Tekil Mesaj gösterimi
  #2  
Alt 06-06-2018, 22:21
Velhelebe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Velhelebe Velhelebe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Jan 2018
Mesajlar: 806
Standart

Evren neden var gibi sorularda mesele sadece niyet de değil. Evreni aşkın unsur varsayımı yapılıyor. Bir şeyin nedeni o şeyin dışındadır. Evrenin dışı diyebilir miyiz, dışı olsa evren değil parça olurdu gibi geliyor.

Bazı noktalarda da sürekli neden ve nasıl diye sorulabilir. Açıklarsanız tekrar sorulur. Sonsuza kadar sorulabilir, belli bir yerde durmak lazım. Çünkü neden diye sorunca koşulların içkin unsuru soruluyor. Nedenler koşulların dışına çıkamaz, içinde anlam kazanır. Koşullar çerçeveyi çizer ve o çerçeve dahilinde şu neden bu neden anlam kazanır. Peki o koşulların da nedeni demek anlamsız olur. Konusuna göre çerçeve belirlemek gerekli.

Cansız varlıklara dair neden sorusunu sorunca kastedilen amaçsal neden de olabilir faktörel neden de olabilir. Neden sorusu illa amaç ya da faktör demez, ikisini de kapsar. Ama cevaplarken bunun varoluş amacı yok fakat faktörü var denebilir, o yüzden sormak yanlış olmaz. Evrenin nedeni ya da taşın nedeni diyorsak amaçsal da olabilir faktörel de olabilir soru. Cevaplarken ayırıp belirtmek lazım. Soran kişi genel soruyor, amaç ya da faktör demiyor, dolayısıyla hatalı değil soru ama cevaplarken dikkatli olmak lazım hataya düşmemek için.

Ayrıca neden kavramının ne olduğunu da düşünmek lazım. Fiziksel etkileşim ile doğrudan alakalı görünüyor neden kavramı. Tartışmaların ve soruların verimli olması açısından tanımlanıp sınırının çizilmesi faydalı olur nedenin. Neden olmak ile korelasyon farklı. Olaylar birbirini izleyince neden oldu diyoruz ama neden olmayıp korelasyon da söz konusu olabilir. Peki bir şeyin diğer şeyi etkilemesi ne demektir o zaman? İlla güç uygulayıp değiştirmesi mi gerekir? Bu soruya hayır diyebiliriz. Bir şeye dokunduğumuzda bile etkileşiyoruz ve güç uygulayıp değiştirmedik, hareket ettirmedik. Sadece mekanik olarak düşünmemek gerekiyor ama o zaman da etkileşim kavramı muğlaklaşabiliyor.

Tanrıya varmak açısından sonsuza kadar neden sorusu sorulur. Burda amaç tanrıya varmaktır genelde. Burda kaçırılan nokta her soruya cevap verme çabasının hatalı olduğudur. Soruya muhatap olan kişi bildiği yere kadar soruyu götürür. Halbuki nedeni nedir sorusunun kastettiği şey spesifiktir. Spesifik fiziksel şeylerden fiziksel olmayan varlığa varılmaya çalışılır. Burda spesifik fiziksel şeyleri tek tek bilmeye ve cevaplamaya gerek yok. Fiziksel bir şey vardır ve sebep oluyordur deyip fizikte durulabilir neden sorusunda. Neden zaten fiziksel olarak tanımlanıyor ve çerçevesi de o. Yani temel çerçeveyi çizip durulabilir ve illa spesifik unsuru bilmek gerekmez.

Bu şuna benziyor. Diyelim birisine soruyorsunuz. Baban kim? Cevap veriyor şu. Onun babası kim? Cevap veriyor. Bir yere kadar cevap veriyor ve sonra bilmiyorum diyor. Neyi bilmiyor? Orda bir insan olduğunu ve daha da geriye gittikçe farklı türe ulaşacağımız belli ama spesifik olarak hangi birey ve adı ne bunu bilmiyoruz. Ama spesifik olarak kim diye bilmesek bile insan var ve daha da geriye gidince başka türün bireyi var denebilir. Spesifik ile genel çerçeveyi böyle ayırmak gerekli.

Hatta büyük anne büyük anne diye geriye gidip ordan tanrıya bile varan vardı bir videoda. Videoyu bulursam asayım buraya. Adam soruyor büyük büyük büyük anne diye geriye gidiyor ve karşıdaki adam cevaplayamıyor. Diyor ki gözlem yapmasak bile mantıksal olarak büyük büyük büyük annenin var olduğunu biliyorsun. Tanrının da aynı mantık olduğunu söylemeye çalışıyor. Halbuki değil. Üremeden bağımsız kimsenin ortaya çıktığını görmedik ve herkes üreme ile ortaya çıktı. Dolayısıyla kimin ürediğinden ziyade biri orda var diye bilebiliyoruz tümevarım ile. Kim olduğu, biri olmasını bağlamıyor. Biri olması, kim olduğunu önceliyor ve belirliyor.

Faktörel neden ile nasıl aynı şey değil gibi. Rüzgarın çok şiddetlendiğini düşünün, hatta arabaları ve evleri bile sallayabiliyor öyle durumlarda. Rüzgar taşı arabaya doğru atsa ve camı kırsa arkasında amaçsal bir şey yok, faktörel neden var. Ama bu demek değil ki nasıl ile faktörel neden aynıdır. Faktörel nedeni şu ki rüzgar taşı arabaya doğru bilinçsizce savurdu ve camın kırılmasına sebep oldu. Peki nasıl? Şu şekilde diyerek cevap veririz burda da, çok şiddetli ve süratli bir şekilde yaptı. Bir diğer nasıl çeşidi var, onda da rüzgarın böyle bir özelliğinin olduğunu ve bir şeyleri fırlatabildiğini söyleriz.

Bir de şöyle bir mesele var ki mesela siz bir olgudan, olaydan falan bahsediyorsunuz. Mesela birinin hırsızlık yaptığını söylüyorsunuz. Sorulan soru şu, neden yapsın? Bu sorunun altında şöyle bir varsayım var. Birisinin bir eylem yapması için amacının olması gerekir. Yaptıysa amacı söyle ki yaptığından emin olalım gibi bir anlayış var. Anlayış güzel ama atanan noktalar var. Amacının olması ayrı, amacının ne olduğunu bilmek ayrı şey. İlgili eylemi bilmek için neden amacını bilmek gereksin? Amacını bilmesek bile bir eylemi yaptığı tespit edilebilir. Amaç ile sonuç hem birbirine bağlıdır hem birbirinden bağımsızdır. Amaç olmasa eylem olmayabilirdi ama spesifik amacı bilmeden ilgili eylem bilinebiliyor. A'nın B'ye sebep olmasını düşünelim. A olmasa B vücuda gelmeyebilirdi ama B'yi A'dan bağımsız olarak bilebiliyoruz, çünkü gözleme yansırken bağımsız yansır. Dolayısıyla eylemi yaptığını bilmek için amacının ne olduğunu bilmek gerekmez.

Bu durum faktörel neden için de geçerli tabi. İlla amaçsal neden olması gerekmiyor. Cam kırık ise onu ne kırdı bunu bilmek gerekmiyor mesela. Rüzgar taşı atıp camı kırıyor örneğinde amaç değil faktör var ama rüzgarın taşı attığını falan bilmeden bakıyoruz ki cam kırık. Camın kırık olması gözlemi onun sebebinin bilinmesine bağlı değil. Bağımsız olarak gözlemlenebiliyor. Bu meseleyi birçok kişi atlar ve peki nedeni ne diye sorar. Neden başka sonuç başka. Nedeni bilmeden sonucu bilebiliriz. Çünkü burda da mesele nedeninin olup olmaması değil, nedenin ne olduğunun sorulmasıdır. Spesifik olarak nedir bilmesek de nedeni sonucu biliyoruz. Hatta nedeni olup olmadığını bilmeden de sonuç bilinebilirdi. Camın nedensiz kırıldığını düşünün. Ama gözlemci nedeni var mı bunu bilmese bile kırığı görüyor mesela. Nedenin var olup olmaması ve varsa nedenin ne olduğu ile sonucu bilmek ayrıdır.

Peki o zaman neden ne işe yarıyor, nerde kullanılıyor? Sonuç meydana gelmemişse sonucun ne olacağına dair nedenlerden öngörü yapılabilir. Mesela bir insan o kadar fakir ki açlıktan çöpleri karıştırıyor ve artık dayanamıyor. Bu kişinin hırsızlık yapacağını öngörebiliriz. Tabi gerçekleşmeden önce o faktörler koşuldur, gerçekleştiren sonra neden deriz.

Bir de sonucu bilsek bile nedenini merak edebiliriz. Bu merak sonucu sınamak değil nedenini merak etmektendir. Anlattığım üzere sonuç ve neden gözlemsel olarak bağımsız. Ama insanlar birbirine karıştırıyor ve sonucu bilmek için nedeni de bilmek gibi saçma hatalar yapıyorlar. Halbuki sonuç gözlendiyse sonucun kendisinden değil de nedenini meraktan araştırma yapılır. Sonucu bilmek ayrı, sebebi bilmek ayrıdır. Sonucu bilmek için sebebi bilmek gerekmez dolayısıyla.
Alıntı ile Cevapla