Konu: Simülasyon
Tekil Mesaj gösterimi
  #5  
Alt 28-02-2025, 13:14
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

Singularity´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Şimdi şu çalışmaya bakın, bir yerinde mantık hata görürseniz bana haber verin.
Hata temelde, en temelde, "görüntü" bazlı olması. ve sadece görüntüye endeksli, indirgemesi. Öyle olsaydı, olmasaydı, şöyle görürdük, böyle görürdük diye bir kıyası da olamaz, çünkü görüntü demek, nesneler arasındaki ilişkide, karşılıklı etkileşimlerin, etkileşen organların yapısına göre elde edilen tepkinin, yorumuna dayanıyor -yani insan gözü balık gözlü kamera olmak zorunda değil, özne olarak kendisine en uygun hareket koşulunu sağlayan ne ise, öyle olmalıdır(sebebi farazi değil, organizma ve koşulları). Görme, duyma vb. sadece alınan değil, alındığı halde dışlanan etkilerle de mümkün...
Yani A öyle tezahür eder, B başka türlü. Organizmalar kendi ve hareketleri açısından, kendi yapılarına uygun düşecek, yani olumlu rol oynacak biçimde filtremek, yorumlamak durumunda, o sebeple de görüntü şöyle olmalıydı, olmuyorsa o halde simülasyondur demek mantık almıyor, anlam ifade etmiyor...

Örneğin robot bir süpürge, insan gibi görmek zorunda değildir, ancak sonuç itibarıyla, görmesi için sağlanan düzenek işe yarar, duvarlara çarpmaz, eşyaların etrafından dolanır vs...

Görüntü dediğimiz, öznenin fiziki etkileri yorumlayışıdır, nesneler herhangi bir zihnin yorumu olamaz, zaten görme eylemi, o nesnelerle olan fiziki etkileşimle mümkün. Simülasyon ise beznerlikle kıyas tabanı dışında, verili ilişkielrin vb. taklidi, modellemesi denebilir. Haliyle nesnel, fiziki olana, aslına muhtaçtır ve aslında görüntüyle de ilgilisi yok(ki "e göreliği" dışlandıkça yanılsama olur). Tüm ilişkiler, işleyiş, etkileşimler vb., kısaca nesnel koşullar, aslına görelik esastır, aksi veya bağdaşmaz yönlü, afaki çıkarımlar simülasyondan ziyade sanal(sanki öyleymiş gibi düşünmek) olarak ele alınabilir. Örneğin bir tiyatro sahnesi de olabilir, oyuncular gerçektir, insan ilişkilerinde gündelik hayatta olası ilişkileri taklit ederek veya türeterek simüle ediyor olabilirler... Bu oyuncular Alladdin ve Cinini oynuyorsa, cine yüklenen anlam sanaldır, cini oynayan ise gerçek. Bütün sahne, oyuncular ve izleyiciler, nasıl göründüğüne -sırf görüntüye- indirgenemez, oyuncuya sanal olarak yüklenmiş özellik, nitelik, davranış, vasıflar vb. nasıl sergilediği ve izleyici üzerinde de "sanki" oyuncu "cinmiş" "gibi" düşündürecek bir etki oluşturmasına bakılır. Orada evet gerçek oyunculari sahne, seyirciler vb. vardır, ancak "gerçekte bir cin yoktur ve birilerinin masalı oynaması da cini var etmiş, oyuncuyu da sanal, simülasyon, salt bir görüntü halien getirmiş olmaz", burada oyanayan, seyirciler, sahne değil, oynanlarca verilen mesajdır sanal vreya simülasyon olan. Burada oynanan oyuna göre dile getirdiğimiz -taklit-simülasyon nesnel gerçekliğin sorgulanması için değil, oyuncuların etkileşimlerimleriyle sergiledikleri oyundur(çıkartılan anlam, koşulların vb. taklit edilmiş olmasıdır -taklit edilmiş olmasına -> simülasyon). Cin ise insanların düşünsel, zihni kurgusu, harmanı, türetimi, aslında bir görüntüsü dahi yok, o oyuncu nasıl bir kılığa girmişse, ona göre değerlendirilmiş ve sahtedir, bizler gibi, özneler, nesneler gibi bir benliği, kendindeliği, kendiliği, hisleri vb. bulunmaz ve değil insna gözü, hangi kamera olursa olsun resmi de çekilemez, görüntüsü de olmaz -sanal, simülasyon eksenli söylemlerimizde, görüntüyü kullanmamız ve salt görüntüye indirgemememizin sıkıntısı bir yana, aslında bir görüntüsü bile yok -kaldı ki kameralardan söz edelim...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla