Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Sanat > Edebiyat

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #21  
Alt 09-06-2025, 14:14
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Sürdürülebilir varoluş..

Tarım sürdürülebilir bir etkinlik değildir ve sürdürülebilir tarım diye bir şey yoktur. Bu iyi bir analizde, net bir bakışta ve görüşte iki kere iki dört gibi keskin bir gerçeği -kesinliği- ifade ederdi.
Gübre gibi sonsuz organik materyal beslemesine ihtiyaç duyar ve şu an ki haliyle bir noktada tıkanacağız. İşin aslı gübrenin çoğu organik materyalden gelir ama sanılanın aksine sadece bitkiler değil hayvanlar ve canlıların organik kalıntıları dahil

İnsan ırkının nüfus azaltması, doğaya bileşik sürdürülebilir enerjili daha az karmaşık kentler inşa etmesi ve özünde nüfusun çoğunun doğaya çekilmesi ve dönmesi gerekirdi.

Özünde bir kentin yangın/afet toplanma, kaçış ve boşaltma bölgesi gibi nüfusa denk dengeli orman komşusu tutulmalıdır. Bunun dışında insanın temel eğitimine doğada yaşam, toplama becerisi vb. eklenmesi gerekecekti. Bunun dışında insan varoluşa da sürdürülebilir değildir.

Tarım; sürdürülebilir bir etkinlik değildir ve sürdürülebilir tarım diye bir şey yoktur.
İğne yapraklı ormanlar yerine yemişler, yabani erikler, yabani meyveler ve yenilebilir otlarla ve onların tohumlarıyla ve mantarlarla dolu bir orman ve habitatı düşünelim. Bu artan kuş böcek ve hayvan popülasyonunu işaret ederdi. İnsanın yemeye yetişemeyeceği kadar domuz ve diğer yabani hayvan bolluğu olurdu. Özellikle dişiler salınıp erkekler tutulduğunda. Özellikle hayvan çeşitleri eklediğinde ve içeride aşırı popülasyon olmadıkça yırtıcı da eklemezsen..

Tarım toprağın/doğanın iğdiş ya da talan edilmesine benziyor.

Tarım şuna benzerdi. Okyanustan balık avlamak yerine havuz yapmak ama bu doğal habitatlara zarar vermeden yapılmadı. Yani bir kaya başına gidip, kaya öğütüp toprak edip tarım yapsaydık bu anlamlı olabilirdi. Bir çöle tarım götürseydik anlamlı olabilirdi. Bu doğaya verirdi. Biz şu an çalıyoruz. Milyonlarca yıldır birikmiş organik materyali tüketiyor ve doğayı zehirliyoruz. İnsanın organik materyalinin çoğu okyanus ve çöplüğe giderdi. Bu uygun bir geri dönüşüm döngüsü değildir.

Tarım; hayvanlardan doğayı çalmak ve çitle çevirmekle ve onun yaban halini bozmakla başlar. İnsanlararası mülkiyet feshedilse bile tarım özünde doğaya karşı mülkiyettir.

Tarım sürdürülebilir bir etkinlik değildir ve sürdürülebilir tarım diye bir şey yoktur. bu iyi bir analizde iki kere iki dört gibi bir keskin bir gerçeği ifade ederdi.
Sanayi toplumu/topluluğu sürdürülebilir değildir (ya da sanayi toplumu/topluluğu sonsuz sürdürülebilir değildir. Doğal yokoluşlar ve seleksiyonlar gelecekti ve güçlüler hayatta kalacaktı. İnsan gerçekliği buna uygun yapılanmamıştır.)

Tüm bunları gören elitleriniz sizin adınıza düşünüyor. İnsanın, yönetim değil bunları tartışması gerekirdi. Sürdürülebilir varoluş..

"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İnsan organik doğal tarım ve gübre gibi kavramları icad edendir.
Aynı kavramları tıp için öne sürseydik (organik ilaç ve tıp gibi) bir takım ilerici olduğu varsayılanlar seni gericilik/muhafazakarlık ve gelenekselcilikle -ilerlemeye karşı durmakla- suçlardı. Bunu yapanlar ilerleme ve ilericilikle övünecekti.
Tek yön ama çıkmaz sokak gibi
Bu tam bir 1984
Bu eksiksiz 1984
İnsan kabaca bitmiş bir varlıktır. Uçurumun kıyısındaki sürü gibi ve uçurumun kıyısındaki bekleyişi sürüyor.

https://turandursun.com/forumlar/sho...086#post662086

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 12-06-2025, 14:41
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Orman Nomadları ya da Avcı Toplayıcılar İncelemem

Aşağıdaki iki alıntıya ve benzer yorumlarıma ek olarak.

Son yıllarda youtube dan içerik üstüne içerik izledim. Tarım ve hayvancılığa bulaşmamış avcı toplayıcı nomadlar dünyanın her yerinde yaklaşık benzer davranış kalıpları sergiliyor. Bunu en son bir kaplanın/hayvanın doğal varoluşuna benzetebiliyorum.
Tanrıları yok, insancıllar, topluluk her şey ve kimse yalnız kalamazdı. Yalnızlık nedir bilmeyeceklerdi. Barış içindeler ve bize göre bir cennet -ütopya- hali deneyimliyorlar.

Eğer Avrupalılar diye bir topluluk ve İbrahimi monoteizm denilen şey ve bu onu takip eden beyaz adamın ürettiği kültür, teknik, bilgi denilen şey olmamış olsaydı muhtemelen bugün dünyada (özellikle yağmur ormanlarında) her yere dağınık olarak yaşayan milyonlarca nomad (avcı toplayıcı) olabilirdi.

Bu insanlar hiç bir zaman o yaşamı (ormanı) bırakmak istemediler. Köle gemileri, ateş, barut ve incille tanıştılar/tanıştırıldılar.

İnsanın yazılı tarih anlatısını bütünüyle bir yalan ve komploya benzetmeye başladım.

İbrahimi monoteizm bir zehridir ve sözde din ve tanrıdan kurtulmuş insanlarda da da izler bırakıyor. Daha sonraki evrenselleşmelerini kısır bırakan kusurlayan bir alt kültür ve zihin.

Tarım ve hayvancılık köleliktir, tuzak

Beyaz adam mutlak bir ..... ve ......dır. Beyaz adam bu gökyüzünü haketmiyor.

"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Şunu gözden geçirebilirsiniz.

Nomadlar (Avcı toplayıcılar)

İlkel inanışlar yoktur, tanrı yoktur, çoğunlukla dini sayılabilecek ritüel bile yoktur, totemler şunlar bunlar yoktur. Normal insanlara benzerler ve topluluk sahibiler ve bunların çoğu görüp görebileceğiniz en insansı, en insancıl ve en doğal insanlar.


Peki bu ilkel/pagan denilen şeyler kimlerde var?

Tarıma hayvancılığa bulaşanlarda var, kendi gözlerinizle bakın görün, görebilirdiniz. Köyleşen ve kentleşenlerde var.
Avcı toplayıcı nomadlarda bunlar yoktur. Hiç bir grupta yok ve yok.. Kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Dünyanın 3 ayrı kıtasında farklı farklı ülkeler ve alanlardaki çok farklı topluluklar..

Tarım hayvancılık olmayanlarda ; yani benim gördüğüm hiç bir bir avcı grupta tanrı manrı, ilkellik, totemler, ritüeller, paganlık falan filan uzayan hiç bir şey yok

"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir kaç bahardır güneşli havalarda olabildiğine üstsüz çalışıyorum. Yaza dönünce hep şort.
Ben buğday tenliyim ve sezonu kızıl koyu kapatırım.
Yani bana göre giyinmeyen birinin buğday ten kalması/olması mümkün değildi ve bu pigment sorunu ya da farkı değildi.

Bana Afrika da nesiller boyu giyinmeyen herhangi beyazda zenciye dönebilirmiş gibi gelmeye başladı.

Bütün tarihin bir tür masal olduğunu düşünmeye başladım ve bana göre batılı beyaz çocuk/velet tarih yazmamalı.
Ona adam da artı demiyorum. Bu demediğime kendi geçmişimde hatta kısmen bugünümü de ve kendimi de ekliyorum

Nomad insanın tarihi yoktur. Kaplan gibi , kuş gibi aynı kalır. bu ilerlememe ya da tarihsizlik değil. Onlar pagan, vahşi, kötü ya da geri değil ve ilerletilmeleri gerekmiyor.

https://turandursun.com/forumlar/sho...tcounstart=143

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 09-08-2025, 12:32
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Kaczynski manifestosunda sanayi toplumunun yokedilmesi gerektiğinden sözediyor. Pek çok başkası da.
Peki yerine ne koyuyorlar?
Belirsiz ya da doğa yaşantısı, tarım, komün vb uzayan..

Açıkçası sorun tarımın ta kendisidir. Bu mülkiyeti (sahip olma) hayvancılığı, doğal olarak içerir ve getirir.

Yani doğru/uygun cümlenin şu olacağına inanıyorum
Tarım yokedilmelidir/kapatılmalıdır/bırakılmalıdır. Tüm bunlar tarımın doğal sonucu. Herhangi tarım topluğunun evrimi aynı yola çıkacak.

Doğaya uygun tek yaşam biçimi toplayıcılıktır. Bugün doğa toplayıcılığa uygun gözükmüyor. Yani yeterince vahşi orman yok. Sanırım buradan başlamalıyız.

Tarımın kendisi doğaya karşıt ve bunun iyisi doğrusu yok. Tarımın kendi yanlış.

Yeryüzündeki ilk kirlenme tarımdır.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 11-08-2025, 17:19
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Tarım bir devrim değildi

Burada bir youtube video kanalı var. Kişi yabani doğaya adım atar, sırasıyla evini/barınağı inşa eder, ateşi/ocağı/fırını bulur, demiri ve betonu bulur.

https://www.youtube.com/@PrimitiveSkillsnet/videos

Bu çok basit görünüyor. Bir ateş yakıyorsun ve çevresini kayalarla kuşatıyorsun. Yırtıcı hayvanların uzak durması için ateşinin sabaha kadar sürmesini istediğinde ona uzun süre yanması için büyük kütükler ekliyorsun. Güçlü ateş ve çok fazla odun közü, kili pişiriyor, demir içeren kayaları eritiyor ve bir gün ateş külünde demiri ve pişmiş kili buluyorsun. Aynı şekilde güçlü ateş kalker/kireç içeren kayayı yakıyor ve beyazlaşmış, su sökünce cos edip çözünen bir kayayı (kireci) buluyorsun. Bu betonun icadı.

Betonun İcadı

Önemsenmiyor olabilir ama burada ilginç bir şekilde denklemdeki en önemli şeylerden biri de bu. Beton.

Bu bir havuz yapmanı sağlar. Bu korunaklı bir duvar ve set inşa etmeni sağlar. Muhtemelen gerçek devrim betonun icadıydı ve bulunuşuydu. Bunu doğa mantığıyla bakmadan görmenin ve anlamanın zor olacağını biliyorum.
Tarımı diğerleri getirmiş olmalı. Ateş, beton, demir ve pişmiş kil..
Muhtemelen betonla ne yapabileceklerini görmek ve keşfetmek istediler onu kullanmak istediler..

Demiri bile ikinci plan alıyorum neden? Keskin bir kaya ve kemik bıçak gibi çalışır, bir taş balta da ağaç yontar ve keser, avını bir ok ve yay ya da ağaç mızrakla da indirebilirsin.

Beton su kanalları, duvarlar ve su geçirmez göller inşa ediyor ve kilden daha dayanıklı..

İlgili Videolar

Betonun İcadı

Demirin İcadı



Kil fırını ve seramijk




Tarım bir devrim değildi 2

Tarımı ayrıca bir gerileme olarak görüyorum neden?

Tarım bir tür evrimsel gerileme olarak aldığım doğru. Bunun nedeni yaşadığmız günler. Gelinen noktada böcek ilaçlamaları, kimyasal ilaçlar, yapay gıdalar, orman kayıpları, bozulan ekoloji ve iklim gibi gündem ve i sorunlarımız var ve insan ne kadar tekno ilerlemeden sözetsede ve bununla övünse de ben bu sürecin bilişsel (bilinç olarak ) aslında bir gerileme -atalet- oluşunu ve ifade ettiğini düşünürüm.

Yani bana göre biz bugün ilkelin de gerisindeyiz; karanlık çağın ve orta çağ denileninde gerisindeyiz çünkü en azından onlar sentetik/kimyasal ilaçlarla topluca böcek öldürmüyordu. Yani bu kadar akıllarını yememişlerdi.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 11-08-2025, 17:36
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Tarım bizatihi hayvan beslenmesi için icad edilmiş olabilir
İkincisi daha sonra köle besini temini.
Bu fikrin size ilk bakışta tuhaf görünebilceğini anlıyorum. Yeni ve iyi bir analiz ışığında bu fikri gözden geçirmeyi herkese öneriyorum

"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tarım bir devrim değildi

Burada bir youtube video kanalı var. Kişi yabani doğaya adım atar, sırasıyla evini/barınağı inşa eder, ateşi/ocağı/fırını bulur, demiri ve betonu bulur.

https://www.youtube.com/@PrimitiveSkillsnet/videos

Bu çok basit görünüyor. Bir ateş yakıyorsun ve çevresini kayalarla kuşatıyorsun. Yırtıcı hayvanların uzak durması için ateşinin sabaha kadar sürmesini istediğinde ona uzun süre yanması için büyük kütükler ekliyorsun. Güçlü ateş ve çok fazla odun közü, kili pişiriyor, demir içeren kayaları eritiyor ve bir gün ateş külünde demiri ve pişmiş kili buluyorsun. Aynı şekilde güçlü ateş kalker/kireç içeren kayayı yakıyor ve beyazlaşmış, su sökünce cos edip çözünen bir kayayı (kireci) buluyorsun. Bu betonun icadı.

Betonun İcadı

Önemsenmiyor olabilir ama burada ilginç bir şekilde denklemdeki en önemli şeylerden biri de bu. Beton.

Bu bir havuz yapmanı sağlar. Bu korunaklı bir duvar ve set inşa etmeni sağlar. Muhtemelen gerçek devrim betonun icadıydı ve bulunuşuydu. Bunu doğa mantığıyla bakmadan görmenin ve anlamanın zor olacağını biliyorum.
Tarımı diğerleri getirmiş olmalı. Ateş, beton, demir ve pişmiş kil..
Muhtemelen betonla ne yapabileceklerini görmek ve keşfetmek istediler onu kullanmak istediler..

Demiri bile ikinci plan alıyorum neden? Keskin bir kaya ve kemik bıçak gibi çalışır, bir taş balta da ağaç yontar ve keser, avını bir ok ve yay ya da ağaç mızrakla da indirebilirsin.

Beton su kanalları, duvarlar ve su geçirmez göller inşa ediyor ve kilden daha dayanıklı..

İlgili Videolar

Betonun İcadı

Demirin İcadı



Kil fırını ve seramijk




Tarım bir devrim değildi 2

Tarımı ayrıca bir gerileme olarak görüyorum neden?

Tarım bir tür evrimsel gerileme olarak aldığım doğru. Bunun nedeni yaşadığmız günler. Gelinen noktada böcek ilaçlamaları, kimyasal ilaçlar, yapay gıdalar, orman kayıpları, bozulan ekoloji ve iklim gibi gündem ve i sorunlarımız var ve insan ne kadar tekno ilerlemeden sözetsede ve bununla övünse de ben bu sürecin bilişsel (bilinç olarak ) aslında bir gerileme -atalet- oluşunu ve ifade ettiğini düşünürüm.

Yani bana göre biz bugün ilkelin de gerisindeyiz; karanlık çağın ve orta çağ denileninde gerisindeyiz çünkü en azından onlar sentetik/kimyasal ilaçlarla topluca böcek öldürmüyordu. Yani bu kadar akıllarını yememişlerdi.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 12-08-2025, 14:39
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

İlaçlar bilim midir? ya da medikal ilacın fesefesi

Eskiden medikal ilaçların arkasında bilim olduğuna inanlardandım. Gençken bir çarpıntı ile acil servise gittim. Tansiyonum ölçüldü. Biraz yüksek çıktı. Kalp atışlarımı izlediler ve taşikardi geçirdiği söylendi. Bana bir kardiyolog görmem gerektiğini söylediler. Sonuçta bir kardiyolog gördüm ve bana "beta bloker" adı verilen bir ilaç reçete etti. Bu ilacı 6 yıl boyunca kesintisiz bilfiil kullandım. 6 yıl sonra biraz kilo almıştım ve kilo vermek için bir düşük karbonhidrat diyeti denedim. Diyetle kiloları verdim ve oldukça sağlıklı hissetmeye başladım ve 6 yıllık ilacımı birden/aniden bıraktım. İlacı bıraktıktan sonra "deliriyum" denene benzer bir süreç ya da yoksunluk sendorumu denebilecek bir durum yaşadım. Ani alkol bırakan bağımlılarda olana benzetilebilir. Yaşadığım durumu o günlerde ilaca yormak hiç aklıma bile gelmedi.
Sonuçta "mani" etiketiyle bipolar teşhis edilmenin ve tekrar tekrar ilaçlanmanın kıyısından döndüm. Psikiyatrik yardımı/süreci (tanı/teşhis ve muayene dahil) reddettim, yıllarca süren bir sorun deneyimini kendi içimde kendi başıma yaşadım ve geçiştirdim. Neredeyse ciddi bir sakatlanmaya benzetilebilir. Tıp ve tanı zincirinde kalsaydım bugün ömür boyu kronik bipolar yorumlanacaktım. Bugün ani beta bloker ilaç durdurmamın üzerinden yaklaşık 13 yıl geçti ve bu sürenin ilk 7-8 yılında tıbbi olarak bipolar teşhis edilebilecek yaklaşık kriterlere aralıklarla sahiptim. Bu süreden sonra artık yoklar, hiç yoklar ve bir daha asla nüksetmediler.
Sağlık sistemi ve ilaçlarından uzaklaşalı/kurtulalı yılar yıllar oldu..

İlaçlar bilim değildir!

Neden?

Aslında yukarıdaki hikayeden daha fazlası var . Bilim temel olarak bir bilimevinde ve odasında (yani bilimhanede) çalışılır. Örneğin akademi. İlaç firması bir bilimevi değil ticarethanedir.

İlaç üretim mantığı nasıl çalışır?

İlaç üretim mantığı çok basittir. Bir ticari meta, ürün yaratma ve keşfetme.
Eğer bu daha önce bilinen benzeri olan bir şey olsaydı onun patentini alamaz ve satış için tek hak sahibi olamazdı bu nedenle benzersiz bir ürün yaratmaları gerekirdi. Bu nedenle laboratuvarda doğada yaklaşık benzeri olmayan, patentlenebilir bir molekül icad edilir. İlacın tüm mantığı ve felsefesi budur.
Bir çok doğal ilaç ve molekül vardır. işin aslı bir çok doğal molekül ayrıştırılarak ticari ilaç gibi bir forma sokularak dozlandığında o ilaçlar gibi etkilidir. Şu an eczanelerde satılan ilaçlarla kıyaslanmış başabaş etki görülmüş bir çok doğal molekülün makaleleri mevcuttur.

İşin aslı doğal moleküllerin pek çoğunu insan biyolojisi tanıyabilir, -evrimsel maruz kalmalar vb yoluyla- oysa sentetik moleküller ise DNA nız ve karaciğeriniz tanımıyor. Bu nedenle ilk bakışta toksin olarak yorumlanırlardı. Karaciğer onu yeniden yorumluyor.

Yani ilaç işi şöyledir. Silah üretmek gibi. Deterjan üretmek gibi. Bir işveren kimyageri tutar. Kimyagere dönüp: "bana bir ilaç üret, yeni bir formül bul", der. Buradaki bilim şuna de benzetilebilir. Deterjan bulanlarda kimyagerlerdir ve onlarda bilim yapar. Deterjan bilimdir. Diş macunu üretenlerde kimyagerlerdir ve bilim yapar gibi.

İlaç sanayi bir çeşit bilimden ziyade deterjan sanayiye benzetilebilir ve de benzetilmelidir.

İlaç bir ticari meta ya da üründür. Sağlığınızla değil paranızla ilgileniyor.

Eskiden biri bana bunları dese ben bunun tersini tartışırdım. Şimdi tersini tartışacak olanlara ise benim gibi saf olmamayı diliyorum.

Son olarak;
İlaç tıbbi iyileşme tıbbı değildir.
Sağlık ya da iyi hal tıbbının temeli önleme tıbbı olmalıydı.
İyileştirme tıbbının yordamı şu olmalı idi. Sorunun etiyolojisi (kaynağı) incelenerek/bulunarak sorunun ortadan kaldırılmasına dönük müdahale.
İnsanın ilaç arayışı; toksisite ve hastalık kavramını yanlış ele aldığı ve yapılandırdığını gözler önüne seriyor.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 13-02-2026, 16:33
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Bilim ve İlerleme

Uygar topluluğun ya da endüstriyel toplumun neredeyse tüm hastalıkları, ilaç kullanımları ve tedavi uygulamaları nüfus bazında sürekli olarak artar. Az ay da çok. Artan bir eğridir. Eğer gerçekten bilimden sözediyorsak matematik ve istatistik orada.
Uygar toplumun yaşam tarzı, beslenme biçimi ve hem tıp biçimi başka hiç bir kanıta ihtiyaç duymaksızın hatalı.
Bu paradigma değişimine ihtiyacımız olduğunu açıklıyor

Modern Tıp ve Beslenme Yönergeleri

Bugün diyabet teşhis edilip bir hormon/endokrin hekimine gidin (ya da ortalama bir sağlık web sitesi özellikle hastane siteleri yoluyla diyabetik için beslenme tavsiyesi arayın) oradan aldığınız tavsiyeleri birebir uygulayın ve kan şekeriniz ve insülin seviyenizi düşürmez ya da değişikliğe yol açmaz. Hiç bir fark yaratmayacak. Tüm dünya hastanelerinde diyabetiklerin önüne koyulan yemeklere bakın ve ölçümler yapın.
Sınayın. Rosenhan'ın psikiyatrisini sınadığı gibi sınayın. Tedavi etmediklerinin ve işlevsizliğin net ispatı ve ifşası
Verdiği tavsiye hiç bir işe yaramaz. Bir ilacınız olduğunu varsayar. O işi zaten yapan bir ilaç. Aslında önerdiği beslenme sizin zaten sürdürdüğünüz beslenmeden tamamen farksız bile olabilir. Sizi diyabet eden beslenmenin aynını önerir ve beslenme yönergeleri değişmez.

10 ayrı hormon hekiminden tavsiye al ve gerekirse bağlı diyetisyeninden liste al, ve din gibi birebir uy ve aradan aylar geçsin hatta sene geçsin ve bir ilaç orada yoksa insülin ve kan şekeri seviyesi normale dönmeyecek. Oysa bunu haftalar ya da aylar içinde yapmanın yolları var, hem de ilaçsız (karbonhidrat sınırlama ve eliminasyonlar gerekir)

Yani yanlışsa yanlış de ama değil

Bunlar modern felan değil, ileri değil, bilimsel hiç değil

Amerikan gıda politiği (biyopolitik) kasıtlı ve bilinçlidir.

.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:48 .