Ki-Adi´isimli üyeden Alıntı
Benim Tanrı tasavvurum sakat değil. Tanrı Kuran da hem diyor benim herşeye gücüm yeter, Dilesem herkezi bana inandırırım ama sonra kendisini insanlara inandırabilmek için yeminler ediyor. İşte burda bir sorun oluşuyor.
Eğer insanları kendisine inandırmaya gücü yetiyorsa neden bu gücünü kullanmıyor. Demek ki kendisine inanılması yada inanılmaması umurunda değil inanılmayada ithiyacı yok.
Madem kendisine inanılması umrunda değil ve inanilmayada ihtiyacı yok o zaman neden kendisine inanılması için yeminler ediyor.
|
Tanrı tasavvurunuzun sakatlığını anlamak için, yukardaki satırlardan daha güzel örnek mi olur ?
Allah Teala, beşeriyete dileme/ihtiyar etme hürriyeti vermiş ve zaten İnsanoğlu'nun ceza ehliyeti buradan gelmekte.
Dolayısı ile İman noktasında onu İcbar etmek imtihan sırrına hikmetine aykırı.
Cenab-ı Hak bunu yapmadım diyor ve kullarına da yapmayın diyor.
İslam'da İnanç hürriyetinin meşruiyeti ve zarureti buradan gelmekte.
Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yok bu doğru ve fakat O'nu tanımaya, İman'a biz kullarının ihtiyacı var.
Bilinmeyi murad eden Yüce Mevla bu varlık sahnesini inşaa ediyor ondan sonra da yeryüzünde halifesi olarak İnsanı görevlendiriyor.
Bu görevlendirmede İnsanı başı boş bırakmıyor, bu onun adaletine de aykırı olurdu, ayrıca "
Ey Rabbimiz, ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de biz alçak ve rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık." Taha 134 deneceğini de biliyor.
Ki-Adi´isimli üyeden Alıntı
Eğer Kuran Mükemmel kitap sa, Tanrı tarafından insanlara apaçık bir kitap olarak yollandıysa böyle ne dediğini anlamak için insanlara ihtiyaç olmamalıdır. Yada zaten Kuran ne demek istediğini apaçık anlatıyor. Sizin gibi müslümanlar tarafından kıvrılmaya çalışılıyor.
|
Kıvırmak bizim lugatimizde ve davranış kalıplarımızda bulunmaz, sana aynen idade ederim, zira şu sıra yaptığın bu olmakta.
Çünkü eğer sen,
bir metnin apaçık olması durumunun, onun her zaman o açıklıkta anlaşılmasını garanti etmiyeceği gerçeğini bile bile bunu söylüyorsan, yaptığın bu olmakta.
Yok bilmiyorsan, zaten muhatap alınmayı hak etmemektesin.
Kur'an, bütün beşeriyete ve çağlar üstü hitap eden bir kitaptır. Ona idrakin doruklarında olanda, bu açıdan nasibi az olanda, 7. yy İnsnaı da, 21. yy. İnsanı da muhatap oluyor/olacak.
Dolayısı ile kimi anlattıklarının, kimi dönemlerde, kimi İnsanlara "kapalı" gelmesi, yada tam olarak anlaşılamaması, onun Mübinliği ile çelişmez.
Ah bir jetonunuz düşseydi...