bilgivehis´isimli üyeden Alıntı
Dinler uyduruldu olmadı, teknolojinin gücü bir işe yaramadı, sanat teselliden öte gitmedi, bilim o seviyeye gelmedi.
Var olma mücadelesinin nedenini açıklamak için herhalde bilimin bir kaç milyon yıl daha ilerlemesini bekleyecegiz...
|
Aslında bunu bugünde verebiliriz, neticede kendimizi gene en iyi kendimiz tanırız.
Meselede ben var olma mücadelesi mi veriyorum, yoksa var olma mücadelesi verdiriliyor muyum?
Şartlar beni nereye sürüklüyor? Zorlanıyor muyum? mecbur mu bırakılıyorum? vs.
Bu "var olma" olayının ne kadarı benim iradem de veya tercihime bırakılmış.
Kendime bakınca da "var olmuşum" dan ziyade, "var oldurulmuşum" benim bunda zerre kadar bir dahlim yok.
Bende bu açıdan bakınca, bana ne! "var olmak" benim meselem değil, kiminse o düşünsün diyorum.
Gerek yaratılış, gereksede evrim hiç fark etmiyor, nihayetinde kendi isteğim diye bir şeyin olmadığı, bir yere gelmişim, zorla veya tesadüf o da hiç fark etmez, her halükârda buraya gelmeyi ben istememişim. Kaldı ki her şey de hazır olduğu halde, bir eksiklik yok dünyada, her şeylerden fazla fazla var.
Tek eksiklik ben, zorla yaşa diye yaşama gelince, hatta ismimde yaşar konsa bile, bir zorakilik bu, bana da çok sinmiyor, yaşamın anlamlı oluşu filan, altta yatan bu gerçeği değiştirmiyor.
Yaşıyor muyuz, yaşıyoruz ama zoraki bir yaşam bu benim için, neticede benim yaşamım da değil.
Fakat genede anlam çıkartmaya çalışmak, bu da ayrı bir zevk, onuda itiraf etmeliyim.
Yaşa diye zorla yaşadığımız bir yaşamda, yaşam bir mükafattan çok, bir dayatmadan ötesi değil benim için, dayatma olduğu içinde oldum olası sevemedim. Mecburen katlanıyorum işte.
Sevgiler