Akraba evlilikleri yapılan araştırmalara göre ekonomik, sosyal, psikolojik ve coğrafik nedenlerle toplumumuzda yaygındır. Akraba evliliklerinde din'in etkisi sadece "onaylayıcı" olarak ortaya çıkmaktadır.
Görülüyor ki akraba evlilikleri kültürel bir olgudur. Bu kültürellik dinin de beslendiği toplumsal yapının bir ürünüdür.
Hacettepe Üniversitesinin 1983 yılında yaptğı saha çalışmasının özeti şöyle:
"Akraba evliliğinin bu kadar sık olmasının nedenleri sosyal, ekonomik, psikolojik, dini ve coğrafi açıdan yapılacak incelemelerle ortaya konabilir.
Sosyal sebepler arasında en önemli etken, belirli bir sosyal sınıfta olan kişilerin başka sosyal sınıftan kişilerle evlenmek istememesi ve kendine en yakın özelliklerdeki kişileri en kolay akrabaları arasında bulmasıdır. Ekonomik sebeplerde bu yaklaşıma eklendiğinde, aileler mal varlıklarının bölünmemesi için yakın akraba evliliklerini tercih eder hale gelmektedir.
Psikolojik faktörler bazı yörelerde ağırlık kazanmaktadır. Türkiye’de bazı yörelerde evlenen kızın anne-babasıyla görüşmesi engellenmekte veya sınırlandırılmaktadır. Bu da kızını akrabaya vererek ilişkileri sürdürebilme yönüne insanlarımızı kaydırabilmektedir.
Dini sebepler daha çok azınlıkları etkilemektedir. Başka dine mensup ülkelerde yaşayan azınlıklar çocuklarının aynı dinden insanlarla evlenmesi isteğiyle yakınlarındaki insanları evlilik için seçmektedir. Yine bazı yörelerde coğrafi koşullar nedeniyle ulaşım ve iletişim güçlüğü olması orada kapalı bir toplum oluşmasına yol açabilmektedir.
Akraba evliliklerinin dağılımına bakıldığında birinci derece ve ikinci derece kuzen evliliklerinin tüm akraba evliliklerinin % 80-90’nını oluşturduğu gözlenmektedir."
Yine aynı araştırma eğitim düzeyi arttıkça akraba evliliğinin azaldığını, ülkemizin doğusundan batısına geçildiğinde sayısal anlamda çarpıcı düşmeler olduğunu tespit ediyor.
Kısaca akraba evlilikleri "din" nedeniyle yapılmamakta ama dinin akraba evliliğine karşı olmadığı gerçeği karşımızda durmaktadır. Bu konuda gerek sahabenin gerekse Muhammed Mustafa'nın sünneti örnek gösterilmektedir.
İslam'ın ana kaynağı olan kuran da dinsel onamanın parçasıdır.
"Ey peygamber, biz, ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini, Âllah in sana ganimet olarak verdiği (savaş esirlerinden) elinin altında bulunan (câriyeleri) , amcanın, halalarının, dayının ve teyzelerinin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de kendisini (mehirsiz olarak) peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak dilediği inanmış kadını, diğer mü'minlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunan (cariyeleri) hakkında müminlere ne farz ettiğimizi bildik (onların bu hususta ne yapması lâzım geldiğini açıkladık) ki,sana bir zorluk olmasın, (sen bir sıkıntıya, güç bir duruma düşmeyesin). Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir. " (Ahzab/50)
Sorulması gereken soru herşeyin yaratıcısının, sakıncalı olduğu herkesce kabul edilen bu uygulamaya neden izin verdiğidir.
İnsani olan her şey kabûlüm.
|