirilmis olmasi ile o onermenin "iyi temellendirilmis" olmasi arasinda bir ayrim yaparlar. Bir onermede, p'nin, bir kisi icin iyi temellendirilmis oldugunu soylemek, (i) p'nin S icin gerekcelendirilmis oldugunu ve (ii) S'nin p'ye dair kanitlarina dayanarak p'ye inandigi anlamina gelir. Eger bir onerme bir kisi icin iyi temellendirilmisse, o zaman kisi buna inanir ve bu inanci, onu destekleyen kanitlara dayanarak olusturur. Eger bir onerme, p, bir kisi icin iyi temellendirilmisse, o zaman sadece ona inanmak icin iyi nedenlere sahip degildir, ayni zamanda bu iyi nedenlere dayanarak buna inanir. Boyle bir durumda, onun p'ye olan inancinin iyi temellendirilmis oldugunu veya p'ye gerekcelendirilerek inandigini da soyleyebiliriz. Bir onermenin gerekcelendirilmis olmasi ile iyi temellendirilmis olmasi arasindaki ayrimi gostermek icin, Ali'nin ciddi bir hastalikla mucadele ettigini dusunelim. Hastalik oldukca ciddi olsa da, tamamen iyilesecegine dair mukemmel kanitlari vardir. Doktoru, bu alanda uzman birisi, onun durumu icin son derece etkili tedaviler oldugunu ve iyilesme oraninin %99'un uzerinde oldugunu soyler. Ali, ayni bilgiyi saygin bir tip dergisinde de okur. Bu kosullar altinda, onun iyilesecegi onermesinin Ali icin gerekcelendirilmis oldugunu varsayabiliriz. Ancak, Ali bu kanitlara dayanarak iyilesecegine inanmaz. Bunun yerine, cok kotu bir nedene dayanarak iyilesecegine inanir. Ornegin, bir falci ona iyilesecegini soylediyse veya sadece iyimser dusuncelerine dayanarak iyilesecegine inaniyorsa, durum boyle olur. Onemli olan, Ali'nin iyilesecegine dair mukemmel nedenleri olsa bile, inanci bu nedenlere dayanmamaktadir. Yani, Ali'nin iyilesecegine dair inanci iyi temellendirilmis degildir. Sonuc olarak, epistemik gerekce, bir onerme icin inancimizin dogrulugunu destekleyen bir unsur. Yine de, bu gerekce, inancimizin dogru olmasini saglamaz. Bir onerme dogru olabilir, ancak gerekcelendirilmemis olabilir; ya da gerekcelendirilmis olabilir, ancak yanlis olabilir. Ayrica, bir kisinin bir onermeye dair gerekcesi, baska bir kisi icin gecerli olmayabilir. Epistemik gerekcenin yuksek olmasi, bilginin guvenilirligini artirir, fakat ayni zamanda dusuk gerekceler bilgiye ulasmamizi zorlastirir. |
Haklilastirma meselesine ufak bir giris
Kanitlar, inanclarin ve onermelerin dogrulugunu degerlendirmede kritik bir rol oynar. Kanitlari iki ana kategoriye ayirmak mumkun: kesin ve kesin olmayan kanitlar. Kesin kanit, bize destekledigi onermenin dogrulugunu kesin olarak garanti eder. Ornegin, eger kanit e, oneri p icin kesin kanitsa, e verildiginde p'nin yanlis olmasi imkansiz olur.
Bu kavrami daha iyi anlamak icin, bir ornekle aciklayayim: "dusunuyorum" onermesini ele alalim. Icgozlemimle farkindayim ki dusunuyorum. Bu icgozlem, "dusundugum" onerisi icin bir kanit olarak kabul edilebilir ve ayni zamanda da kesin kanittir. Icgozlemimle dusundugumu fark etmem, bu onerinin dogrulugunu garanti eder cunku icgozlemim verildiginde dusundugumun yanlis olmasi imkansizdir. Benzer sekilde, icgozlemimle dusundugumu fark etmem, var oldugumu one suren bir baska onerme icin de kesin kanittir. Icgozlemim verildiginde var oldugumun yanlis olmasi imkansizdir cunku var olmam, dusundugumu fark etmeme dayanmaktadir. Kesin olmayan kanitlar ise, dogrulugu kesin olarak garantilemeyen ancak bir onermenin olasiligini artiran kanitlardir. Ornegin, duyusal gozlemler veya genel tecrubeler kesin olmayan kanitlar olarak dusunulebilir. Bu tur kanitlar, onermenin dogru olma olasiligini artirabilir ancak mutlak dogrulugunu garanti etmez. Yani, kanitlarin turu, bir onermenin dogrulugunu degerlendirirken onemli bir faktordur. Kesin kanitlar, onermenin dogrulugunu kesin olarak garantilerken, kesin olmayan kanitlar onermenin dogrulugunu artirabilir ancak kesinligi saglamaz. |
Kanit ve Hakli Inanc Arasindaki Baglanti
Cogu zaman, bir onerme icin sahip oldugumuz kanitlar kesin degildir. Kesin olmamalari, destekledikleri onermenin dogrulugunu garanti etmedikleri anlamina gelir. Ornegin, bir kavanozda 100 misket oldugunu ve bunlardan 95'inin siyah oldugunu bildigimi varsayalim. Hani cocukken mahallede oynadigimiz misketlerden. Fakat cogu siyah olsunlar. Bu durumda, siyah bir bilye cekecegim onermesini destekleyen kanitlarim var, ancak bu kesin bir garanti degil. Kanitlarim kesin degildir. Daha once verdigim saat ornegini hatirlayalim: Saatimin oglen oldugunu gosterdigini goruyorum ve saatimin gecmiste oldukca guvenilir oldugunu biliyorum. Ancak, saatimin oglen durdurdugunu ve su an 1:30 oldugunu bilmedigimi varsayalim. Bu durumda, oglen olduguna dair kanitlarim kesin degildir. Kanitlarim oglen oldugunu destekler, ancak bunu garanti etmez.
Duyusal deneyimlerimizin sagladigi maddi nesnelerin varligina dair kanitlar da kesin degildir. Descartes'in unlu dusunce deneyi gibi; duyusal deneyimlerimin maddi nesneler tarafindan degil, beni aldatmaya niyetli guclu bir kotu cin tarafindan uretilmis olmasi mumkundur. Dolayisiyla, elimde bir kar topu olduguna dair duyusal bir deneyim yasiyor olsam bile, bu kanit elimde gercekten bir kar topu oldugunu garanti etmez. Elimde kar topu olmadigi halde bu deneyimi yasamam mantiksal olarak mumkundur. Burada "kesin olmayan kanit" terimi yaniltici olabilir. e'nin p icin kesin olmayan kanit oldugunu soylemek, e'nin p'yi makul bir sekilde sonuca erdirmedigini soylemek degildir. Ornegin, 100 bilyeden 95'inin siyah oldugunu biliyorsam, siyah bir bilye cekecegime inanmak veya kabul etmek makuldur. Dolayisiyla, kanitlarin kesin olmamasi, belirli bir sonucu desteklemedikleri anlamina gelmez, sadece o sonucu garanti etmediklerini belirtir. Baska bir ifadeyle, e'nin p icin kesin olmayan kanit oldugunu soylemek, e'nin p'yi destekledigini ancak garanti etmedigini belirtir. Kanit ve hakli inanc arasinda bir baglam oldugunu goz onunde bulundurarak, birinin bir onerme icin kaniti varsa, o kisinin bu onermeye inanmakta tumuyle hakli oldugunu soyleyebilir miyiz? Hayir. Birinin p'ye inanmak icin kaniti oldugunu ve ayni derecede iyi kanitlarla p'nin dogru olmadigini dusundugunu varsayalim. Sahip olunan tum kanitlar buysa, kisi p'ye inanmayi ertelemekte epistemik olarak haklidir. Bir kisinin p'ye inanmakta hakli olup olmadigi, sahip oldugu eldeki kanitlarin toplamina baglidir. Daha makul bir gorusle, bir kisinin toplam kanitlarinin p'yi desteklemesi durumunda, o kisinin p'ye inanmakta hakli oldugudur. Yukarida belirtildigi gibi, cesitli onermelere inanmak icin sahip oldugumuz gerekceler, ek bilgi edindikce zamanla degisebilir. Bazen bir onerme icin sahip oldugumuz kanitlar "curutulebilir" veya "gecersiz kilinabilir". Bir onerme icin sahip oldugumuz kanitlar curutuldugunde veya gecersiz kilindiginda, bu onermeye inanmak icin sahip oldugumuz gerekceyi kaybederiz. "Kanitin curutulmesi" kavramini su sekilde tanimlayalim: d, e'yi p icin kanit olarak curutur. e, p'ye inanmak icin kanittir, ancak e ve d, p'ye inanmak icin kanit degildir. Curutme kavramini yukaridaki formulle aciklama amaciyla iki basit ornek vereyim. Belirli bir masanin size kirmizi gorundugunu varsayalim. Bu kanit parcasina a diyelim. Simdi, masanin kirmizi olduguna dair onermeyi dusunelim. Bu onermeye b diyelim. a'nin b icin kanit oldugunu soyleyebiliriz. Masanin size kirmizi gorundugu gerceginin, masanin kirmizi oldugu onermesini destekledigini soyleyebiliriz. Simdi, ek bilgi edindiginizi varsayalim. Masaya kirmizi bir isik tutuldugunu ogrendiginizi varsayalim. Bu ek bilgi parcasina c diyelim. a ve c'nin b icin kanit olmadigini unutmamk lazim. Bu durumda, c, a'yi b icin kanit olarak curutur veya gecersiz kilar. Sadece a ve c hakkindaki bilginiz varsa, b'ye inanmakta artik hakli olmazsiniz. Yine, birinin bir onerme icin kaniti varsa, o kisinin bu onermeye inanmakta hakli oldugunu basitce soyleyemeyiz. Sahip olunan kanitlar, kisinin diger bilgileri tarafindan curutulebilir, Gecersiz kilma kavramini aciklayan ikinci bir ornek de su olabilir: Mesela bir partiye gittiginizi ve odadaki insanlarin cogunun Sosyal Demokrat oldugunu ve Ali'nin odada oldugunu ogrendiginizi varsayalim. h'nin i icin kanit oldugunu soyleyebiliriz: Ali'nin Sosyal Demokrat oldugu. Ancak, odanin sag tarafindaki insanlarin cogunun Sosyal Demokrat olmadigini ve Ali'nin odanin sag tarafinda oldugunu ogrendiginizi varsayalim. h, i icin kanit olsa da, h ve j, i icin kanit degildir. j, h'yi i icin kanit olarak gecersiz kilar. |
Ben devam edecegim ama paylasmak istediginiz bir sey varsa, siz de paylasin.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:21 . |