Para-pul olmadan önce insanlar mal değiş-tokuş yaparak alış veriş yapardı.
Halen duruyormu bilmiyorum ama Konya'da sırf bunun için pazar yeri vardı ve orada eline iki domates alan dahi başka bir ürün ile değiş-tokuş yaparlardı.
Bu işin ticaretini yapanın zenginliği ambarla sınırlıydı, akçe icat olduktan sonra üretim yapmadan yalan ve sahtekarlıkla zengin olmanın da yolu açıldı.
Yalan ve sahtekarlık için de en iyi yöntem din idi, çünkü yalan ve sahtekarlıgı yasal hale getirmek zaruri bir hale gelmişti. Bunu din ile rahat yürüttüler, ancak işin içine sanayi girince dinin yanına en az onun kadar etkili bir de demokrasi eklediler.
Demokrasi, aynı zamanda yalan ve sahtekarlığı kılıfına uydurma sistemidir.
Örneğin, halk oyuna sunarsın, yüzde elli biri almak için her yol mübahtır demokraside. Tam burada para devreye girer, hangi tarafın parası ve dini çoksa o yüzde elli biri de o alır, daha sonra ister asar ister keser, çünkü demokrasi bunun içindir.
Anlaşılacağı gibi para sistem değiştirir, milyarlara hükmeder, o milyarlar mutsuz olduğunun kaynağını anlayamaz, kendini din ile teselli eder ettikçe birilerinin parası daha da çoğalır.
Kapitalistler de dahil, insanlar zengin olmak için zengin olmuyor, sadece fırsatı değerlendiriyor. Yani zengini zengin yapan toplumun ona verdiği fırsattır, o fırsatı yakalayan daha da onu bırakmak istemez.
Felsefe ise paraya zıt bir yapıya sahiptir, ancak para felsefeciyi de satın aldığı için onun da bir önemi kalmadı. Yapıcı, doğal felsefe Karl Marx ile bitti ama kendini tatmin için felsefe yapabilirsin.
Örneğin, yıldızların tozu diğer gezegenlere göç eder mi, işte sana felsefe için bir konu...
|