Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 06-12-2005, 20:15
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart görebildiklerine inanmak niye aptallık oluyor?

islama göre "gayba iman" önemlidir. yani insan bilinmeyene iman etmelidir, bilinene görünene herkeş inanır. şimdi soruyorum size bilinmeyene iman aptallığın ta kendisi olmaz mı? deneylene bilene iman en iyisidir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 06-12-2005, 20:22
Suffiyun Suffiyun isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Dec 2005
Mesajlar: 109
Suffiyun - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

siz de öyle iman edin,öyle iman ettiğinizi sanın öyleyse.Anlayamıyorum Einstein açıklamış ki en zeki insan beyninin %3-4 ünü kullanır,ve bilimle de kanıtlanmış ki insan beyninin hücreleri "zikir" ile açılır.Tamam onu da geçtim be arkadaşım sen %001 'ini dahi mi kullanamıyorsun da bu denli basit düşünebiliyorsun.Bu sitedeki insanlar öğrenme niyetli olsa eminim çoğu Müslüman kardeşim ve ben de dahil üslûbumuzu onlara faydalı olmak için kullanacağız ama siz hakaret ediyor,siz kışkırtıyor siz egolarınızı tatmin etmek için çamur atıyorsanız,gideceğiniz yeri bilemem,

Selametle kalınız.


" Siz nerede olursanız olun,Allah(c.c) sizinle birliktedir. " Hadid Sûresi 4. Ayet-i Kerime
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 06-12-2005, 20:27
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

şu fikrin ilgimi çekti açar mısın? zikir beyni açar mı?
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 06-12-2005, 20:34
Suffiyun Suffiyun isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Dec 2005
Mesajlar: 109
Suffiyun - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Tamamı okuyacağınızı ümid ediyorum,inşaAllah gerçekten ilgienmişsinizdir.



"Din", dünya saltanatı için değil, kişinin ölümötesi saltanatı, ya da Hz. İSA 'nın deyimiyle, «göklerin krallığına ulaşabilmesi» için gelmiştir... Ki bu da ancak kişinin kendi hakikatına ermesiyle mümkün olabilecektir...

Bu biliş neyle temin edilecektir?..

Elbette beyin ile!..

Beynimizi ne düzeyde, ne kapasitede kullanıp değerlendirebilirsek, kazancımız o nispette olacaktır!..

O nispette, geniş düşünebilme kabiliyetini elde edecek; o nispette objektif bakış açısına ulaşacak; o nispette ruhumuzu güçlendirecek; o nispette «ALLAH»ı daha fazla tanıma fırsatını bulacağız.

Peki, beyindeki bu gelişmeler nasıl olacak?..

«DUA ve ZİKİR» isimli kitabımızda çok detaylı olarak izah ettiğimiz bir biçimde, yani «ZİKİR» denilen çalışmayla!..Evet, bütün bunları sağlamanın anahtarı "ZİKİR"dir!..

"İNSAN ve SIRLARI " isimli kitabımızda bu konunun sistemini detaylı olarak izah ettiğim için, burada, bu konudan kısaca bahsetmek istiyorum...

Zikir, birinci anlamda, “ALLAH”ın belirli isimlerini ya da belirli duaları tekrar etme diye anlaşılır...

Zikir, ikinci anlamıyla ise, hatırlama, anma, üzerinde durma şeklinde anlaşılır.

Daha üst boyutta "zikir" ise tefekkürü yani derin ve kapsamlı düşünceyi doğuracak bir biçimde konunun üzerine eğilme olarak anlaşılır.

İşte "ZİKİR"in önemi hakkında Kur'ân-ı Kerîm 'den bazı uyarılar:

«Ey iman edenler, mallarınız ve evlâdlarınız sizi ALLAH adıyla işaret edileni ZİKİRDEN alıkoymasın!.. Bu yüzden “ALLAH” ismiyle işaret edilenin zikrinden geri kalanlar hüsrana uğrayanlardır!..» (63-9)

«... Onları ve babalarını o kadar nimetlere gark ettin ki; onlara dalarak âyetlerini TEFEKKÜRDEN, gaflete düştüler... Ve nihayet ZİKRİ unuttular!... Mahvolmaları kesinleşen bir topluluk oldular!..» (25-18)

«Rahman ismiyle işaret edilenin ZİKRİNDEN göz yumup, yüz çevirene biz şeytanı (cini) musallat kılarız... Artık bu, ona arkadaştır!. Şeytanlar (cinler), onları gerçeklerden saptırır... Onlar da hâlâ gerçek üzere olduklarını ZAN ederler!..» (43-36/37)

« Şeytan (cin) onları idaresine almış ve onlara “ALLAH” ismiyle anılanı ZİKRETMEYİ bile unutturmuştur!.. Onlar şeytana (cinlere) tâbi olanlardır!.. Şeytana uyanlar ise zararda olanların ta kendileridir .» (58-19)

Zikir yapmamak, genelde çoğumuzda mevcut bulunan, en büyük eksikliktir... Zikir gücünden mahrum beyinler ise kolaylıkla CİN'lerin etkilerine açık duruma gelmektedirler...

İnsanın, şeytana tâbi olması , ifadesiyle anlatılan bu olay zannedildiğinden çok çok daha büyük boyutlarda önemli olan bir durumdur..

İnsanların EKSERİYETİNİN , cinlerin hükmü altında olduğunu şöyle vurgulamaktadır, Kur'ân-ı Kerîm :

« Ey cİn topluluğu, insanların EKSERİYETİNİ hükmünüz altına aldınız!.» (6-128)

Günümüzde kendilerini " uzaylı varlıklar " olarak insanlara takdim eden ve genelde « uzaylılar » olarak kabul edilen " cinlere " karşı insanın yegâne savunma mekanizması « zikir »dir!...

Onlara karşı okunacak " zikir " yani " dualar " ise Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle öğretilmektedir:

« Rabbi enniy messeniyeş şeytanu binusbin ve azâba... Rabbi euzü bike min hemezatiş şeyatıyni ve euzübike rabbi en yahdurun » (Sad 41-Mü'minun 97/98)

SİGARA ... Günümüzde, cinlerin en büyük gıdalarından biri olan ve bu yuzden de sigara içenlerin yanından hiç ayrılmayan cinlere karşı insanın yegâne kendini koruma yolu zikir ve duâdır...

Bu şekilde beyninde kendini koruyucu türden kalkan dalga üreten kişi, kısmen cinlerin beynine yolladığı impalsları zayıflatmakta ya da tamamiyle engelleyebilmektedir.

Çünkü zikrin faydalarından biri de, üzerinde çalışılan zikir konusuna göre, kişinin çevresinde, kişinin beyninden yayılan bir koruyucu alan oluşturmasıdır...

Evet, beynin zikir yoluyla gelişmesi ve hem kendisini, hem de çevresini tanıyabilmesi, insanın ana gayesi olmalıdır... Zira, beynimizde hayal dahi edemeyeceğimiz çok üstün güçler mevcut bulunmaktadır, iş ki kullanabilelim!...

Zira ancak böylelikle, insanın ve varlığın yapısını, çalışma sistemini, kişide ne özellikler bulunduğunu, bunların nasıl değerlendirileceğini anlar, daha sonra da gerekli zikir çalışmaları yaparak bunları elde ederiz!.

Hazreti MUHAMMED'in Açıkladığı "ALLAH" isimli kitaptan...

İbadet adı altında, Rasûl tarafından bize ulaştırılan her çalışma, tümüyle bilimsel gerçeklere dayanır. Kesinlikle, yukarıdaki, ötemizdeki bir tanrının gönlünü hoş etme amacına dönük değildir. Evreni yoktan var kılan Allah'ın, insanların hiç bir çalışmasına ihtiyacı yoktur. Aldığın gıdalar, nasıl bedenin bir ihtiyacını karşılama amacına dönükse; ibadet adı verilen çalışmalar da, senin ölüm ötesi yaşamının ihtiyaçları ile ilgilidir. Beyin gücünün, bir tür ışınsal yapı olan bedenine, yani, ruhuna yükleyeceği bilgi ve enerji ile ilgilidir.

Yapılan tüm ibadetler, fiziksel ve zihinsel yanlı yararlar olmak üzere ikiye ayrılır. Fiziksel yanın yararları, zihinsel çalışmaları güçlendirerek, beyin kapasitesini artırır ve dolayısıyla ruhu kuvvetlendirir.

Zikir denilen kelime tekrarları, holografik esasa göre varlığında mevcut olan evrensel özellikleri -Allah isimlerinin manâlarını- beyin kapasitesini artırmak suretiyle sana farkettirir. Beyin kapasitesini ve enerjisini artırır. Mesela; Allah'ın irade sıfatının adı olan " Mürîd " isminin belli bir sayıda tekrarı, kişinin irade kuvvetini artırır. " Kuddüs " isminin, " Mürîd " ismi ile birlikte tekrarı; kişinin her türlü kötü alışkanlıklardan arınması sonucunu doğurur. Sert mizaçlı, insanları kıran, taşkın, kontrol problemleri olan sinirli kişiler, " Halîm " ismini tekrarlamaları sonucu, kısa zamanda hoşgörülü hale gelirler.

Bunlar hep, beynin bu frekanslarda, beyin hücrelerini programlamasıyla gerçekleşir. Bu olay, bilimsel olarak yeni ispatlanmış ve Scientific American adlı ünlü Amerikan bilim dergisinin 1993 Aralık sayısında "John Morgan" imzasıyla yayınlanmıştır.

Beyinde kapasite genişledikçe, kişi, açığa çıkan özelliklerinin hakikatı olan ALLAH'ı daha iyi farkedip tanımaya başlar.

Allah, ötede bir tanrı değil, evren ve içindeki her şeyi kendi varlığıyla, ilmiyle, ilminde, "yok" iken "var" kılan, yüce varlığın adıdır. Holografik esasa göre, her zerrede tümüyle, -Tasavvufa göre, zatıyla, sıfatıyla, isimleriyle- mevcuttur.

Biz, bu yolda yapacağımız çalışmalarla ne ölçüde beyin kapasitemizi geliştirirsek, o kadar, Allah'ı varlığımızda bulur, O 'na erer, O 'nu farkederiz.

"DİN'İN TEMEL GERÇEKLERİ" isimli kitaptan...


__________________________________________________ ______________________________________________



BEYİN VE ZİKİR

"DUA ve ZİKİR" isimli 15. baskısı yapılan kitabımızda son derece detaylı olarak şu gerçeği açıklamaya çalıştık...

Gerek DUA ve gerekse ZİKİR, insan beynindeki kullanılır kapasitenin artarak, kendisindeki Allah tarafından bahşedilmiş olan özellik ve kuvvetlerin açığa çıkması için yapılan çalışmalardır!.. Kişi, aynı zamanda, bu çalışmalar ile ölümötesi bedenini de inşâ etmektedir..

Sen, Allah`ın ilminde, O`nun güzel isimlerinin özellikleriyle yaratıldığın için, Allah isimlerinin işaret ettiği mânâlar, özellik olarak senin beyninde açığa çıkmaktadır. Allah`ın güzel isimlerini beyninde tekrarladığın zaman, bu isimlerin özelliklerinin beyninde daha da gelişmesini sağlamış olursun..

Allah `ın "İRADE " sıfatının adı olan "Mürîd" ismini, meselâ hergün diyelim ki üçbin defa civarında tekrarladığın zaman; bir kaç ay içinde irade kuvvetinin arttığını görürsün!..irade zayıflığı yüzünden gerçekleştiremediğin pek çok şeyi, kendini zorlamadan başardığını farkedersin hayretle!.

Buna ilâve olarak, Allah `ın "Kuddûs" ismini de her gün bu sayı civarında tekrar eder ve yanısra "Kuddûs-üt tâhiru min külle sûin " duasını da üçyüz veya beşyüz defa tekrarlarsan; kendini hiç zorlamadan sigara veya uyuşturucu ya da alkol alışkanlığından kurtuluverirsin!..

Acaba öyle mi?...

Deneyen görür! Sadece üç-beş ay buna devam edin, yeter!. İsterseniz inanmadan !.

Çünkü, bu zikir olayı tamamiyle teknik bir olaydır; sonuçlarının oluşması inanca bağlı değildir!. Biz bunun sayısız örneklerini gördük..

Bu önerdiğimiz zikri, bize inanmayarak, sırf denemek için uygulamaya başlayan; bir yandan meyhanede içkisini yudumlarken, bir yanda da bu zikirlere devam eden nice kişi o alışkanlıklarından çok kolaylıkla kurtuldular..

Zikir , beyinde belirli anlamlar taşıyan kelimeleri tekrar etme çalışmasıdır.. Zaman ve mekânla, inançla kayıtlı değildir !..

Zikrin, beynin çalışan bölümünün kapasitesini, zikredilen manâ istikametinde arttıran bir çalışma sistemi olduğunu; Türkiye ve Dünyada ilk defa, l986 yılında yayınlanan " İNSAN ve SIRLARI " isimli kitabımızda; daha derinliğine detayları ile de " DUA ve ZİKİR " isimli kitabımızda açıkladık..

Zikrin , yani kelimelerin beyindeki tekrarının, beyinde yeni hücre bloklarını devreye sokma çalışmaları olduğunu tasdik eden ilk bilimsel makale ise 1993 yılı aralık ayında Dünyanın en ünlü bilim dergisi olan " Scientific Amerikan "da John Horgan imzasıyla yayınlandı... Uzun yıllar yapılan yoğun laboratuvar çalışmaları sonucu açıklanıyordu bu makalede.. Sonuç; her yeni öğrenilen ve tekrarlanan kelimeler, beyinde o zamana kadar boş-âtıl duran hücre guruplarını devreye sokarak beynin çalışan kapasitesini arttırıyordu !..

Siz, Allah `ın belirli isimlerini beyninizde, bir süre, belirli bir düzen içinde tekrar ettiğiniz zaman, otomatikman beyninizde o anlam doğrultusunda bir kapasite oluşuyor; böylece kişiliğinizi o anlam istikametinde geliştiriyorsunuz!

İster inançlı olun, ister inançsız, bu hiç farketmiyor!.. Çünkü bu Allah`ın Sistem ve Düzeni !..

SİSTEMİN ve düzenin işleyişinin sizin inançlarınızla hiç alâkası yok !.

Bu konunun anlaşılamayışının en büyük sebebi, Allah'ın güzel isimlerinin işaret ettiği manalardan oluşmuş bir formül olduğunuzun farkında olmayıp; ibadeti ötenizdeki bir tanrıyla ilişkiler zannedişiniz !..

Oysa, Ahmed Yesevî`den Yunus Emre`ye, Abdulkadir Geylânî`den İmam Gazalî`ye, Hacı Bektaş Velî`den Erzurumlu İbrahim Hakkı`ya, Mevlâna `ya kadar her gerçeğe ermiş zât , Allah`ın insanın "Hakikat"ında olduğuna dikkati çekmiş; ötendeki tanrıya değil, özündeki Allah`a yönelip O`nu keşfetmeye çalışmanın zorunlu olduğu gerçeği üzerinde durmuşlardır..

Nitekim, zikir den amaç da ötendeki bir tanrıyı hoşnud etmek değil; beyin kapasiteni ve buna bağlı olarak anlayış ve idrak kapasiteni arttırarak, özündeki Allah`ı tanımak ; o güzel isimlerin anlamlarının sende kuvvetli olarak açığa çıkmasını sağlıyarak "hilâfet sırrını " yaşamaktır!..

"İSLÂM" isimli kitaptan...
__________________________________________________ ______________________________________________



"DUA", YÖNLENDİRİLMİŞ BEYİN DALGALARI!

"DUA MÜMİNİN SİLÂHIDIR"

diyor Allah Rasûlü Aleyhisselâm!.. Acaba biliyor muyuz "dua" niçin bu kadar önemlidir?

" Dua " nedir, niyedir; ötende bir tanrı yok olduğuna göre kime yapılır? Gelin bu soruların cevabını vermeye çalışalım..

"Dua" yönlendirilmiş beyin dalgalarıdır!.

Hatırlayalım daha önce vermiş olduğumuz şu bilgileri...

İnsan, " hakikat "ı itibariyle Allah `ın bir " esmâ terkibi "dir.. Yani, Allah`ın güzel isimlerinin işaret ettiği mânâlardan oluşan bir formüldür!. Bir diğer ifade şekliyle Allah insanı kendi güzel isimlerinin mânâlarıyla varetmek suretiyle onu yeryüzünde kendisine "halife" kılmıştır!..

Bu isimlerin mânâları çeşitli dönüşümlerden sonra, takdir edilen şekliyle insanın beyninde açığa çıkmıştır!.

"Allah istemedikçe sizde o istek oluşmaz"

hükmünce, "duanız", hakikatı itibariyle Allah `a ait olan bir istektir!..

Ama bir de Allah `ın " Sünnetullah " denilen bir sistem ve düzeni vardır!.. İşte bu Allah `ın güzel isimlerinin mânâlarından doğan istek, bazen de sizden "dua " şeklinde açığa çıkar..

İnsanlar arası ilişkiler her ne kadar, maddeci bakışın tesiriyle dudaktan kulağa diye kabul edilirse de; gerçekte beyinden beyine şeklindedir!. Ve çoğu zaman bunu hisseder, farkedersiniz de, adlandıramazsınız; yeterli bilgi sahibi olmamanız dolayısıyla!.. Sezgi , beynin, gelen dalgaları önceden algılamasıdır!.

"Dua" özünüzdeki Allah esmâsından gelir; beyninizden, o amaca yönlendirilmiş dalga olarak açığa çıkar ve hedefe ulaşır! ... Yani, ötendeki bir tanrıdan talep değil, özündeki Allah`tan çıkan istektir !.

Bir diğer yönden "dua" , umduklarına ulaşmanın en güçlü silâhıdır; özündeki Allah`a ait kuvvet ve kudretin sendeki değerlendirilişidir!.

Takdirinde varsa, "dua" edersin ve onunla olacağa yön verirsin!... Oysa "Hakikat" ta yönlendiren kendisidir; sen değil!.

Gece, nasıl güneşin parazit oluşturan ışınımı dünyanın arka yüzünde kaldığı için kesiliyor ve kısa dalga yayın çok net alınabliyorsa; insan beyni de, özellikle gece yarısı ve sonrasında çok hassas hâle gelir ve kuvveti artar.. Bu hem alıcılık (ilham) yönünden böyledir; hem de vericilik yani "dua " yönünden böyledir.. "İslam Dini" nde gecenin önemi buradan ileri gelir..

"Dua"dan mahrum olan, hem özündeki o kuvvetleri kullanmaktan mahrum kalır; hem de o duaların getirisinden!. "Dua", özündeki Allah`a ait gücün kullanılışıdır!.

Allah Rasûlü' nün çok fazla "dua" etmesi, ötesindeki bir tanrıdan bir şeyler talep etmesi anlamında değil; özündeki Allah`a ait kuvvet ve kudreti istenilenler doğrultusunda kanalize etmesi şeklindedir!.

Kişinin beyin kapasitesi ne kadar güçlü ise, yayını ve " dua "sı da o nisbette tesirlidir... Yalnızca konuştuğunuzda değil düşündüğünüzde dahi tüm düşüncelerinizi beyin kapasitenizin kuvveti kadarıyla dünya üzerinde yayınlıyorsunuz .. Ve bunlar, aynı frekanstaki bir beyin tarafından içime doğdu gibisinden algılanıp değerlendiriliyor .. Bir kısım mânevî görevlilerin yani "irşad kutuplarının " tasarrufu bu yöndendir!.. "Feyiz" denen şey dahi güçlü beynin yaydığı ya da yönlendirdiği dalgalarla kişinin beyninde yaptığı açılımdır... Bu konuda çok daha detaylı bilgileri "DUA ve ZİKİR" isimli kitabımızda açıkladık; özellikle okumanızı tavsiye ederim!..

"DUA" nın insan yaşamında en etkili güçlerden biri olduğunu size farkettirmeye gayret ettik bu yazıda.. Bilelim ki, Allah senden sana icâbet edecektir !..i çinden geçen her şeyi bilmesi de senin onun varlığından meydana gelmiş olman ve O`ndan gelenlerin sende açığa çıkması nedeniyledir!.

Kişi hangi hâl veya mertebede olursa olsun, Allah Rasûlü gibi daima "dua" ya devam etmelidir... Ölümötesi yaşamda görülecektir ki; kişiye "dua "larının getirisini hiç bir şey getirmemiş olacaktır!.

Allah, "dua" nın değerini farketmeyi ve yaşamımızı " dua "larla olabildiğince değerlendirmeyi, "ruh "umuzu kuvvetlendirmeyi nasip etsin ve kolaylaştırsın!.

"İSLÂM" isimli kitaptan...

Selametle kalınız...

" Siz nerede olursanız olun,Allah(c.c) sizinle birliktedir. " Hadid Sûresi 4. Ayet-i Kerime
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 06-12-2005, 20:48
burkay
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

ustedesis : yazicak birseyin yok mu ?
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 06-12-2005, 20:58
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

biz adam gibi okuyup anlamadan yazmayız senin gibi, sen hiç bir şey okumadan sadece birşeylere cevap yetiştiriyorsun, benim suffiyun kardeşin oku dediği şeye saygım var.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 06-12-2005, 21:04
burkay
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

benimde sana saygim var senin fikirlerine yaz bizi bukadar bekletme ... yok demekle birseyin olmuyacagi manasi çikmaz ... insan gözü sadece bu dünya nimetlerini madde leri görür maneviyati göremez hislerini göremez duygularini göremez aklini göremez ... yok anlaminda degildir vardir ... biz allahi bu sekilde manevi bir sekilde hissediyoruz ... sen bu hisslere sahip misin ?
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 06-12-2005, 21:06
Suffiyun Suffiyun isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Dec 2005
Mesajlar: 109
Suffiyun - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart




" Siz nerede olursanız olun,Allah(c.c) sizinle birliktedir. " Hadid Sûresi 4. Ayet-i Kerime
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 06-12-2005, 21:56
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Demek ki zikir sayesinde beynin kapasitesi genişletilebiliyor.3 ay gibi kısa bir sürede dahi daha yüksek kapasiteli beyinlere sahip oluyoruz öyle mi?Zikir yöntemini kullanan İslam ülkeleri neden geri kalmış o zaman? Neden hiçbir alanda başarı yok!Zikir sayesinde çağımızdaki önemli gelişmelere katkıda bulunmuş bir müslüman bilim adamı var mı?Bu zikrin kur'an ve hadis dışında bir açıklaması, bilimsel bir araştırması yok mu?Yoksa tam tersine beyini aynı kelimeleri binlerce kez tekrar etmekten dolayı kötü yönde mi etkiliyor?
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 06-12-2005, 22:00
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

teşekkür ederim panteidar kardeş. bu adamlara ulusal bir bildiri mi yapmalı bunları. adam afyonda oturuyorsa bir ilçede mesela, nerden bilecek neyin ne olduğunu
sanıyor ki birileri daha doğrusunu kesin biliyordur, allah vardır yani, rtük kanal7 yi yasaklamalı bence.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:31 .