Çerkez Ethem Hain miydi ?
ÇERKEZ ETHEM HAİN MİYDİ ?
Cumhuriyet tarihinde bazı olaylar vardır ki tartışmaya oldukça açık bir durum arzetmektedir .
Bildiğiniz üzere kurulan yeni Cumhuriyetle birlikte eskiye ait ne varsa atılarak yenilenmiş ; kof ve köhne , hatta oldukça zararlı ne kadar kurumlar varsa ortadan kaldırılmıştır .
Her gelen yeni düzen nasıl ki kendisini meşru kılmak isteyip eskiyi kötülerse , kaldırılan o eski düzenden beslenenler de yeni düzene aynı oranda ve daima karşı çıkarlar .
Bu ikisi arasındaki çekişme uzun yıllar devam ettiğinden , eğer ki yeni düzen kendisini sağlam temellere oturtamamışsa , eski düzen savunucularının bu yeni düzeni daha kundağında boğması işten bile değildir .
İşte bu çerçevede düşünecek olursak , tarihi bir çok konularda da anlaşmazlık başgöstermesi ve bu konuların kasıtlı ters yüz edilmesi de kendiliğinden gelecektir .
Bugünkü yazımda , olaya dışarıdan bakanların bazen gerçeğin ne olup ne olmadığı konusunda iki arada bir derede , hakikatı da el yordamıyla aramak durumunda bırakıldığı bir konuyu , Çerkez Ethem konusunu ele alacağım .
Bildiğiniz üzere Mustafa Kemal , Erzurum ve Sıvas Kongreleri'nden sonra Ankara'ya yerleşmiş ve Milli Mücadele'yi buradan yönetmeye başlamıştır .
Padişahın kukla hükümet başkanı Damat Ferit'e göre Kurtuluş Mücadelesi'ne kalkışan insanlar bir avuç serkeş ( asi ) olup macera , mal , makam peşinde koşan kimselerdir .
İngilizlerin İstanbul'daki kukla Damat Ferit hükümetini sürekli ve ısrarla sıkıştırması sonunda Milli Mücadele'ye karşı yaklaşık 21'e yakın isyan hareketi tertiplenmiş ve Milli Mücadeleci bu yurtseverlerin yollarına adeta çakır dikenleri döşenmiştir .
Kurtuluş Savaşı'nın ilk kıvılcımları sizlerin de bildiği üzere tamamen kendiliğinden , fakat bir baş ve düzenden yoksun gerilla hareketleri ile başlamıştır , ki biz bu gerilla hareketlerine Kuvay-ı Milliye hareketi diyoruz .
Gerek Doğu ve Güneydoğu'da ( Urfa , Maraş ... ) gerekse Ege Bölgesi'nde insanlar işgale karşı önce küçük birlikler halinde direnişe başlamışlar , bu amaçla dağlara çıkmışlardır .
Ancak kendilerini çekip çevirecek , tek bir merkezden yönetecek bir baştan yoksun ve birbirlerinden de tamamen habersiz bu küçük birliklerin düşmanı uzun vadede durduramayacağı açıktır .
Bu sebeple derhal düzenli orduya geçmek o şartlarda oldukça gerekli ve aciliyet gerektiren bir durum arzetmekte idi .
Durum genel itibarıyla böyle iken diğer tarafta da kukla Damat Ferit hükümetinin Milli Mücadele üzerine sürdüğü başta Anzavur birlikleri olmak üzere Hilafet Ordusu vardır .
Gerek Hilafet Ordusu gerekse iç isyanlara imza atanlar , ülkeyi ve halkı teşkilatlandırmakla görevli subayları yakaladıkları yerde hunharca katletmekte , Milli Mücadele'yi kundağında boğabilmek için var güçleriyle çalışmaktadırlar .
Hatta bazen öyle ilerlemişlerdir ki , Mustafa Kemal ve bir avuç silah arkadaşının Ankara Kalaba'da kurduğu karargahın yakınlarına kadar ulaşabilmişlerdir .
İşte bu dönemde Mustafa Kemal , bu iç isyanların bastırılmasında bahsini ettiğim bu Kuvay-ı Milliye birliklerinden yararlanma yoluna gitmiştir . Bunlardan biri ve en önemlisi de Çerkez Ethem ve kardeşlerinin ellerindeki kuvvetlerdir .
Bu iç isyanların bastırılmasında , Anzavur'un geri çektirilmesini sağlamada Çerkez Ethem kuvvetlerinin oldukça yararı olmuştur , buna kimsenin itirazı olamaz .
İç isyanların bastırılması akabinde de Mustafa Kemal hızla hareket ederek , Ege bölgesinden İç Anadolu'ya doğru ilerleyen Yunan ordusuna karşı derhal düzenli ordu kurma hazırlıklarına girişmiştir bile .
Ancak iç isyanların bastırılmasında hayli başarılı olan ve bu sebeple nefsi de oldukça kabaran Çerkez Ethem , oldukça kibirli ve küstah diğer kardeşinin de telkinleriyle kuvvetlerini düzenli orduya teslim etmek istememiş , hatta öyle ki Mustafa Kemal'i Meclis'in kapısında asacağını bile küstahça ilan edebilmiştir .
Çerkez Ethem ve kardeşinin burunları Kaf dağında gezercesine yaptıkları bu terbiyesizlik ve başına buyruk davranışları , ayrıca pervasızca sarfettikleri bu uluorta sözler Mustafa Kemal ve İsmet ( İnönü ) Bey'in sabrını fena taşırmıştır .
Nihayetinde İsmet Bey önderliğindeki bir askeri birlik , öncesinde her türlü uyarıya ve ikna çabalarına ters karşılık veren ve artık yararlılıktan geldik geçtik , olağanüstü o şartlarda artık resmen çıban başı olan Çerkez Ethem kuvvetlerini hallaç pamuğu gibi atmış , kendini bir halt zannetmeye başlayan Çerkez Ethem ve kardeşi de ölümün soğuk nefesini enselerinde hissettiklerinden Yunan birliklerine sığınmışlardır .
Olayın özü budur ; ancak Kurtuluş Savaşı'nın bitirilip de sonrasında Devrim hareketlerine girişilmesi eski düzenden beslenenleri fevkalede rahatsız etmiş ve bu apaçık tarihi gerçekleri dahi çarpıtarak insanların kafasında şüphe uyandırmaya gayret etmişlerdir .
Onlara sorarsan , Çerkez Ethem bir hain değil , bilakis bir kahramandır .
Milli Mücadelenin ilk yıllarında iç isyanların bastırılmasında yararlılıkları oldukları doğrudur , buraya kadar zaten kimsenin itirazı yoktur .
Ancak bu durum neyi değiştirmiştir ?
Neticede Çerkez Ethem gösterdiği başarılardan fena halde şımarıp düzenli orduya geçilirken de otoritesinin elinden gideceğini düşünerek ayak dirememiş midir , yoksa Çerkez Ethem'in dağınık ve başıbozuk gerilla kuvvetleriyle mi Yunan Ordusuna karşı büyük bir zafer kazanılacaktı ?
O halde bu durumda ne yapılmalıydı ?
Hiç bir askeri ve kurmay subay bilgisine sahip olmayan Çerkez Ethem ve kardeşine '' Çerkez kardeşim ; gel , Milli Mücadele'nin başına sen geç , sen yönet '' mi denilseydi ?
Mustafa Kemal ve devrimlerle bir alıp veremediği olanlar özellikle bu konuyu sürekli kaşırlar ve bel altı vuruşlarına girişirler .
Onlara göre Mustafa Kemal ahde vefasızın teki olup Çerkez Ethem ve kardeşinin hakkını resmen yemiş ve kasıtlı dışlamıştır .
Oysa Mustafa Kemal ve silah arkadaşları Çerkez Ethem ve kardeşini öncesinde defalarca uyarmış , kendilerini kışkırtan Meclis'teki bazı kafaların dolduruşlarına gelmemeleri konusunda sürekli dikkatli olmaları çağrıları yapmışlardır .
Ama Çerkez Ethem'de o kadar ileri görüş nerede !
Hele ki kardeşi Reşit Bey'in oldukça kibirli karakter yapısı bu yeni duruma adapte olmalarına fevkalede engel teşkil etmektedir .
Sonuçta ilk başlarda iç isyanların bastırılmasında hayli etkili olan bu iki Efe , bu durumun kendilerine getirdiği avantajı suistimal etmeye kalkışmak , düzenli orduya geçişe ayak direyip çıban başı olmak ve Milli Mücadele liderlerini küçümsemeye kalkışmakla fevkalede hata etmişlerdir .
Böylesi olağanüstü şartlarda böyle yapanlara karşı ne yapılması gerekiyorsa o yapılmış , neticede tasfiye edilmişlerdir .
Oldukça açık seçik olan bu tarihi gerçeği kasıtlı bir şekilde sürekli olarak kurcalayanların iddialarına inanmak , Hilafet Ordusu'nun başındaki Anzavur adlı ''Mustafa Kemal ve Milli Mücadele düşmanı'' canavarın İngilizlere değil de Türk milletine hizmet etmek amacıyla Kuvay-ı Milliyecilerin üzerine yürüdüğünü iddia etmekle eş anlamlı olacaktır ki , bunu savunucak kesimin iyiniyetliliğine inanmak bence olsa olsa sadece safdillik olacaktır .
Aydınus
|