![]() |
Tarihi Yalan 'Kızıl Sultan'
Derin bilgi,engin kültür,güçlü hafıza,kıvrak zeka,sanat ve edebiyata vakıf olan Sultan 2. AbdülhamidHan, Osmanlının en çalkantılı sürecinde tahta geçmiş ve 33 yıl boyunca büyük bir kayıp vermeden topraklarını muhazafa edebilmişti.
Bulunduğu güçlü süreçte bile,durmaksızın devletinin ve milletinin refahı ve huzuru için çalışmış ve kendisine has bir yönetim şekli belirlemişti. Abdülhamidhan,Osmanlının üzerinde oynanılmak istenen iç ve dış oyunları üstün zekasıyla kavrıyor ve oluşumdan önce engelleyebiliyorduki;33 yıl tahta kalmasınıda buna borçluydu. Siyonizmin, siyasi önderlerinden olan kTeodor Herzl'in endisinin huzuruna çıkmak için 5-6 defalık yakarışından sonra Sultan huzuruna kabul ediyor ve Bay Herzl'in isteğini soruyordu. Herlz, Sultanhamid'den, Filistinde kendilerine bir arazi vermesi karşılığında Osmanlının Avrupaya olan büyük borçlarının Yahudilerce ödeneceğini,Ayrıca 150 Milyon İngiliz altını verileceğini bürokratik bir dille arz ediyordu. Sultanhamid,Herzl'in böyle bir teklifini bekliyor ve maddi gücün artık siyonizmin elinde olduğunuda biliyordu.Avrupadan Abdülhamid'e yahudi düşmanı yakıştırmaları gelmekte,yahudilere bir vatan vermemesiyle suçlanmaktaydı.Sultan,Dış politika dersini andıran kıvrak bir zekayla bay Herzl'e şu teklifi yapıyordu: 'Benim ecdadım sizlere hoşgörüyle yaklaşmıştı banada bu düşer.Geliniz başınızı sokacağınız bir vatan vereceğim, karşılığındada hiçbir ücret yada hediye kabulüm değildir.Ama tek şartım benden Filistini istemeyiniz.Diğer nereden isterseniz oraya yerleşiniz!' Herlz'in başından kaynar sular dökülüyor ve karşısında duran bu adamın sıradan bir adam olmadığını kendilerinin tüm planlarını bildiğini fark ederek:'Biz sadece filistinden basit bir arazi istiyoruz Sultanım'diyerek cevap veriyordu. Sultan hamid yerinden doğruluyor ve : ''Sizin niyetiniz başınızı sokacak bir vatan değil bir siyonist devlettir.Arzı mevudu istiyorsunuz!Bu topraklar benim değil milletindir millet kan dökerek almış yine ancak kan dökerek verir.Kanla alınan toprak parayla satılmaz.150 milyon ingiliz altını değil dünya dolusu altın verseniz Haşa 1 karış toprak satmam!Bay Herzl'e kapıyı gösteriniz sizi kovuyorum Defolun...! diyor Herzl'i kapı dışarı ediyordu. Siyonizm, artık maddi gücü eline geçirmiş,insan organizasyonunu kurmuştu.Planlarının gerçekleşmesi için Abdülhamid'in kesin olarak devrilmesi şarttı artık.Düzeneklerini kurdular,gerekenleri yapmaya koyuldular.İftira kampanyası başlıyor tüm Osmanlı düşmanları harakete geçiyordu.Ermeni isyanlarının ve katliamlarının bastırılmasıda bir fırsat oluyor ve ilk olarak Ermenilerce 'Kızıl Sultan'yakıştırması başlattırılıyor,ardından Uluslararası camiada hemencecik kabul görüyor,Abdülhamid'in yönetimine şiddetle karşı duran siyonizmin bir kuruluşu ittihat ve terakki tarafından ise,propagandası hızlandırılıyordu. 31 Mart ayaklanmasıyla Plan gerçeğe dönüştürülüyor,Şeyhulislamın kafasına silah dayanarak Abdülhamid'in 'hal' fetvası ittihatçılarca alınıyordu.Sultan'a bu ayaklanmayı bastıracak gücü olduğu ve derhal gerekenlerin yapılması gerektiği hatırlatıldığında :'Kardeş kardeşin kanını dökmesin orduları göndermeyeceğim' diyerek kandan,savaştan nefret ettiğini birkez daha belli ediyordu. Abdülhamidhan artık tahttan indiriliyor ve şöyle diyordu 'Olanların sebebi ben değilim,sebeb olanları millet arayıp bulsun,hakikati Hiç olmazsa ben dünyadan el çektikten sonra itiraf etsinler ve bendende el çeksinler' İftiralarla,karalamalarla,bin çeşit entrikayla tahttan düşürülen Abdülhamid'in değeri kısa zamanda anlaşılıyor ve birzamanlar O'na 'Kızıl Sultan' iftirasını atanlar içinde yer alanlar onun nasıl bir deha olduğunu pişmanlıkla anlıyorlardı. İttihat ve Terakkide önemli yer tutmuş olan ve zamanının Abdülhamid düşmanı olan Rıza Tevfik artık tüm gerçekleri geçte olsa anlamış siyonistlerin oyunlarına düştüklerini görerek şöyle yakarmıştı: Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han? Feryâdım varır mı bârigâhına? Ölüm uykusundan bir lâhza uyan, Şu nankör............ bak günâhına. Târihler ismini andığı zaman, Sana hak verecek, ey koca Sultan; Bizdik utanmadan iftira atan, Asrın en siyâsî Padişâhına. 'Pâdişah hem zâlim, hem deli' dedik, İhtilâle kıyam etmeli dedik; Şeytan ne dediyse, biz 'beli' dedik; Çalıştık fitnenin intibahına. Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz, Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz. Sade deli değil, edepsizmişiz. Tükürdük atalar kıblegâhına. Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena, Bir sürü türedi, girdi meydana. Nerden çıktı bunca veled-i zinâ? Yuh olsun bunların ham ervâhına! Bunlar halkı didik didik ettiler, Katliâma kadar sürüp gittiler. Saçak öpmeyenler, secde ettiler. .................. pis külâhına. Haddi yok, açlıkla derde girenin, Sehpâ-yı kazâya boyun verenin. Lânetle anılan cebâbirenin Bu, rahmet okuttu en küstâhına. Çok kişiye şimdi vatan mezardır, Herkesin belâdan nasîbi vardır, Selâmetle eren pek bahtiyardır, Harab büldânın şen sabahına. Milliyet dâvâsı fıska büründü, Ridâ-yı diyânet yerde süründü, Türkün ruhu zorla âsi göründü, Hem Peygamberine, hem Allâh'ına. Lâkin sen sultânım gavs-ı ekbersin Âhiretten bile himmet eylersin, Çok çekti şu millet murada ersin Şefâat kıl şâhım mededhâhına. Bir zamanların Kızıl Sultan iftiracılarından Ahmet Rasim ise: 'Sen değil naaşın hükümdar olsa elyaktır bizlere,dönsün etsin taht-ı osmaniye tabutün culüs' Diyerek pişmanlığını ve Kızıl Sultan yalanını meydana çıkarıyordu. Prens Bismar ise O'nu şöyle tarif ediyordu :'Dünyada yüz gram akıl varsa, Doksanı Abdülhamid'de geri kalanıysa tüm dünya siyasetçilerindedir' |
emeğine sağlık....
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:09 . |