Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 14-05-2017, 23:01
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
Standart Paranın önemi üzerine

İnsanı güçlendiren en önemli iki kaynak para ve felsefedir.
Felsefe, doğa karşısında güç verirken; para, insanlara karşı güç verir.
Felsefenin verdiği güç tanrısaldır. Paranın verdiği güç toplumsaldır.
Felsefe çabayla elde edilir, ama para büyük oranda şansla elde edilir.

Paranın verdiği güç toplumsal olduğu için ve toplumsal güç kıyasa dayalı olduğundan herkesin zengin olduğu bir dünya imkansızdır.

Sadece belirli bir azınlık zengin olmalı, peki bu azınlık neye göre belirlenir?
Paraya sahip olan insanlara baktığımda ortak bir kriter göremiyorum. Bill Gates de zengin, Demet Akalın da zengin, Ali Ağaoğlu da zengin, onun çocuğu da zengin. Hepsinin zenginlik sebepleri farklı. Aralarındaki tek ortak nokta hepsinin de ''çok fazla insanın parasını almayı başararak zenginleşmiş olması'' olabilir belki. Buradaki başarı, çabaya ya da zekaya dayanan bir başarı türü değil.

Birilerinin zengin olması gerekiyordu ve kimin zengin olacağını doğa belirledi. Doğanın kriterleri genelde şunlar: Doğduğu ülke ve zaman dilimi. Doğduğu aile. Gönderildiği okul. Karşılaştığı insanlar.
Kısaca çevresel koşullar ve burada iradenin etkisi pek az.
Doğadaki bir canlının kanatlara sahip olması ne kadar şans eseriyse zengin insanların belirlenmesi de ona yakın derecede şans meselesidir.
O halde insanlık bu duruma yapay bir müdahalede bulunmalıdır.

İnsan türü, yerleşik hayata geçtiğinden bu yana ve de teknoloji geliştikçe paranın önemi artmıştır. Dolayısıyla paraya sahip olan ile olmayanın arasındaki fark da artmıştır.

Paranın işlevi insana yeni imkanlar sunmasıdır, seçeneklerini ve özgürlük derecesini artırmasıdır.
Bazen bu özgürlüğü kazanmanın yolu kölelikten geçer. Çalışmak köleliktir, ama çalışmanın sonucunda elde edilen para özgürlüktür.

Para nasıl kazanılır?
Gerekirse işin içine sahtekarlık da katarak para kazanmanın en genel felsefi yöntemi nedir? Böyle bir yöntem var mıdır?

Parayı kazanmaya değer mi?

Kendi hayatımdan bahsedecek olursam, aylık gelirim ortalama 5 bin lira. Evim yok. Annem babam fakir sayılır.
Ara sıra paranın önemini görmek amacıyla yüksek fiyatlı şeyleri deneyimliyorum ve gözlemliyorum. Fiyatı 10 kat daha yüksek olan bir şey, fiyatı normal olana göre daha iyi durumda olsa da 10 kat iyi durumda değil. Arasında ufak bir fark var.
Yani 200 liralık yemek ile 20 liralık yemek arasında 10 katlık bir lezzet farkı yok. Ya da 500 bin liralık araba ile 50 bin liralık arabanın hayat kaltesine etkisi 10 katlık fark şeklinde değil.
O halde paranın etki gücünün artışı, paranın artışıyla azalıyor.

Bu durumda yüksek paralar kazanmak için yüksek emek harcamaya değer mi? Milyar doları olan adamla benim aramda, mutluluk ve güç seviyeleri açısından ne derece farklılık vardır? Tabiki zengin olmak isteriz. Ama burada önemli olan harcayacağımız çabaya değip değmeyeceğidir. Parası olanlara baktığımda birçoğunun yerinde olmak istemediğimi gözlemledim. Zira birçoğunun tek yaptığı sürekli para harcamak ve daha fazla harcamak. Sıkılganlık hali içinde olanları gözlemledim. Felsefeden uzak olanları gördüm. Aptal olanları gördüm ve mutlu olmayanları da.
Paranın işlevinin seçeneklerimizi artırmak olduğunu söylemiştim. Herkesin sahip olduğu ve olmadığı seçenekler vardır ve sahip olunabilecek seçeneklerin sonu yoktur. O halde en mantıklısı, sahip olunan seçeneklere odaklanmak ve onları bitirdikçe daha fazla para kazanmaktır.
Burada önemli olan daha fazla seçenek yaratmaktır ve seçenek yaratmak sadece paranın elinde değildir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 14-05-2017, 23:25
SelGom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
SelGom SelGom isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 03 May 2017
Mesajlar: 369
Standart

Zengin bir ailede doğulmuşsa zaten paraya otomatikman ulaşılmış olunuyor. Fakat sıfırdan bir yerlere gelip de parayı bulmak ise istisnai bir şey. Bazıları milyonda ve milyarda bir örnekleri vererek ''aha sıfırdan gelmiş ve zengin olmuş'' diyip gaza getirmeye çalışabiliyor. Oysa onlar istisnadır. Zaten herkes yapamadığı için istisna denmektedir, inanılmaz az ve nadir kişiler yapabildiği ve baya bi şansa dayandığı için istisna denmektedir. Yani şans faktörü çok önemli. Afrika'da açlık ve susuzluktan ölme eşiğine gelen bir ailenin çoğucu olarak da doğabiliriz, dünyanın en zenginlerinin çocuğu olarak da doğabiliriz. Aileler çocuk yaptığında bir çocuk meydana gelecek ama onun biz olması tesadüf.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 14-05-2017, 23:55
Ahlaksız Ahlaksız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.620
Standart

Hayatında gerçekten sağlam iki kitap okumadıysan,gerçekten sağlam iki film izlemediysen;sodayım kazandığın paraya..
Zenginlerin büyük çoğunluğu,bu çok önemli konulardan bihaberdirler..Bu bakımdan sodayım zenginlere..
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 15-05-2017, 02:50
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.925
Standart

Para-pul olmadan önce insanlar mal değiş-tokuş yaparak alış veriş yapardı.
Halen duruyormu bilmiyorum ama Konya'da sırf bunun için pazar yeri vardı ve orada eline iki domates alan dahi başka bir ürün ile değiş-tokuş yaparlardı.
Bu işin ticaretini yapanın zenginliği ambarla sınırlıydı, akçe icat olduktan sonra üretim yapmadan yalan ve sahtekarlıkla zengin olmanın da yolu açıldı.
Yalan ve sahtekarlık için de en iyi yöntem din idi, çünkü yalan ve sahtekarlıgı yasal hale getirmek zaruri bir hale gelmişti. Bunu din ile rahat yürüttüler, ancak işin içine sanayi girince dinin yanına en az onun kadar etkili bir de demokrasi eklediler.
Demokrasi, aynı zamanda yalan ve sahtekarlığı kılıfına uydurma sistemidir.
Örneğin, halk oyuna sunarsın, yüzde elli biri almak için her yol mübahtır demokraside. Tam burada para devreye girer, hangi tarafın parası ve dini çoksa o yüzde elli biri de o alır, daha sonra ister asar ister keser, çünkü demokrasi bunun içindir.
Anlaşılacağı gibi para sistem değiştirir, milyarlara hükmeder, o milyarlar mutsuz olduğunun kaynağını anlayamaz, kendini din ile teselli eder ettikçe birilerinin parası daha da çoğalır.
Kapitalistler de dahil, insanlar zengin olmak için zengin olmuyor, sadece fırsatı değerlendiriyor. Yani zengini zengin yapan toplumun ona verdiği fırsattır, o fırsatı yakalayan daha da onu bırakmak istemez.
Felsefe ise paraya zıt bir yapıya sahiptir, ancak para felsefeciyi de satın aldığı için onun da bir önemi kalmadı. Yapıcı, doğal felsefe Karl Marx ile bitti ama kendini tatmin için felsefe yapabilirsin.
Örneğin, yıldızların tozu diğer gezegenlere göç eder mi, işte sana felsefe için bir konu...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 15-05-2017, 09:30
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Felsefe - Düşünme biçimi
Para - değişim aracı .Sermaye.
Bu ikisi arasında ne bağ var bilmeme ama Para günümüzde Felsefeden daha etkin bunu sebebi paraya (sermaye ye) odaklanmış bir düzen içinde yaşadığımız için. Eğer düzen sermayeye odaklanmamış olsa idi para bu derece hüküm sürmeyecek belki felsefe daha etkin olacaktı.


Felsefe, bütün filozofların elinde sandığı en önemli güçtür. Halbuki bu güç sadece dünyaya yı tanımlamaya çalışan onu anlamaktan öteye gitmeyen insan gücünü çok önemsemeyen entelektüel bir üstünlük kurma yöntemi.
Bütün filezoflar dünyayı anlamaya çalışır onu değiştirmek için her hangi bir çabası yoktur halbuki dünyadaki değişiklikler hiç bir zaman kendiliğinden olmamıştır insan çabası insanın insanla çelişkisi hatta savaşı dünyada çok büyük değişimlere sebep olmuştur.Roma devletinin yıkılışı sadece romayı yönetenlerin beceriksizliği sayesinde olmamıştır Romada yaşayan halkların o devlete karşı isyanları o devletin yıkılmasında en büyük sebeptir.
Erdoğanın iktidara gelişi sadece Erdoğanın çabaları sayesinde olmamıştır Halkın eski düzenden hoşnut olmaması aradıkları demokrasiyi eski düzende bulamamaları ve yeni şeyler için yaşanan çelişkiler ve öfke sayesinde olmuştur.
Eğer felsefeciler bu işi yorumlasalardı şöyle diyecekti halk istedi belayı hak etti .Halbuki halk daha güzel şey istedi ama onu yaratacak örgütlenme gücüne ulaşamadı.


Para yani Sermaye. Felsefecilere göre değişmez kural o olmadan hayat olmaz insanlar çok parayı çok çalışarak elde eder. Görüntü öyle ama gerçek başka çok para çok çalışarak elde edilmiyor Paranın güç olmadığı düzenlerde kuruldu yine kurulabilir.Paranın (zenginliğin) kaynağı mülkiyetin özelleşmiş karekteridir. Mülkiyet özel değil toplumsal olduğunda zenginlikte toplumsal olacaktır.


İnsanlık tarihinde yüzbinlerce yıl mülkiyet toplumsaldı daha sonraları kabile kral mülkleri haline dönüştü şimdilerde şirket mülkleri hakimiyet kurmaktadır.
Yani hiç bir şey bu gün olduğu gibi doğmamış .Demek oluyorki bu gün olduğu gibi de devam etmeyecek.
İşte devrimcilerle Filozofların farkı burada meydana çıkıyor. Her şey değişgen ve İnsan doğanın öznesidir. Sermaye sömürüden ve hırsızlıktan büyür.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 15-05-2017, 12:24
Amon yarebbi Amon yarebbi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Apr 2017
Mesajlar: 720
Standart

Kısa öz

Para dediğimiz , dincilerin şişirerek yücelttiği hayali kavram olan TANRININ, yeryüzünde ki madde olan halidir.

Para herşeyi alır. Tanrı kavramını bile.

Para parayı ister . Tanrı tanrıyı istemez.
Tanrı da parayı ister. ( 5/1)
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 15-05-2017, 15:19
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
Standart

kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sermaye sömürüden ve hırsızlıktan büyür.
Peki bu büyümenin yolu değişmiyorsa veya değiştirilemiyorsa, mevcut düzende para kazanmak isteyen birisi, diğerlerini sömürmeyi kendinde hak olarak görebilir mi?
Aptal ve bilgisiz olan insanlar, sırf bu özelliklerinden dolayı sömürülmeyi haketmiş olur mu? Bence olur gibi görünüyor. Madem aptal ve cahil kalmış. O halde sömürülmeyi de haketmiştir. Gerçi burada sadece şanssız olduğu için sömürülenler de var tabi.
Mevcut düzende ben de sömürmeye başlamanın yolunu arayacağım.!

kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Felsefe, bütün filozofların elinde sandığı en önemli güçtür. Halbuki bu güç sadece dünyaya yı tanımlamaya çalışan onu anlamaktan öteye gitmeyen insan gücünü çok önemsemeyen entelektüel bir üstünlük kurma yöntemi.
Burada bahsettiğin felsefi ''üstünlük kurma'' toplumun içerisinde değil, doğaya karşı bilişsel bir üstünlük.
Doğayı anladığımda insanlar arasında statüm pek artmıyor. Ama bilginin verdiği güçle toplumun ve kendimin büyük resim içerisindeki konumlarını daha iyi görebiliyorum.
Doğayı anladığımda, doğanın üzerimdeki kurgularını ve oyunlarını engelleme şansım da oluyor.
Psikolojik bir güç bu.

Doğayı anlamak, toplumu ve insanı anlamayı da kapsar.
Devrimci Marx'ın diyalektiği hem doğada hem toplumda geçerli değil mi? O halde doğanın işleyişini anladığımızda toplumun işleyişini de anlamaya başlamış oluyoruz.

Yine doğayı anladığımda kendimi de anlamış oluyorum. Kendimi anlamak, bana neyin güç vereceğini anlamanın da yolunu açıyor.
Kendimi anlamadan para kazanmak ile kendimi anlayarak para kazanmak arasında da fark var.
Parayı kazanmadan önce veya parayı kullanırken, kendim ne istiyorum sorusunu cevaplamam lazımdır ki bu da felsefeyle mümkün.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 15-05-2017, 16:10
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Mevcut düzende ben de sömürmeye başlamanın yolunu arayacağım.!
Elbette, lakin insanalr aptal olduğu için sömürülüyor görüşü doğru da olmaz genellenemez de, çünkü zeka, bilinç doğuştan gelmez... Eğer ailenizin sizi okutacak gücü olmasaydı, okuyamazdınız, tamam istisnalar, ama istisnalar geneli yansıtmaz-bir video paylaşacağım en sonda, o suyu -ortada olanı- çitle çevirir, erişimi engellerseniz, o suya ihtiyacı olanın zekası ölçüt alınamaz-ihtiyacın varsa bana hizmet et bende sana benim olan(?) su'dan vereyim-para!- nasıl bir oyundur ayrı, tamam toplamda çiti de, çevireni de sirkelemek gerekecek, ama o bilince erişmek kolay olmayacak, nice IQ dahisi, daha çocukluktan bir mahkumiyete doğuyor ve çaresiszlik, bilinç düzeyi düşük mahkum ve kabullenmiş aileler içerisinde işlevsel olamıyor...

Bir sistem nasıl işliyorsa, onu üretir ve sizlerin herhangi bir çarka tutunmanız ancak istisnadır ve siz tutunsanız dahi tutunduğunuz kısa vadede, sistem tutunmayan milyonları üretmeye devam eder... Detaya girmeyeceğim, literatüre vs, ve her çatışmalı sistem tıkanmaya mahkumdur, formunu mutlaklaştıramaz ve asla o haliyle kalıcı olamaz, olamayacakta ve bir eşiğe de varılır ki, artık o eşikten fazlasını kaldıramaz...

Mesele sık örnek vermişimdir, marksist literatürde de geçmez bu ifadelerim...

1 kalem üreteceksin, tamam...üret! Ama bu sistemde, o kalemi üretmek için, hammadde, enerji, emek için piyasaya 1 TL bırakacaksın.... Sonra üretmeyen bir değer koyacaksın, adına ise kar diyeceksin, o kalemi 2 TL'ye satacaksın, 1 TL bıraktığın piyasadan, 1 TL daha isteyeceksin-oysa görülür ki kalemin gerçekte üretimi için gerekli olan sadece 1 TL, aslında tümü içinde harcanan emek.. Bunu bir kumbara gibi düşünürseniz, kumbaranıza 1 TL bıraktınz, şimdi o kumbaradan size 2 TL vermesini istiyorsunuz... İlk yüzyıllarda henüz nüfus düşük, dünya kaynakları henüz bakir topraklar içeriyor, yani bu ilk talan-yağma dönemleridir(ve evet hala sürüyor ama eşiğe az kaldı). O zamanlar süreğen ekonomik krizler sorun oluyor-detayına girmiyorum- şimdi ise yukarıda verdiğim örnekler gibi temel sorunlar finansal krizlerede yol açıyor, ikiside eşiğe doğru gidiyor...

üst paragrafı basit bir örnek olsun diye verdim yani mesele salt insan aklı ne bileyim salt toplum yapısını incelemekle çözülmüyor, çözülmesi gereken en temelde mevcut işleyiş ve sonuçları bakımından ürettiğinin ne olduğu, nereye dayandığı ve neyle sonuçlanacağı da olmalı... ve evet insanlar üretiyor, çalışmak zorunda, ataları da avlanmak, toplamak zorunda değil miydi? ama sistem bu temelin istismarı üzerinde anlam kazanıyor, ilk elden, ihtiyaçların zaaflara dönüştürülmesi süreci yaşanıyor ve muhtaçlık üzerinden bir bağımlılık oluşuyor, örneğin avcı-toplayıcı bir insan topluluğuna avlandıkları bölgeye "bu bölge benim denmesi" durumu gibi, o bölge seninse, benimde avlanmaktan başka çarem yoksa o zaman ne yapmalı? benim diyen diyor ki, madem benim torrpaklarımda yaşayacaksanız o zaman benim olanı gidip avlayıp, çalışıp, toplayıp bana vereceksiniz, bende size benim payımdan olanın küçük bir kısmını vereceğim-LÜTUFmuş gibi!-... Böylece bunun adı "mahrum bırakmak-mülk-iyet" demektir... Orada işte sistem oluşur, benim diyene meşruiyet ve yönetme, dilediği gibi paylama hakkı-meşruiyeti sorunları ve devlet, dinde oluşur-incelerseniz devletinde, dinlerinde kaynağında bu en ilkel form çıkar- ilkel form daha az kompleks ama bir kez organizma, organik yapısının işlevselliğiyle sürece yayıldı mı, minik değişim ve gelişimler de uzamda muazzam farklara-kompleks- yol açıyor.

lakin şu da bir gerçek, insanlık da bir gün, dünyanın, toprağın, kaynağın sahibi mi olurmuş, hep beraber işleyecek ve aramızda pay edeceğiz diyebileceği çağa gelecek, öyle ya da böyle bu bilinçlenme süreci yaşanacak ve elbette sistem aydınlanma çağlarında karşıt rolünü oynayacak, bir dolu yalan, karalama, siz çaresizsiniz, muhtaçsınız kabullenin propagandasını, bir çok kurumuyla, dinlerle vb de kullanacak ve ne yaparsa yapsın, verili koşullar geçerli olduğu içinde aydınları tüketemeyecek, haklarında kara propaganda ile onları toplumdan yalıtma konusunda da nihai sonuç alamayacaklar, çünkü hitap edilen kitle çaresizliklere mahkum edilmiş milyonlarca insan olacak ve süreç bu aydınlar ve aydınlanma, öncü bilinç eliylede hızlanacak ve insanlık anlamış olmakla yetinmeyecek sadece, çözüm adına ne yapması gerektiğini de bilecek.

Oysa sana daha kolay bir yol sunabilirim, imkanın var madem, dini kullan, din sömürüsü daha zahmetsiz bir palazlanma imkanı verebilir, mevcut sosyal ağları, video kanallarını kullanmaya başlarsan, hatta kısa sürede sükse yapabilirsin ve bir kaç site açıp, peygamber efendimiz için 1 milyar salavat kampanyası düzenlersen ve altında da bağışlarınız için diye butonlar koyarsan, ama bunları bir bütün halinde birleştirebilirsen(bir tanesini tek başına yapmak yeterli değil) kısa vadede kaynak edinebilme şansın var-Bak H.Yahyah'a, Caner Taslatan'a, akıyorrr!... Ama dediğim gibi sadece bir alanda olmayacaksın, video, forumlar, salavat kampanyalı siteler-bağış istekleri, mümkünse bol, bol youtube videoları, başlarda birazda olsa para harcamak, reklam giderleri...

Elin adamı, -her ne kadar geçmişte, yaşadığım bölgelerle sınırlı, bu soyguna dair ya şikayetçi olup ya da esnaflarla görüşerek kaldırtmış olsamda- bakkallara kadar "Sadaka ömrü uzatır" kumbaralarını düşün, o kumbaraların ardındaki mafya örgütü -menzil- o paralarla fındık kıracak, satacak villa köyler inşa edebiliyor, öyle böyle değil...

Peki neden yapmıyorsun?

Aslında gerçek bundan ibaret;
İzlemek İçin Resim üzerine tıklayın.

➤ Facebook'ta İzle

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 15-05-2017, 16:41
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.925
Standart

Sayın Yıldıztozu, para kazanmakla sömürmek tam olarak aynı şey değildir.
Para kazanmak, sistemin izin verdiği ölçüde geçerlidir, bu da en fazla seni küçük burjuvanın biraz üstüne çıkarır.
Sömürmek ise tam anlamıyla yetenek, zeka, karakter meselesidir, fırsatları yakalama, değerlendirme, fırsat yaratma ve acımasızlık.
Bütün bunlar varsa biraz da şans kapitalist olabilirsin.
Sömürü sisteminde kapitalist olamazsın diye bir şart yok, tam aksi kapitalizme her ülkede kapitalist gerekli.
Hatta bu ülkede kapitalist yokken Koç ailesini gözüne kestiren dünya kapitalizmi onu zorlamayla kapitalist yaptılar, daha sonra "Her mahallede bir milyoner" parolasıyla bu ülkede kapitalist sayısını artırma projeleri uygulandı.
Örneğin spartacus istese de kapitalist olamaz, çünkü hak, eşitlik, adalet, özgürlük isteyen ve bunun için hayatını ortaya koyan kişi beceremez.
Yine örneğin, Çin'de devrim olduğunda fabrikaların yönetimine eski kapitalistleri getirdiler, çünkü dediğim gibi o tür işleri ancak onlar iyi becerebiliyor.
Haydi bakim Yıldıztozu kendinde bu meziyetleri görüyorsan bir tane de kapitalist arkadaşımız olsun
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 20-12-2019, 19:21
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
Standart

parayı sadece özgürlük için istiyorum, lüks merakım yok.

kripto paralarla ve borsayla paramı milyon dolara çıkarabilirsem yapacaklarım belli.
iş hayatını bırakırım.

sanata vakit ayırırdım, müzik yapardım mesela.
hem şarkı söyler hem müzik aleti çalardım.

yeme içme kültürümü geliştirirdim
viski kültürümü, kahve kültürümü, deniz ürünleri kültürümü.

bir de seyahat ederdim.
dünyayı gezerdim.

parayla amacım ferrari almak değil.
ya da altından saatler almak değil.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:57 .