Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 28-12-2005, 16:28
Arafat Arafat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Oct 2005
Mesajlar: 149
Standart Kehf suresi 86. ayet; "Güneşin balçıkla olan ilişkisi&q

bu konuyla ilgili bir başlık vardı. ama orada konu dağıldığı için o başlığa burda cevap vermek istedim.

herkes bu sureden yola çıkarak kuranın dünyanın yuvarlak olduğunu bilmeyenler tarafından uydurulduğu için ayetin saçmalığını öne sürüyor. hatta o devirdeki insanların güneşin hakikatende denize battığını sandıklarını söylüyorlar. tabiki bunların hepsi bir art niyet ve ön yargı.

en iyi meal olarak kabul edilen elmalılı hamdi'nin mealinden yola çıkalım. elmalının mealinin en iyi meal olarak kabul edilmesi ise kelimelerin orjinalliğini bozmamasındandır.

ayetin iniş sebebi rahatlıkla anlaşılıyor. birileri efendimiz'e soru sormuşlar. Allah'da efendimize zülkarneyn hakkında bunları izah etmesini söylemiştir.

kehf(83) Bir de sana Zülkarneynden suâl ediyorlar, de ki size ondan bir yadigâr okuyacağım
kehf(84) Biz onun için Arzda bir müknet hazırladık ve ona her şeyden bir sebeb verdik
kehf(85) Derken bir sebebi ta'kıb etti

kehf/86 :"Hatta iza belağa mağribeş şemsi vecedeha tağrubü fi aynin hamietiv ve vecede indeha kavma kulna yazel karneyni imma en tüazzibe ve imma en tettehize fihim husna"

kehf/86 :"Tâ gün batıya vardığı vakit onu balçıkla bir gözde gurub ediyor buldu, bir de bunun yanında bir kavim buldu, dedik ki: ey Zülkarneyn! ya ta'zib edersin veya haklarında bir güzellik ittihaz eylersin"

elmalılı yorum: Nihayet güneşin battığı yere ulaştı. Yerleşmiş olduğu yerin gün batı tarafından ta sonuna kadar vardı. Tefsir bilginlerinin de yaptıkları açıklamaya göre, Okyanus denilen Atlas Okyanusunun batı kenarına ulaştı. Bu Okyanus denizinde "Halidat" ismi verilen adaların bir zamanlar uzunluk (boylam) başlangıcı olarak kabul edildiklerini kaydediyorlar. Bununla birlikte biz bugün bu Halidat adalarının ne olduğunu tayin edemiyoruz. Özetle uzak batıya vardığı vakit güneşi (sanki) siyah bir çamura batıyor buldu. Veya "hâmiye" kırâetine göre, kızgın bir pınar içinde batıyor buldu. Tefsir bilginleri buradaki aynı, su pınarı; hamieyi balçıklı; hâmiye'yi de kızgın mânâsına tefsir etmişlerdir ki, güneşi balçıklı veya kızgın bir pınar içinde batıyor buldu demek olur. Bu şekilde bu su pınarından maksat, okyanus ve özellikle denizin ufuktaki batış noktasıdır. Batıya varıncaya kadar geçtiği memleketlerde birtakım saltanatların batışını görerek giden Zülkarneyn, uzak batıda geçtiği yolda önüne çıkan Okyanus kenarında güneşin batışını seyretmek için ufka baktığı zaman Allah mülkünün genişliği ve yüceliği içinde o koca okyanus etrafı gök ile çevrilmiş bir kuyu havzası gibi sınırlı bir su kaynağı manzarasını alıyor. Fakat içilebilecek parlak ve duru bir kaynak gibi değil, kara balçıkla bulanmış, dibi görünmez karanlık bir kuyu gibi görünüyor ve güneş bunun ufkunda batarken zayıflamaya başlayan parıltısı, allı morlu yansımalarıyla puslar içinde çalkalanarak karanlık bir batağa batıyor da, battığı nokta balçıklı bir göz gibi bulanıp kararırken aynı zamanda renk ve buharıyla kaynayan kızgın bir köz halinde bulunuyor. Demek Zülkarneyn'in vicdanında güneş batışının bıraktığı intiba bu olmuştur ki, bu müşahedenin en ibret verici mânâsı, en son bir sınırda duracağı kesin olan dünya ululuğunun sınırlı olduğunu anlamaktır.

“güneşin batması” ile, “bir şeyin suda batması” türkçede aynı kelimedir. arapçada ise farklı kelimelerdir.
Güneşin batması “Garebe” fiiliyle ifade edilir. bu kelimenin kökünden türeyen kelimelerin bazıları türkçedede kullanılır. Örneğin "garb", "mağrib" aynı kökten türemiş kelimelerdir.

mağrib: Batı taraf, batıda bir yer. Garb. Güneşin battığı cihet. Akşam vakti. Afrikanın şimâl tarafı. Türkiye'ye nisbetle
garbda bulunan Fas, Tunus, Cezayir ve İspanya tarafı.

Bir şeyin suda batması ise "gareke" fiilidir. "Gareke" fiilide türkçeye geçmiştir.
örneğin: (Suya "gark" oldu) cümelsindede bu kelime kullanılmıştır. kuran-ı kerimde de birşeyin suda batması tarif edilrken bu kelime kullanılır. aşağıdaki ayette de göreceksiniz.

kehf/71: "Bunun üzerine ikisi bir gittiler, nihayet gemiye bindiklerinde tuttu gemiyi yaraladı, â, dedi: ehalisini gark etmek için mi yaralandın onu? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın"

güneşin batışı ile birşeyin suda batmasının arapçada farklı kelimeler olduğunu idrak ettiğinizi umuyorum.

nitekim bütün dünyanın hâla kullandığı bir tabir var. dünyayı doğu ve batı olarak ikiye ayırmak. pkei nedne dünyayı doğu ve batı olarak ikiye ayırıyoruz. bir şeyin mevkisini tarif ederken daha iyi anlaşılsın diye.
uzka doğu ülkeleri derken, bu ülkelerin doğunun en uzağında olduğunumu anlıyoruz. ama dünya düzmüş gibi , en doğu ve ve en batı varmış gibi konuşuyoruz.

Yüce yaratıcıda tıpkı bizim gibi konuşmuşdur. herşeyi bildiği halde 1400 sene önceki insanların idrak edebileceği bir şekilde anlatmıştır. ve bu anlatım zülkarneyn'nin görüş itibari iledir. allah bunları kendisi gördüğünü iddia etmiyor. kehf suresinde zulkarneny ile ilgili bütün ayetleri okuyunca anlatım tarzının nasıl olduğunu anlayabilrisiniz.

saygılarımla.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:47 .