Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Said-i Nursi Cifir ve Ebced hesapları (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=879)

Mutezile 21-09-2005 21:01

Said-i Nursi Cifir ve Ebced hesapları
 
'Üstat' Saidi Nursi; Risalelere başlarken Şakirtlere şunu yazdırır: ''Cifir ve Ebced hesapları, rakkamlar, harfler ve sayılar kullanılarak Gaip'ten ve
gelecekten haber vermek idiiasında olan BOŞ bir bilgidir. Bu Cifir işi me
raklı, zevkli bir iş olduğu için insanı gerçek görevinden uzaklaştırır, boş ye
re meşgul eder. Bir kere bu ''La yelemül'gaybe illallah'' yani: Gaybı Allaht an başkası bilemez ayetine karşı EDEB DIŞI bir davranıştır. Cifir gibi güç
lü temellere dayanmayan gizli bilimler, kötü maksatlar için kullanılmaya çok daha müsaittirler''( Said- Nursi; Lem'alar sayfa 39 Sinan matbaası İst.
1958). İlk zamanlar Said-i Nursinin görüşü gerçekten buydu. Fakat kendis
ini ve Risaleleri kutsallaştırmak için Risale-i Nur'un neredeyse her bölümü nde Cifir yoluyla Kuran ve Resul-ü Ekreme göndermeler yapmaktadır.. Başlarda mahkum ettiği yöntemi, sonraları temel İspat Enstumanı olarak kullanmıştır. Sikke-i tasdiki gaybiden Lemalara, Sönmeze dek her yer Cifir ve Ebced kaynamaktadır.dının arkasına RADIYALLAHÜANH yazdıran(Ehlib eyt; Ashab-ı Kiram ve Asr-ı Saadet döneminde hayatlarında cennetl e müjdelenmiş on kişi için KULLANILIR); Risale-i Nur'un Kurandan SÜZÜL MÜŞ,üstü örtülü daha muteber olduğunu ima ediyor, kendisinin GELECEĞİ NİN DE 14 ASIR ÖNCE KURANLA MÜjdelenmiş olduğunu VE başta Nur sur esi olmak üzere bunu KURANA, Abdülkadir geylani ve Gazaliy e dayandır ma CÜRETİNİ gösteren said-i nursiyi nasıl yüceltebiliyorlar. Şakirtleriyle konuştum, yıllarca feyz alanlarla da konuştum. Beyin yıkamanın ölçüsüzlü ğü ile şok oldum. Cifir'i Risalelerin hemen her kitabında uygulayan aynı said-i nursi ilk başlarda Allah korkusu ile: 'La yelemül'gaybe illallah' yani; gaybı Allahtan başkası bilemez derken sonra noldu da Cifir ve Ebced naml ı gayya kuyusuna düşmekten uzak duramadı? Ben cevabını sormuyorum. Sorunun sorulmasını istiyorum. (Yazının Temel Dayanağı: İlk Basımı 1971
yılında yapılan sevgili Turan Dursun'un 'Müslümanlık ve Nurculuk' Altınok
Matbaası Ankara/İkinci basım 1996 Kaynak Yay.'dır)

Aliminyum 22-09-2005 12:56

Önce ebced ve cifri tam bir kavramaya çalışalım. Nedir bunlar?
Ebced (Diğer ismi EbuCed) : Arap harflerinin hafızada iyi tutulabilmesi için geliştirilmiş sayısal bir sistemin adı. Arapça harflerin her birini 1 den 1000 e kadar değişik sayısal değerler verilerek oluşturulmuş. Ebced hesaplarının İsrailiyyat olduğundan bahsedilir. Rivayete göre bir grup yahudi Efendimize gelerek Kurandaki huruf-u mukatta denilen "Elif Lam Mim Ra " gibi harfleri ebced hesabına tabi tutarlar ve burdan yola çıkarak İslam ümmetinin ömrünü ölçmeye kalkarlar. Elif:1 Lam:30 Mim:40 falan deyip ümmetin toplam ömrünü bunlardan toplayıp 70 veya 71 yıl falan biçmişler. kendilerine "Kaf, he, ye, ayn, sad" gibi harfler hatırlatılınca da hesap etmeye çalışmışlar, işin içinden çıkamamış kafaları karışıyor yahudilerin ve İslam ümmetini kendilerine güldürüyorlar. Böyle bir rivayet var.

Ancak bazı alimlerin fonetik fizyolojisinin ilkelerine göre tespit ettikleri ve düzenledikleri bir alfabe sistemleri var.
Bazıları da harflerin sayılara tekabül etmesinden yola çıkarak ebced kelimelerini sihir ve büyülerde bile kullanmış.

Türk edebiyatında bazen ebced bazı önemli olaylara tarih düşürmek için de kullanılmış. Mesela İstanbul'un fethi için Kurandaki "Aherun" kelimesi ebced hesaplarına göre tarih düşürmek amacıyla kullanılmış. Aherun kelimesini oluşturan harflerin sayısal değerlerinin toplamı 857'ye tekabül eder. Hicri 857 yılı ise Miladi olarak tam da 1453 yılına tekabül eder.

Bazen de halk arasında hurafelere itibarın bir neticesi olarak bazı ayetlerin sayısal değerleri bir kağıda yazılır, bunlar muska olarak taşınır ve bu sayılardan şifa beklenir ki apaçık küfürdür, şirktir.

Görüldüğü gibi ebced ilminin kullanıldığı alanlar farklı. İslam tarihinde ebced Sadece gaybdan haber vermek amacıyla kullanılmıyor.

Bir de cifir bahsi var.
Cifir ise çok farklı değil ebcedden ama bazı nüanslar var: Cifir bir ilim dalı. Harflere verilen sayı değerleri ile mazideki olaylara tarih düşürülür cifr hesabıyla. Nadir olarak da gelecekte gerçekleşmesi muhtemel olaylara ait ihtaratlar yapılır. Bu olaylar kesin gerçekleşecektir diye iddialarda bulunulmaz. Kesin bir iddia varsa cifr ilmiyle alakası yoktur bunun. İddia edenin kendi açmazıdır.
Cifr hesapları Şia tarafından uygulanıp benimsenmiş daha çok. Bazı sünni alimler de cifre rağbet etmişler.
Hz. Ali'ye veya imam Cafer-i Sadık'a atfedilen gizli ilimlerin toplandığı bir kitabın adına da cifr demişler ki aklı başında İslam alimleri b,öyle birşeyin varlığını zaten kabul etmemişler fanteziden ibaret görmüşler olayı.

Hülasa; Ebced ve cifrin bizi ilgilendiren yönü bu hesaplamaların Kuran ayetleri ve hadis metinlerinden yola çıkarak harflere sayısal bir değer atfedilip bu sayısal değerlerden ortaya çıkan tarihlerle alakalı TAHMİN veya KESİN hüküm ortaya çıkarılmasıdır ki KESİN bir hüküm varsa ortada bu elbette tartışılır. Tahmin var ise "Gaybdan haber veriyor, halbuki gaybı Allahtan başkası bilmez, kafir bu adam" denilemez. Çünkü bu hesaplamaların niyeti hesaplayanın ameliyle değerlendirilir ve bir adam asla kalkıp da ebced veya cifir hesabı yapıyor diye küfürle, soytarılıkla, fuzulilikle suçlanamaz.

Aliminyum 22-09-2005 13:13

Bediüzzaman'ın konuyla alakasına gelince.
Öncelikle Said Nursi'nin ebced ve cifir hesaplarıyla ilgili tavrını belirginleştirmeye çalışalım; Bediüzzaman Emirdağ Lahikası isimli eserinde bir mektubunda aynen aşağıdaki ifadeleri kullanır:

"Risale-i Nur'un makbuliyetine imza basan ve gaybî işaretler ile ondan haber veren sekiz parçadan birinci parçadır. Aynı mes'eleye, aynı davaya ittifakları sarahat derecesindedir. Vahdet-i mes'ele cihetiyle o emareler birbirine kuvvet verir, teyid eder. O sekizden üç tanesi, İmam-ı Ali'nin üç keramet-i gaybiyesiyle Risale-i Nur'dan haber vermesine dairdir. Bu sekiz parçayı Ankara ehl-i vukufu tedkik etmiş, itiraz etmemişler. Yalnız demişler: "Bu yazılmamalı idi. Keramet sahibi, kerametini yazamaz." Ben de onlara cevab verdim ki:

Bu, benim değil, Risale-i Nur'un kerametidir. Risale-i Nur ise, Kur'anın malıdır ve tefsiridir dedim. Onlar sustular, demek kabul ettiler. Gerçi bu çeşit ikramlar yazılmasaydı daha münasibdi, fakat bu kadar hadsiz muarızlar ve çok kuvvetli ve kesretli düşmanlar karşısında az ve fakir ve zaîf olan bizlere kuvve-i maneviye ve gaybî imdad ve teşci' ve sebat ve metanet vermek için mecburiyet-i kat'iye oldu, ben de yazdım. Benim benliğime bir hodfüruşluk verip sukutuma sebeb olsa da, ehemmiyeti yok. Bu hizmete, yani ehl-i imanı dalalet-i mutlakadan kurtarmağa -lüzum olsa- dünyevî hayat gibi, uhrevî hayatımı da feda etmek bir saadet bilirim; binler dostlarım ve kardeşlerimin Cennet'e girmeleri için Cehennem'i kabul ederim."

Risale-i Nurun makbuliyetinden bahsedilir. Risale-i Nur eserleri makbul bir tefsirdir, Kuranın manevi bir tefsiridir iddiaları Risalelerin her yerinde var. Bu makbuliyet için getirilen delillerden bir tanesi de ebced ve cifir hesaplamalarıyla elde edilen bilgiler ki Hz. Ali'nin kerametlerine dayandırılır. Halbuki Hz. Ali'ye atfedilen kitabın Sünni alimlerce pek de makbul ve sahih sayılmadığını söylemiştik.

Şimdi dikkat edilmesi gereken şu; Bediüzzaman burada ne yapmaktadır. Gaybdan haber vermek gibi bir iddiası var mıdır? Hayır! Burada yapılan gaybdan haber vermek değildir. Geçmişte Hz. Aliye atfolunan bir kitabın içinden Hz. Aliye ait kabul edilen ifadelerden yola çıkılarak ebced ve cifir hesaplamaları yapılmış ve Hz. Ali'nin Risale-i Nurları işaret ettiğine dair malzemeler elde edilmiştir.
Böyle birşey gerçek olabilir mi?Yani Hz. Ali gerçekten Risale-i Nurlara işaret etmiş olabilir mi?
Olamaz denilirse neden? Olabilir denilirse neden? Bunları belirlemeden iddia sahiplerine ithamlar yapılması sağlıklı olmaz. Mutezile'nin yaptığı budur. Yani zaten gayba inanmayan birisinin gayb olmaktan çıkmış şeyler üzerine konuşanlar hakkında yüzeysel ithamlarda bulunmaktadır. Bu doğru birşey olmaz.

Şu ifadeler atlanmamalı ; "Gerçi bu çeşit ikramlar yazılmasaydı daha münasibdi, fakat bu kadar hadsiz muarızlar ve çok kuvvetli ve kesretli düşmanlar karşısında az ve fakir ve zaîf olan bizlere kuvve-i maneviye ve gaybî imdad ve teşci' ve sebat ve metanet vermek için mecburiyet-i kat'iye oldu, ben de yazdım. Benim benliğime bir hodfüruşluk verip sukutuma sebeb olsa da, ehemmiyeti yok"

Başka söze fazla gerek yok herhalde. Gayb hakkında konuşmak ne demek? Gayb nedir? Gaybın Allah'tan başkası bilmez denilirken Allah'ın bazı bilinmezleri kullarına bilinir hale getirdiği neden görmezden gelinir? Mesela Rum suresi gaybdan haber vermiştir ve ehl-i kitab olan rumlar farslılara galip gelmiş. İstanbulun fethedileceği gaybdan haber vermek değildir. Gayb olmaktan çıkmış, insanlar içinde sadece Peygamber tarafından duyumlanabilir hale gelmiş bir hadisenin önceden bilinip haber verilmesidir.

Her şeyden önce bu tartışmalara girmeden evvel "Gayb" kavramını doğru tespit etmemiz gerekir diye düşünüyorum.

Mutezile 22-09-2005 13:57

Saidi Nursi; Risalelere başlarken Şakirtlere şunu yazdırır: ''Cifir ve Ebced hesapları, rakkamlar, harfler ve sayılar kullanılarak Gaip'ten ve
gelecekten haber vermek idiiasında olan BOŞ bir bilgidir. Bu Cifir işi me
raklı, zevkli bir iş olduğu için insanı gerçek görevinden uzaklaştırır, boş ye
re meşgul eder. Bir kere bu ''La yelemül'gaybe illallah'' yani: Gaybı Allaht an başkası bilemez ayetine karşı EDEB DIŞI bir davranıştır. Cifir gibi güç
lü temellere dayanmayan gizli bilimler, kötü maksatlar için kullanılmaya çok daha müsaittirler''( Said- Nursi; Lem'alar sayfa 39 Sinan matbaası İst.
1958).. İlk zamanlar Said-i Nursinin görüşü gerçekten buydu. Fakat kendisini ve Risaleleri kutsallaştırmak için Risale-i Nur'un neredeyse her bölümünde Cifir yoluyla Kuran ve Resul-ü Ekreme göndermeler yapmaktadır.. Başlarda mahkum ettiği yöntemi, sonraları temel İspat Enstumanı olarak kullanmıştır. Sikke-i tasdiki gaybiden Lemalara, Sönmeze dek her yer Cifir ve Ebced kaynamaktadır.dının arkasına RADIYALLAHÜANH yazdıran(Ehlibeyt; Ashab-ı Kiram ve Asr-ı Saadet döneminde hayatlarında cennetl e müjdelenmiş on kişi için KULLANILIR); Risale-i Nur'un Kurandan SÜZÜL MÜŞ,üstü örtülü daha muteber olduğunu ima ediyor, kendisinin GELECEĞİ NİN DE 14 ASIR ÖNCE KURANLA MÜjdelenmiş olduğunu VE başta Nur sur esi olmak üzere bunu KURANA, Abdülkadir Geylani ve Gazaliye dayandır ma CÜRETİNİ gösteren said-i nursiyi nasıl yüceltebiliyorlar.

Mutezile 24-09-2005 11:59

Said-i Nursi Cifir ve Ebced hesapları -II (geniş özet)
 
'Üstat' Saidi Nursi; Risalelere başlarken Şakirtlere şunu yazdırır: ''Cifir ve Ebced hesapları, rakkamlar, harfler ve sayılar kullanılarak Gaip'ten ve
gelecekten haber vermek idiiasında olan BOŞ bir bilgidir. Bu Cifir işi me
raklı, zevkli bir iş olduğu için insanı gerçek görevinden uzaklaştırır, boş ye
re meşgul eder. Bir kere bu ''La yelemül'gaybe illallah'' yani: Gaybı Allaht an başkası bilemez ayetine karşı EDEB DIŞI bir davranıştır. Cifir gibi güç
lü temellere dayanmayan gizli bilimler, kötü maksatlar için kullanılmaya çok daha müsaittirler''( Said- Nursi; Lem'alar sayfa 39 Sinan matbaası İst.
1958). İlk zamanlar Said-i Nursinin görüşü gerçekten buydu. Fakat kendis
ini ve Risaleleri kutsallaştırmak için Risale-i Nur'un neredeyse her bölümü nde Cifir yoluyla Kuran ve Resul-ü Ekreme göndermeler yapmaktadır.. Başlarda mahkum ettiği yöntemi, sonraları temel İspat Enstumanı olarak kullanmıştır. Sikke-i tasdiki gaybiden Lemalara, Sönmeze dek her yer Cifir ve Ebced kaynamaktadır.dının arkasına RADIYALLAHÜANH yazdıran(Ehlib eyt; Ashab-ı Kiram ve Asr-ı Saadet döneminde hayatlarında cennetl e müjdelenmiş on kişi için KULLANILIR); Risale-i Nur'un Kurandan SÜZÜL MÜŞ,üstü örtülü daha muteber olduğunu ima ediyor, kendisinin GELECEĞİ NİN DE 14 ASIR ÖNCE KURANLA MÜjdelenmiş olduğunu VE başta Nur sur esi olmak üzere bunu KURANA, Abdülkadir geylani ve Gazaliye dayandır ma CÜRETİNİ gösteren said-i nursiyi nasıl yüceltebiliyorlar. Şakirtleriyle konuştum, yıllarca feyz alanlarla da konuştum. Beyin yıkamanın ölçüsüzlü ğü ile şok oldum. Cifir'i Risalelerin hemen her kitabında uygulayan aynı said-i nursi ilk başlarda Allah korkusu ile: 'La yelemül'gaybe illallah' yani; gaybı Allahtan başkası bilemez derken sonra noldu da Cifir ve Ebced naml ı gayya kuyusuna düşmekten uzak duramadı? Ben cevabını sormuyorum. Sorunun sorulmasını istiyorum.

İbn-i Haldun'un Mukkadime'sinde, Ziya paşa'nın harabat'ında, Ahmet Hamdi Akseki'nin Mezahibin Tefriki ve bir Noktaya Cem'i adlı eserinde CİFİR-Ebced HESAPLARINI yargılamışlar, yanlışlıklarını isbat etmişlerdir. Suyuti, Razi, Kurtubi, Sabuni, Gazali, Buhari, Müslim, al-Taberi, Kazi Beyzavi, Alüsi, Zemahşeri, Tantavi ve daha niceleri Usül-ü Tefsir yerine Cifir Ebced safsatasına ACABA neden başvurmamışlardır? Cevabını önce İbn-i Haldun'un Mukkadime'sinden alalım:'' Cifir Ebced, bunların hepsi ASILSIZ şeylerdir. Çünkü cifir denen şeyle ilgili olarak geleceği ve bilinmeyeni öğrenme konusunda kendisine başvurulabilecek bir ilme dayanan herhangi bir asıl isbat olunmamıştır. Eğer bu konuyla ilgili bir asıl, bir temel olsaydı, elbetteki bu temel gelişirdi ve herkes için cifir ilmini tahsil etmek mümkün olurdu. Sonra ne gereği var? Zaten Cenab-ı hak hiç kimseye gaybdan, bilinmeyenden haber vermek gibi bir ilim bahşetmemiştir. Yalnızca büyük peygamberlerin Ahirette olacaklarla, meleklerle cinlerle ilgili olarakvahiy yoluyla SABİT oldukları için yalnızca bunlara kesinlikle inanır ve kabul ederiz. Daha çok zayıf karakterli kimselerin bu tutum ve özelliklerinden yararlanan birçok açıkgözler türemiş ve kişilerin tutkularını bu konudaki heveslerini tahrik ederek bu konuda ÇIKAR SAĞLAMA yoluna gitmişler ve bunu meslek edinmişlerdir. Oysa bu AŞAĞILIK ZANAATLARIN hepside akla, mantığa ve dinimize uymayan, dinimizin HARAM kıldığı şeylerdir'' (Mukaddeme-i İbn-i haldun S. 399).Cifir - Ebced oyunlarıyla ilgili güzel bir yazı da İslami sitelerden geliyor:

EBCED

''Cümel, Cifr, Sayı sembolizmi.
Ebced veya Ebûced, Arap alfabesindeki harflerin kolaylıkla hatırda kalması için düzenlenen bir hârf dizisi ile bu harf dizisinin her birine tekabül eden bir rakam değeri sistemi ve diziyi oluşturan sekiz kelimenin ilkinin adıdır.
Harflerin her birine 1'den 1000'e kadar matematik değerler verilmiştir.
Bu sekiz temel kelime şöyledir: "Ebced, Hevvez, Huttiy, Kelemen, Se'fes, Karaşet, Sehaz, Dazığ".Rakam değerli harf sistemi, çivi yazısının kullanıldığı döneme kadar inen bir tarihi kökene sahiptir. Bu da vahiyle ilgisi olmayan bir alana yayılmış olduğunu göstermektedir.Rakam değerli harf sistemi, çivi yazısının kullanıldığı döneme kadar inen bir tarihi kökene sahiptir. Bu da vahiyle ilgisi olmayan bir alana yayılmış olduğunu göstermektedir.
Cürhümî alfabesi temeline dayanan Arapça harfler diğer Sâmi dillerinden farklı olarak sıralanmaktadır. Bu sıra İsmail (a.s.) zamanında ilk kez Arapça'ya uygulanmıştır. Sekiz kelimeden ibâret Ebced alfabesi yirmi sekiz harftir. Bunlara kolaylıkla öğrenilsin diye "İslâmî" bir kılıf giydirilmiştir. Meselâ:
1. Ebced'in ilk altı kelimesi olan Ebced, Hevvez, Huttiy, Kelemen, Se'fes, Karaşet; Şuayb (a.s.)'ın kavminden altı askerin adıdır. Bunlar Medyen ülkesinin şahları olup, Kelemen, hepsinin büyüğüydü ve harfleri bu şahlar düzenlemişlerdi. Onlar, Medyen ve Eyke halkıyla birlikte helâk oldular.
2. Harfler altı şeytanın adına göre düzenlenmiştir. Bu şeytanlardan korunmak için kelimelerin sonuna "Fetebârekallahu bi ahseni'l Hâlikın" ibaresi eklenmiştir
3. Ebced kelimeleri haftanın günlerinin adıdır. Harflerin sırası gün adlarındaki sıraya göre düzenlenmiştir.
Bu iddiaların hepsi de İsrailiyattan ibârettir ve uydurmadır. Ebced hesabını İslâm tarihinde ilk kez yahudiler yapmışlardır. Rasûlullah'a gelen bir grup yahudi Kur'an-ı Kerim'deki hurûf-ı mukattaa adı verilen Elif, Lâm, Mim, vb. harflerini Ebced'e göre değerlendirip, "İslâm ümmetinin ömrü, "Elif: 1, Lâm: 30, Mim: 40" olarak toplam 70 veya 71 yıldır" demişler; kendilerine hurûf-u mukattaa ile başlayan "Kef, He, Ye, Ayn, Sad, gibi diğer ayetler hatırlatılınca önce hesap etmeye başlamışlar, sonra bu işin altından çıkamamış, zihinleri karışmış, rezil olmuşlardır. Ashab ve Rasûlullah (s.a.s.) onların bu çocukça hesap işine gülmüşlerdir.Ebced hesabına dayanarak ortaya çıkan Hurûfilik, bu işi Kur'ân ile fal bakmaya kadar götürmüştür. Bir devlet kuruluşu olarak Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, devletin dinî anlayışını yansıtmak üzere 1960'larda yayımlanan ''Allah Bizimle" adlı bir kitapçıkta Ebced hesabı ile Hz. Peygamber (s.a.s.) ile ilgili olan bir âyeti, 27 Mayıs 1960 askeri darbesine tarih düşürmeye çalışmıştır. Oysa bu hesaplar, bir İsrailiyyat uydurması olup İslâm ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.Bütün hurûf-û hecâ denilen yirmi sekiz harfi içine alan Ebced harf tertibinde harflerin sayısal değerleri şöyledir:

Ebced: Elif : 1, Ba : 2, Cim:3, Dal:4 Hevvez: He : 5, Vav : 6, Ze : 7 Hutti: Ha : 8, Tı : 9, Ya : 10 Kelemen: Kef : 20, Lam : 30, Mim : 40, Nun : 50 Se'fes: Sin : 60, Âyn : 70, Fe : 80, Sad : 90 Karaset: Kaf : 100, Rı : 200, Şın : 3002 Te : 400 Sehaz: Se 500, Hı: 600, Zel : 700, Dazığ: Dad : 800, Zı : 900, Ğaym 1000.

Bugün ancak eski kitâbelerde ebced hesaplarına rastlanmaktadır. Arap harflerinin kutsal ve bâtıni bir ilim olan "Cifr" ile ilgili olan sayı sembolizminin Hz. Ali (k.s.) tarafından kodlandığı iddia edilir (S. Hüseyin Nasr, İslâm ve İlim, İstanbul 1988, Çev: İlhan Kutluer, s.77). Bunun uydurmadan başka birşey olmadığı açıktır.''
Kaynak: http://www.sevde.de/islam_Ansiklopedisi/E/ebced.htm

Bir kaç örnek verilebilir burda:---Said Nursi, şöyle demektedir,

Tevrat, İncil, Zebur'un, Peygamberimiz Aleyissalatü Vesselama ait ayetlerinin birkaç numunesini göstereceğiz.
Birincisi : Zebur'da şöyle bir ayet var : Allahım ! Fetretten sonra bize Sünneti ( yasayı ) ihya edecek ( düzeltecek ) olan zatı gönder.
Risale-i Nur Külliyatı 1. cilt. syf. 432 / Yeni Asya Yayınları 1994

Zebur'un hiçbir yerinde böyle bir ayet yoktur.
Said Nursi aynı sayfada devam ediyor,
Zebur'un ayeti : Ya Davud ! Senden sonra, Ahmed, Muhammed, Sadık ve Seyyid olarak anılacak bir peygamber gelecek. Onun ümmeti Allah'ın rahmetine mazhar olacak.Said Nursi, Zebur'un bir ayeti diyor fakat ayet numarası veremiyor. Çünkü böyle bir ayet de yok Zebur'da.
Tevrat'ın 3. ayeti : Musa dedi ki : Ey Rabbim, ben Tevrat'ta insanlara iyiliği emredip onları kötülükten sakındırmak için çıkarılmış, Allah'a iman eden hayırlı bir ümmetin vasıflarını gördüm. Onu benim ümmetim yap. Allah buyurdu ki : O Muhammed ümmetidir.
Syf. 432
Said Nursi burada da, kurnazlık yaparak güya kaynak belirtiyormuş gibi, Tevrat'ın 3. ayeti diyor ki, ayet arandığı zaman bulunamasın. Tevrat'ta bir sürü 3. ayet vardır. Hangi bölümün, hangi 3.ayeti ? Bunu söylemiyor, çünkü Tevrat'da bu ifadeleri içeren böyle bir ayet yok.. Böyle bir ayet olmadığı gibi Muhammed'in adının geçtiği hiç bir ayet yok.
Said Nursi yalanlarına devam ediyor,
Tevrat'ın bir ayeti daha : Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Mekke onun doğum yeri, Medine hicret yeri, Şam onun mülküdür. Ümmeti ise hamd edici kimselerdir.
Syf. 433

Tevrat'ın hiçbir bölümünde, Muhammed'in adı geçmediği gibi, Mekke onun doğum yeri, ifadesi de yoktur.Bir başka yalan,
Tevrat'ın bir ayeti daha : Sen benim kulum ve Resulümsün, Sana Mütevekkil adını verdim.
Syf.433
Tevrat'ta böyle bir ayet de yoktur.Gene aynı yerde,
Tevrat'ın ayeti ; Hazret-i İsmail'in validesi olan Hacer, evlat sahibesi olacak. Ve onun evladından öyle birisi çıkacak ki, o veledin eli, umumun fevkinde olacak ve umumun eli huşu ve itaatle ona açılacak.
Said Nursi bu ayetin Tekvin Bap 17'de olduğunu söylüyor. Tekvin Bap 17'de böyle bir ayet yok. Ancak buna benzer bir ifade Tekvin Bap 16'da 11 ve 12. ayetlerde var 11. Ve Rabbin meleği ona dedi : İşte sen gebesin ve bir oğul doğuracaksın ve onun adını İsmail koyacaksın çünkü Rab sana olan cefayı işitti.
12. Ve o insanlar arasında yabani adam olacaktır, onun eli herkese karşı ve herkesin eli ona karşı olacak ve bütün kardeşlerinin şarkında sakin olacaktır.
Tevrat'ın ayeti açık bir şekilde İsmail'den bahsetmekte. Said Nursi, ayetteki İsmail adını kaldırıp onun yerine Muhammed'i düşündüren ifadeler koyuyor
Kaynak:http://www.dunyadinleri.com/soop_ra...p?TID=4057&PN=1

İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun kaç para
Hırka tespih post seccade güzel
Ama Tanrı kanarmı bunlara..

Ömer Hayyam

cecenonline_ 24-09-2005 19:24

Hezeyanda sınır yok.

Mutezile 24-09-2005 19:33

Zevzekleğin alemi var mı şimdi. İtirazın varsa adam gibi yap hatalarımızı
göster. Beceremiyorsan, biraz kaynak karıştır. Beğenmediğin şeylerle
karşılaşınca ağzını bozarsan nolur biliyorsun: Rüzgara karşı tükürmüş olur-
sun, ve iğrenç salyan suratına bulaşır.

Mutezile 29-09-2005 23:35

'Üstat' Saidi Nursi; Risalelere başlarken Şakirtlere şunu yazdırır: ''Cifir ve Ebced hesapları, rakkamlar, harfler ve sayılar kullanılarak Gaip'ten ve
gelecekten haber vermek idiiasında olan BOŞ bir bilgidir. Bu Cifir işi me
raklı, zevkli bir iş olduğu için insanı gerçek görevinden uzaklaştırır, boş ye
re meşgul eder. Bir kere bu ''La yelemül'gaybe illallah'' yani: Gaybı Allaht an başkası bilemez ayetine karşı EDEB DIŞI bir davranıştır. Cifir gibi güç
lü temellere dayanmayan gizli bilimler, kötü maksatlar için kullanılmaya çok daha müsaittirler''( Said- Nursi; Lem'alar sayfa 39 Sinan matbaası İst.
1958). İlk zamanlar Said-i Nursinin görüşü gerçekten buydu. Fakat kendis
ini ve Risaleleri kutsallaştırmak için Risale-i Nur'un neredeyse her bölümü nde Cifir yoluyla Kuran ve Resul-ü Ekreme göndermeler yapmaktadır.. Başlarda mahkum ettiği yöntemi, sonraları temel İspat Enstumanı olarak kullanmıştır. Sikke-i tasdiki gaybiden Lemalara, Sönmeze dek her yer Cifir ve Ebced kaynamaktadır.Adının arkasına RADIYALLAHÜANH yazdıran(Ehlib eyt; Ashab-ı Kiram ve Asr-ı Saadet döneminde hayatlarında cennetl e müjdelenmiş on kişi için KULLANILIR); Risale-i Nur'un Kurandan SÜZÜL MÜŞ,üstü örtülü daha muteber olduğunu ima ediyor, kendisinin GELECEĞİ NİN DE 14 ASIR ÖNCE KURANLA MÜjdelenmiş olduğunu VE başta Nur sur esi olmak üzere bunu KURANA, Abdülkadir geylani ve Gazaliy e dayandır ma CÜRETİNİ gösteren said-i nursiyi nasıl yüceltebiliyorlar. Şakirtleriyle konuştum, yıllarca feyz alanlarla da konuştum. Beyin yıkamanın ölçüsüzlü ğü ile şok oldum. Cifir'i Risalelerin hemen her kitabında uygulayan aynı said-i nursi ilk başlarda Allah korkusu ile: 'La yelemül'gaybe illallah' yani; gaybı Allahtan başkası bilemez derken sonra noldu da Cifir ve Ebced naml ı gayya kuyusuna düşmekten uzak duramadı? Ben cevabını sormuyorum. Sorunun sorulmasını istiyorum.

''İşin bu ebced yönünü tahsîl ile öğrenmeye çalışmak abesle iştigâldir. Zannın ardına düşmektir... Ancak, Allah'a kul olan büyük veliyylere Allah (c.c.), sayısal cihete dâir sırrlardan haber verir. Tahsîl yoluyla değil, hîbe yoluyla...'' Çok büyük bir iddia ile geldiğinin sanırım farkındasın. İbn-i Haldun'un Mukkadime'sinde, Ziya paşa'nın harabat'ında, Ahmet hamdi Akseki'de Mezahibin Tefriki ve bir Noktaya Cem'i adlı eserinde CİFİR-Ebced HESAPLARINI yargılamışlar, yanlışlıklarını isbat etmişlerdir. Suyuti, Razi, Kurtubi, Sabuni, Gazali, Buhari, Müslim, al-Taberi, Kazi Beyzavi, Alüsi, Zemahşeri, Tantavi ve daha niceleri Usül-ü Tefsir yerine Cifir Ebced safsatasına ACABA neden başvurmamışlardır? Cevabını önce İbn-i Haldun'un Mukkadime'sinden alalım:'' Cifir Ebced, bunların hepsi ASILSIZ şeylerdir. Çünkü cifir denen şeyle ilgili olarak geleceği ve bilinmeyeni öğrenme konusunda kendisine başvurulabilecek bir ilme dayanan herhangi bir asıl isbat olunmamıştır. Eğer bu konuyla ilgili bir asıl, bir temel olsaydı, elbetteki bu temel gelişirdi ve herkes için cifir ilmini tahsil etmek mümkün olurdu. Sonra ne gereği var? Zaten Cenab-ı hak hiç kimseye gaybdan, bilinmeyenden haber vermek gibi bir ilim bahşetmemiştir. Yalnızca büyük peygamberlerin Ahirette olacaklarla, meleklerle cinlerle ilgili olarakvahiy yoluyla SABİT oldukları için yalnızca bunlara kesinlikle inanır ve kabul ederiz. Daha çok zayıf karakterli kimselerin bu tutum ve özelliklerinden yararlanan birçok açıkgözler türemiş ve kişilerin tutkularını bu konudaki heveslerini tahrik ederek bu konuda ÇIKAR SAĞLAMA yoluna gitmişler ve bunu meslek edinmişlerdir. Oysa bu AŞAĞILIK ZANAATLARIN hepside akla, mantığa ve dinimize uymayan, dinimizin HARAM kıldığı şeylerdir'' (Mukaddeme-i İbn-i haldun S. 399).Cifir - Ebced oyunlarıyla ilgili güzel bir yazı da İslami sitelerden geliyor:

EBCED

''Cümel, Cifr, Sayı sembolizmi.
Ebced veya Ebûced, Arap alfabesindeki harflerin kolaylıkla hatırda kalması için düzenlenen bir hârf dizisi ile bu harf dizisinin her birine tekabül eden bir rakam değeri sistemi ve diziyi oluşturan sekiz kelimenin ilkinin adıdır.
Harflerin her birine 1'den 1000'e kadar matematik değerler verilmiştir.
Bu sekiz temel kelime şöyledir: "Ebced, Hevvez, Huttiy, Kelemen, Se'fes, Karaşet, Sehaz, Dazığ".Rakam değerli harf sistemi, çivi yazısının kullanıldığı döneme kadar inen bir tarihi kökene sahiptir. Bu da vahiyle ilgisi olmayan bir alana yayılmış olduğunu göstermektedir.Rakam değerli harf sistemi, çivi yazısının kullanıldığı döneme kadar inen bir tarihi kökene sahiptir. Bu da vahiyle ilgisi olmayan bir alana yayılmış olduğunu göstermektedir.
Cürhümî alfabesi temeline dayanan Arapça harfler diğer Sâmi dillerinden farklı olarak sıralanmaktadır. Bu sıra İsmail (a.s.) zamanında ilk kez Arapça'ya uygulanmıştır. Sekiz kelimeden ibâret Ebced alfabesi yirmi sekiz harftir. Bunlara kolaylıkla öğrenilsin diye "İslâmî" bir kılıf giydirilmiştir. Meselâ:
1. Ebced'in ilk altı kelimesi olan Ebced, Hevvez, Huttiy, Kelemen, Se'fes, Karaşet; Şuayb (a.s.)'ın kavminden altı askerin adıdır. Bunlar Medyen ülkesinin şahları olup, Kelemen, hepsinin büyüğüydü ve harfleri bu şahlar düzenlemişlerdi. Onlar, Medyen ve Eyke halkıyla birlikte helâk oldular.
2. Harfler altı şeytanın adına göre düzenlenmiştir. Bu şeytanlardan korunmak için kelimelerin sonuna "Fetebârekallahu bi ahseni'l Hâlikın" ibaresi eklenmiştir
3. Ebced kelimeleri haftanın günlerinin adıdır. Harflerin sırası gün adlarındaki sıraya göre düzenlenmiştir.
Bu iddiaların hepsi de İsrailiyattan ibârettir ve uydurmadır. Ebced hesabını İslâm tarihinde ilk kez yahudiler yapmışlardır. Rasûlullah'a gelen bir grup yahudi Kur'an-ı Kerim'deki hurûf-ı mukattaa adı verilen Elif, Lâm, Mim, vb. harflerini Ebced'e göre değerlendirip, "İslâm ümmetinin ömrü, "Elif: 1, Lâm: 30, Mim: 40" olarak toplam 70 veya 71 yıldır" demişler; kendilerine hurûf-u mukattaa ile başlayan "Kef, He, Ye, Ayn, Sad, gibi diğer ayetler hatırlatılınca önce hesap etmeye başlamışlar, sonra bu işin altından çıkamamış, zihinleri karışmış, rezil olmuşlardır. Ashab ve Rasûlullah (s.a.s.) onların bu çocukça hesap işine gülmüşlerdir.Ebced hesabına dayanarak ortaya çıkan Hurûfilik, bu işi Kur'ân ile fal bakmaya kadar götürmüştür. Bir devlet kuruluşu olarak Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, devletin dinî anlayışını yansıtmak üzere 1960'larda yayımlanan ''Allah Bizimle" adlı bir kitapçıkta Ebced hesabı ile Hz. Peygamber (s.a.s.) ile ilgili olan bir âyeti, 27 Mayıs 1960 askeri darbesine tarih düşürmeye çalışmıştır. Oysa bu hesaplar, bir İsrailiyyat uydurması olup İslâm ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.Bütün hurûf-û hecâ denilen yirmi sekiz harfi içine alan Ebced harf tertibinde harflerin sayısal değerleri şöyledir:

Ebced: Elif : 1, Ba : 2, Cim:3, Dal:4 Hevvez: He : 5, Vav : 6, Ze : 7 Hutti: Ha : 8, Tı : 9, Ya : 10 Kelemen: Kef : 20, Lam : 30, Mim : 40, Nun : 50 Se'fes: Sin : 60, Âyn : 70, Fe : 80, Sad : 90 Karaset: Kaf : 100, Rı : 200, Şın : 3002 Te : 400 Sehaz: Se 500, Hı: 600, Zel : 700, Dazığ: Dad : 800, Zı : 900, Ğaym 1000.

Bugün ancak eski kitâbelerde ebced hesaplarına rastlanmaktadır. Arap harflerinin kutsal ve bâtıni bir ilim olan "Cifr" ile ilgili olan sayı sembolizminin Hz. Ali (k.s.) tarafından kodlandığı iddia edilir (S. Hüseyin Nasr, İslâm ve İlim, İstanbul 1988, Çev: İlhan Kutluer, s.77). Bunun uydurmadan başka birşey olmadığı açıktır.''
Kaynak: http://www.sevde.de/islam_Ansiklopedisi/E/ebced.htm

Bir kaç örnek verilebilir burda:---Said Nursi, şöyle demektedir,

Tevrat, İncil, Zebur'un, Peygamberimiz Aleyissalatü Vesselama ait ayetlerinin birkaç numunesini göstereceğiz.
Birincisi : Zebur'da şöyle bir ayet var : Allahım ! Fetretten sonra bize Sünneti ( yasayı ) ihya edecek ( düzeltecek ) olan zatı gönder.
Risale-i Nur Külliyatı 1. cilt. syf. 432 / Yeni Asya Yayınları 1994

Zebur'un hiçbir yerinde böyle bir ayet yoktur.
Said Nursi aynı sayfada devam ediyor,
Zebur'un ayeti : Ya Davud ! Senden sonra, Ahmed, Muhammed, Sadık ve Seyyid olarak anılacak bir peygamber gelecek. Onun ümmeti Allah'ın rahmetine mazhar olacak.Said Nursi, Zebur'un bir ayeti diyor fakat ayet numarası veremiyor. Çünkü böyle bir ayet de yok Zebur'da.
Tevrat'ın 3. ayeti : Musa dedi ki : Ey Rabbim, ben Tevrat'ta insanlara iyiliği emredip onları kötülükten sakındırmak için çıkarılmış, Allah'a iman eden hayırlı bir ümmetin vasıflarını gördüm. Onu benim ümmetim yap. Allah buyurdu ki : O Muhammed ümmetidir.
Syf. 432
Said Nursi burada da, kurnazlık yaparak güya kaynak belirtiyormuş gibi, Tevrat'ın 3. ayeti diyor ki, ayet arandığı zaman bulunamasın. Tevrat'ta bir sürü 3. ayet vardır. Hangi bölümün, hangi 3.ayeti ? Bunu söylemiyor, çünkü Tevrat'da bu ifadeleri içeren böyle bir ayet yok.. Böyle bir ayet olmadığı gibi Muhammed'in adının geçtiği hiç bir ayet yok.
Said Nursi yalanlarına devam ediyor,
Tevrat'ın bir ayeti daha : Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Mekke onun doğum yeri, Medine hicret yeri, Şam onun mülküdür. Ümmeti ise hamd edici kimselerdir.
Syf. 433

Tevrat'ın hiçbir bölümünde, Muhammed'in adı geçmediği gibi, Mekke onun doğum yeri, ifadesi de yoktur.Bir başka yalan,
Tevrat'ın bir ayeti daha : Sen benim kulum ve Resulümsün, Sana Mütevekkil adını verdim.
Syf.433
Tevrat'ta böyle bir ayet de yoktur.Gene aynı yerde,
Tevrat'ın ayeti ; Hazret-i İsmail'in validesi olan Hacer, evlat sahibesi olacak. Ve onun evladından öyle birisi çıkacak ki, o veledin eli, umumun fevkinde olacak ve umumun eli huşu ve itaatle ona açılacak.
Said Nursi bu ayetin Tekvin Bap 17'de olduğunu söylüyor. Tekvin Bap 17'de böyle bir ayet yok. Ancak buna benzer bir ifade Tekvin Bap 16'da 11 ve 12. ayetlerde var 11. Ve Rabbin meleği ona dedi : İşte sen gebesin ve bir oğul doğuracaksın ve onun adını İsmail koyacaksın çünkü Rab sana olan cefayı işitti.
12. Ve o insanlar arasında yabani adam olacaktır, onun eli herkese karşı ve herkesin eli ona karşı olacak ve bütün kardeşlerinin şarkında sakin olacaktır.
Tevrat'ın ayeti açık bir şekilde İsmail'den bahsetmekte. Said Nursi, ayetteki İsmail adını kaldırıp onun yerine Muhammed'i düşündüren ifadeler koyuyor
Kaynak:http://www.dunyadinleri.com/soop_ra...p?TID=4057&PN=1

İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun kaç para
Hırka tespih post seccade güzel
Ama Tanrı kanarmı bunlara..

Ömer Hayyam

Mutezile 13-10-2005 00:07

''Eski talebelerim bilirlerki 1314 ile 1315-1316 yıllarında 2 minare yüksekliğinde dağ gibi bir taştan ibaret olan Van kalesinde çok eskiden kalma bir İn'in kapısından giriyorduk. Ayağımdan kundurulara kaydı. İki ayağım birden sürçtü. Tehlike yüzde yüzdü. Çünkü hiç bir dayanak kalmamıştı. Tutunabileceğim hiç bir şey yoktu. İşte tam o sırada 3 METRELİK BİR KAVİS ÇİZEREK MAĞARANIN KAPISINA ATILMIŞIM.
...İşte Abdulkadir geylani kasidesinde, hayat maceralarının önemli noktalarına işaret ettiğine göre;benim başımdan GEÇEN BU TEHLİKEYE DE İŞARET EDİYOR DEMEKTİR. BÜTÜN BUNLAR TESADÜF İŞİ OLAMAZ ELBETTE. ''

Said-i Kürdi; Sikke-i tasdiki gaybi (s. 151-153)

Dayandığı metin:'' __Kurtuluş kıyısına çıkan, Tanrı'nın kendisine yaklaştırdığı saiddir. Yok olup giden de, tanrının kendisinden uzaklaştırdığı ve azap vereceği bedbaht kişidir.'' Abdülkadir geylani; Münacaat

Aynı komediyi Kuranda da yapar. Kuranda Nur kelimesinin geçtiği her ayet ona göre Risale-i Nur'a işaret etmektedir. İspatlamak için de cifir uyanıklığını kullanır.
Risalelerinde özü zaten bundan ibarettir. Said-i Kürdi'ye göre bir tefsirdir, ama tefsir olmakla uzaktan yakından bir ilgisi olmamakla birlikte her satırında Risale-i Nur'un muhterem Müellifini yüceltir de yüceltir de yüceltir... son satırına dek.

Mutezile 09-02-2006 09:56

Gerçek adı: Kürt Said

Müstear adı: Said-i Kürdi

Süslü adı: Bediüz-zaman Said-i Nursi


Cafcaflı Adı & lakabı vs: Bediüzzaman Said-i Nursi (Radıyallahü Anh)

RA: Radıyallahü Anh (Anha / Anhüm Ecmain vs)..Peygamberin Ashabı, Ehlibeyti, Aşere-i Mübaşere, Vahiy katipleri, Hanımları için kullanlılan özel bir ''Dileme -Dua'' dır.. (yaradan ondan hoşnut olsun mealinde)

..Ve zamanla bir Taltif ifadesine dönüşmüştür. Aklına esen bu ifadeyi kendi isminin arkasına ekleyemez. Kürt Said e k l e t t i r i r, Şakirdelerine




Yani Kürt Said'in Cafcaflı adının türkçesi: Zamanın Harikası / Olağanüstüsü olan Said-i Nursi hazrelerinden Allah Hoşnut olsun..


Büyüklenme ve Kibirden başı dönenlere ibret olsun..


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:29 .