![]() |
Felsefe oyunu oynayalım mı?
Sevgili forum dostlarım,bu kadar ağır konuların arasında eğlenerekte felsefe yapabiliriz diye düşünerek bu başlığı açıyorum.Hem birbirimizin hayata ve şeylere dair bakış açılarımızı değerlendirmiş,göstermiş ve öğretmiş hem de yeni bir şeyler konuşmuş ve öğrenmiş oluruz.
* * Örnek olarak; birisi bir soru soracak, arkasından gelen onun sorusunu yanıtladıktan sonra kendi sorusunu soracak..Kime ne soru düşerse...Ötekinin kendi sorusundan başkasını yanıtlama hakkı yok..Herkes kendince cevap verecek..Umarım katılırsınız.. * *İlk ben başlıyorum ve sorumu soruyorum.Vicdan doğru bir yol gösterici midir?yoksa sadece adil olmak yeterlimi? * *Kim isterse o yanıtlasın... * * saygılar |
Re: Felsefe oyunu oynayalım mı?
Vicdan doğru yol gösterici olamaz diye düşünüyorum. Çünkü vicdanın oluşumunda çocukluk yaşantımızda ailesel veya diğer toplumsal etkenler sonucu edindiğimiz temel değer yargıları belirleyicidir. Örneğin bir Nazi'nin çocuğu yahudilere acımama konusunda şartlandırılmış olabilir. Bu durumda vicdanı ona yol gösteremeyecektir.
|
Re: Felsefe oyunu oynayalım mı?
cem sorunu sormamışsın konuyu tıkadın:D cevap verecek soru yok neyse bende ozaman ilk soruya cevap yaziimm...bence herzaman adil olmak yeterli değildir çünkü her insan kendi değerini belirler kendi davranışları, hayata kattıkları ona yüklenen değerin ölçütüdür dolayısıyla her insan eşittir demek saçma bence ...vicdanımızı da kullanmalıyız anlicağınız...
BENİM SORUM::::: İNSAN NE ZAMAN CANLI Bİ VARLIK OLUR...YANİ NE ZAMAN Bİ İNSANA YAŞIYO DERSİNİZ.... |
Re: Felsefe oyunu oynayalım mı?
İNSAN NE ZAMAN CANLI Bİ VARLIK OLUR...YANİ NE ZAMAN Bİ İNSANA YAŞIYO DERSİNİZ....
* Insan dogdugu anda bence canli *sayilir, ama benim kriterim, soyle guzel bir sofrada arkadaslari ve sevdikleriyle bir arada rakisini yudumluyor ise "yasiyor" sayarim :lol: *Benim sorum daha basit, tanri mi bizi yoksa biz mi tanriyi yarattik? |
Re: Felsefe oyunu oynayalım mı?
Alıntı:
|
Re: Felsefe oyunu oynayalım mı?
Simdiye kadar binlerce yarattik,ben ispatlayabilirim. sen allah'in varligini ispatlayabilir misin? muhammed dedi, cebrail yazdirdi gibi ucuz ve zaten kabul etmedigimiz yontemlere bas vurmadan.(bu da soru sayilir)
|
Re: Felsefe oyunu oynayalım mı?
Gerçek kavramı üzerine tartışan bir din bilimci ile bir filozofun şu tartışmaları hayli ilginçtir. Din bilgini derki “siz filozoflar karanlık bir odada, asla bulunmayan, bir kara kediyi arayan köre benziyorsunuz, onu asla bulamazsınız “ filozofta şu yanıtı verir. “ tanrıbilimci de eş koşullarda aynı işi yapar, ama o hiç olmayan kara kedisini bulur.
Ne komiktir ki koskoca Tanrı insanlığı yola getirmek için Cebrail'i, o da yetmemiştir peygamberleri de işin içine sokmayı tercih etmiştir. Kendisine inanılmasını isteyen bu koskoca varlık, neden bu kadar zahmete giriyor anlaşılır gibi değil. Bunu daha kısa, öz ve kesin bir şekilde neden halletmemiştir. Tabi ki bunların hepsini insanoğlu yarattı. İslamiyette Tanrı'ya yüklenen sıfatlara bakın, bunların hepsi insan psikolojisi, çaresizliği ve gereksinimleri sonucu ortaya çıktığı anlaşılıyor. Hepsi fazlasıyla insancıl sıfatlar "esirgeyen, bağışlayan, cezalandıran" gibi. Ben sorumu farklı bir platforma taşıyıp "ahlak" konusuna değinmek istiyorum. Ahlak anlayışı neden metafiziğe dayalıdır (okullarda bile ahlak anlayışı dinle özdeşleştirilmiştir, din kültürü ve ahlak bilgisi dersi gibi). Etik kurallar, salt insani koşullara göre şekillenemez miydi? |
Re: Felsefe oyunu oynayalım mı?
Sn. bilcan,
Peygamberimiz, "-Şeref edep iledir, soy ile değil." derken; eylemi etiketten öncelemiştir. Zannımca istenen ile uygulanan arasındaki farklılığın çarpıklığından bahsediyorsunuz. Uygulamadaki metafizik önceliğe rağmen, asıldaki fizik öncelik bence daha dikkat çekicidir. O halde uygulamadaki eksikliği bir kenara bırakıp, sizin sorunuzun cevabına dönersek. -Evet, etik kurallar, salt insani koşullara göre şekillendirilebilinir. Diyebiliriz. Benim sorum ise şu: -"Salt insani koşullar" kavramı neyi ifade eder? Hatalarım, cehaletimdendir... |
Re: Felsefe oyunu oynayalım mı?
Vicdan doğru yol gösterici midir ? Eğer felsefi açıdan düşüneceksek, vicdan genellikle bir olayda, bir durum yada gözlemde varacağımız yargılar, ama bilhassa göstereceğimiz o anki tutum ve muhasebe açısından öne çıkar, ama muhasebenin tümü değil sadece bir parçasıdır. Ne yapmalı, nasıl davranmalı, nasıl kurtulmalı yada kurtarmalı gibi soruları birer davranış tetikleme, belirleme olarak ortaya çıkartabilir. Ancak tetikleyici olması, tetiklemeden sonrası için belirlenecek yolu-hedefi ve doğruluğunu tayin etmez, yolu gereklendirir-bu gereksinime katkı sunar, bir niyet-sebep oluşturabilir-, ama yolun kendisini tayin etme dediğimizde devreye akıl, düşünce, bilgi(veri toplama ve analiz), irade, amaç, düşünce(zihniyet) gibi unsurlar girer.
İnsanların duyguları, düşüncelerinden ayrı ve bağımsız değildir, duyguyu, insan düşünce ve örgütlenişinden bağımsız ele almak ya niyetli bir davranış yada bilinçsiz bir yaklaşımdır. Düşünceler ile duygular arasında bir yalıtım değil bir ilişki sözkonusudur ve vicdan gözlem ve duyumlarla tespit edilen anlık durum açısından düşünceninde odağında bir davranış belirleyicidir. İkisi içinde ortak özellik algılardır. İnsan düşünceleri ise biyolojik bir yolla yada kalıtımla alınan bir miras değil, insanın kendisi ile çevresi arasında ki ve nesnel koşullar dahilinde iradesinden bağımsız-bağımlı girdiği tüm öznel-nesnel ilişkiler çerçevesinde oluşur ve gelişir. Duygular düşünceleri, düşünceler ise duyguları etkileyen bir rol oynar. Vicdan düşünce ve koşullardan bağımsız değildir. Kişi koşullarına göre de vicdan oluşturabilir ve bu doğaldır. Derenin bu yakası ve öte yakası arasında fark gibi. Vicdan'ı aşırı derecede davranışlar ötesinde abartıp, sanki bunu bir bilgi kaynağı gibi sunulması dini felsefede öne çıkmıştır. Bir diğer açıdan doğru ve iyi kelimeleride dini felsefelerde aşırı derecede belirleyici unsur gibi öne sürülmüştür oysa bunlar kendi hallerinde ölçüt değillerdir. Yasaları dahi vicdana ve vicdanların yatıştırılmasına göre oluşturmak ne kadar doğru bir davranıştır? Bağıma girdi bostanı çaldı diye çalanın bir yerlerini doğramak vicdan mıdır? Evet vicdandır, bağ sahibinin ve toplumsal kaygıların vicdanı açısından yaklaşır isek yatıştırılmalı, bostanı alanın durumu açısından bakarsak acınmalı yada hiç acımamalıdır(buda vicdandır). peki ya koşullar, bunu kim değiştirecek, tespit ve tayin edecek? Adil olmak ise bağcının vicdanı ölçüsünde, diğerinin kolunu kesmek olarak ortaya çıkar, ama asla bostana tenezzül ettiren koşullarıda, bostan sahipliğinin bireyselliğinide ona olan ihtiyacıda-kısaca koşulalrı ve nedenleri- değiştirmez. Adillik, eşit şart ve koşullarda anlam kazanmalıdır. Adil olmak buda yol gösterici değildir, adillik fark koşullarında ortaya çıkar. Farkı çözmez ardından gelir ve dolayısıyla adil olmak yolu etkileyen bir unsur olabilir ama belirleyici ve tayin edici değildir. Vicdan gibi oda kaynak koşulları -farkları ortadan kaldırıcı- değiştirici değil, olay ve düşüncelerin etkisinde bir davranış belirleyici unsurdur. Bu gün dünya nüfusunun küçük bir azınlığı geriye kalan o çok büyük kitlenin sahip olduğuna sahiptir. Bu insanların insani olarak ve doğal bir şekilde doğadan yararlanmaları arasına çekilmiş koca bir farktır. Birincilerden dolayı oluşan fark ikincileri mahrum bırakmaktadır, birincinin elindekiler, ikincilerin üretimleri, emekleri bilemediniz çalışmaları üzerinden sağlanmaktadır. Adil olmak bize nasıl bir yol gösteriyor şimdi, peki ya vicdan? İnsanlar doğuştan sonraki koşullar ve düşünceler ile, eğitim ve bilinç ile etkilenirler, ve öyle bir hale gelirki kralın her şeye sahip olması, aç kalan toplumlar açısından bir amaç, bir vicdan haline gelebilir, bu yönde inanç ve bilinç oluşturup, örgütlenebilir(din bir örnektir). Sevgili preach, aslında cevaplayan bir soru sorsun yöntemi, felsefe açısından geçerli değil, bir konu cevaplanmış olmadan bir başka konuya geçemeyiz. Acele etmeyelim derim :) |
Re: Felsefe oyunu oynayalım mı?
Game Over
:( |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:16 . |