Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Multimedya

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #411  
Alt 11-03-2008, 15:13
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Köşe kapmaca..

İrtica ile mücadele için daha iyisi gelmeliydi
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=166450

Cehennemlik ‘yeni günahlar’ listesi
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=166319

Bana peygamber demişler... Haşa
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...9&Categoryid=1

'Analı, babalı, Peygamberli büyüsün'
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...ryid=4&wid=136

******************************

Can Ataklı, Vatan, 11.03.2008..

Fatih Camii’nde yaşanan şok *

Cengiz Aslan’ın oğlu Alp’in cenaze töreni için Fatih Camii’ndeyiz. İstanbul’un tüm tanıdık yüzleri cami avlusunu doldurmuş, Aslan çiftine baş sağlığı dilemek için bekliyor. Derken öğle namazı sona eriyor. Fatih Camii cemaati cenaze namazını da kılmak üzere avluya doğru yürümeye başlıyor.

Teşvikiye Camii’nin “yumuşak” görünümlü ahalisine alışan taziye kalabalığının birden yüzü değişiyor. Çünkü avluya doğru yürüyen kalabalığın büyük bölümü cüppeli, sarıklı. Kiminin neredeyse beline kadar uzamış simsiyah sakalları var. Ortalığı garip bir gül yağı kokusu sarıyor.

Ancak kalabalık asıl şoku bu garip kıyafetli cemaatin “Şu kadınları çekin yolumuzdan, namaz yerine gidemiyorum, nedir bu böyle, haydi çekin şunları” diye bağırmalarıyla yaşıyor.

Üstelik cami cemaati kadınlardan yüzlerini çevirerek, etraftaki erkeklere veriyorlar bu buyrukları “Çekin şu kadınları” diye. Bir İstanbul hanımefendisi, başına örttüğü zarif tülü biraz geri iterek “Geçin gidin, kim karışıyor sizin namazınıza, biz taziye için buradayız” diyecek oluyor. Cemaatin bakışları öylesine sertleşiyor ki, bu hanımefendi çaresizlik içinde en kenara atmak zorunda hissediyor kendini.

Camiden ayrılırken yanımdakilerle konuşuyorum. “Bugün buraya cenaze namazı için gelenler herhalde böyle bir manzara ile ilk kez karşılaştılar. Teşvikiye Camii’nde bu manzarayı görmeleri mümkün değil” dedim.

Birlikte olduğum Bahattin Yücel ilginç bir yorumda bulundu: “Ben bugün yaşananlardan memnun oldum aslında. Çünkü türbanı basit bir özgürlük ve demokrasi sorunu gibi algılayıp hoş görenler, aynı kesimin demokrasi adı altında dayatmacı tavırlarını görmüş olmalılar. En azından bugün buraya gelenler umarım gerçeği kavramakta artık direnmezler.”


*****

Başarılı bir türbanlı kadın neden yok?

Geçen hafta Sakıp Sabancı Müzesi’nde Akbank’ın kadınlara armağanı olan Sedef Kabaş’ın yazdığı “İpek dokulu başarılar” kitabının tanıtımına katılmıştım. Çok başarılı bir televizyoncu olan Sedef Kabaş 60 başarılı kadınla yaptığı röportajları bir kitapta toplamıştı. Kutlarım.

Kokteylde sohbet ederken espri yapan biri “Hayret kitaba tek türbanlı bile koymamışlar” dedi. Çevredekiler de gülüştü. Çünkü kitabı tanıtan Sabancı ailesinin Erdoğan’a yakınlığı ve türbana olan destekleri biliniyor.

Az sonra aklıma geldi, aslına bakarsanız isteseler de o kitaba türbanlı bir kadın koyamazlardı. Çünkü o 60 kadının düzeyine ulaşmış bir tek türbanlı kadın bile yok ülkemizde. Ne bir yazar, ne bir sanatçı, ne bir düşünce kadını, ne bir bilim kadını ne bir sporcu. Yok yok.

Diyebilirler ki “Üniversitelere sokmuyorlar.” Şu an için doğru olabilir, peki daha önce girenler arasından da hiç çıkmadı.

Ayrıca bu sadece Türkiye için de geçerli değil. Üniversitelere türbanlıların da gittiği hatta tüm kadınlarının son derece özgür yaşayarak kapandıkları Müslüman ülkelerin hiçbirinde bilim, sanat, kültür, eğitim, spor alanında başarılı kadın yok. Türbanlılara ve destekçilerine bu garip gelmiyor mu? Bunca özgürlükle diledikleri gibi kapanmışlar ama başarılı tek kadın çıkaramamışlar aralarından. Neden acaba? Yoksa özgürlük mü fazla geliyor?

Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
Alıntı ile Cevapla
  #412  
Alt 12-03-2008, 12:52
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Köşe kapmaca..

X-ray cihazında türban ayrıcalığı
http://www9.gazetevatan.com/haberdet...9&Categoryid=4

Danıştay türbana bir kez daha ‘dur’ dedi
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=166533

İslam'da '7 yeni günah'
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...8&Categoryid=1

Bu da sualtı namazı!
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...6&Categoryid=7

"Feminizm ahlaksızlıktır!"
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...1&Categoryid=1

Pan-Am’ın neyi sansürlendi?
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...ryid=4&wid=136

Fethullah Hoca'nın YouTube merakı...
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...7&Categoryid=1

Kime niyet, kime kısmet
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...ryid=4&wid=122

Danıştay'a rağmen Sakarya'da türbana izin
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/84...d=229&sz=31393

’Doğaüstü’ tacizciye kriz geçirten karar
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/84...d=229&sz=31393

Özkök: İrtica eleştirisi haksızlık
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/84...d=229&sz=96242

Üniversitelerde yine karşılıklı eylemler
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/84...d=229&sz=73158

AKP’nin gündelik hayat zorbalığı
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/...id=61&sz=96397

Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
Alıntı ile Cevapla
  #413  
Alt 12-03-2008, 17:57
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart Re: Köşe kapmaca..

Cumhuriyet 12.03.2008
Küçücük çocuklara baskıyla dini eğitim verildiği iddia ediliyor

Antalya'da 'sübyan okulu'

GÜRSU KUNT

ANTALYA - Antalya'nın Kuzeykaya Mahallesi'nde iki ayrı binada henüz ilköğretim çağında bile olmayan kız ve erkek çocuklara ayrı ayrı binalarda dini eğitim veriliyor. Camları kartonlarla kaplı dairelere girmek istemeyen çocuklar ise dövülerek içeri sokuluyor. Kızlara, önce liseye gitmeyeceklerine dair yemin ettirildiği, ardından da yatılı olarak derslere başlatıldığı öne sürülüyor. Binada lise çağındaki kızlar da yatılı eğitim alırken mahalle sakinleri AKP'li Kepez Belediyesi'ne ait bir minibüsün de çocuklara servis hizmeti verdiğini iddia ediyor.

Kuzeykaya Mahallesi 2508 Sk. No: 29 No'lu apartmanda yaşları 4-7 arasında değişen erkek çocukları, aynı mahallenin 2506 Sk., 34 No'lu apartmanın zemin katında ise aynı yaş grubundaki kız çocukları eğitim görüyor. "Sübyan okulu" olarak adlandırılan her iki binanın da pencereleri, çocukların dışarıyla bağlantılarını ve güneş ışığını kesen kalın kartonlarla sımsıkı kapatılıyor. Saat 08.30'da derse başlayan çocuklar, 15.00'te bırakıyor. Çocuklar bu süre içinde bir kez bile dışarıya çıkmıyor. Ancak çocukların okudukları Kuran'ın ve hocalarının sert tavırlarının sesi gün boyu dışarıdan duyulabiliyor.

Sabah binaya girmek istemeyen çocuklar, ite kalka içeri sokulurken mahalle sakinlerinin iddialarına göre de kimi zaman içeriye girmeleri için dayak atılıyor. Binada, ilköğretim öncesi çocuklar dışında, lise çağındaki kız öğrenciler de eğitim görüyor. Mahalle sakinleri burada yetiştirilen ablaların da zaman zaman anasınıfı yaşındaki kız çocuklarına ders verdiğini söylüyor.

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
  #414  
Alt 12-03-2008, 18:01
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart Re: Köşe kapmaca..

Cumhuriyet 12.03.2008
MEB'in 'yeniledik' dediği din kültürü müfredatını ilahiyatçı Cemil Kılıç değerlendirdi

'Alevilik tarikatlaştırılıyor'

*İlahiyatçı-sosyolog Cemil Kılıç, din kültürü dersi müfredatında, "Sünnileştirilmiş, yapay, sözde, uyduruk" bir Aleviliğin anlatıldığına dikkat çekti.

ZEYNEP ŞAHİN

ANKARA - İlahiyatçı-sosyolog Mustafa Cemil Kılıç , din kültürü dersi müfredatında, "Sünnileştirilmiş, yapay, sözde, uyduruk" bir Aleviliğin anlatıldığına dikkat çekti. Kılıç, "Din kültürü kitaplarına konulduğu ileri sürülen Alevilikle ilgili konular, Sünni teologların Aleviliği görmek istedikleri şekilde görme ve istedikleri kalıba sokma amacına hizmet eder biçimde hazırlanmıştır" dedi. Alevilerin Sünniymiş gibi gösterildiğine işaret eden Kılıç, "Alevilik, özgünlüğünden koparılıp tarikatlaştırılıyor" dedi.

Eğitim-İş İstanbul 1 No'lu Şube Basın-Yayın Sekreteri olan din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretmeni Mustafa Cemil Kılıç, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) "içeriğini yeniledik, Aleviler de var" dediği din kültürü dersi müfredatını Cumhuriyet 'e değerlendirdi. Kılıç, MEB'in "sözde bir Alevilik" anlattığına dikkat çekerek "MEB ve Diyanet tarafından uydurulan, Sünnileştirilmiş, yapay ve uyduruk bir Alevilik gerçek Alevilikmiş gibi yutturulmaya çalışılıyor" dedi. Bugünkü müfredatta Aleviliğin tasavvufi yorum olarak anlatıldığına işaret eden Kılıç şunları kaydetti:

"Aleviliği kültürel zenginlik ve tasavvufi yorum olarak görme anlayışı, Aleviliği anlatmaktan uzaktır. Aleviliği bir kültürel ve inançsal zenginlik olarak nitelemek, Alevi teolojisini başkalaştırma ve Sünni teoloji karşısında ikincil düzeye itme amacına yöneliktir. Zira 'zenginlik' söylemi sosyolojik açıdan tahammül edilebilir aykırılık ya da farklılık anlamını taşır. Başka bir deyişle bu, Aleviliği genel kimliğin dışında istisnai bir özellik biçiminde görmenin maskelenmiş bir ifade şeklidir."

Din kültürü öğretmeni Kılıç, müfredatta, Sünniliğin inanç ve ibadet özelliklerinin İslam diniyle özdeşleştirildiğini, Aleviliğin ise adeta inkâr edilerek "tasavvufi yorum" kısıtlılığına hapsedildiğini belirterek "Böylece Aleviliği, itikadi ve ameli özgünlüğünden koparıp tarikatlaştırmak maksadı taşınıyor" vurgusunu yaptı.

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
  #415  
Alt 12-03-2008, 18:06
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart Re: Köşe kapmaca..

Cumhuriyet 12.03.2008
'KARA CAHİLLER'

Suudi din adamı bile isyan etti

Dış Haberler Servisi - Bir düğünde dans ederken görüldüğü video kaydı internette yayımlanınca şimşekleri üzerine çeken Suudi din adamı isyan etti. Suudi Arabistan'ın önde gelen din adamlarından biri ve adalet bakanlığı danışmanı olan Şeyh Abdül Muhsin el Ubeyken 'in, bir düğünde çalan müzik eşliğinde geleneksel "Bedevi kılıç oyunu" oynarken çekilen video kaydı internette yayımlanmıştı. Bunun üzerine, müzik ve dansın, din uleması tarafından hoş karşılanmadığı İslam devletinde, Ubeyken'in davranışı tepki çekti. Suudi din adamı ise Şark el Evsat gazetesine yaptığı açıklamada kendisini savunarak "kara cahillerin dayattığı kısıtlamaların kaldırılmasını" istedi. Ubeyken, "Düğünlerimizi cenazeye, keyfimizi üzüntüye dönüştürmeye çalışıyorlar. Peygamberden veya ilk dönem İslami liderlerin hiçbirinden, düğünleri vaaz yerlerine çevirdiklerine dair bir bilgi yok" diye konuştu.

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
  #416  
Alt 13-03-2008, 11:46
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Köşe kapmaca..

Jet-ski'ci Ahmet Hoca'dan sex vaazi!!!
http://www12.gazetevatan.com/video/video.asp?vid=1619

Tahran Emniyet Müdürü grup seks yaparken basıldı!
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...&Categoryid=30

Gülen'in vakfına güvenlik engeli
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=166864

İslam dersi Almanca okutulacak
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...&Categoryid=30

Babacanlar Gülen'in okulunda
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=166837

Bu görüntüler çok tartışılacak!
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...4&Categoryid=1

Yoksa bu bir kamera şakası mı!
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...7&Categoryid=1

’En az üç çocuk’ ikiyüz yıl önce çürüdü
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/...id=61&sz=18532

Günlük yaşamımız giderek islamileşiyor (1)
http://www.milliyet.com.tr/Default.a...orID=86&ver=58

Işık aydınlık değildir, bilgidir
http://www.milliyet.com.tr/Default.a...74&AuthorID=57

***************************

Gülen Cemaati ile ilgili araştırmalarıyla bilinen gazeteci Faik Bulut'tan zehir zemberek açıklamalar

'Fethullah tek güç olmak ve korkutmak istiyor!' *

Son günlerde internet üzerinden yayınlanmaya başlayan ve önemli isimlere ait olduğu öne sürülen ses kayıtlarının yankıları sürmeye devam ediyor.

Bu son gelişmelerle Fethullah Gülen ismi tekrar gündeme geldi. Çünkü artık bu dinlemelerin arkasında Gülen'e yakın isimlerin olduğu iddiaları yüksek sesle konuşuluyor.

Fethullah Gülen'le ilgili araştırmalarıyla bilinen ve 'Kim Bu Fethullah Gülen' kitabına imza atan Faik Bulut, Odatv.com'a özel analizler yaptı:

"Küreselleşme döneminde de AKP’nin ve Amerika’nın küreselleşme politikalarına çok uyum gösteren bir Fethullah Gülen hareketi var.

Bu hareket, bence önemle yurtdışından genel anlamda büyük prestij kazandı, güç kazandı. Bunu içeriğe yansıtmak istiyor.

Dolayısıyla 28 Şubat’tan çok çok öte, hatta kendisiyle de karşılaştırıldığında da, artık şimdi savunma aşamasından ziyade deyim yerindeyse, yavaş yavaş ilerleme.

Yani Fethullah Gülen hareketi diye bilinen hareket, ilerleme ve karşı rakiplerini, hasımlarını düşmanlarını her neyse potansiyel tehlike gördüklerini yavaş yavaş bunlara karşı hamle yapıp, giderek etkisiz bırakma tasfiye etme, derbest etme olarak algılıyorum.

Ve Türkiye’de hem bürokrasi içinde hem de karar mekanizmalarında ne kadar ekonomik alanda politika alanda ne kadar güç kazanıldığının da bir göstergesi olarak değerlendiriyorum.
Bunların hepsi şunu gösteriyor. Tek güç olmak istiyor, korkutmak istiyor. Karşımda kimse duramaz demeye getiren bir hamle yapma safhasındalar.

Bunlar eskiden mazlumu oynuyorlardı. Biz zavallıyız, aslında biz günahsızız derken şimdi hiç de öyle değil ve burada da basında çıkanları okuduğum zaman, gördüğüm şu ki:

Gerçekten bu işin içinde bir takım tezgahlar da var, bence ellerinden gelebilecek her türlü olayı, bir malzemeyi kullanabilirlerse, karşı tarafı tasfiye etmeye kullanacaklar.

Çünkü eğer bu çatlak ve aykırı sesler cemaate ya da harekata karşı çıkmadığı müddetçe, hoşgörüdür şudur budur, bir imaj yaratılmıştır.
O imaja aykırı konuşan herkesi, bir defa susturma, suskun bir toplum yaratma, yarattıktan sonra da deyim yerindeyse fikirsel ve özgürsel, belki de parasal hakimiyetini, bu tabi ideolojik.

Yani bu işin içinde bir dincilik boyutu da var.

Şeriatçılık, İslamcılık ya da tarikatçılık boyutu da var. Yani bu hakimiyeti korumak, bir vehim imparatorluğu kurmak istiyorlar."

****************************

Reha Muhtar, Vatan, 13.03.2008..

atv’deki Karayılan dizisinde neler oluyor?..

9 yaşındaki kız çocuğunun dizide başını örttüler... Erkek çocuğa fes giydirtip, Serap Aksoy’u öldürttüler...

Çok ilginç olaylar oluyor ATV’de... Zamanında Nazım Hikmet’e bile ilham olan Kara Yılan Efsanesi’nin dizisinde, aniden 9 yaşındaki kız çocuğunun başını örttürüyor yönetmen...

Erkek çocuğa fes giydirtiyor...

Salı günü yayınlanacak 14. bölüme birdenbire değişik sahneler sokuluyor...

Başrol oyuncusu Begüm Birgören ilk kez kara çarşafa sokularak, dizinin tanıtımlarında bu görüntü kullanılıyor...


***


Ve en ilginci, sosyal demokratların rahmetli olan eski lideri Aydın Güven Gürkan’ın eşi ünlü oyuncu Serap Aksoy aniden öldürülerek, diziden gönderiliyor..

Aldığım bilgilere göre, Kara Yılan’ın sevgilisinin annesini oynayan ünlü oyuncu, 13. bölümde aniden kaçırılıyor...

Bu Salı yayınlanacak 14. bölümde ise düşman tarafından öldürüleceği söylenerek, öldürülme sahnesinin çekimine gelmesi isteniyor...

Serap Aksoy bu ani öldürülme olayına müthiş içerliyor ve sete gitmeyi reddediyor...

Bunun üzerine göreve eski yönetmenlerin yerine bir süre önce başlayan ve bu yeni bölümü çeken Cem Akyoldaş, Serap Aksoy’un öldürülme sahnesini dublör kullanarak çekiyor ve Serap Aksoy’u da dizide öldürüyor...


***


Geçtiğimiz günlerde Leonardo DiCaprio’nun oynadığı filmde uluslararası Pan-Am havacılık şirketinin ikinci kelimesindeki heceyi okutmayan ATV’nin bu uygulamaları Genel Müdür Adem Gürses kaynaklı mı yoksa başka yerlerden gelen talimatlarla mı oluyor, kimse birşey söylemiyor...


***


Ancak Kara Yılan dizisinin ilginç bir öyküsü var...

Dizi ünlü yönetmen Tomris Giritlioğlu’nun danışmanlığında, onun imzasıyla ATV’nin iç yapımı olarak, bu kanalda yayınlanmaya başlıyor...

“Dil, din, ırk farkı gözetilmeden Birinci Dünya Savaşı sonrası Anadolu insanının işgalcilere karşı birleştiği, Antep, Urfa, Maraş üçgeninde yapılan kurtuluş mücadelesini ve bu mücadeleyle anılan halk kahramanı Kara Yılan’ın hikayesini anlatacağı” söyleniyor...

Dizide Kara Yılan rolünü Bülent İnal, sevgilisini Begüm Birgören ve sevgilisinin annesini Serap Aksoy oynuyor...


***


İstanbul’dan gelerek Gaziantep’e yerleşen tipik bir İstanbul Hanımefendisi’ni canlandıracak olan Serap Aksoy dizi başlarken çok mutlu ve iddialı görünüyor:

“Bu dizi, uzun yıllardan beri yapılan en zorlu ve iddialı projelerden biri...” diyor Aksoy diziye başlarken...

Dizinin iki yönetmeni Yağmur ve Durul Taylan 7. bölümde aniden diziyi bırakıyorlar...

Yerlerine tarikatlara yakın olduğu iddia edilen Cem Akyoldaş isimli yönetmen geliyor...

Dizinin geçtiğimiz hafta çekilen ve bu hafta yayına girecek bölümünün çekimlerinde bazı oyuncuların rahatsız olduğu söyleniyor...


***


Öyle ki, efsane kahraman Kara Yılan’ı oynayan Bülent İnal dizi başlarken, “Biz bu dizide kahramanın hikayesinden yola çıkarak, Kurtuluş Savaşı ruhunu anlatıyoruz...” diyor...

Ancak geçen hafta, Bülent İnal’ın aniden ortaya çıkan sahnelerden rahatsız olduğu, “bu sahneler durup dururken niye kondu?..” diye sorduğu söyleniyor...

Yönetmen 9 yaşındaki kız çocuğunun aniden örtünmesini istiyor...

Erkek çocuğa ise fes giydiriyor...

Esas değişiklik ise Kara Yılan’ın sevgilisinde yaşanıyor...

Dizide Kara Yılan’ın sevgilisini oynayan Begüm Birgören ilk bölümlerde dönemin kıyafeti olarak ferace giyiyor...

Son bölümde “gizli olarak hastaneye girme sahnesinde” yönetmen Begüm Birgören’in çarşafa girmesini istiyor...

Hastane sahnesi çarşafa girerek çekiliyor...

Dizinin tanıtımları ise özellikle Kara Yılan’ın sevgilisinin çarşaflı sahnelerinden seçilerek, yayına veriliyor...


***


Elbette bunlarla ilgili, dizinin yönetmeni ya da ATV’nin Genel Müdürü, “Bunlar senaryonun bir parçası... Olağandışı bir durum yok...” diyebilirler...

Olabilir belki de öyledir...

Aynı dizide Fransız komutanın “Bordo şarabı ısmarladım” sözündeki şarap da yok edilmişti...

9 yaşındaki kız çocuğun aniden örtünmesi de senaryoda olabilir...

Erkek çocuğa fes giydirilmesi de “Dönemi öyle bir dönemdi” açıklamasıyla izah edilebilir...

Zaten Pan-Am’ın ikinci hecesinin kesilmesi de “müstehcenlikle” izah edilebilirdi!!!

Rahmetli Aydın Güven Gürkan’ın eşi ünlü oyuncu Serap Aksoy neden aniden öldürülüverdi acaba?..

O da mutlaka senaryo icabıdır?..


***


Allahtan hepsi dizi senaryosu bunların...

Ya Türkiye’nin üzerinde oynanan oyunların senaryosu olsalardı mazallah!!!

Allah koruyor Türkiye’yi!!!

İyi ki bu senaryo 1920’lerin senaryosudur...

Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
Alıntı ile Cevapla
  #417  
Alt 13-03-2008, 12:01
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart Re: Köşe kapmaca..

Cumhuriyet 13.03.2008
DÜZ ÇİZGİ

ÜMİT ZİLELİ

Kısasa Kısas!..


Tayyip Bey daha ne söylesin?..

Kafasındaki Türkiye şablonunu daha açık nasıl anlatsın?.. Değişmediğini, değişmeyeceğini, aksine çok daha kararlı olduğunu daha nasıl ifade etsin?.. Üstelik gizli kapaklı filan da değil; parti toplantısında, kameraların, mikrofonların ve de halkın önünde!..

Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, Uşak'ta "Af yok mu?" diye soran yurttaşa kürsüden aynen şu yanıtı vermedi mi:

- Devlet katili affetme yetkisine sahip değildir. Affetme yetkisi maktulün (kurbanın) varislerine aittir...

Şimdi elinizi vicdanınıza koyup söyleyin; Tayyip Bey, bundan daha açık nasıl anlatabilirdi düşüncesini, özlemini, hayalini, ulaşmak istediği hedefi?!.. Hele bu cümleyi iyice açıklığa kavuşturmak, sözlerini iyice pekiştirmek için söylediği "Öyle olması lazım" vurgusu da cuk oturdu bence!..

Tayyip Bey'in Uşak'ta haykırdığı bu düşüncenin ait olduğu bir hukuk sistemi var tabii:

- Şeriat hukuku!..

Ortaçağın bile gerisinde kalmış bu sistem halen Suudi Arabistan'da uygulanıyor örneğin... Adı da var:

- Kısasa kısas!..

Tayyip Bey, kısa kesmeyip birkaç cümle daha sarf etseydi, "kan parası" ndan da bahsedecekti kuşkusuz... Öldürenin, ölenin ailesine verdiği yüklü paraya verilen isimdir bu, şeriat düzeninde... Aile verilen parayı yeterli bulursa katili affedebilir, devlet karışamaz!.. Tayyip Bey'in, Türkiye Cumhuriyeti'ne biçtiği kabile düzeni sistemi işte budur:

- Kısasa kısas hukuku!..

***

Böyle bir düzende yargıya da, savcıya da avukata da ihtiyaç kalmıyor doğal olarak; her şey kabile üyeleri, pardon yurttaşlar arasında hallediliyor!.. Sevgili Hasan Pulur, dün Milliyet'teki yazısında , "Bari oldu olacak, hâkimin yanına bir müftü verelim, duruşmaların, kararların şeriata uygun olup olmadığını denetlesinler" diyordu... O da olacak Hasan Abi, o da olacak!.. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu , daha birkaç gün önce Danıştay'ın din dersiyle ilgili olarak "hukuka uygun değil" kararı vermesini eleştirirken ne diyordu:

- Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan görüş alındığını zannetmiyorum...

Tayyip Bey, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi türbanla ilgili kararını verdiği zaman köpürmüş, "Ulemaya sordular mı" demişti. Diyanet İşleri Başkanı böylece Başbakanı'nın bir adım önüne geçmiş, "fetva düzeni" oluşturulmasını resmen istemiş oldu!..

- Gördüğünüz gibi, oyun artık açık oynanıyor!..

***

Tayyip Bey, tarihe geçmesi gereken Uşak konuşmasında, bir konuyu daha açıklığa kavuşturdu; hedeflenen düzenin önemli bir ayağını daha hiçbir yanlış anlamaya meydan vermeyecek şekilde ortaya koydu:

- En az üç çocuk doğurun!..

Pekii, bu yoksulluk, bu işsizlik ortamında nasıl bakacaktı aileler çocuklarına? Tayyip Bey için gayet kolaydı çözüm:

- Allah rızkını verir!!!

Tayyip Bey bol keseden "rızk" dağıtırken, KESK'in işsizlik araştırması yayımlandı; buna göre Türkiye'de işsizlik yüzde 16'ya ulaşmıştı. Açlık sınırı yapılan hesaplamalara göre 694 YTL'ydi. Dört kişilik bir ailenin yalnızca en temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri yoksulluk sınırı ise 2 bin YTL'yi çoktan geride bırakmıştı!.. Ve ülkenin başbakanı hâlâ "rızk" tan söz edebiliyordu...

Ben size "rızk" ın Türkçesini söyleyeyim:

- Sadaka ekonomisi!..

İşsizliğin, yoksulluğun, açlığın pençesinde her türlü değerini ve düşünme yeteneğini yitirmiş, partinin yaptığı gıda ve yakacak yardımlarıyla yaşayabilen ve bunun karşılığında yalnızca seçimden seçime oy vermekle yükümlü bir topluluk yaratmak...

- Düşlenen şeriat düzeninin açılımı budur!.

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
  #418  
Alt 13-03-2008, 12:02
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart Re: Köşe kapmaca..

Zulüm mü dediniz? O da ne ola ki?
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=306035

Tarih tekerrürden ibaret mi? Hadi canım sen de...
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=306033
Alıntı ile Cevapla
  #419  
Alt 14-03-2008, 13:02
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Köşe kapmaca..

Matematikle Tanrı'yı ispata 1.6 milyon $
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=167087

Atatürk büstünü kaideden söküp Türk bayrağını indirdiler
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=166979

Arcayürek'e Gülen'e hakaretten 2 yıl istendi
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...&Categoryid=11

Velileri Yeni Şafak ve Star almaya teşvik edin
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...8&Categoryid=1

***************************

Özdemir İnce, Hürriyet, 14.03.2008..

Peygambercilik oyunu


DÜN akşam arkadaşım Murat’la konuşuyorduk, "Türki cumhuriyetler (Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan) ve Türkik kökenli toplumlar Sovyet dönemini yaşamasalardı, günümüzde Afganistan’dan farkları olmazdı. Örneğin Fars kökenli Tacikistan ve Moğolistan bile Afganistan’dan daha iyi durumda" dedi.

Bu konuya daha sonra döneceğim, nedenlerini irdeleyeceğim. Ama siz bu arada, bu konuda, o zamana kadar biraz düşünün.

GERÇEK ANLAMI

Şimdi, bu ilginç karşılaştırmayı bir yana bırakıp yazımızın başlığına gelelim: The Economist dergisinin Fethullah Gülen’i "peygamber" ilan etmesi konusunda Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanan haberi anımsarsınız. Haber üzerine, Fethullah Gülen, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’e sitem dolu, duygusal bir protesto mektubu göndermiş. Bu haberi yayınladığı ve "prophet" sözcüğünü yanlış çevirdiği için Hürriyet’i kınıyor.

Hürriyet’in de yayınladığı gibi "prophet" sözcüğünün birçok anlamı vardır. Ama asıl anlamı "peygamber"dir. Öteki anlamlar yananlamlar sınıfına girer. "Prophet" sözcüğünün anlam kaymasına uğraması dinsel bağlamın dışında kullanılmasını gerektirir. Örneğin, ("Fethullah Gülen, a prophet of Turkish politics") gibi bir cümle kurulsa, sözcüğün anlamı değişir, cümlenin Türkçesi "Türk politikasının üstadı (önderi) Fethullah Gülen" olur.

Hürriyet’te yayınlanan tercüme doğrudur. Bu doğruluğu da The Economist’teki yazıda yer alan bilgiler kanıtlamaktadır: "Kendisi, dinleyenlerin gönlündeki bam telini çalan ve gözyaşlarıyla sulanmış olan vaazlar veren son derece duygusal bir vaiz olmasına karşın başında bulunduğu hareket, içinde bulunduğu şartlara fevkalade riayet etme irfanına sahiptir ve küresel bir şirket gibi profesyonel hareket etmektedir." (Zaman, 08.03.08)

Ayrıca bunca şamataya gerek yok, isteyen The Economist yazarına sözcüğü hangi anlamda kullandığını sorabilir.

KUTSAL ÇEVİRİ

Fethullah Gülen’in protesto etmesi gereken yer Hürriyet Gazetesi değil kuşkusuz, The Economist Dergisi. Bakalım haberin kaynağını protesto edecek mi?

İşin içinde Fethullahçılığa özgü bir oyun da var: Fethullah Gülen, Ertuğrul Özkök’e yazdığı mektupta The Economist’i de eleştirirken, Fethullahçı hareketin komutanı Zaman Gazetesi, söz konusu haberi iftiharla yayınlamış bulunuyor. (Zaman, 08.03.08)

Zaman Gazetesi’ndeki çevirinin Hacivat Türkçesi Nuray Mert’in de dikkatini çekmiş; "Zaman gazetesindeki tercüme, nedense, fazlasıyla ağdalı ve bol sayıda eski Türkçe kelime ve deyimlerle doluydu" diyor (Radikal, 11.03.08). Amaç, kutsal metin duygusu yaratmak!

Çeviride bazı değişiklikler yapılması Nuray Mert’in dikkatini çekmiş. "A ’prophet’ who finds honour, and some suscipcion, on his own country" ("Kendi ülkesinde saygı ve biraz da şüpheyle karşılanan bir peygamber") cümlesinin Zaman’da yayınlanan çeviride yer almaması benim dikkatimi çekti. Neden acaba?

FETHULLAHÇI KAFA

Fethullah Gülen, hakkında yayınlanan bir yazı ve o yazıda kullanılan bir sıfattan çok rahatsız (!) ama Zaman Gazetesi o yazıyı iftiharla yayınlıyor. Fethullah Gülen peygamber sıfatını geri çevirip sempati toplarken ne kadar alçakgönüllü bir zat olduğunu da kanıtlıyor. Ve böylece bir taşla bir kuş sürüsü vuruyor. Buna Fethullahçı ticaret kafası denir!

***************************

M. Ali Birand, Milliyet, 14.03.2008..

Günlük yaşamı kimler islamileştiriyor ? (2)

Sizlere kısaca dünkü yazımı hatırlatayım.
Günlük yaşamımızın giderek islamileştiğini ileri sürmüş ve bazı gözlemlerimi paylaşmıştım.
Giderek yaygınlaşan konuşma dili, hafızlarda görülen ses ve vurgulama merakı. Giderek artan Arapça kelimeler, daha ağdalı dil. Kurandan örneklemelerle görüş açıklama merakı. İslamcıların sevdikleri atasözlerinin artması….Giyim kuşamımızın değişmesi...Yemek şekli, alkol yerine ayran ve portakal suyunun yaygınlaşması... Kadınların elinin sıkılmaması, elin kalp üstüne konularak selamlaşılması, ..harem-selamlık düzeninin sık sık görülmeye başlanması vs...vs...
Bugün sizlere, bu gelişmeyi kimlerin kamçıladığını anlatmaya çalışacağım.
Gayet tabii işin başında, Ak Parti’nin 22 Temmuz seçimlerinden sonra gerçek iktidar olduğunu hissetmesi ve iktidar gücünü kullanması var. İktidarı oluşturan kadroları gözleyen toplum, yavaş yavaş kendini ona göre ayarlama sürecine giriyor. Sadece ülkeyi yöneten kadrolar değil, bu etkileme dalgasına Belediyeleri de eklediniz mi, tepeden aşağıya inen yeni yaşam biçiminin daha da geniş bir alana yayıldığını görebilirsiniz.
Ama dikkat edin, iktidar emirlerle veya gizli direktiflerle bir etkileme kampanyası sürdürmüyor. Ancak, örnek olması yetiyor. Emine Erdoğan’ın giyim şeklini görenler onu taklit etmeye, Başbakanın konuşmasını dinleyenler onun gibi konuşmaya başlıyorlar.
Bir de bu değişimi hızlandıran kesimler var.
Bakın onlar kimlerden oluşuyor:

-MİSYONERLER: Bizde misyonerlik, Hıristiyanlığı yayma olarak bilinir. Ben, İslamı günlük yaşamımıza daha fazla sokmak için çaba harcayanlara da misyoner diyorum. Bu kesimler azınlıkta olmalarına rağmen, çok etkindirler. Militan bir yaklaşımla hareket ederler. Türkiye’nin şeriat hukukunu benimsemesini isterler.Buna güçleri yetmese dahi, kadrolar kurarlar, kapıları çalarlar, gösterilerde kelime-i-şahadet getirerek yeşil bayraklarını sallarlar. Şu sıralarda, kendilerine güvenleri çok arttı ve eskiye oranla daha fazla ortalarda dolaşıyorlar. Alkol kullananlara baskı yapıyor, ramazanda oruç tutmayanlara kafa tutuyor ve mahalle baskısını yoğunlaştırıyorlar.
-ESKİDEN MAĞDUR OLANLAR: Daha geniş bir kesim ise, dini inançlarından dolayı eskiden kendilerini mağdur olmuş görenlerden oluşmaktadır. Aralarında mütedeyyin kesimlerde vardır. Geçmiş yıllarda, laiklik adına itilip kakıldıklarına, istedikleri gibi hareket edemediklerine inanırlar. AKP iktidar olduktan sonra özgüvenlerinin artması sonucu ortaya çıktılar. Ne otellere giderler, ne denize girerlerdi. Alış veriş merkezlerinde çok az görünürlerdi. AKP iktidarı nedeniyle daha cesaretlendiler. Artık gizlenmeye ihtiyaç duymuyorlar. Her yerde mevcutlar. Aynı sayıdalar, ancak bizim daha fazla gözümüze çarpıyorlar. Bu kesim, günlük yaşamın İslamileşmesinde çok etkililer. Zaman zaman, eskinin intikamını alırcasına davranabiliyorlar.
- ÇIKARCI KESİM: Bence en geniş kesim, günün modasına ayak uyduranlardan, iktidara sempatik görünmek isteyenlerden, özetle AKP kadrolarından nemalanmak isteyenlerden oluşuyor. Bunun başına bürokrasi geliyor. Evlerinde içki içen, ancak AKP’lilerin bulunduğu yemekte bardaklarına portakal suyu dolduran diplomatlardan tutun, bakanlıkların tüm kadroları ve belediye çalışanlarına kadar, geniş bir kesim kendini iktidardaki genel havaya uyduruyor. İlerde, iktidar değişince tekrar eskiye döneceklerini düşünüyor olabilirler. Ancak, ailelerini moda icabı türbana sokanlar, ilerde *o türbanı çıkaramayacaklarının farkında değiller. Tabii bir de, sırf ihale veya iş bulabilmek için iktidara göz kırpan, çıkar peşinde koşan işadamları ve onların çevrelerini de unutmamak gerekir.
*
SONUÇ...
İki gündür sizlerle bir dizi gözlemimi paylaştım.
Başta da söylediğim gibi, bu gözlemlerimde hata payı olabilir. Ancak ortada bir de gözle görünen gerçekler var.
Türk toplumu değişiyor.
Bu değişimi kimi, şeriata gidiş olarak görüyor. Kimi şarklılaşma veya Orta Doğu’lulaşma olarak niteliyor.
Ne isim verirsek verelim, bu gelişmeleri görelim ve ona göre hareket edelim.

Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
Alıntı ile Cevapla
  #420  
Alt 14-03-2008, 14:14
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart Re: Köşe kapmaca..

Cumhuriyet 14.03.2008
Öğrenci ve akademisyenlerden türban protestosu

İstanbul Haber Servisi - İstanbul Üniversitesi (İÜ) öğrencileri ve çok sayıda akademisyen, üniversitelerde türban serbestliği ile ilgili yasa değişikliğini protesto etti. Protesto gösterisinde, üniversitelerde karanlığa ve türbana geçit verilmeyeceği dile getirildi.

İÜ Beyazıt Yerleşkesi'ndeki İktisat Fakültesi binası önünde bir araya gelen öğrenciler ve akademisyenler, "Karanlığa geçit vermeyeceğiz", "Herkese eşit, parasız eğitim", "AKP'yi istemiyoruz", "Katil ABD, işbirlikçi AKP" sloganlarını atarak "Üniversitelerde AKP'ye geçit yok" pankartı açtı. Beyazıt'taki ana kapının önüne gelen yaklaşık 400 kişilik grup, alkış ve ıslıklarla AKP iktidarını protesto etti. İÜ'lü öğrencilerden oluşan bir tiyatro grubu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan' ın hapis yıllarından başlayarak iktidara geliş sürecini alaylı bir dille anlatan oyun sergilediler.

Oyunun ardından grup adına basın açıklamasını yapan İÜ öğrencisi Özlem Özdemir , "AKP hükümeti, gerek üniversitelerde gerek basına da yansıyan şekliyle kamuda türban tartışmalarını başlatarak gerici kuşatmasına meşruluk kazandırmaya çalışmıştır. Gericilik bugün AKP eliyle halkımızın dokularına kadar işlemiş, yurttaşlar, cemaatler ve tarikatlar yoluyla kuşatılmıştır. AKP özelleştirmeye karşı direnen Tekel işçisine saldırmaktan geri durmamış, Tuzla'da yaşanan işçi ölümlerine duyarsız kalmıştır, sosyal güvenlik kanunu ile sağlık hizmetlerini emekçiler için bir lüks haline getirmeye çalışmaktadır. AKP bu uygulamalarla Türkiye'yi emperyalistler ve para babaları için cennete çevirmeye çalışırken emekçilere ise cehennemi yaşatmaya hazırlanmaktadır" dedi.

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:14 .