Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   DİN VE BİLİM (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5784)

walla 20-03-2008 02:18

DİN VE BİLİM
 
DİN VE BİLİM

Albert Einstein’ın din ve bilim üzerine düşünceleri

*İnsan ırkının yaptığı ve düşündüğü her şey derinden eksikliğini duyduğu ihtiyaçlarının tatmini ve acılarının giderilmesiyle ilgilidir. Ruhsal hareketlenmeleri ve bunların gelişimini anlamak istiyorsak bunu sürekli aklımızda tutmamız gerekir. Hissetmek ve çok istemek, tüm insan çaba ve yaradılışının arkasındaki itici güçtür; her ne kadar çok istemek kavramı kendini bizlere kendini daha gösterişli sunsa da.
*İnsanları dini düşüncelere ve inançlara yönlendiren duygular ve düşünceler en geniş tanımıyla nelerdir? Birazcık düşünmek bizlere dini düşünce ve deneyimin ortaya çıkışını neyin yönlendirdiğini göstermek için yeterli olacaktır.

*Primitif insan için dini düşünceleri ortaya çıkaran itilimler onun en büyük korkularıdır; örneğin açlık korkusu, vahşi hayvanlar, hastalık ve ölüm gibi. Böyle bir varoluş safhasında, tesadüfler arasındaki bağlantıları anlayabilmek oldukça zayıf bir düzeyde gelişmiş olabileceğinden, insan zihni; isteklerinin ve eylemlerinin bu korku verici olaylara dayandığı, az çok kendine benzeyen hayali varlıklar yaratır. Dolayısıyla kişi bu varlıkların kendilerine karşı lutuf halinde olmalarını sağlamak için nesilden nesile aktarılan geleneklerle ona kurbanlar sunmak gibi eylemlerde bulunur, onları yatıştırmaya çalışır veya ölümlülere karşı iyi niyetler içinde olmasına uğraşır.
*Bu anlattıklarım korku dinini açıklıyor. Bu, özel bir ruhban sınıfı tarafından yaratılmamakla beraber onların ortaya çıkışıyla gelişimi önemli derecede durdurulmuş bir inanç biçimidir; sözkonusu ruhban sınıfı kendini insanlar ile insanların korktuğu varlıklar arasında bir aracı olarak sunmakta ve bu temel üzerine kurulu bir hegemonya oluşturmaktadırlar. Pek çok zaman, bir lider veya yönetici ya da diğer birtakım faktörlerden kaynaklanan belirli bir pozisyonu olan kişi ruhani fonksiyonları dünyevi otoritesiyle birleştirmekte ve dünyevi otoritesini daha da dünyevileştirmekte, ya da siyasi yöneticiler ve ruhban sınıfı kendi ilgi alanlarına göre ortak bir hedef oluşturmaktadırlar.

*Sosyal tetikleyiciler de dinin yoğunlaşmasında diğer bir kaynak olmaktadır. Anne babalar ve daha büyük toplulukların liderleri ölümlüdür ve yanılmaları olasıdır. Rehberlik, sevgi ve destek isteği insanları sosyal veya etik bir Tanrı kavramı oluşturmaya itmektedir. Bu; koruyan, takdir eden, ödüllendiren ve cezalandıran, ayrıca inanan kişinin bakış açısının sınırlarına göre insan ırkını seven ve hayatını bağışlayan, hatta hayatın kendisi için bile bunları yapan, ıstırabı ve sonu gelmeyen özlemi dindiren, ölülerin ruhlarını koruyan bir Tanrı’dır.
*Eski Ahit, korku dininden ahlak dinine olan gelişimi, insanı hayran bıraktıran bir şekilde tanımlamaktadır ve bu, Yeni Ahit’te de devam etmiştir. Tüm uygarlaşmış halkların dinleri, özellikle de doğu halklarının dinleri, temelde ahlak dinidirler. Korku dininden ahlak dinine olan gelişim halkların yaşamlarında büyük bir adımdır. Ne var ki, bahsettiğimiz primitif dinler tamamen korku üzerine temellidirler ve tamamen ahlak üzerine temellenen uygarlaşmış halkların dinleri, dikkatli olmamız gereken birer peşin hükümdürler. Gerçek şudur ki tüm dinler bunların her ikisinin karışımının varyasyonlarıdır; ancak şu farkla: sosyal hayatın daha yüksek seviyelerinde ahlak dini daha baskındır.

*Bütün bu din türevlerinde ortak olan, Tanrı kavramlarının insan biçiminde bir karakter oluşudur. Genelde, sadece sıra dışı yeteneklere sahip olan bireyler ve zihni sıra dışı bir aydınlık düzeyinde olan toplumlar bu anlayış düzeyinin üzerinde göze çarpan bir çıkış yapmaktadırlar. Ancak bir de dinsel deneyimlerin üçüncü bir safhası var ki bu, bütün türevlerin hepsine ait olmaktadır ve bununla beraber nadiren saf kalabilmiş bir formdadır; ben buna “kozmik dinsel duygu” diyorum. Bu, kendisinde bunu hiç barındırmayan birine açıklaması çok zor bir duygudur, nedeni de özellikle içeriğinde insan formunda bir Tanrı kavramının karşılığını barındırmamasıdır.
*Bu duyguya sahip olan kişi, insan istek ve eğilimlerinin faydasızlığının yanısıra kendini hem doğada hem de düşünce dünyasında açığa vuran yüceliği ve “olağanüstü düzeni” hisseder. Bireysel varoluş onda bir tür hapishane etkisi yapar ve evreni “tek ve anlamlı bir bütünün parçası” olarak deneyimlemek ister. Kozmik dinsel duygunun ilk aşamaları gelişimin erken bir safhasında ortaya çıkmaktadır; örneğin Davut’un Mezmurları’nın pek çoğunda ve bazı peygamberlerde olduğu gibi. Budizm, özellikle Schopenhauer’in harika yazılarından öğrendiğimiz gibi, bunun çok daha güçlü bir unsurunu barındırmaktadır.
*Tüm çağların din alanındaki dahileri bu tür bir dinsel duyguyla ayırd edilmişlerdir, ki bu duygu ne dogma ne de insan görüntüsünde bir Tanrı’yı tanımaktadır, bu yüzden de bunun temel öğretilerinin üzerine temellendiği bir kilise olamaz. Bundan dolayı da, bu tür çok yüksek seviyede bir dinsel duyguyla dolu insanlar kesinlikle bize her çağın mirası olmuşlardır ve meydana gelen pek çok olayda kendi çağdaşları tarafından “ateist” bazen de “aziz” olarak etiketlenmişlerdir. Bu doğrultuda bakıldığında, Democritus, Aziz Francis ve Spinoza birbirlerine oldukça benzemektedirler.

*Peki, hiçbir belirgin Tanrı düşüncesine veya teolojiye sahip değilken kozmik dinsel duygu insandan insana nasıl aktarılabiliyor? Bence, bu duyguyu uyandıran ve alıcı olan kişilerde canlı tutulmasını sağlayan unsurlar arasında en önemlisi sanat ve bilimin fonksiyonlarıdır. Böylece bilim ve din arasındaki ilişki kavramına alışılandan çok farklı bir şekilde gelmiş olduk. Kişi konuyu tarihsel açıdan gördüğünde, bilim ve dine uzlaşmaz muhalifler olarak bakma eğilimine girmekte ve bunu da belirgin bir nedenle yapmaktadır.
*Sebep sonuç prensibinin evrensel operasyonları konusunda tamamen ikna olmuş bir kişi, olayların meydana geliş sürecine müdahalede bulunmakta olduğumuz düşüncesiyle alay etmeyi bir an için bile aklından geçirmez; ancak bu önemseyen tutum elbette nedensellik prensibini gerçekten ciddiye aldığı taktirde sözkonusu olabilir.
*Böyle bir kişinin korku diniyle ilişkisi olmayacağı gibi, sosyal ve ahlaki din de onun için eşit derecede yüzeysel kalmaktadır. Ödüllendiren ve cezalandıran bir Tanrı onun için akılcı değildir çünkü bir kişinin eylemlerini belirleyenler içsel ve dışsal gerekliliklerdir, dolayısıyla insan Tanrı’nın gözünde yaşadıklarından dolayı cansız bir objeden daha fazla sorumlu olamaz. Dolayısıyla bilim etiğin değerini düşürmekle suçlanmaktadır ama bu haksız bir suçlamadır. Bir kişinin etik davranışı etkin olarak sempati, eğitim, sosyal bağları ve ihtiyaçları üzerine kurulmalıdır; bunun için hiçbir dinsel temele gerek yoktur. İnsan ölümden sonra cezalandırılma veya ödüllendirilme korkusu ile sınırlandırıldığı taktirde gerçekten fakir bir yolda ilerliyor olacaktır.

*Dolayısıyla kiliselerin neden her zaman bilimle savaştığını ve bilimin peşinden gidenlere baskı yaptığını anlamak kolaydır. Diğer yandan, kozmik dinsel duygunun bilimsel araştırmalar için en güçlü ve en asil duygu olduğu düşüncesindeyim. Sadece “çok büyük çabaları” ve her şeyden önce teorik bilimde yokluğunda öncü çabaların gerçekleştirilemeyeceği “kendini adama halini” fark edenler böyle bir çalışma ile bile bahsettiğimiz duyguyu elde edebilirler, zira bu hal içinde hayatın acil gerçeklerinden uzak olunması bu sonucu verecektir.

*Kepler ve Newton’ın gök mekaniğinin prensiplerini ortaya çıkarmak adına yıllar boyunca tek başlarına çalışmaları için, evrenin rasyonelliği üzerine ne kadar derin bir inanca sahip olmaları, öğrenmeye karşı ne büyük bir sevgi duymaları gerekirdi ve dünyada bu zihin hali ne kadar zayıf bir yansıma bulmuştur!

*Bilimsel araştırmanın nasıl olduğunu bilenler, öncelikle yaptıkları çalışmanın pratik sonuçlarının etrafları şüpheci bir dünyayla çevrili insanların mantalitelerinde derhal yanlış düşünceler geliştirmelerine neden oluşlarıyla ayırd edilirler. Bunlar dünya üzerinde yüzyıllar boyunca yayılıp duran ruhlar için yol gösterici olmuşlardır. Yalnızca hayatını benzer sonlara adayanlar bu kişilere neyin ilham verdiğine ve neyin onlara sayısız başarısızlığa rağmen amaçlarına sadık kalma gücü verdiğine dair güçlü bir farkındalık sahibi olabilirler. Bir insana böyle bir gücü veren işte bu kozmik dinsel duygudur. Yaşadığımız çağa ait bir kişi şunu söylerken haksız sayılmazdı:

“İçinde yaşadığımız bu materyalist çağda gerçek büyük dindarlar sadece bilimsel çalışmalar yapanlardır.”

Bu makale ilk defa New York Times Dergisi’nde 9 Kasım 1930’da yayınlandı. Aynı zamanda Einstein’ın “The World as I See it” adlı kitabında da yer almaktadır; Philosophical Library, New York, 1949.


http://img.blogcu.com/uploads/punkek_Einstain.jpg

evrensel-insan 20-03-2008 18:53

Re: Ogluma cevap
 
Saygideger arkadaslar;

Oglum liseye gidiyordu,birgun sofra da yemek yerken"baba,sana bir soru soracagim" dedi.Bende "tabii oglum buyur "dedim.Oglum."baba benim kafam insanoglunun nasil meydana geldigi konusunda karisik bir yandan Adem ve onun kasigindan Havva izahi, bir yandan babasiz dogan bir isa peygamber bir yandan Darwin'in dedigi maymundan ve onun bir turunun gelismesinin insana donusumu; diger tarafta benim bildigim ve yasadigim(kardesimden biliyorum) anne-babanin cinsel iliskisi,peki baba neden bir insanin olusumu bu kadar farkli ve sence hangisi gercek?"

Benim ogluma verdigim cevap ise soyleydi."oglum, butun bu cevaplar insanoglunun kendi kendine sorup-cevapladiklaridir,eger bu soru senin icin cok onemli ve cevap vermen cok gerekliyse sadece sunu bilmeni isterim,yeryuzunde kendi dahil herseyi isimlendiren,adlandiran insanogludur,neye ihtiyac duyduysa dusuncesi temelinde sormus-cevaplamistir,sen de bir insanoglusun,yapacagin sey ya verilen cevaplardan birini kabul edip otekilerine karsi cikacaksin ki bunu yapsan bile baskalarinin sectigi cevap seninkine uymadiginda onlarla tartismayip onlarin kendileri icin sectigi cevaba saygi duyacaksin,ya da bir bilim adami olup ispatlayabilirsen ve kendi gorusun olursa onu ortaya atacaksin,bilmem anlatabildim mi?"

"Sagol baba cok iyi anladim,ama hala merak ediyorum senin kisisel cevabini""oglum, bu sorulari sormak-cevaplamak insanoglunun bir spekulasyonudur ve ne cevap verirsen ver sonucta bir karsiti mutlaka olacaktir o yuzden ben ne boyle bir soru sorar ne de cevap arayip spekulasyon yaparim.

Bu bir ihtiyac meselesidir ve ben boyle bir ihtiyac duymuyorum ama herkesin kendine malettigi ve kabullendigi cevaba da saygi gosteririm ve tartismam,ustelik bu konularin evrensel"su"denen bir cevabi da yoktur.

Benim su andaki cevabim ise insanin olabilmesi icin en az karsi iki cinsin ve onlarin urunu cocugun olmasi gerekir.Insan tek basina olamaz ve kendi kendine uretemez.Ayrica tarihte insan ozelligi veren canlinin evrensel bir aciklamasi ve gecmisin hangi tarihinden itibaren"insan"denebilen canlinin vucut aldigi bilinmemektedir.

INSAN HALA HEM KENDINI HEM DE HERSEYI TANIMA VE BILME SURECINDEDIR,BU SUREC DE SURUP GIDECEKTIR.BILDIGIN GIBI BEN INSANIN DUSUNCE VE DAVRANISTA HENUZ OLUSAMADIGINI VE NE ZAMAN BEN(TEKIL) TEMELI BIZ (COGUL) TEMEL ICIN DUSUNCE VE DAVRANISINDA KULLANIRSA VE BUNU DA EVRENSEL BIR TEMELE OTURTURSA VE NE ZAMAN KENDI CINSIYLE GECINEBILECEK DUZEYE ERISIRSE BELKI O ZAMAN HERSEYIYLE TAM BIR INSAN YAPISINDAN BAHSEDEBILIRIZ. * *

Ben once dini cok iyi ogrendim sonra ateist oldum ama baktim ki boyle bir seye ihtiyacim yok cunku neyi ayirirsan ayir baska birine ters dusersin ve o zaman savunu yapmak zorunda kalir ya ikna olmaya ya da ikna edilmeye zorlanirsin ve bu sana hayatta en sevdigin arkadaslarini cevreni kaybettirebilir o yuzden bu konularda taraf tutmak seni baskalarindan ayirmaktan baska bir ise yaramaz o yuzden herkes istedigi ve ihtiyac duydugu soyut taraf savasi icine girebilir,ben boyle bir soyut taraf savasina ihtiyac duymuyorum"

"Sagol baba sunu cok iyi anladimki bana sudur oglum deyip sabit bir cevap vermedigin gibi ,beni de bu konuda serbest birakip ayni senin gibi olmami da istemedin sana saygi duyuyorum ve seni cok seviyorum,beni aydinlattigin icin.

Oglumla aramizdaki bu konusma bundan tam bes sene once gerceklesmisti.

Saygilarimla;
Evrensel-insan

mhmd 20-03-2008 19:00

Re: DİN VE BİLİM
 
Sn. evrensel-insan,

"ben boyle bir soyut taraf savasina ihtiyac duymuyorum."
Katılıyor ve kutluyorum.

Ayrıca oğlunuzun şansına da gıpta ediyorum.

evrensel-insan 20-03-2008 19:21

Re: DİN VE BİLİM
 
Saygideger mhmmd;

Yorumun icin tesekkurler.

Saygilarimla;
evrensel-insan

mutluluk35 20-03-2008 20:14

Re: DİN VE BİLİM
 
Sayın evrensel insan
Verdiğiniz *örnek *aslında *topluma *ders *olacak nitelikte.Toplum *ve *onun yetiştirdiği *her bir birey *taraf *olmak *ve *bu *taraflılıktan doğan çatışmaya *dahil olmak *ihtiyacı *içinde.Hemde *savunduklarının *sorgulanmamışlığının *bilinçsizliği *içinde.Sivas *olaylarından sonra *Aziz Nesin bir röportajında ,oteli *yakanlarla ilgili ’’Eğer *ben onların *aldığı eğitimi alsaydım onların içinde ben *de olacaktım,ve *onlar benim *gibi yetişseydi,yakılmaya çalışılan *onlar olacaktı’’gibisinden bir *açıklama *yapmıştı.Şimdi *bir araştırma *yapsak *kim hangi siyasi partiye oy *veriyor *ya da hangi *dini inanca *mensup *diye.Tamamına *yakınının anne baba *ya da yakın *çevresinin görüşleri de o *yönde olduğu için öyle *düşünüyorlardır.Çocuklarınız *bu *açıdan *çok şanslı *bence *ve *onlar da *kendi *çocuklarına *şunu ya da *bunu *aşılamaktansa *sorgulamayı ve *farklılıklara karşı *anlayışla yaklaşabilmeyi *öğretebilirlerse,belki bir gün *hoşgörü *toplumunu *yakalayabiliriz.

evrensel-insan 20-03-2008 20:27

Re: DİN VE BİLİM
 
Saygideger mutluluk35;

Destekleyici yorumlarin icin tesekkurler.Onlar oyle yetisiyorlar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

walla 21-03-2008 03:11

Re: DİN VE BİLİM
 
İçinde yaşadığımız bu materyalist çağda gerçek büyük dindarlar sadece bilimsel çalışmalar yapanlardır.”

Hayatta en hakiki mmursit ilimdir fendir. * Ataturk de en az einstain kadar zeki ama sartlar baska gelismis.

evrensel-insan 21-03-2008 06:00

Re: DİN VE BİLİM
 
Saygideger arkadaslar;

Din de bir bilimdir ama mistik bir bilim.-mistisizmi bilimden sayip saymamak ayri bir konu-

Saygilarimla;
evrensel-insan

walla 29-03-2008 23:38

Re: DİN VE BİLİM
 
Din de bir bilimdir ama mistik bir bilim.
Hocam bu konuda size katilmiyorum. simdi desem ki kalorifer dairesinde goremediginiz ama var olan bir sey senin tependen bakiyo. ben buna inaniyorum desem ve bazilarida buna inanip bunun kitabini yazsa bu nasil bilim olur.

evrensel-insan 09-05-2008 09:53

Toplum icin
 
Saygideger walla;

Senin verdigin ornegin, ben sana gercegini vereyim-ki bu dinlerin ortaya cikisi olarak algilaniyor.

Insanoglu, ilk sinifli toplum olan kole toplumuna gectiginde; kole sahiplerinin koleleri kole olarak tutabilmek ve kolelerin bu" kadere"razi olmasini saglamak icin, o devrin bir filozofu aynen soyle diyordu"Koleler biliniz ki tanri heryerde, herseyi duyar ve gorur.Eger sizler hem cennete gitmek, hemde gunah islemek istemiyorsaniz, kaderinize razi olun.Eger kole sahiplerine karsi bir art dusunce ve davranis tasiyorsaniz, bundan kurtulun.Yoksa boyle bir itaatsizlik sonucu tanri tarafindan cezalandirilirsiniz.Yalnizken bile boyle bir dusunce uretmeyin, cunku tanri sizin ne dusundugunuzu siz daha dusunmeden bilir."(Yukarida yazdiklarim benim hatirladigimdi ve ben cumle haline getirdim.Gercek sozler istenir ve arastirilirsa bulunabilir.)

Bu ornekle senin verdigin ornegi karsilastirabilirsin.

Bugun hala sinif farkinin korunabildigi ve bunun kalicilasmasi icin herseyin yapildigi dunyada; ve dunya nufusunun dine bagli sayisini ortaya koydugumuzda; yukaridaki ifadenin nasil bir etki yaptigini ve toplumu nasil sinifli yasama razi ettigini dusun.

Boyle bir etkinin de nasil bir bilgi oldugunu ve hangi bilim dalina-logy-girdigini de sen soyle.

Saygilarimla;
evrensel-insan


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:03 .