Re: TC kendi oz benligiyle ne zaman yonetilecek?
Sayın evrensel insan, yazınızda bazı varsayımlar var, bunları henüz bize kabul ettirmeden, sanki bu varsayımları hepimiz kabul ediyormuşuz gibi bir yaklaşımla "özbenliğimizle" nasıl yönetileceğimizi soruyorsunuz. Yani tartışmanın ilk noktasını atlamışsınız. Bence önce temel varsayımınızı tartışmaya açmanız daha uygun olurdu.
Doğu'nun vicdanı şeklinde bir kavram geliştirmişsiniz. Nedir bu "doğu vicdanı". Temel dayanaklarını milliyetçilikten alan bir Türk sevgisi ise eğer, bildiğiniz gibi milliyetçilik doğunun değil batının icadıdır. İlk milliyetçi akımlar Fransa'da daha Fransız devrimi olmadan önce doğmuştu, daha 13. yüzyılda bir Jean D'arc doğmuştu. "Doğu vicdanı"nı dini bir duygu olarak ele alırsanız, bu da oldukça büyük tartışmalar yaratacak bir "vicdan"dır. Çünkü dinsel "vicdan" birkaç yüzyıldır ciddi bir sorgulama geçirmekte. İster doğu ister batı temelli olsun dinsel "vicdan"lar bu sorgudan kurtulabilmiş değil. Kısacası dayandığınız temel algıyı iyi tanımlayabilmeniz lazım ki, sonraki tartışma bir anlam kazansın.
Bir başka açıdan, örneğin dünya egemenliğini elinde tutan ve bu egemenliğin pençesinde acı çeken halklar arasındaki çatışmalar açısından ele almak da mümkün. Doğu'dan çok bir Güney'den bahsetmek belki daha uygun olur. Dünya'nın kuzey ülkeleri büyük bir ekonomik, teknolojik, bilimsel, sosyal güce ve birikime sahipken, güneyde büyük bir sefalet varlığını sürdürmekte ve buna karşı dünyada bir tepki oluşmakta. 20. yüzyıl boyunca bu tepki güney ülkelerinde sosyalist ideolojinin bir tür kendini koruma ve ekonomik gelişme planı olarak kullanmasına yol açtı. Yani sizin aradığınız vicdanı birçokları "sosyalizm"de bulmuşlardı o zaman. İslam ülkeleri de dahil bütün güneyde sosyalizm büyük bir sempati kazandı ve hatta birçok ülkede milliyetçilikle karışık sosyalist, hatta darbeci partilere tanık olduk. Arap milliyetçiliğini örnek olarak verebilirim.
Sosyalizmin çöküşü ile birlikte dengeler yeniden değişti ve kendini koruma güdüsü İslam dünyasında islama sarılarak geliştirilmeye çalışıldı. Bu sefer vicdanın adı "islam" oldu. İslamcı partiler hızla büyüdü ve daha da militanlaştı. İslamın kazancının önceki dönemin milliyetçi-sosyalizan dönemden daha da az olduğunu düşünüyorum. Ancak bu "vicdan"ın ölçüsü, yada ideolojinin sağlamlığı ile ilgili bir sorun değil. Ortada ABD-SSCB dengesi kalmadığı için politik eksen gelişmiyor ve sadece şiddet denizinde yüzüyoruz. Böyle bir durumda da ne bir doğu gelişmesi ne de kurtuluşu söz konusu oluyor tabii.
Görüldüğü gibi doğu "vicdanı" diye birşey yoktur aslında. İdeolojiler, dinler, ekonomik çıkarlar vb. vardır. "Anadolu vicdanı", "doğunun temizliği" gibi ifadeler sadece bir takım ideolojilere yada anlayışlara destek sağlamak için kullanılan argümanlardır. Bence bırakalım Anadolu insanının saflığı, temizliği, vicdanlılığı gibi şeyleri, bunlar işin edebiyat kısmı. Doğunun da batının da anadolunun da afrikanın da avrupanın da vicdanı aynıdır. Olmayan farklılıklara dayanarak kimseyi kurtarma şansınız olmayacaktır.
Kavramlarınızın birçoğu bence tartışmalı. "Özbenlik" ne demek örneğin. Eğer ortaya attığınız konu üzerine koca bir ideoloji inşa etmeyi gerektirecek kadar büyük olmasaydı "özbenlik" kültürdür deyip geçerdim. Ama siz bu şeyin üstüne bir ideoloji inşa edecekseniz o zaman bu "özbenlik"i sorgulamak gerekiyor. "Özbenlik" eğer türklük ise zaten bunun üstüne inşa edilmiş bir ideolojimiz var. Yok eğer "islam" ise onun üstüne inşa edilmiş bir ideolojimiz de var. Eğer ezilen sınıflar gibi birşeyse, eee, o da var: sosyalizm. Bence özbenlik kültürdür ve de onun üstüne hiçbir akım inşa edilemez. Çünkü kültürler ideolojiler için zayıf dayanaklardır, ancak belli payandalarla güçlendirilerek (milliyet, din vb.) iktidar aracı yapılmaya çalışılırlar.
Bir yazıda kurtuluş reçetesi sunmayı başarmışsınız ama kavramlar, tarihsel gelişim herşey bir yazıya sığmaz. En azından kavramsal düzeyde bazı noktaları belirtmekle yetindim şimdilik. İyi düşünmeler, iyi tartışmalar.
|