Harut ve Marut'a, Allah Celle Celalühü ile iddialaşmaları ve bu iddiada düelloda inatlaşmaları nedeniyle ceza verildi.
Cezaları da halen Babil'de bulunan bir mağarada , insanlara büyü öğretmektir.
Bakara 102. ayette Hazreti Süleyman Peygamber ismi geçtiği için, müslüman yorumcuların hemen hepsi, bir sonraki cümlede ismi geçen Harut ve Marut isimli meleklerin de Hazreti Süleyman Peygamber zamanında yaşadığını zannettiler, oysaki Harut ve Marut olayının başlangıcı daha eskilerde, Hazreti İdris Peygamber zamanındadır.
Ve geldik şu soruya: "Bütün insanlara büyü öğretme denemesinde bulunmayacaklarsa, bu imtihanın esası, adaleti, mantığı nedir?"
Çok eski zamanlardan beri Harut ve Marut bu işi yapmak ile cezalandırıldıklarından; bu haram işi, sonradan Babil sürgünü ile Babil'e giren -girmez olasıcalar!- yahudiler çevreden duydukları bilgiyle hazır buldular. Proto-Masonluk ve Hahamlık şemalarının ikisinin de içinde olan bazı lanetli insanlar Tevrat'ı ve Zebur'u , hahamların ve büyü yoluyla anlaştıkları ŞEYTAN'ın sözlerini eklemek suretiyle değiştirerek tahrif ettiler.(*)
Harut ve Marut "Biz bir fitneyiz, sakın büyü öğrenme" demeden yani kimseyi dinden çıkmak ile uyarmadan kimseye büyü öğretmiyorlar ve bu lanetli işi yapanlar da zaten imansız ölüyorlar. Bakara Suresi 102. ayet sonunu okuyunuz.
(*) :Sözlü Tevrat yani Talmud Tevrat'ın alfabesidir. Evet yanlış okumadınız, yahudilerin rabbi kaynakları böyle diyor. Talmud anlaşılmadan Tevrat anlaşılmaz. Kabala yardımıyla tahrif edilen Tevrat'ın her harfi bir şifre ve yeryüzünün değişmesinde her yahudinin bir rolü vardır, kabbalist hahamlar böyle demekteler.
|