![]() |
Feynman Köşesi
Alıntı:
Feynman, inanırları incitmemek için olabildiğince nazik bir şekilde fiziksel bulgulara dayanarak kendi düşüncelerini açıklıyor. Forumdaki aktif iki başlık için izlemenizi öneririm. Teizm ve Ateizme Elestirilerim https://turandursun.com/forumlar/sho...222#post665222 Doğada Allah'ın Kanunları Geçerli Mi? Ve Ölü Deniz https://turandursun.com/forumlar/sho...226#post665226 |
Feynman'ın Tanrı Hakkındaki Son Sözleri Sizi Şok EDECEK - Feynman'ın Açıklaması | Richard Feynman
İsa'nın Var Olmasının İmkansız Olmasının NEDENLERİ - Feynman'ın Açıklaması | Richard Feynman Eğer Tanrı Mükemmelse Neden Acı VAR? - Feynman'ın Şaşırtıcı Açıklaması | Richard Feynman Tanrı Kaldıramayacağı Bir Kaya YARATABİLİRMİ? - Feynman'ın Akılalmaz Açıklaması | Richard Feynman |
Tanrı Gerçekten Var MI? - Feynman'ın Akılalmaz Açıklaması | Richard Feynman
Herşeyi Tanrı Yarattıysa Tanrıyı Kim YARATTI? - Feynman'ın Akılalmaz Açıklaması | Richard Feynman Tek Bir Tanrı Varsa Neden Bu Kadar Çok Din VAR? - Feynman'ın Şaşırtıcı Açıklaması | Richard Feynman Tanrı İnsanları Yaratmak İçin Neden 13,8 Milyar Yıl BEKLEDİ? - Feynman'ın Cevabı | Richard Feynman |
Alıntı:
Bahse konu safsata kurgusunda öne sürülen tanrı-lar, değil 13 milyar, 13 trilyon kere de 13 milyar yıl bekleyemez... Bekleyebilmesi için öncelikle "kendisinin" sabitlenmesi, öte bir eylemle tayin edilmesi, bir başlangıç ve içinde hareket edebileceği mekan temeli olması gerekir... İnsanlar bu tür basit(!) mantık hatalı sonsuz kısır döngü ve paradoksları dile getirdiğinizde, meseleyi basite indirgemek gibi görüyorlar. Hayır "tanrının başlangıcı", "tanrıyı kim yarattı", "o halde O'nun sebebi ne?", "bu sonsuz bir döngü" gibi ifadelerden ziyade, basit olan "tanrı masalı ve mantık dışı kurguları". İşte tam da bu sebeple çözümlemesi, ifadesi de basit oluyor, çünkü muhatap görüş açıkca saçmalıyor(basite almak veya basite indirgemek değil, burada niyet aranmamalı). Örneğin A aracı aniden yolda kaldı ve göstergede yakıtın bitmiş olduğu görülüyor. Bu halde aracın "yakıtının bitmiş olduğunun" görülmesi ve ifadesi de elbette basit olacaktır... Aslında temelde her şey basittir, karmaşıklaştıran toplam ilişkiler ve insan şebekliğidir. Şimdi bu durumda, önce aracın motorundan, yakıt pompasından, enjektör, buji, ateşleme, yanma odası, piston kısaca aracın bütün bileşenlerinin hayat hikayesini okuyup ardında da "yakıt bitmiş" demenin anlamı, gereği ne? Günümüzde modern mitolojist, modern safsatacılar, çok basit-bayağı- saftalarının basitliğini gizlemek ve eleştirlemez kılmak adına, bir dolu kelime, kavram çarpıtmaları, sahtekarlık, aldatma sanatı, akıl oyunları, sahte süs ve ambalajlarla süslüyorlar. Oysa masal anlatmaya gerek yok, "yakıt bitmiş"... Bir görüşü, iddiayı, safsatayı değerlendirmek, anlamak, kavramak için, bakılması gereken temeli, dayanağı, kaynağıdır, gerisi fasa fiso, yorumlayıcının yorumlama ve sunuş biçimleri... |
Tanri'yi kim yaratti sorusunu sormak, tarihsel yada felsefi icerigine gore dogru ve sacma bir sorudur. Tarihsel gecmisini bildigin bir Tanri'nin nereden nasil yaratildigini bilirsin. Bildigimiz tanrilar disinda dusunursen felsefi anlamda sacma sorudur cunku Tanri denilen bu zat, insan mantigina ve gozlemine uymak zorunda olmayabilir. Hatta dogasina dahi ters olabilir. Soyle ki, kirmizi rengin kokusu nedir demek gibidir. Ve hatta materyalizme de soyle bir elestiri yapilabir: e kardesim madde sonsuz oluyor da (ki bunu kimse gozlemlemedi) o halde tanri niye olmasin. Bu is biraz bakis acisina, sahip olunan ideoloji, felsefe, aliskanliklara, kulturel yasanmisliklara (mesela ailenin din asilamasina vb) degisir.
|
Tanrı var mı, tanrıyı kim yarattı gibi sorular yararlı sorulardır. Her türlü sorular esasen felsefenin bir parçasıdır. Aynı zamanda sorma, sorgulamanın ve gerçeklere yelken açmanın ilk adımıdır. Bu nedenle sorma yararlıdır. Ancak sorun cevapsız sorulara inanmakta yatıyor. Soruyu aşıp sorgulama aşamasına gelmeden veya sorunun reel bir cevabını almadan kendi sordugun sorunun ötesine kilit vurdugunda başlıyor asıl sorun.
Örnegin insanlar kuru ekmege şükrettiklerinde, yoklugu takdiri ilahiye bağladıgında ve ben bu davranışlara çok kızdıgımda yedi yaşındaydım. Bu insanlar için soru da bitmiş, sorgulama da bitmiş, kabullenmekle mutlu oluyorlar. Onların mutlulugu yedi yaşındaki bir çocugun mutsuzluguydu. Ulan elli sene eşşekten beter çalışıyorsun, kuru ekmeğe şükrediyorsun, insan hiç mi bu çelişkiyi sorgulamaz. Üstelik sorgulayanı da azarlarlar. Dolayısıyla her türlü soru iyi birşeydir, örnekteki gibi asıl sorun hiç sormamaktır. |
Alıntı:
Yaratımdan söz edildiği an zaten saçmalanmış oluyor. Muhatabımız ne ateistler ne materyalistler, siz asıl iddiayı değerlendirmelisiniz... Burada materyalistler bir iddia falan icat ediyor veya böyle bir iddiayı öne sürüyor değiller. Örneğin materyalistler, "tavukların doktora yaptığını" iddia etmiyor, ama bu tür iddiaları da iddianın kriterlerini ölçüt alarak sorguluyorlar.(zaten doğru, objektif sorgulama da böyle olmalı) Kısaca yukarıdaki örneğe geri dönersek... X'nın iddiası: - Günümüzde tavuklar 10 dil konuşuyor, matematik, fizik, kimya alanında doktora yapıyorlar.. Z'nin Sorgusu: - Günümüz tavukları söylediklerinizi yapabilecek düzeyde bir bilinç, yeti, zeka ve gerekli donanıma v.b. sahip değiller. Madem iddia ediyorsunuz, o halde hani nerede bu tavuklar ve bunu nasıl başarıyorlar? Hangi okullardan diploma almışlar veya hangi alanda kendilerini bu yetilerle göstermektedirler? [-] Burada asıl muhatap ve saçma olan Z'in irdelemesi ve soruları mı, yoksa muhatabınız dayanaksız, kaynaksız iddialarda bulunmuş olan X mi olmalıydı? (neden böyle oluyor?). Ya da "ya tavuklar bunu yapabiliyorsa, ya yapmışsa, belki de öyledir" gibi yaklaşımlar hem geçersiz hem de insanı köreltir... Alıntı:
1. Varlık-yokluk zeminini => OLAY zeminine indirgeme hatası 2. Böylece muhtaç olacağı zaman mefhumunu da(varlık-yokluğu olay bağlamına indirgemek, başlangıç, önce, sonra v.b.), ya anlamıyor ya yanlış yorumluyor ya da çarpıtıyor... 3. Aslında eldeki kümemiz şu biçimde; A - Varlık-yokluk Kümesi. B - Varlığın çeşitli biçimleri(form, yapılar) Kümesi. C - Tüm bu yapılar arasında cereyan eden ilişki, hareket, değişimler v.b. kümesi. D -Böylece olay, kıyas, ölçüm ve zaman, boyut v.b. kavramlarını soyutlama kümesi... Sonuç: A ( B ( C ( D ) ) )... Kısaca konu en fazla B kümesine kadar götürülebilir ve birileri illa bir tanrı uyduracaksa, bu ancak A'nın(varlık-yokluk), B kümesine sağladığı -e-bildiği olanaklar olabilir. B kümesi(form-yapı, varlık biçimleri),- böylece A'nın kümesi B kümesi elemanları isim, nitelik, özellik, hareket, özneleşme, eylem olanakları da mümkün olur). Böylece B kümesi müdavimlerinin, kıyaslama, soyutlama olanakları sağlanır, açığa çıkar. Böylece de kavramlar; önce, sonra, ZAMAN, BAŞLANGIÇ, BİTİŞ, OLAY, alt, üst, sıcak, soğuk, uzun, kısa, yaratmak, var etmek, yok etmek, tanrı(!) ... v.s.v.s. Her şeyi sırf kendine mahsus yoktan yarattığı iddia edilen Tanrı diye bir şey olamaz, bunun lamı, cimi yok . İşin bu safsatasının dışında da başka bir safsata durumu daha var. Öyle bir tanrı var olabiliyorsa, o halde sırf birine mahsus- özel sınır, kural da konamaz değil mi(bir tane olabiliyorsa bin, hatta milyarlarca tane olmasına da bir engel yoktur. Dünyada yaşayan insan saysı kaç milyar oldu?)?. "Şöyle olsa olamaz mı, böyle olsa olur, belki şöyledir" gibi yaklaşımlar geçerli olmadığı gibi aslında boş ve saçmadır... Kaldı ki madem öyle(sıfır bilgin var ve o da bilmene engel bir doğaya sahip), bu TANRI tanımı ve ona bir biçim, şekil, yetenek, özellik v.b. giydirme durumuna neden, nasıl girebiliyorsun, girmektesin? Bu da saçma değil mi? Cilalayıp, süslemenin anlamı, yararı yok, zaten gereği yok... Lokal düzeylerde ise; çeşitli organizmaların belirli çevrelerde yine ortada olan varlığın sağladığı koşullarla, belirli dönüşüm, işleri gerçekleştirerek kontrollü ve yönetime açık oluşturduğu veya etken olduğu formlar, düzenekler v.b. açısından da bunu yapanlar "tanrı" falan olmazlar. Kral olurlar, şef olurlar, sahip olurlar, efendi olurlar, tasarlayan, mucid, usta v.b. olabilirler, ama "tanrı" olamazlar. "TANRI" ve "yaratım" kelimeleri gündelik dil ve hayatımızda dil ve bilinçaltımıza değin kazınmış olmasından dolayı da yanlış kullanılabiliyor... Eğer birisi yeni bir form dönüşümü gerçekleştirmiş ve buna da "yaratmak" denirse(ki aslında temel mühendislik, dönüştürmek, ilişkilendirmek v.b), bu kelimenin kullanımını teololik kalıplarla karıştırmamak veya eşdeğer görememek gerekir. Bu bağlamda, "yaratıcı olmak" demek illa tanrı olmak anlamına da gelmez ve bu isimlendirme hatasına da düşmemek gerekir. |
Einstein'ın Ölüm Döşeğinde Tanrı Hakkında Fısıldadığı ŞEYLER - Feynman Açıklıyor | Richard Feynman
Einstein'ın Ölümünden 3 Gün Önce Ölüm Hakkında YAZDIKLARI - Feynman Açıklıyor | Richard Feynman Einstein'ın Ölümden Sonraki Yaşam Hakkında Gizlenen KANITLARI - Feynman Açıklıyor | Richard Feynman |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:00 . |