Bu sorunu daha önce de defalarca ele aldık.
İrademizin dışında olan ne varsa, foruma mal edilebiliyor, asıl etken ise burası, iradelerimizden bağımsız alan... Şu ya da bu gitmiş, burada nitelik olarak bakmak durumundayız.
Forumun düşünce özgürlüğünü sindiremeyenlerin gitmesi ise kayıp değildir(körlük denebilir, ancak alakası yok, temel faktör, toplumsal, nesnel ve öznel koşullarla ilgili).
Bunun dışında gidişlerde ağırlık küskünlük değil, %90 kayıbın sebepleri, nesnel koşullar, a-sosyal ağlar, aynı konuların, defalarca tekrarı ve artık söylenecek pek bir şey kalmadı diye düşünenler, başka sebeplerle, zamanını farklı alanalrda değerlendirenler, ilgi odaklarının değişimi, gizlilik kaygıları vb... (Örneğin, gizlilik kaygısıyla giden insa sayısı, küstüklüke giden insanlardan daha fazladır)
A ya da B ırkçı düşüncelere sahip olanlar, isa ve musa meselesidir. Bizim amacımız İsa ve Musaya yaranmak değil, öncelikle üyeler neden bu forumda olduklarını bilmeli, düşünmeli.
En önemli sorunlardan birisi de, TELEKOM engelleri. Örneğin Google DNS dahi kullanılsa
TTNET -> geçişe imkan vermiyor, TTNET sunucuları farklı DNS kullanılsa dahi, aracı olduğu için, filtreleme yapabiliyor ve siteyi engelliyor. Wiki de dahil, o zamandan beri, büyük bir darbe almış olduk.
VODAFONE -> Bazı bölgelerde sorun çıkartmıyor, Wiki de dahil, google DNS ile girilebilir.
----------- Diğer konular açısından
1980 öncesi, kahramanlığın abartıldığı, farkında olunmadan provakasyonlara dönüştüğü dönemlerdi. Orada eksik bilgi idi, inanç-kahramanlık üzerine kurulu her hareket, yenimeye mahkumdur. 1980 sonrası ise, hala eski hatalarını sürdürenler varsa da, az da olsa BİLGİ+EYLEM anlayışının önemini kavrayanlar var.
Gizlemenin en önemli araçlarından birisi kitledir-kitlesel mücadelelerin içinde olabilmektir. Kalabalıklardır. Eğer bir toplumda muhalefet dibe vurmuş ise, işçi sınıfının, bırakalım siyasi mücadelesini, ekonomik-sendikal mücadelesi dahi tamamen dibe düşmüşse, bu koşullardan çıkışı açığa çıkmak, kendini ele vermek(ispiyonlamak), ucuz kahramanlık, inanç gibi faktörlere dayandırmak anlam ifade etmediği gibi, her türlü adımın avantaj, dezavantajının bilincine sahip olunması gerekir.
Meseleler kişilerin iradesi üzerinden açıklanmaya çalışıldığı an, materyalist ve bilimsel, objektif yaklaşımdan, sınıfsal, sosyal-toplumsal temelden sapılmış demektir -ki burada en önemsi sorun bilinç sorunudur(örnek açısından buna sol sapma denir).
Avrupada insanlar ateistliğini gizlemek zorunda olmayabilirler, lakin siyasi görüşleri anti-kapitalist olanlar, ben rahatça yazıyorum diye gerçek kimlikleriyle, tüzel kimliklerde(kurum, araçlarda) yazıyorlarsa, ne yazık ki bu doğru bir yol değildir.
İnsanlar yaşam alnlarında, fiili alanda gizlenmek zorunda değiller, tabi o anki soysal çevreye göre de değişir, ama kamuya açık kurumlarda, ben buyum adım bu, gelin beni alın diye bağırmasının anlamı, bilinçten yoksunum(konunun cahiliyim), ama tarif edilemez bir inancım var demektir. Bilinç alanında inanca yer olmamalı...
Bizler biyolojik olarak örgütlü maddeyiz. Bu organizasyon da bilgi temelli oluşur ve işler. Ekonomi-politik alanındaki organlar da bu biçimde oluşur ve organizasyona, örgütlere dönüşür, orada bilinç yeterli olmadığında, organize hareket kadar organizasyonda işlevsiz kalır ve kolayca parçalanır...
Avrupa, feodalitenin bağrında, burjuva aydınlanma ve örgütlenmeyi, reformlar ve mücadelesi, devrim mücalelerini 500 yıl yaşadı, bu 500 yıllık bir süreç idi, Osmanlı toplumu ise feodal yapıya sahip olduğu için, devlet işleri, akademi ve siyaset küçük bir azınlığa ait idi, ayrıca Osmanlı batıdan yayılan aydınlanma hareketlerine karşı sıkı bir duvar örmüştü. Mesele erken öten horoz ise, işte en önemli yanlışlardan birisi de bu oldu, inanç eksenli kahramanlıklar, ucuz kahramanlıktan öte gitmedi. Bazen 1 adım ileri gidebilmek için(1 adım atabilmek için) 1 adım geri, 2 adım ileri gidilebilir, ancak bu inanç siyasetiyle, bilim, materyalizm, diyalektik kısaca bilinç dışı, inanç eksenli bağnazlıkla mümkün olmaz, öylesi koşullarda, 1 adım geri atmak yerine 1 adım ileri atayım derken 2 adım geriye düşülebilir, kaş yaparken göz çıkartmamak da önemlidir.
Ne evrim ne de devrim, ne ekonomi, ne politik alan, herhangi bir bireye, salt insan iradesine bağlı koşullar değildir. Burada bütünsel bakılmalı, 3-5 kişinin "haydi devrim yapıyoruz" demesiyle, masabaşında etkili slogan üretmesiyle olmaz, evrim de devrim de özünde olgudurlar, yapılmazlar, gerçekleşir-gerçekleştirilir, yaşanırlar, mesele bu sürece ne kadar etki edebileceğimiz ve örgütleyebileceğimiz meselesidir(gerçekleştirme açısından yollardan biri, temeli)-ki bunun en önemli aracı bilgi, bilinçlendirme esasından geçer, hangi alanda olursa olsun, bu forumu da anlamlı kılan işte o bilinç eksenidir, örgütün, organizmanın örgüsü bilinçtir.
Bu ükede ateistlerin, özgürce fikrini söyleyebildiği gün, işte o gün, dinlerden özgürleşmek açısından bir devrimdir, gökten inmeyecek, aydınlanma, bilinçlenme, uzun erimli bir yolu katedecek. İnsanları dışlayarak, öteleyerek bu gerçekleşmez, Avrupa bilinç sayesinde devrimleri gerçekleştirdi, gökten inmedi. İnsanalr hazır sistem ve din egemen olarak yetişiyorlar, bu insanların düşüncesini değiştirmek için, sabırlı bilinç faaliyeti gerekir, buna mücadele denir(mücadelenin easıdır)....
Forum, tüzel bir kişiliğe sahiptir, kişiler, gider ve gelirler... Şu ya da bu kişiyi elde tutmak, ama bunun yolu da nitelikten sapmak olacaksa, bu forum tüzel kişiliğini kaybeder. Bilhassa heterojen yapı göze alındığında, aracın yapısı, fikri zeminde herkesi mutluk etmek üzerine kurulamaz, ama herkesin işleyişe zarar vermediği, başkalarının konuşma ve fikrini söyleme hakkını engellememe amacı gütmediği koşulda paylaşımına dayanır, şu ya da bu kişiye göre eğilip, bükülemez...
Ben bu foruma üye olduğumda yıl 2006 idi... 14. Yılına girdim.
Sosyal ağlar çıkıp, heleki insanların SOSYAL değil, bireysel, psikolojik alanı, aktivitesi, kişisel-psikoljik meseleleri dışında kalanlara duyarsızlaşma, değişen ilgi alanı üzerinden şekillendirildiği anlardan itibaren yayıldıkça, ekşi sözlük gibi platformların etkisi ve Telekom engeliyle de kayıp hesabının, %90'ının teşkil etti, arama motorları açısından da rank düşmüş oldu(Telekom engeli de birleşince ciddi düşüşlere yol açıyor).
Görece kayıpların bazılarını ise; gelip, geçen, bir uğradıydım, bir şeye yazmam lazımdı türünde girişler, bazıları güvenlik gerekçesiyle girmeyenler, girmişse üyeliğini sildirenler, uzun yıllar aldığımız DDOS saldırılar, saldırıları karşılayacak bütceden yoksun olduğumuz için (ki o zamanlar heleki ilk başlarda, aktif site üyesi, 300 leri bulurken dahi, düzenlediğimiz bağış kampanyalarına katılım 3-5 kişiyi aşmadı) oluşan kayıplar... -ki günlerce 3 saat uyku dahi uyumadığım, binlerce saldırgan IP adresini her gün engellemek zorunda kalığım-ız zamanlar...
Şu kişi benimle aynı düşünmüyor diye ifade özgürlüğünü sindiremeyenler(ki bu önemli bir faktör), resmi ideolojinin dayattığı ırkçı bağnazlığı aşamayanlar, dincileri ise söylemye gerek yok.
Güncel olarak değerlendireceksek, yaz dönemi, İBB seçiminin gündemden düşmesi, bazı ideolojik, siyasi çatışmalar(ki ağırlığı milliyetçilikle ilgili), dine dair artık yeni bir konu bulunamaması sorunları vs.
Bir grafikde, çizgi düz gidiyorsa orada sorun var demektir, indiği, çıktığı dönemlerde olur, neden indiği, neden çıktığı ise analize muhtaçtır.
En önemli stratejilerden birisi, forumu, veriyi yaşatmak ve nitelikten ödün vermemek esasına dayalı, bugün böyle olabilir, yarın koşullar ve durum değişebilir, bu gün önem arzetmeyen konular, bir gün en önemli konular haline gelebilir...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|