Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 08-04-2017, 22:56
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
Standart Anlamak mı Değiştirmek mi?

''Filozoflar şimdiye kadar dünyayı anlamaya çalıştılar, oysa aslolan onu değiştirmektir.'' -Karl Marx

Marx'ın bu sözünün şu an Almanya'da bazı üniversitelerin kapısında yazdığını duymuştum.

Aslolanın hangisi olduğunu sorgularken anlamak ve değiştirmenin yanı sıra ''nihilizm'' ve ''dünyayı olduğu haliyle yaşamak'' seçeneklerini de ekliyorum ben.
Bu dört seçeneğe sırayla değinmek istiyorum.

Öncelikle anlamayı; bilim ve felsefeyle, değiştirmeyi; siyaset ve teknolojiyle, yaşamayı ise; özgürlükle ilişkilendiriyorum.

Anlamak üzerine: Anlamak ve farkındalık güçlü hissetirir. Anlamak, diğer üç seçeneğin de bir önkoşuludur ayrıca. Fakat anlamanın esas amacı sadece anlamak değildir. Belki daha yaşanabilir bir dünya için anlamak isteriz ya da anladığımız şeyi araç olarak kullanmak için anlamak isteriz. O halde anlamak aslolan olamaz.

Ayrıca anlamaya çalışmanın sonu gelemeyeceğinden -''anla anla nereye kadar''- ve anlamanın kendisi dışında bir amacı olduğundan aslolan anlamak olamaz.

Değiştirmek üzerine: Anlamadan değiştirmeye çalışmak, yanlış değişimler yapılmasına sebep olabilir. Değiştirmeye çalışmak, iradenin ortaya konmasını ifade eder ve bu gayesel bir eylemdir. Dolayısıyla değiştirmenin de kendisi dışında gayeleri vardır. O halde aslolan değiştirmek olamaz. Yine değiştirmenin de bir sonu gelemeyeceğinden nihai amaç değiştirmek olamaz.

Nihilizm üzerine: Nihilist olabilmek için diğer üç seçeneği deneyimlemiş olmak gerekir, ya da onların farkında olmak gerekir.
Nihilizmi anlamsızlık olarak görmüyorum. Nihilizm her anlam adayına eşit mesafededir. Herhangi bir amaç diğer amaçlardan daha anlamlı veya anlamsız değildir. Nihilizme göre diğer üç seçenek de aslolan değildir. Aslolan hiçbir şeyin aslolmadığıdır.

Olduğu haliyle yaşamak üzerine: Anlamanın ve değiştirmenin nihai amacı yaşam kalitesini ya da gücü artırmaktır. Yaşam ise kısıtlı bir süre için geçerlidir. O halde sürekli anlamayı ve değiştirmeyi bırakıp, öncelikle dünyayı ve hayatı olduğu haliyle yaşamamız asıldır.
Değişitirmenin ve anlamanın bir sonu yoktur, ama yaşamın bir sonu vardır.
Bu yüzden aşkı anlamak yerine aşkı hissetmek aslolandır. Müziği anlamak yerine onu hissetmek aslolandır. Canlılığı anlamak yerine canlı olduğumuzu hissetmek aslolandır.

Dört seçenekten birini seçmek zorunda değiliz. Burada aslolanın hangisi olduğunu sorguladım. Hepsi bir arada hayatımızda bulunabilir.

Bence insanın ve insanlığın cevaplaması gereken ilk soru bu olmalıdır. Zira aslolanı bulduktan sonra ancak kendisini aslolana yönlendirebilir. Ancak bu şekilde gerekli adımları atabilir.

Aslolan hakkında hala karar verememiş olmakla birlikte yakın olduğum seçenek için diyebilirim ki: ''Filozoflar ve Marx dünyayı anlamaya ve değiştirmeye çalıştılar, oysa aslolan onu olduğu haliyle hissetmektir, yaşamaktır.''

Ama bir yandan da anlamak göz kırpıyor hala. Zira bu başlığı açıp sorgulamak bile daha iyi anlamaya çalışma istencinin bir sonucu neticede.
Alıntı ile Cevapla