![]() |
Apolitik Gençlik Nasıl Politize Olur?
Özellikle 68 kuşağımız vardır meşhur. Tabi 27 Mayıs'ı getiren gençlerimiz vardır ondan öncesinde. Daha sonrasında ise bir 78'lilik kültürü oluşmuştur.
12 Mart'ın bitiremediği gençliği 12 Eylül darmaduman etmiş ve dış dünyadan kopuk bir gençliğin oluşması sağlanmıştır. Bugün geldiğimiz noktaya bakıyoruz... Gençliğin durumunu tam manasıyla bir rezalet. Binlerce kişiyle toplantı yapan 68 kuşağı nerede, toplandığında bir elin parmaklarını geçemeyen gençlik nerede? Gençlik tamamen aşk ve top peşinde koşmakta. Onu da yapmayanlar sanı büyük "cafe"lerde dedikodu ve anlamsız muhabbetler peşinde. 40 yılda gençlik bu kadar nasıl değişebilir? Bunun altında yatan temel nedenler nelerdir? Ben bunları sorgulamak amacındayım. Darbeler ezdi geçti denebilir. Ben bu bahaneyi pek de gerçekçi bulmuyorum. Son darbenin üzerinden neredeyse 30 yıl geçti çünkü. Bugünkü nüfusumuzun yarısı 12 Eylül'ü görmediler bile. Popüler kültür denebilir. Ama bu da bana pek mantıklı gelmiyor. O günlerin hiç mi popüler kültürü yoktu? Özetle ben pek anlamlandıramıyorum bu durumu. Özellikle o günleri yaşamış büyüklerime de merakla soruyorum. Nedir bu işin sırrı? Saygılar |
Saygideger imhotep;
"Bananecilik ve vurdumduymazlik, ilgisizlik ve onemsememecilik v.s." deyip, bir acilis yapalim. Saygilarimla; evrensel-insan |
Sevgili Evrensel,
bu saydıkların doğru ama neden bu gençlikte var da öncekinde yoktu? Genetik bir fark mı var aralarında? Ben bu durumu ortaya çıkaran sebepleri merak ediyorum ve bir çıkış yolu bulunmasını ümid ediyorum. Saygılar |
ideallerin yenilgisi
sayın imhotep , bence kısacası ideallerin yenilgisidir ;)
|
12 Eylül siyasi oldugu kadar ideolojik olarak da bir darbe idi. Öncelikle halkın en ileri unsurları tasfiye edildiler, oypk edildiler ve süreç içerisinde de sindirildiler. Ben şu anda 98 lileri bizim 78 liler kadar ileride ve kararlı görmüyorum.
12 Eylül işkence ve katliamlarının yanı sıra iki şeyi yaptı. Birincisi emekçileri laik/anti laik kutuplaşmasına çekti ve İslama yeşil ışık yaktı. İkincisi de milliyetçilik temeline çekti güçleri böldü. Kendi ideolojisini yani devleti meşru kılacak söylem ve aygıtları yarattı. 12 Eylül bir kerşı devrim idi ve başarılı da oldu ama ne zamana kadar, bugüne kadar. Bugün böyle bir başlık açılmışsa demek ki 12 Eylül ruhu gençligin üzerinden silinmeye başlanmış demektir. Fazla karamsar olmamak lazım. 2008, yıllardan beri uyuyan emekçilerin seslerini çıkarmaya başladıkları bir sene oldu. 2009 daha mücadele dolu geçecek. Ancak bunlar hep kendiliginden mücadeleler ve her kendiliginden mücadele gibi ancak sınırlı bir bakış açısı olur. Önemli olan sınırsız bir bakış açısına sahip öncü bir emekçi lokomotifi yaratabilmektir. 40 senedir hala bu aşılamamıştır. Önderlik olmdan mücadele de olamaz. Ancak son 30 seneyi çok iyi gözlemleyen bir insan olarak sınıf mücadelesinin dayattıgı bu görevlerin zorunlu olarak çözülecegini hissedebiliyorum. saygılarımla |
Halkın en ileri unsurları yok edildiler demişsin dilaver de 30 yılda oluşmaz mı bu ileri unsurlar? 68'de başladılar devrimciler işe. 80'e kadar 12 yıl eder. 30 yılla kıyaslanabilir mi?
|
Saygideger imhotep;
Bunun altinda yatan ana neden; bireyci siyrilmadir. Kisiler, hala kendilerine verilen toplumsal degerlerle-milli-dini-ananevi-ahlaki-toresel-ailevi-cevresel-egitimsel v.s.-buyuyup, yetisse bile; artik bunlari savunmak icin bir savasim vermekte; bireyci bir cikar gormemektedir. Genelde, bireyci temelde; ya yasam ve iliskilerini surdurmeye, ya da bu yasam ve iliskisini surdurebilecegi; ortamlar bulmaya ugrasmaktadir. Herhangi bir deger icin; kendini "feda etmesi" onun, bireyci cikarina ters dusmektedir. Bireyci temelde; kendi hayatini kurmak icin, dusunce ve davranis uretmektedir. Bu da onlari; duygusal olarak, duyarsiz ve ilgisiz kilmaktadir. "Vatan, Millet, Sakarya" edebiyati; bireyci olarak; cikarci gelmemektedir. Duzene, karsi cikma, bilinci de olusmadigindan; duzende bir "yer edinme" cabasi hakimdir. Tabi ki; duzenin sartlarina uyarak. Duzeni "protesto; tamamen, bir bireyci "ic dokum ve sikayatten" oteye gidememektedir. Ayrica, her kisi; herkesin kendi gibi dusunup davranmadigi temelde; bir orgutlenme veya bir eylem temelinde, bir guvence duymamaktadir. hem kendine "sahte" bir guven duymakta; hemde duzene karsi kendini "caresiz" kilmaktadir. Yasamdaki, belirlenen amac-ki genelde yoktur-bireyci cikar temelindedir. Eski nesil icin belirli bir anlam iceren cogu olgu ve deger, yeni nesil icin "anlamsiz" gelmektedir. Sagda, solda gorulen; cikislar ise, sadece bir "doldurusa gelmek" ve duygusal hareketten kaynaklanmaktadir. Cozumu de, sonraya birakalim. Saygilarimla; evrensel-insan |
imhotep
85 senelerinde cezaevleri boşaldı. Çogu tutuklu dışarı çıktı. O zamanlar o insanlara selam vermeye bile korkulurdu. İnsanlar o kadar sindirilmişti. Terör Hitler Almanyası ile aynı idi. Ve bunu yapan TC devleti idi. Bu akımların oluşabilmesi için öncelikle devlet ile aralarına bir sınır çekmeleri gerekiyor. Ama izinli olan sözde sosyalistler, milliyetçiligi, kemalizmi körüklediler ve devleti kutsallaştırdılar. İdeolojik saldırının bir ayagı da bu idi. Gençler de tepki olarak bu akımlar tarafında gaspedildiler. Şimdilerde yeni yeni uyanmaya başlıyorlar. Ordunun işlevini yeni yeni tanımaya başlıyorlar. 1 Mayıs ciddi bir ögrenme tahtasıdır. Sınıf mücadelesi bu ögrenmeyi daha da yetkinleştirecektir. İnsanlar bir tek kendi deneyimlerinden ders alırlat ve hayat gerçek ögreticidir. Merak etme önümüzdeki yıllar son derece umut vericidir. 29 Kasım Emekçiler mitingi başlı başına bir deneyim alanıdır. saygılarımla |
Sevgili İmhotep,
40 yılda demişsin 30 yıl de ya da 25 yıl de çeyrek asır. 80 sonrası uygulanan kültürel yozlaşma ve toplumsal değişim ahlaki çöküş bunların nedenidir. Gençlik demişsin toplum ne kadar politize ki gençlik politize olacak. Nasıl bir toplum yaratıldı ona bakmak gerekli. Bu bilinçli yapılan bir kültürel deformasyon ve yozlaşmadır. Gençlik toplumun en dinamik en aktif kesimidir. Ama toplumsal dinamikler yok edilmişse gençlik ne yapsın. İnsanlar bireyselleştirilmiştir. İş bilicilik köşe dönücülük hortumculuk ,yalancılık ,rüşvetçilik almış yürümüştür. 80 sonrası halk evleri sendikalar sivil toplum örgütlenmeleri kapatılmıştır. Gemisini yürüten kaptan bu dünyada işine bakacaksın ne yapıp edip köşeyi döneceksin zihniyeti yerleştirilmiştir. Ülke kültürel erozyona uğramıştır. Gençliğede siyasetle uğraşmada ne yaparsan yap herşey serbest denmiştir. Ülkemiz açık pazar haline getirilmiş ve geleceğimiz ipoteklenerek büyük miktarda borçlandırılmıştır. Halkımız umudunu yitirmiş günlük yaşamaktadır. Gençlik geleceği olmadığını düşündüğünden günlük yaşama uymuş var olan ve verilen ya da bulabildiğiyle yetinen hale gelmiştir. Mücadele yarınlar içindi ,şimdi millet bugünü kurtarmanın derdine düşmüştür. Yarını olmayan neyin mücadelesini verecek? Gelen gideni arattığından insanlar geleceğe değilde geçmişteki güzel günlere özlem duyar hale gelmiştir. Benim görüşüm bu hikayenin sonuna yaklaşıldı,rüya bitti gerçeklerle yüzleşilecek ,artık uyanma zamanı geldi. Kalkılacak ve bugüne sahip çıkıp yarınlara yürünecek başka yolu yok. |
valla bu satten sonra zor ama ağaç yaş iken eğilir misali gençlerin daha fazla yoz kültür dışında tutularak siyasetinde hayatın önemli bir parçası olduğunu anlaması lazım belki usanmadan anlatmak yaşatmak lazım ama birazda insanın içinde olmalı...
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:29 . |