Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı
Mevcut düzende ben de sömürmeye başlamanın yolunu arayacağım.!
|
Elbette, lakin insanalr aptal olduğu için sömürülüyor görüşü doğru da olmaz genellenemez de, çünkü zeka, bilinç doğuştan gelmez... Eğer ailenizin sizi okutacak gücü olmasaydı, okuyamazdınız, tamam istisnalar, ama istisnalar geneli yansıtmaz-bir video paylaşacağım en sonda, o suyu -ortada olanı- çitle çevirir, erişimi engellerseniz, o suya ihtiyacı olanın zekası ölçüt alınamaz-ihtiyacın varsa bana hizmet et bende sana benim olan(?) su'dan vereyim-para!- nasıl bir oyundur ayrı, tamam toplamda çiti de, çevireni de sirkelemek gerekecek, ama o bilince erişmek kolay olmayacak, nice IQ dahisi, daha çocukluktan bir mahkumiyete doğuyor ve çaresiszlik, bilinç düzeyi düşük mahkum ve kabullenmiş aileler içerisinde işlevsel olamıyor...
Bir sistem nasıl işliyorsa, onu üretir ve sizlerin herhangi bir çarka tutunmanız ancak istisnadır ve siz tutunsanız dahi tutunduğunuz kısa vadede, sistem tutunmayan milyonları üretmeye devam eder... Detaya girmeyeceğim, literatüre vs, ve her çatışmalı sistem tıkanmaya mahkumdur, formunu mutlaklaştıramaz ve asla o haliyle kalıcı olamaz, olamayacakta ve bir eşiğe de varılır ki, artık o eşikten fazlasını kaldıramaz...
Mesele sık örnek vermişimdir, marksist literatürde de geçmez bu ifadelerim...
1 kalem üreteceksin, tamam...üret! Ama bu sistemde, o kalemi üretmek için, hammadde, enerji, emek için piyasaya 1 TL bırakacaksın.... Sonra üretmeyen bir değer koyacaksın, adına ise kar diyeceksin, o kalemi 2 TL'ye satacaksın, 1 TL bıraktığın piyasadan, 1 TL daha isteyeceksin-oysa görülür ki kalemin gerçekte üretimi için gerekli olan sadece 1 TL, aslında tümü içinde harcanan emek.. Bunu bir kumbara gibi düşünürseniz, kumbaranıza 1 TL bıraktınz, şimdi o kumbaradan size 2 TL vermesini istiyorsunuz... İlk yüzyıllarda henüz nüfus düşük, dünya kaynakları henüz bakir topraklar içeriyor, yani bu ilk talan-yağma dönemleridir(ve evet hala sürüyor ama eşiğe az kaldı). O zamanlar süreğen ekonomik krizler sorun oluyor-detayına girmiyorum- şimdi ise yukarıda verdiğim örnekler gibi temel sorunlar finansal krizlerede yol açıyor, ikiside eşiğe doğru gidiyor...
üst paragrafı basit bir örnek olsun diye verdim yani mesele salt insan aklı ne bileyim salt toplum yapısını incelemekle çözülmüyor, çözülmesi gereken en temelde mevcut işleyiş ve sonuçları bakımından ürettiğinin ne olduğu, nereye dayandığı ve neyle sonuçlanacağı da olmalı... ve evet insanlar üretiyor, çalışmak zorunda, ataları da avlanmak, toplamak zorunda değil miydi? ama sistem bu temelin istismarı üzerinde anlam kazanıyor, ilk elden, ihtiyaçların zaaflara dönüştürülmesi süreci yaşanıyor ve muhtaçlık üzerinden bir bağımlılık oluşuyor, örneğin avcı-toplayıcı bir insan topluluğuna avlandıkları bölgeye "bu bölge benim denmesi" durumu gibi, o bölge seninse, benimde avlanmaktan başka çarem yoksa o zaman ne yapmalı? benim diyen diyor ki, madem benim torrpaklarımda yaşayacaksanız o zaman benim olanı gidip avlayıp, çalışıp, toplayıp bana vereceksiniz, bende size benim payımdan olanın küçük bir kısmını vereceğim-LÜTUFmuş gibi!-... Böylece bunun adı "mahrum bırakmak-mülk-iyet" demektir... Orada işte sistem oluşur, benim diyene meşruiyet ve yönetme, dilediği gibi paylama hakkı-meşruiyeti sorunları ve devlet, dinde oluşur-incelerseniz devletinde, dinlerinde kaynağında bu en ilkel form çıkar- ilkel form daha az kompleks ama bir kez organizma, organik yapısının işlevselliğiyle sürece yayıldı mı, minik değişim ve gelişimler de uzamda muazzam farklara-kompleks- yol açıyor.
lakin şu da bir gerçek, insanlık da bir gün, dünyanın, toprağın, kaynağın sahibi mi olurmuş, hep beraber işleyecek ve aramızda pay edeceğiz diyebileceği çağa gelecek, öyle ya da böyle bu bilinçlenme süreci yaşanacak ve elbette sistem aydınlanma çağlarında karşıt rolünü oynayacak, bir dolu yalan, karalama, siz çaresizsiniz, muhtaçsınız kabullenin propagandasını, bir çok kurumuyla, dinlerle vb de kullanacak ve ne yaparsa yapsın, verili koşullar geçerli olduğu içinde aydınları tüketemeyecek, haklarında kara propaganda ile onları toplumdan yalıtma konusunda da nihai sonuç alamayacaklar, çünkü hitap edilen kitle çaresizliklere mahkum edilmiş milyonlarca insan olacak ve süreç bu aydınlar ve aydınlanma, öncü bilinç eliylede hızlanacak ve insanlık anlamış olmakla yetinmeyecek sadece, çözüm adına ne yapması gerektiğini de bilecek.
Oysa sana daha kolay bir yol sunabilirim, imkanın var madem, dini kullan, din sömürüsü daha zahmetsiz bir palazlanma imkanı verebilir, mevcut sosyal ağları, video kanallarını kullanmaya başlarsan, hatta kısa sürede sükse yapabilirsin ve bir kaç site açıp, peygamber efendimiz için 1 milyar salavat kampanyası düzenlersen ve altında da bağışlarınız için diye butonlar koyarsan, ama bunları bir bütün halinde
birleştirebilirsen(bir tanesini tek başına yapmak yeterli değil) kısa vadede kaynak edinebilme şansın var-Bak H.Yahya
h'a, Caner Tasla
tan'a, akıyorrr!... Ama dediğim gibi sadece bir alanda olmayacaksın, video, forumlar, salavat kampanyalı siteler-bağış istekleri, mümkünse bol, bol youtube videoları, başlarda birazda olsa para harcamak, reklam giderleri...
Elin adamı, -her ne kadar geçmişte, yaşadığım bölgelerle sınırlı, bu soyguna dair ya şikayetçi olup ya da esnaflarla görüşerek kaldırtmış olsamda- bakkallara kadar "Sadaka ömrü uzatır" kumbaralarını düşün, o kumbaraların ardındaki mafya örgütü -menzil- o paralarla fındık kıracak, satacak villa köyler inşa edebiliyor, öyle böyle değil...
Peki neden yapmıyorsun?
Aslında gerçek bundan ibaret;
İzlemek İçin Resim üzerine tıklayın.
➤ Facebook'ta İzle