![]() |
Gazoz kapaklarımı geri verin
GAZOZ KAPAKLARIMI GERİ VERİN Biz bilmezdik Pokemon'u , Digimon'u , Barbi bebeklerini ... Play Station'u , bilgisayarı , CD'yi , DVD'yi . İnternet mi ; o ne yahu ? Yenilen içilen bir şey mi ağabey ? Köyümüzde ne su vardı ne de elektirik . Elektirik belki yeni gelmişti ama , bizim fakirhane gibi nice fakirhaneler bu nimetten henüz yararlanamıyor , hala daha löküs (lüks) lambasına talim ediyordu . Medeniyet vardı belki ama , biz medeniyetten habersiz yaşıyorduk . Televizyon mu ?... Günümüzdeki imkanları düşünüyorum da acı acı gülümsüyorum . Köyümüzde sadece bir evde televizyon vardı ; o da , köyün zengini Haçça (Hatice ) Bacıngillerde . Anamın ve ebemin başının etini yerdik , ''N'olur bizi Haçça Bacıngile televizyon izletmeye götürün , n'olur hadi !... '' Sümüğümüze karışmış sicim gibi akan gözyaşlarımıza bakarlardı da acırlardı halimize , kıramazdı bizimkiler . Söylene söylene Haçça Bacıngilin evinin yolunu tutar , pancar gibi bir suratla Haçça Bacıngilin kapısını vurur , hırsızlık yaparken yakalanmış da açıklama yapar gibi ezilir büzülürdük : - Bizim uşaklar durduruyor mu da anam , ille de teleyzon isterik diye tutturdular , cahil uşak işte , kusura bakmayın gari ... Ev sahipleri gönülsüz gönülsüz bizleri içeri buyur eder , biz de yüzsüz yüzsüz içeri girerdik . Çorabımızın kokusu dışarı çıkmasın diye önceden öğretildiği üzere ayaklarımızı iyice içeri çekmiş namaz kılar bir vaziyette kapının eşiğinde biz küçüklere gösterilen yerde yerimizi alır , el emeği göz nuru dantel işlemeli örgülerle süslenmiş 62 ekran televizyona hayran hayran bakar , koca koca fillerin şu küçük ekrana nasıl sığdığına bir türlü akıl sır erdiremezdik . Hele o , Kartal Tibet'in oynadığı Karaoğlan filmleri ... Karaoğlan ''Haaayt , savulun leeaaan!..'' diye kükreyip bir kılıç darbesiyle beş kişiyi birden salçaya , pardon kana bulamasını müthiş bir çoşkuyla karşılar , kendimizi adeta Karaoğlan yerine koyar , farkında olmadan aynı hareketleri yapardık . Ta ki anamın ve ebemin ''Hoop n'oluyor ; hani gürültü etmeyecektiniz!'' manasına gelen çatık kaşlarıyla karşılaşıncaya kadar . *** Bizim ne Barbi bebeklerimiz oldu , ne Play Stationlarımız ne de bilgisayarlarımız . Hayal dahi edemezdik böyle şeyleri . Belki bir bisiklet süslerdi hayallerimizi , bilirdik ki bunlara ancak zengin çocukları binerdi . Bir de Haçça Bacıngilin veletleri ... Zengin arabasını dağdan aşırır , fakir düz ovada yolunu şaşırırdı ; o halde bisiklet bizim nemize gerekti . Çelik çomak oynardık daha çok . Zerdali çekirdekleri veya ne bileyim çatallı dallardan yaptığımız kuş lastikleriydi oyuncaklarımız . Yoksulluğun verdiği eziklik duygusunun acısını zavallı minicik serçelerden çıkarırdık , ne yaptığımızı bilmeden . Gücümüz ancak onlara yeterdi belki de . Bir de gazoz kapaklarıydı en meşhur , en gözde oyuncaklarımız . Köyümüzün tam ortasında bulunan tek ve meşhur kahve , Tevfik'in Kahvesi gazoz kapağı yatağıydı . Evleri Tevfik'in Kahvesi'ne yakın olanlar hayli şanslıydı . Daha gazozlar içilmeden kapakları kapış kapış gider ; evi , Tevfik'in kahvesine yakın olanlar bal tutup parmağını yalarken biz garibanlar da genellikle avucumuzu yalardık . Bir gazoz kapağı bulabilmek ümidiyle bir radar gibi yolları taramalarımız ise boşuna bir uğraştı . Zira aynı şeyi herkes yapıyordu . Çok değerliydi gazoz kapakları , çok . Şehirde , o şehir ki her yerinde yığınla gazoz kapağı bulunabileceğini anlatırlardı bize . Ne ararsan ; kola , yedigün , şveps ... Şehir ?... Nasıl bir yerdi ki ? Şehir , bizim için adeta Paris'ti . Yılda belki iki sefer şehire gidilir , bizi de onca dil dökmelerimize , salya sümük ağlamalarımıza rağmen hiç mi hiç götürmezlerdi . Biz de bilmezdik . Ama hayallerimize kimse gem vuramazdı . Bütün caddeleri gazoz kapakları ile süslü , bütün çöp bidonları gazoz kapakları ile dolu bir cennetti bizim için şehir . Ekmek kavgası uğruna yurtdışına çıkan babam , çilekeş babam , Türkiye'deydi ve ilk iznini yapıyordu . Alışveriş için şehre gidecekti . Durur muyuz , işin ucunda gazoz kapağı vardı : - Baba , n'oluur bizi de götür baba ! Ocağına düştük baba , babamsın babam ! Anamın gözüne bakan babam , ''Cık , olmaz!...'' sinyali alıyor , ''Baba n'olur , vallahi bak uslu dururuz , babamsın babam !..'' türü yürek yakan duygu sömürülerimiz ise kar etmiyordu . İki kardeş çaresizlikten bir köşeye çekilmiş iç çekerek hisli hisli , hıçkıra hıçkıra ağlıyorduk . Daha önce kendisine ayak bağı olacağımızı düşünen babamız sonunda merhamete gelmişti : - Tamam , sizi de götüreceğim . Ama benimle birlikte pazara gelmeyeceksiniz , biiir... Durak yerinde bekleyecek ve ben gelinceye kadar hiç bir yere ayrılmayacaksınız , ikiiii... Tamam mı ? *** Sabahı zor etmiştik . Erkenden kalkıp alelacele bir kahvaltıdan sonra durak yerinin yolunu tuttuk . Şehire vardığımızda babam bizi şehirdeki durak yerinde bıraktı ve sıkı sıkı tembihledi : - Sakın ha , ben gelinceye kadar buradan bir yere ayrılmayın ! Sonra azarsınız bak , karışmam tamam mı ? Babam daha yanımızdan ayrılır ayrılmaz küçük kardeşim çığlığı koyuverdi : - Aman Allahım , buradaki çöp bidonunun hepsi gazoz kapağı dolu ! Gözlerimiz dışarı fırlamıştı . Hırsızlığa gidip de yükte hafif pahada ağır ne varsa ceplerine alelacele zula eden hırsız misali bütün ceplerimizi kısa bir süre içinde gazoz kapağı ile doldurmuştuk . Ama bitmek bilmiyordu , burası resmen gazoz kapağı yatağıydı yahu . Tıka basa doldurduğumuz ceplerimiz yetersiz kalmış , bu sefer de gelişi güzel koynumuza doldurmaya başlamıştık . Çevredeki insanların şaşkın bakışları ise bizi hiç mi hiç ilgilendirmiyordu . Babam henüz pazardan dönmemişti . Koynum ve bütün ceplerim gazoz kapağı ile dolu ben , mesut hayaller kuruyordum : Bir gazoz kapağı için beni satan Şaban'ın suratına onlarca gazoz kapağını serpiyor , ardından da ''İnsan ol lan insan ! Buna gazoz kapağı derler .'' diye ona insanlık dersi veriyordum . Ya Hacı'ya ne demeli ? Kendisine o kadar ''Hacı , n'olur ödünç ya!'' diye yalvarmıştım da bir gazoz kapağı , üstelik de ödünç olduğu halde , vermemişti . Görecekti o , görecekti . Peki ya o , İbili'nin Mustafa ... Bizden üç yaş büyüktü , ayı ! Hep hillecilik ( hilebazlık ) yapar , ne zaman ki ütülüyor , bütün gazoz kapaklarını gözümüzün önünde toplayıp cebine atar , ''Vermiyom ulan , var mı diyeceğiniz !'' diye bizlere bir de meydan okurdu . Sıkıysa karşı gel , gık de ! Tam bir psikopat ... Bu psikopat anasına bile karşı gelir , hatta dövmeye kalkışır , üstelik bir de sigara içerdi . Bu kapakların bir kısmını da bu adi herifin yüzüne serpecektim , hele dur hele !... Bu şehir iyi bir yerdi yahu ; gazoz kapağı kıtlığı çekilmiyor , her taraf kapak kaynıyordu . O arada babam çıkageldi . Sırtında heybesi , elinde çantalarla yorgun bitap düşmüş , yaz sıcağı ve ağır yük dolayısıyla ter su içinde kalmıştı . Kaşları çatallaşmış , oldukça da sinirli görünüyordu . İki kardeş ceplerimiz ve koynumuzdaki gazoz kapaklarını düşürmemeye dikkat ederek lökküdü lökküdü yardıma koştuk . Ceplerimizdeki ve koynumuzdaki şişkinliği farkeden babam bir anda barut gibi patladı : - O ne lan cebinizdekiler ? İlkönce sustuk , bir şey demedik . Ancak bu sefer soru daha tehditkardı . Çaresizlikten , kısık , merhamet dilenen bir edayla : - Kapak baba , gazoz kapağı , babamsın babam! diyebildik sadece . Süt dökmüş kedi gibi uslu uslu miyavlıyorduk resmen . Tehditin arkasından , uyulması bizim açımızdan zor görünen , oldukça yürek sızlatan emri geldi babamın : - Çabuk boşaltın koynunuzu ve ceplerinizi ! Pis herifler , şu üstünüze başınıza bakın bir , hiç mi ananıza acı mıyorsunuz ? Bu sefer daha da yürek parçalayan bir tavırla ''Babamsın babam!...'' diye son kozlarımızı da oynadıksa da babamıza dinletemedik . Zira sıcak ve yorgunluktan bitap düşen babamızın bizimle polemiğe girecek ne dermanı vardı ne de isteği . Çaresizdik . Denileni harfiyen yerine getirdik , hepsini boşalttık . Her boşaltışta ciğerimizden bir parçayı da oraya bırakarak ... Kimbilir belki de çocukluğumuzu . *** Bizim ne Barbi bebeklerimiz oldu ... Ne Play Stationlarımız ... Ne de bilgisayarlarımız . Hayal dahi edemezdik böyle şeyleri . Belki bir bisiklet süslerdi hayallerimizi . Ancak bilirdik ki , bunlara sadece zengin çocukları binerdi . Aydınus |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:00 . |