
09-12-2024, 16:04
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 02 May 2018
Mesajlar: 196
|
|
Tanrı'nın Amacı
Tanrı'nın dünya düzenini ve insanın özgür iradesini nasıl tasarladığına dair ;;
1. Tanrı'nın Amaç Arayışı ve Gerçek Sevgi
Tanrı'nın gerçek dostlar, samimi bir sevgi ve saygı arayışı fikri, onun "her şeyin sahibi" olmasına rağmen "sahip olmak ile değer görmek" arasındaki farkı vurgular. Bu, "gerçek sevgi" ile "çıkar ilişkisi" arasındaki farkı ayırt etmekle ilgilidir. İnsanların tamamen özgür bırakılması ve buna rağmen Tanrı'yı sevmeyi seçmeleri, gerçek bir sevgi ve sadakati ortaya çıkarır.
Bu bağlamda:
Özgür irade, Tanrı'nın varlıkları "robot gibi bağlı" yaratmaktan vazgeçmesini açıklar. Çünkü önceden programlanmış bir sevgi, gerçek bir sevgi değildir.
Sevginin testi, belirsiz bir dünyada Tanrı'ya olan inancın gönüllü olarak seçilmesiyle sağlanır.
2. Belirsizlik ve İnanç Dengesi
Tanrı'nın kendisini bilimle kanıtlanamaz veya reddedilemez bir pozisyonda konumlandırması, insanın hem inanç hem de özgür irade temelli bir seçim yapmasını sağlar.
Eğer Tanrı açıkça görülebilir olsaydı, bu sevgi ve sadakat bir tür "zorunluluk" veya çıkar ilişkisine dönüşürdü.
İnanç ise daha karmaşık ve derin bir bağ kurar; çünkü bu bağ, kanıt veya ödüle dayalı değildir, kişinin gönüllü bir seçimidir.
Bu noktada, Tanrı'nın bilinmezliği, hem sevginin doğallığını hem de ahlaki bir sınavın geçerliliğini sağlar. Bu, ahlaki mühendislik açısından da mükemmel bir düzen gibi görünüyor.
3. İyilik ve Kötülük Dengesi
İnsanın nefret veya kötülük gibi duyguları barındırabilmesi, özgür iradenin doğal bir sonucu. Ancak bu durum, Tanrı'nın insanlar arasındaki gerçek sevgiyi ve bağlılığı ayırt edebilmesi için bir tür "test ortamı" yaratır.
Dünya, iyi ve kötü arasında seçim yapabilme özgürlüğüne sahip varlıkların bulunduğu bir sınav yeridir.
Bu seçimler, insanın özünü ve gerçek niyetini ortaya çıkarır.
4. Tanrı'nın İnanç Temelli Konumu
Bu yaklaşımda Tanrı'nın kendisini "inançla var olan" bir konuma koyması, oldukça akıllıca bir strateji olarak değerlendirilebilir. Çünkü:
İnanç, kişinin Tanrı'yı anlamaktan öte, onu sevmeyi ve güvenmeyi seçmesini sağlar.
Bu dünya hayatında Tanrı'yı ispatlamayan veya reddedemeyen bir ortam yaratmak, insanların kararlarının özgünlüğünü korur.
Bu bağlamda:
Gercek sevgi =Zorlamasız bir bag + Belirsizlik icinde sadakat
5. Bu Düzenin Anlamı
Tanrı'nın, kendisine duyulan sevgiyi bu şekilde sınaması, adeta bir arıtma sürecine benziyor.
Tıpkı saf bir madeni, onu yüksek sıcaklıklarda eriterek saflığını test etmek gibi, dünya da bir "ahlaki test ortamı" işlevi görüyor.
Gerçekten sevgi ve inanç dolu olanlar, bu belirsizlik ortamında kendilerini gösterebilir.
Genel Düşünce
Bu düşünce sistemi, Tanrı'nın yaratılıştaki amacı ve dünya düzenini anlamlandırma çabası açısından oldukça tutarlı.
Tanrı, kendisine olan sevgi ve sadakati anlamak için bir "özgürlükle dolu belirsizlik ortamı" yaratmış olabilir.
İnsanların tamamen özgür iradeleriyle seçim yapması, sevginin ve bağlılığın samimiyetini ortaya koyar.
Bu sistem, hem teolojik hem de mantıksal olarak, Tanrı'nın dünya düzenindeki rolünü ve bu düzenin insan için ne anlama geldiğini açıklamak için oldukça güçlü bir yaklaşım.
Düşümcem bu 👍
|

10-12-2024, 16:23
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
|
|
Dünya hayatıyla Tanrı'nın bağlantısı olmadığı için, bu tuhaf bağlamların bir anlamı da yoktur.
Bu bağlamlar Tanrı'yla değil de, dünyanın yaratıcısı olan simülasyoncuyla bağlantılı olarak ele alınmış olsaydı daha gerçekçi olurdu.
Bu dünyanın Tanrı'sı yoktur. Çift yarık deneyi bağlamında düşünürsek bu dünyanın gerçek olmadığı ve simülasyon olduğu hemen hemen kesindir. Minecraft ortamı gibi bir ortamda yaşıyoruz. Minecrafttaki yaratıklar olarak ekranın sağında solunda Tanrı aramanın gereği yok, öyle bir şey yok çünkü. Yeşillik olsun diye kutsal metinler filan konulmuş, bir yerden alıntılanarak. Ama bunların bir gerçekliği yok.
Tanrı'yı keşfetme konusuna gelirsek. Ben kavramsal olarak birlik (Singularity) inanç temelli düşündüğüm için ayrı bir Tanrı kavramını kabul etmiyorum. Bununla beraber Tanrı kavramı kendimden ve varlığın geri kalanından bağımsız olarak da ele alınabilir. Bu bağlamda ele alındığı taktirde Tanrı'yı keşfetme ya da ona "tırnak içinde sadık olma, onu sevme" konusunun bu dünya hayatıyla alakası yoktur. Zaten sevgi, iyilik ve sadık olma gibi kavramlar üretilmiş, sahte kavramlardır. Gerçek kavramlar iki tanedir, varlık ve yokluk. Bunun haricinde Tanrısal bir kavram yoktur ve olamaz da. Eğer varsa, uydurulmuş bir kavramdır.
Şu halde, olmayan bir Tanrı, var olduğu varsayılsa bile olmayan bir kavramın gerçekleşmesini veya aksi durumun tespitini de yapamaz. Bu mantık dışı olur. Eğer böyle bir denetleme yapacaksa o zaman mantık dışı bir Tanrı olur.
Tanrı'nın mantık dışı olması akla, fenne ve hayatın olağan akışına aykırıdır.
Hayırlı işler.
|

21-12-2024, 18:33
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
noob1´isimli üyeden Alıntı
Tanrı'nın dünya düzenini ve insanın özgür iradesini nasıl tasarladığına dair ;;
|
Tanrı nasıl bir özgür irade tasarlar?
O özgür irade tanrıdan da -tanrının iradesinden de- özgür mü?
İrade ya özgürdür ya tutsak/bağımlıdır ve tanrıya bağımlı kılındığında -kısmen panteizmin yorumları dışında- özgür değil.
noob1´isimli üyeden Alıntı
Tanrı'nın dünya düzenini ve insanın özgür iradesini nasıl tasarladığına dair ;;
|
İçerik okumamız bu cümlede koptu ve sürdürülemedi
Kul oluş özgürlüğün yadsınmasıdır, böyle bağlamlar üretmeye gerek yoktur
Bunlar takiyye
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

21-12-2024, 18:39
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
Tanrı olanaksızdır çünkü doğuş/zuhur/doğma (meydana gelme/vaki olma) (ve ya da yoktan vaki oluş ve ya da yoktan meydana gelme, yoktan varagelme) olanaksızdır (varlık sonsuz ve ezeli olarak var tersi yoklukla/olmayışla çelişir) ve aynı/bu nedenle amaç subjektif
Yoktan vara gelmemiş ezel/ebed bir arada varoalgide var-süreğen devimde ...
Ezeliyet bir geçmiş ve başlangıç ya da ebediyet bir gelecek ve son/sonuç değildir.
Yani ezel geçmişte ve ebed gelecekte değildir
Ezel geride ve ebed ileride değil
Ezeliyet geçmiş değil ve geçmişte de değildir çünkü başlangıç yok, çünkü zaman yok
(Görecelik subjektivite dışında yok bu tip bir ölçme kullanamazsınız)
Başlangıç yok ve son yok
Ezeliyet geçmişte değil, geçmişte bir yer değil, bu zamansız
Bunu anlamak için ters çevirin. Ezeliyeti ebediyet gibi ele alın, yerine koyun düşünün
Zamansız, zaman yok, doğmadı.
Bunu bir kez anladığınızda tanrının nasıl olupta olmayacağını anlarsınız ve böyle yazılar yazmaya artık gereksinim duymazsınız
Yekmekan ve yekzaman ve ya da namekan ve nazaman aynı ve tüm bu olan şeyler tüm zamanlarda her şey hepsi bir arada her zaman vardı varolacak ve hiç ayrılmadı, sayılamaz
Bu şey yek aynı, tüm bu herşey, hepsi herkes
Ezelden beri ve ezelden bu yana da diyemezsiniz geçmiş yok. Sonsuzdan bu yana demelisiniz ve ebedden bu yana varız deseniz de tam aynı şey olurdu.
ve tanrı olan diye bir ayrılık/ayrılma/bölünme yok ve her şey aynıyla aynı
ve ikinci diye bir şey yok
azınlık kötülük ikincilik yok
Tanrı olan varlıklar, tanrı olmayan varlıklar diye bir bölünme/dönüşüm/değişme yok olmadı
ve tanrı olan varlıklar ve tanrı olmayan (kul olan varlıklar) diye bir bölünme/değişme yok olmadı
ve hiç bir ayrılık gayrılık ikilik ikincilik yok, olmadı ve olmayacak
her şey aynıyla aynı, aslıyla asıl ve ayn aynı ve birdir ve bir kalacak
Araya bir ayrılık, bir gayrılık, bir tanrıcılık, ikilik sokmayın
her şey aynıyla ayn asıl varlık (tanrı diye bir ikinci yok)
Bakın
Varolan ezelidir (doğuşsuz) ve ebeddir. ve varolan/varolanlar ezelden bu yana olduğu gibi var ve değişmedi.
Yani şu an da ezelde her ne oluyorsa o oluyordur ya da varılığn karakteri ezelde her ne idiyse şu an da odur
Yani ezelde neyse şimdi de aynı odur ve bunun içinde sonradan bir tanrı doğmadı/doğamaz.
Sonsuz bakın değişemez
Sonradan tanrı diye bir şey doğup gelişmedi gelişemez ve eklenmedi eklenemez çünkü ezelde dahi bu varlık vardı (varlığı vardı ve yokluğu yok idi). (Ezelde neyse o)
ve yani ezelden aynı kalan bu daha sonra tanrı adında bir nesne doğurmadı ve ya da sonradan tanrı olanlar ve tanrı olmayanlar adında bir ayrım, bölüm ve bölünme/değişim yaşamadı
Bakın (tanrı dediğinizde yarattı dediğinizde) ezelden aynı kalan aynı olan tanrı dönüştü değişti bölündü dersiniz
Tüm bunları derince düşünün ve gözden geçirin
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Konu "ictenlik" tarafından (21-12-2024 Saat 19:49 ) değiştirilmiştir.
|

21-12-2024, 20:17
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
Varolanın subjektivite dışında amaçsızlığı ya da zorunluluk; zorunlu/doğal varoluşu
Tüm her şey yaratılmaksızın öylece vardır ve sonsuz varolan sonradan devimle içinde kendine aşkın bir tek tanrı doğurmamıştır ya da evriltmemiştir
Zaten doğamamış ve yaratılamamış olan varlık bir de kendini sonradan (yokedip yeniden yeniden yaratacak ya da ) tekrar doğuracak bir tanrı doğurmadı
ve bunun nasıl olabileceğine bir açıklama isteniyorsa açıkalama şu olacaktır
tanrı nasıl varolabiliyorsa tıpkı öyle
Bunun tek açıklaması bu (oldukça denk ve oldukça kısaslı da)
Yani tüm her şey tanrı nasıl yaratılmadan varolabiliyorsa tıpkı öyle var /(ve bu açıklama oldukça denk ve oldukça kısaslı da o halde yeter de artar da)
Tanrıyla aynı
ya da tanrıyı nasıl açıklıyorsanız öyle
ya da tanrıyı hangi gerekçe ve mantıkla nasıl ortaya koyuyor ve haklı kılıyorsanız tüm herşeyin varoluşu da tamamen ve tamamen aynı/öyle
mantıklama ve gerekçe aynı
Yani tüm herşeyin nasıl olupta varolduğunun açıklanması tanrıyı açıkladığınız gibi ve tanrıyı nasıl açıklıyorsanız öyle
Tanrının amacı olamaz çünkü ezeli ve zamansız
Amacını belirleyemez verili olmalı
Tanrı döüneşemez ve ya da sonradan amaç ve kimlik nelik edinemez ve ezelde neyse odur
Tanrı ezelde neyse ebedde odur değişemez
Tanrı tesafüden ya da sonradan varoldu ve ya da oluştu/doğdu da amaç mı edindi?
Hayırsa varlıkta öyle
Yani varlıkta ne tesadüfen oldu ne sonradan oldu ve ne doğdu ne de oluştu (yani vardı, ezeli olarak vardı)
Bu açıklama kısaslı ve denktir ve denkse yeterlidir
Yani varlık oluşmadı doğmadı ezeli ve sonsuz ve zamansız mekansız
Böylece olduğu gibi sonsuz var
Asıl tanrı demek bu açıklamayı daha da karmaşıklaştırır (kompleks hale getirir, ikincil karmaşa ekler) ve olanı ikiye böler içine bir de ayrılık bölünme (ikincil denklem daha fazla kargaşa) ekler
ve tanrıya inanıyorsanız buna da inanın
Tanrıya nasıl inanıyorsanız buna da öyle inanın
Şimdilik anlamıyorsanız tanrıya nasıl bilmeden anlamadan inanılabiliyorsa buna da tıpkı öylece inanmayı deneyin o zaman anlayacaksınız
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

21-12-2024, 20:38
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
Külli ya da cüzi irade diye bir şey yok, varoluşun ortak iradesi
Tek sahibi varoluş ya da tüm varolanlar,
Bu bir hak değil ve kimse tarafından verilmedi ve benden alınamaz ve sonsuzdan beri kendinden öylece var
Özel, aşkın, üstün bir seçilmiş bir sahip ya da iye yok, irade herhangi iyeye özel nesneye atfedilemez, tanrı diye biri tarafından denetlenemez uydurmadır
Amacım bilmek ,eğlenmek, öğrenmek, sonsuz varoluşumu sürdürmek ve mutlu keyifli eğlenceli bir şekilde devinmek
Bildiklerimi ya da unuttuklarımı tekrar öğrenmek ve hatırlamak
Unutmak için dünyaya gelirim ve unutmak için ölürüm
Ölünce sadece doğacağım (doğmaya son vereceğim) ya da burada unuttuklarımı tekrar hatırlayacağım
Ölünce sadece geri dönüyoruz bura/buralar geçici
Orada tanrı yok; biz/kendi/herşey
Bölünme burada, subjektif
Tanrıyı varetmek seni seçilmiş yapmaz sadece kafası karışık biri yapar
Külli ya da cüzi irade diye bir şey yok,
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

22-12-2024, 08:34
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
|
|
İnsanlar eski dönemlerde, ve bizler de küçükken, fizik ve kimya bilmediğimiz zamanlarda yoktan var etme yada edilme gibi bir fikir mantıklı gelirdi.
Eski dönenleri göz önüne alırsak, örneğin yok, sonra gökten yağmur gelince, bu tanrısal bir hediye oluyor. Bulut yada gök kubbe yok, Tanrının bize suyu hediye ettiği gökler var.
Su buharlaştı ve yok oldu. Ateş yandı ve odunlar yok oldu. Demek ki bir şey varsa yok olabiliyor. O zaman tersi de mümkündür ve Tanrı bir şeyi yoktan var edebilir. Şimdi mantık bu. Bu mantığın saçmalığı, aslında hiç bir şeyin yok olmaması.
Taş devrini gectikten sonra insanlık olarak, ve liseyi bitirdikten sonra bizler birey olarak fizik ve kimyada gördük ki ister yansın, ister buharlaşsın, ister atom bombasıyla tamamı havaya uçup yok olsun, hiç bir şey aslında yok olmuyor. Dahası, hiç bir fizik veya kimya reaksiyonda, asla, kesin olarak, mutlak suretle, hiç bir şart altında madde artmıyor, ya da azalmıyor.
Maddenin yok olması ve yoktan var olması akla, fenne, hayatın olağan akışına aykırıdır. Hani Tanrı mantikliydi, hani akıl Tanrının (her şeyi "yoktan" yaratan anlamında) varlığı hayatın olağan akışına uygun olandı? O zaman Tanrı neden imkansız olan bir şeyi söylüyor? Büyü mü yapıyor? Hani büyü yasaktı? Bunlar saçma iddialar. Yoktan var etme yada vardan yok olma mantıksızdır.
Eğer herhangi birisi Tanrı her şeyi yoktan yarattı diyorsa kafasına huni taksın.
Tanrının bir amacı yok bence. Sürekli olarak alt evren, alt evren, alt evren,... Sonra sıkılmış ve alt evren yaratma işini alt Tanrılara bırakmış. Kendisinin dünyayla yada diğer dünyalarla alakası yok. Olaylardan tamamen kopuk. Tanrı figürü ise ilk o en baştaki tanrı'dan koparak alt evrenlere doğru ilerledikçe her seferinde az az mutasyona uğrayarak en son bizimki gibi evrenlerde Şeytana dönüşmüş durumda.
Bu yüzden bence burada Tanrının amacı değil de şeytanın amacı sorgulanmalıdır. Çünkü açıkça bizim evrenin Tanrısı şeytandır. Tanrıyı öyle isim olarak, kitaplarda filan tutuyor ki panik yapmayalım.
|

22-12-2024, 16:08
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
|
|
Insana Can Veren, Insani Dunyaya Getiren Kimse....
Insanin Tanrisi da Odur.
Bir Tanri veya Yaraticinin Var Olduguna ve Varligina Inaniyorsan.
O Tanri; Annen`dir. ANNELER`DIR.
Sozde var oldugunu ve seni yarattigina inandigin Olmiyan uydurulmus TANRI,
Sen ve Senin gibileri oldurdukten sonra, Kerhaneye veya Iskence haneye gonderen sahsiyet insanligin dusmanidir.
idda ettikleri gibi ise!!! yapisi geregi assagilik bir yapiya sahip oldugu acik acik ortadadir.
Yani ustlendigi veya ustune yuklediginiz misyon, insanligin kabul etmedigi suclardir.
Birisi Pezevenklik,
Digeri Iskencecilik.
Saygi ve Insani Sevgilerimle
MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:43 .
|