Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı
İspat matematiksel bir ifade olabilir, onun yerine kanıt diyelim. Kanıt nedir? Kanıt, insan iradesinden bağımsız olarak ortada olandır. O halde bir şeyin kanıtını insan ortaya koymaz, o zaten ortadadır. Güneş'in varlığını insan kanıtlamaz, o zaten ortadadır. Evrimi insan kanıtlamaz, o zaten ortadadır. Birileri çıkıp, bence evrim var ya da bence evrim yok diyemez. Evrim zaten kendini ortaya koymuştur ve koymaktadır.
İnanmak ve bilmek arasında net bir çizgi yoktur, derece farkı vardır. Kanıtın niceliksel artışı, bilginin niteliksel ortaya çıkışına sebep olur. Bilginin güvenirlik dereceleri vardır, hiçbir bilgi ve hiçbir kanıt %100 güvenilir değildir. Bunun iki sebebi var: Birincisi bilincin sonradan ortaya çıkmış olması. Bilinç sonradan ortaya çıktığına göre, kendinden daha üst bir doğa var demektir. Dolayısıyla bu bilinç, kendinden üstte olan doğayı %100 anlayacağını iddia edemez. İkinci sebebi de mutlaklığın olmayışı. Doğada mutlak kurallar olmadığı için hiçbir bilgiye %100 güvenilemez.
Ancak insan bu tarz uç şüpheleri gözardı etmek durumundadır. İnsanın yapması gereken ''mutlak güvenirliği'' bulmak değil, ''en güveniliri'' bulmaktır. Çünkü zaten yapabileceğinin en iyisi budur. En güvenilir yöntemler için araçlar bilim ve felsefedir. İnsanın bunun ötesinde şüphe duyması gereksizdir.
Mutlak güvenirliği ve uç şüpheleri bir kenara bırakırsak evrimin gerçekliği ve bütün canlıların akraba olduğu bilgisi %100 gerçektir.
|
Her şey güneşin varlığı kadar net değildir. Kanıtlama aslında o şeyin doğruluğunu veya gerçekliğini göstermek de denebilir. Masaya 5 elma koydum diyelim. Masada 5 elma var diyorum birisine. O da o an masaya bakmıyor. Fakat masaya bakmasını sağlarsam 5 elma olduğunu kanıtlamış olurum, yani onun görmesini sağladım. Yani irademizden bağımsız olarak gerçek var ve o gerçeği gözler önüne seriyorsak kanıtlamış oluruz. Aslında çok açık seçik olmayan şeyler için genelde kanıt ifadesi kullanılır. Bazı şeyleri doğrudan gözlemlersin, bazılarına da dolaylı olarak çıkarımla ulaşırsın. Mesela bardağı elimizle tutuyoruz ve ondan su içiyoruz. Yani zaten şüphesiz ve çok açık bir şey ve eminiz. O yüzden bunda kanıtlanacak bir şey yok da denebilir. Zaten her şey çok net ortada. Fakat evrim milyarlarca yıllık bir süreç. Meseleyi salt günümüz gözlemlerine indirgeyemeyiz, bizim görmediğimiz ve tarihsel olan zamansal kısmı yani metafizik kısmı var. Biz oraları gözlemlemiyoruz, sadece varsaymış oluyoruz. İşte bu noktalarda tabiki ispata ihtiyaç vardır, kanıta ihtiyaç vardır. Canlıları detaylı inceleyerek benzerlikler rapor edilebilir ama bu benzerliğin neden ortak atadan gelmeyi gösterdiği ispat edilmelidir. Yani bir izah lazımdır. Her şeyden önce akrabalığın ne olduğunu çok iyi bilmemiz lazımdır.
Fakat biz akrabalığı tür içinde bilebiliyoruz. Akrabalık tespitini bir düşün yahu. Mesela DNA testi yapılıp babası kim diye bulunuyor. Dikkat et zaten babası bir insan ama spesifik olarak kim diye bulunmuş olunuyor. Babası var mı yok mu diye aranmıyor, kim diye aranıyor. Ortak ata meselesine de böyle bakalım. Ortak atası kim diye değil, var mı yok mu diye önce bunu bir bilmemiz lazım. Kim olduğu ayrı mesele. Babalık testinde babası olduğunu nerden biliyoruz? Babaya ihtiyaç kalmadan kadını kopyalarak da bebek doğurtabileceklerini söylüyorlar ama biraz spekülatif. Yani klonlama falan bişeyler söyleniyor ama şu an o şeyler hakkında bilgimiz yok. Bizim bildiğimiz erkek ve dişi biraraya gelir ve çocuk oluşur. Bunu doğrudan görüyoruz ve bizzat yaşıyoruz zaten. O yüzden çocuğun babası ve annesinin var olduğunu biliyoruz, fakat kim olduğunu araştırıyoruz. Yani anne ve babası zaten var ama bunlar kim diye araştırılıyor. Fakat evrimsel akrabalık konusunda ortak atadan türeyen farklı biyolojik grupları görmüyoruz, çünkü ömrümüzün yetmediği söyleniyor. Yani ömrümüz kısa olduğu için bunları gözlemleyemiyoruz. Ortak atadan gelince şöyle şöyle benzerlik ve farklılıklar olur, şu derecede ve şu şekilde şöyle olur tarzında bir şey söyleyebilmek için gözleme ihtiyaç vardır. Mesela bir kişi, çocuğun babasıysa veya annesiyse şurasında şöyle bir şey olur yani DNA'sından şöyle anlayabiliriz şeklinde bilindiği için anlaşılabiliyor. Fakat mesela ortak atadan cins, familya, takım, alem, filum vs türediğini görmediğimiz için ortak atadan türeyince şöyle böyle benzerlik olur ve şöyle tespit ederiz diyemiyoruz. Yani o bilgi elimizde yok, ortak atadan türese ne olacağını bilmiyoruz. Sadece tahmini olarak benzer olur heralde diyoruz. Yani çok yüzeysel ve tahmini bir bilgi var çünkü ortada gözlem yok! Fakat bunu bildiğin halde bu gerçeği gizliyorsun ve %100 doğru diyorsun. %100 doğru olacak kadar kesin olsa zaten tartışma olmaz, bardak kadar emin oluruz. İşte burda bu kesinlik yok, gözlem yok ve kanıt gerekiyor. Yani görmüyorsun, sadece tahmin ediyorsun. Böyle böyle olmalıdır şeklinde tahmin var ama gözlem yok. Akraba olduklarını ve ortak atadan türeyerek ve evrimleşerek günümüze geldiklerini bilmiyorsun çünkü görmedin. Bilimde deney, gözlem, test edilebilirlik ve tekrarlanabilirlik önemlidir. Yani bir kere görsen bile yetmez, arka arkaya tekrar edeceksin ki her seferinde de ortak atadan türeyerek evrilecek ve benzerlik olacak, sonra da benzerlik olanlara bakarak demekki ortak atadan türediler diyeceksin. Fakat bu bilgilerin hiçbirisine sahip olmamana rağmen %100 gerçek diye yanlış şeyler söyleyebiliyorsun. Nasıl gerçek dendiğinde evrim kelimesinin içini boşaltarak ve anlamını değiştirerek aha her şey değişiyor tadında yaklaşacaksındır. Türleşme, cins oluşumu, familya oluşumu, takım, filum oluşumu ve ortak atadan türeme ve evrimsel akraba olmaktan bahsediyoruz, yaşlanma ve peynirin küflenmesi gibi şeyler o yüzden evrim değildir. Evrimsel biyoloji ve evrim teorisi bağlamında evrim karamını kullanıyorum ve anlamına sadık kalmaya çalışıyorum. Evrimin derecelerini ve biyolojik sınıfları görmezden gelmiyorum. Tamam nesiller içerisinde kalıtsal değişim diye tanımlarsan evrim var diyebilirsin ama bu mikro düzeyde işliyordur yani mesela e coli bakterileri yeni bir özellik kazanır ama hala bakteridir, başka bir şeye dönüşmemiştir yani hala aynı kind'dır. Kind'ı değişmemiştir. Yani makro evrim yaşanmamıştır hala bakteridir. İşte böyle makro evrim ve akrabalık lazım. Onun da gözlemi yok.
İnanmak bir şeyi doğru kabul etmek demektir. Bir şeyi bilerek de doğru kabul edebilirsin, bilmeden de edebilirsin. O yüzden bu ikisi birbirinin alternatifi değil, farklı bağlamları var dikkat ettiysen. %100 güvenilirlik bardağı deneyimlemekle olur. Tamam hepsi bilincin kurgusudur, bunlar rüyadır dersen yani felsefi anlamda öyle bir kesinlik yok ama dış dünya bizden bağımsız olarak gerçektir diye varsayarak başlarsak bardaktan emin olabiliriz, masada 5 elma var diyebiliriz. İşte evrimi de bu kesinlikte bilmemiz lazım, ama 3.8 milyar yıllık sürecin tamamını göremeyiz, çok çok ufak bir kısmını görebiliyoruz ki devede kulak bile değil, kum tanesi bile değil. Okyanusta damla bile değil bizim gözlediklerimiz. Fakat bilinç falan sonradan ortaya çıkmıştır demek bir varsayım ve tahmindir. Zaten bunu bilmeden yola çıkarak araştırıyorsun, daha araştırmadan haa sonradan ortaya çıktı diye başlarsan bir varsayımdır. Tanrıdaki mutlak bilinç, evrendeki canlılarda koşullu olarak tezahür etti de diyebiliriz. Fakat doğayı tamamen anlayabileceğimizi ben de düşünmüyorum sonuçta beynimizin belli bir kapasitesi var. Belli ölçü ve belli bağlamlarda kesin bilgi olabilir ama zor gibi. Yani bardağın ve elmanın ötesine geçmek zor. Derin bilimsel meselelerde kesin bilgi elde etmek zor. Yahu aletle ölçüğün şeyde bile farklı ölçüm sonuçları çıkıyıor, çok sıkıntı.